Aydınlar, Perinçek'e Destek İçin İsviçre'ye Gitti

Aydınlar, Perinçek'e Destek İçin İsviçre'ye Gitti

KKTC Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Başkanlığında, Aralarında Rektör, Emekli General, Siyasetçi ve Gazetecilerin de Bulunduğu 160 Aydın, 'Ermeni Soykırımı Yoktur' Dediği İçin Lozan'da Yargılanan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e Destek Vermek Üzere İsviçre'ye Gitti.

Aydınlar, Perinçek'e Destek İçin İsviçre'ye Gitti

KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başkanlığında, aralarında rektör, emekli general, siyasetçi ve gazetecilerin de bulunduğu 160 aydın, 'Ermeni soykırımı yoktur' dediği için Lozan'da yargılanan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e destek vermek üzere İsviçre'ye gitti.

Hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konuk Evi'nde bir basın toplantısı düzenleyen KKTC eski Cumhurbaşkanı Denktaş, Ermeni soykırımı iddiasını maksatlı bir girişim olarak nitelendirerek, "Kıbrıs'ta biz bunun tecrübesini yaşadık. Bugün 40 yaşında olan Rumlar, 1963-1974 yıllarında Türkler'e yapılanları bilmiyorlardı. Çünkü kendileri 'her şey 1974'te Türk Ordusu'nun gelmesiyle başladı, o güne kadar her şey çok güzeldi, barbar Türkler geldi bakınız memlekete ne yaptı' propagandası ile büyütülmüşlerdir" dedi. "Eğer Türkiye'de iddia edildiği gibi bir soykırım olsaydı İstanbul'da ve İzmir'de tek bir Ermeni yaşamış olamazdı" diyen Denktaş, "Binlerce Ermeni kardeşimiz hiçbir ayrım gözetmeksizin gayet iyi şartlarda burada yaşamaktadır. Ermenistan'dan işçiler gelmektedir ve burada hayatlarını kazanmaktadırlar. Dolayısıyla Türkiye ile dostluk, Türkiye'nin Ermenistan ile dostluğu her iki taraf için gereklidir. Ama yalan üzerine, iftira üzerine dostluk olmaz. Ama Ermenistan'ın Hocalı katliamını daha geçenlerde İstanbul'da anmış bulunuyoruz. Azerbaycan'ın yüzde 20-25 toprağı işgal altındadır ve bu devam ediyor. Ermeristan kendi defterini düzeltmeli ve Türkiye'nin davetine icabet ederek karşılıklı arşivleri açma yönüne gitmelidir diye düşünüyoruz" diye konuştu.

Denktaş, Ermenistan'ın sadece dostluk açısından değil ekonomik açıdan da Türkiye'ye ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

"Biz Cenevre'ye sayın Perinçek'in davasına destek için gidiyoruz. Düşmanlık için gitmiyoruz. Dostluğun temelini atabilir miyiz diye gidiyoruz. Bunun da gereği, gerçeklere davettir. Arşivlerin karşılıklı incelenmesini yeniden gündeme getirmektir. Dost olabilmek için iftiradan vazgeçilmesi üzerinde durmaktır. Ümit ederiz ki, İsviçre'de de kantonlar, hükümetler şunca yıldır propaganda ile yürütülmüş olan bir iftira kampanyasının dünya barışı için gerekli olmadığı kanısına varırlar."

Denktaş, bugün bir gazetede yer alan bir rum çocuğunun tedavi için gönderildiği Türkiye'de kaybolduğu yönündeki iddiayı da yalanlayarak, "Barış harekatından sonra her iki tarafın da üzerinde durduğu kayıplar konuşuluyordu. Klarides bana gelerek o çocuğun durumunu iletti. Bunun askeri hastaneye götürüldüğünü bildiklerini, ondan sonra ne olduğunu bilmediklerini söyledi. Benim yaptığım ilk araştırmada, alt seviyede bir asker çocuğun hastaneye geldiğini teyit etti. Ben de sevindim ve o sevinçle Klarides'e 'Aman güzel haberimiz var, bu çocuk hastanedeymiş' dedim. Ama resmi olarak araştırdığımızda çocuğun ölmüş olduğunu ve bunun annesine duyurulduğunu söylediler. Her anne, evladının cesedini görmeden bir ümit içerisinde yaşar. O hanım benimle de temas etti daha sonra. Anlıyorum acısını. Anlıyorum ümitsiz beklentisini. Ama dedikleri gibi 'çocuk oradan Ankara'ya gönderildi, bir doktor tarafından evlatlık edinildi ve hatta telefona çıktı, telefondan annesi ile konuştu' gibi söylentiler tamamen Türkiye aleyhine bir propaganda yürütmek için yapılan oyunlardır diye düşünüyorum. Herhalde Kıbrıs'tan birileri sırf anneyi tahrik etmek için ve bu hikayenin devamını sağlamak için bu oyunu kadına oynamıştır. Onun için bu çocuk hikayesinin de şimdi birdenbire ortaya çıkmasının nedeni, dediğim gibi kuyularda Türkler'in kemikleri bulunmuştur. Onu dengelemek için şimdi bu çocuk meselesini yeniden canlandırmışlardır" diye konuştu. Denktaş, "Klerides aileyi teskin etmek için 'Ankara'ya tedaviye gitti' demiş olabilir. Ben kendisine bunu söyleyemezdim. Evvela sivil yaralılar uluslararası Kızıl Haç kanalı ile Türkiye'ye sevk edilirdi. Bu çocuk Ankara'ya sevk edilmiş olsaydı muhakkak sevk listesinde olacaktı o da yoktur" dedi.

Öte yandan, Dış Hatlar Terminali'ni kullanarak uçağa giden 160 kişilik grup adına açıklama yapan İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel de, "Haklıyız kazanacağız. 2 gün boyunca orada basın açıklamaları yapacağız" dedi.

(ÖFA-AS-OK-Y)