Aydın: Karayılan'ın, Erdal'ın Bildiği Süreci Genelkurmay Başkanı Bilmiyor

Aydın: Karayılan'ın, Erdal'ın Bildiği Süreci Genelkurmay Başkanı Bilmiyor

İzmir’de devam eden ve kumpas olduğu mahkemede ortaya çıkan kupür davasının sanıklarından eski İzmir İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Taner Aydın, çözüm sürecinin Murat Karayılan ve Bohaz Erdal’ın bildiği ancak Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı’nın bilmediği bir süreç olduğunu söyledi.

Aydın: Karayılan'ın, Erdal'ın Bildiği Süreci Genelkurmay Başkanı Bilmiyor

İzmir’de devam eden ve kumpas olduğu mahkemede ortaya çıkan kupür davasının sanıklarından eski İzmir İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Taner Aydın, çözüm sürecinin Murat Karayılan ve Bohaz Erdal’ın bildiği ancak Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı’nın bilmediği bir süreç olduğunu söyledi. Deneyimli istihbarat polisi Aydın, Güneydoğu’da yaşayan vatandaşların devletin kendilerini PKK’ya bıraktığı düşüncesinde olduğuna da dikkat çekti. Aydın, teşkilatta kimlerin görevden alınacağıyla ilgili listelerin çok önceden yapıldığını belirtti.

Samanyolu Haber’de Özel Gündem’e misafir olan deneyimli polis müdürü Taner Aydın, mahkemede kumpas olduğu ortaya çıkan kupür davası ve gündeme ilişkin soruları cevapladı. İstihbarat Daire Başkanlığı’na ait özel evrakların Star Gazetesi’nde yayımlandığını, bu suç olmasına rağmen kimsenin araştırmaya bile gerek göstermediğini belirtti. Önleme dinlemelerinin, toplumun canı yanmadan bir şeyleri engelleme faaliyeti olduğunu kaydeden Aydın, “Yaptığımız dinlemeleri illegal yapmışız gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Mahkeme kararı olmadan yapılmış tek bir dinleme yok.” dedi. Dinlemedikleri kişileri de dinlemiş gibi gösterilmeye çalışıldıklarına dikkat çeken Aydın, birlikte görev yaptıkları memurların avukatsız ifade vermeye zorlandığını anlattı. Kendisiyle aynı konumda olan bir polisin, savcıyla toplantı yaparak kimlerin gözaltına alınacağını kararlaştırdığını ileri süren Aydın, gözaltında ve savcılık sorgularında örgütle suçlanmalarına rağmen hiçbir şekilde örgütle ilgili soru sorulmadığına, hattâ emniyette ifade vermemesine rağmen savcının bundan habersiz şekilde, "Emniyetteki ifadeni kabul ediyor musun?" şeklinde sorusuyla karşılaştığını söyledi.

İstanbul ve Hakkari’nin ardından İzmir’e tayin olduğunu, 7 Ocak günü liman ve yolsuzluk operasyonu yapıldığı günün öğle saatlerinde görevden alınarak müdüriyet emrine verildiğini ifade eden Aydın, “İki ay burada bekledik. Kimsenin arayıp, 'Ne iş yaparsın? Var mısın yok musun?' demediği bir yerdi. Daha sonra polis okuluna tayin olduk öğretmen olarak. Bir ay polis okulunda öğretmenlik yaptım. Daha sonra idari bir soruşturmadan dolayı açığa alındım. Operasyona kadar açıkta kaldık, operasyon oldu tutuklandık, 38 gün sonra serbest kaldım. Daha sonra da meslekten ihraç edildim. Şimdi hukuki süreçleri takip ediyoruz.” dedi. Emniyet teşkilatı içindeki binlerce meslektaşının son bir yıl içinde kısa süreli aralıklarla başka yerlere tayin edildiğini kaydeden Aydın, bu sürecin fişleme mantığı içinde, kimsenin kimseden emin olmadığı bir ortamda devam ettiğini belirtti.

'BELLİ YERLERLE LİSTELER YAPILMIŞ'

Liman operasyonun ardından başlarına nelerin gelip gelmeyeceği hakkında fikir sahibi olup olmadıkları sorusuna Aydın, “Normalde emniyet teşkilatında hemen hemen her olayın hangi boyutlara gelebileceği, başımıza neler gelebileceğini az çok herkes tahmin eder. 17 Aralık’tan sonra İzmir’de bu operasyonla hiç alakası olmayan bizim şube müdürümüz, KOM’dan sorumlu bazı müdürler görevden alındı. Bunların 17 Aralık’la bir ilgisi yoktu. Bunun devamında bizde oluşan kanaat, belli yerlerde belli listeler yapılmış ve kimlerin görevden alınacağı belirlenmiş olması yönündeydi.” dedi. Sürecin Başbakanlık koruma ekibinin değişimiyle beraber başladığına dikkat çeken Aydın, aynı dönemde İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak’ın da görevden alınarak yerine başka bir müdürün getirildiğini ifade etti. Emniyette yapılan bütün tayinlerin başlangıcının bu tarih olduğunu, İstihbarat Daire Başkanlığı’na atama olmasından sonra şubelerde değişiklikler yapıldığını vurgulayan Taner Aydın, “Sonradan belli listeler yapıldığını duymaya başladık. Bir arkadaş getirdi, ben bizzat listeleri gördüm. İzmir’de kimlerin KOM’dan alınacağı, mali şubeden, organizeden, narkotikten kimlerin alınacağı, kimlerin getirileceği hazırlanmıştı. Bu 30’a yakın ilde liste hazır şekilde bekliyordu. Bunu zaten yapacaklardı. 17 Aralık sabahı kalktılar, yolsuzluk operasyonu olmuş, bunu fırsat bilerek 30 ilde hepsini birden değiştirdiler. 18 Aralık’ta birçok ilde KOM müdürleri değiştirilmiş oldu.”

'EMNİYET TEŞKİLATININ KİMYASI BOZULDU'

Emniyet teşkilatında bir anda binlerce insanın görev yerinin değiştirilemeyeceğinin, bunun için önceden bir fikir sahibi olunması gerektiğinin altını çizen Taner Aydın, “Ceza Kanunu’nda ayrımcılık suçu var, burada açıkça ayrımcılık suçu işlenmiş oluyor. Bir liste yapılıyor, listeyi yapanlar kendilerine göre insanları kategorize ediyorlar, 'bizden olan, olmayan' gibi. Burada mesleki kıstaslar gözönüne alınmıyor. Yapılan, ‘Biz kendi kafamızdan bir şeyler yapmak istiyoruz. Bize ayak uyduracak adamlar bizdendir, bizim verdiğimiz talimatı yerine getirmeyenler bizden değildir.’ mantığıyla fişleme yapıldı. Bu fişlemede birçok insan mağdur edildi. Kamuoyunda belki ‘falancalar’ alındı diye biliniyor ama sosyal demokratı da başka meşrepte olan insanlar da alındı. Görevini çok iyi yapan, o ima edilen yerlerle hiç alakası olmayan birçok insan da görevden alındı, sürgüne tâbi tutuldu. Burada emniyet teşkilatının kimyası bozuldu.” şeklinde konuştu.

Emniyet teşkilatının kendi içinde bir de sokağa yansıyan psikolojisinin olduğunu anlatan Aydın, yaşananların ardından sokaktaki polisin psikolojik olarak zayıf görüntüsü oluştuğunu vurguladı. Aydın, pişman olup olmadığı sorusuna ise, “Milletin hakkını korumak için asla pişmanlık duymadık. Milletin bize verdiği emanet budur.” karşılığını verdi.

Kaynak: CİHAN