Avrupalılar Filmimi Gerçekçi ve Masalsı Buluyor"

Avrupalılar Filmimi Gerçekçi ve Masalsı Buluyor"

"Kalandar Soğuğu" filmiyle dikkatleri üzerine çeken yönetmen Mustafa Kara, Tokyo Film Festivali, Antalya Altın Portakal Film Festivali ve Premiere Plans D'angers Festivali'nde aldığı ödüllerle yoluna devam ediyor.

Avrupalılar Filmimi Gerçekçi ve Masalsı Buluyor

KAAN BURAK ŞEN - "Kalandar Soğuğu" filmiyle dikkatleri üzerine çeken yönetmen Mustafa Kara, Tokyo Film Festivali, Antalya Altın Portakal Film Festivali ve Premiere Plans D'angers Festivali'nde aldığı ödüllerle yoluna devam ediyor.

Yönetmen Mustafa Kara, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Kalandar Soğuğu' filminin ilk tohumlarının 2010 yılında yılında atıldığını belirterek, filmi çocukluğunun geçtiği köyde tanıdığı maden arayan bir kişiden ilhamla yaptığını söyledi.

Filmine konu olan kişinin hala yaşadığını ifade eden Kara, şu bilgileri verdi:

"Şimdilerde 80 yaşında olan bu adam bana biraz tuhaf, gizemli gelirdi. Dağlara gidiyor, kayboluyor, gelmiyor. Ben de orta ikiye geçtiğim yaz o maden işletmesinde vakit geçirmiştim. O atmosferin, mekanın bende bir hatırası vardı ve oralara dair bir film yapma düşüncesi beni hep tırmalıyordu."

Kara, ilk olarak Tokyo Film Festivali'ne sunduğu filmin seçilmesi üzerine dünya prömiyerini Tokyo'da yaptığını aktararak, festivalde "En İyi Yönetmen", "En İyi Film Ödülü" aldığını dile getirdi.

Filmin Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden bu sene 4 ödül aldığını hatırlatan Kara, son aldığı ödül hakkında şu açıklamada bulundu:

"Prömiyere Plans D'angers, Fransa'nın Cannes'dan sonraki en önemli, en büyük festivali. Avrupa film festivali gibi değerlendiriliyor, ilk veya iki film çekmiş yönetmenleri alıyor sadece. Biraz keşif festivali. Avrupa'nın yeni yönetmenlerini, yeni filmlerini fark eden bir festival. Bir tür başka yerlere taşıma işine yarayan, başka büyük festivallerin gelip seçki yaptığı yer. Bizden daha önce Nuri Bilge Ceylan'ın 'Kasaba' ve 'Mayıs Sıkıntısı' ile, Zeki Demirkubuzun'un 'Masumiyet' filmi, Seren Yüce'nin 'Çoğunluk', Aslı Özge'nin 'Köprüdekiler', Özcan Alper'in 'Sonbahar' gibi filmlerinin yarıştığı bir festival. Biz de orada yarıştık ve 'Jüri özel Ödülü aldık."

"Mayıs Sıkıntısı'ndan sonra ödül alan tek film"

Premiere Plans D'angers Festivali'nde 'Kalandar Soğuğu' filminin büyük ilgi gördüğünü belirten Kara, "Nuri Bilge Ceylan'ın Mayıs Sıkıntısı'ndan 15 yıl sonra ödül alan tek filmimiz bu oldu. Önemli gazetelerde yazılar çıktı film hakkında. Hatta bir gazetede filmin bir sanat ürünü olduğuna dair yazı yazıldı. Şu an Fransa'nın önemli büyük dağıtımcıları, prodüksiyonları filmle ilgileniyorlar. Benimle bir ortak yapım niyetinde olanlar var. Fransa'da gösterime sokmak ve dağıtmak isteyenler var. Jüri başkanı ödülü verirken 'Öyle bir film izledik ki bizi çok sarstı etkiledi. Hala gözümü kapattığımda filmin birçok sahnesi gözümün önüne geliyor. Bu kadar gerçekçi ve masalsı bir filmle bizi karşılaştırdığın için sana çok teşekkür ediyoruz. Bize böyle bir hayatı gösterdiğin için sana minnet duyuyoruz' dedi" ifadelerini kullandı.

Madencinin yanı sıra Artvin'deki boğa güreşlerini de filmin hikayesine dahil ettiğini aktaran Kara, "Taşra insanında, karikatürize edilenin ötesinde perdenin arka tarafını görmeye çalıştım" dedi.

Kara, filmin ilk olarak 2010 yılında İstanbul Film Festivali "Köprüde Buluşmalar Öykü Atölyesi"nde 10 öykü arasından seçildiğini belirtti.

"Kalandar Soğuğu"nun Macaristan ortak yapımı olduğuna ve Eurimages desteği olduğunu anlatan Kara, "Eurimages, maddi desteğin yanı sıra senaryonuz bağımsız ve özgün bir kurum tarafından tescillenmiş, beğenilmiş anlamına da geliyor. O süreçte bizim proje de beğenildi ve TRT ortak yapıma dahil oldu"ifadelerini kullandı.

Filmin çekimine 2013 yılında başlandığını vurgulayan Kara, çekim sürecini şöyle anlattı:

"Filmdeki öykünün, doğa insan ilişkisine dair olmasından dolayı dört mevsimde de çekimler yapıldı. Bunu anlatırken doğayı, hayvanı bir arka plan ya da bir figür olarak kullanmıyoruz. Hikayenin içinde anlamlı bir yer oluşturmaya çalışıyoruz. O yüzden mevsimsel bir döngüyü de oluşturmak adına, 4 mevsimde geçen bir yapım. Öykü zor. Film 2-3 bin rakım arasındaki mekanlarda geçiyor."

"Sinema sette çok güldük, eğlendik gibi bir şey değil"

Kara, filmde belgesele varan bir gerçeklik duygusunun hakim olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:

"O aradığımız gerçekliği yakalayamasaydık öykü yıkılacaktı. Mesela, 'Mehmet' karakteri için 40- 50 yaş arası neredeyse 60 kişi ile görüştük. Fakat bir türlü emin olamıyordum. Dağ başında yalnız, doğanın, ormanın, o bir tür ilkel yaşantının içinde doğayla bütünleşmiş bir adam bulmalıydım. Çünkü sinema öyle anlatıldığı gibi sette çok güldük, eğlendik gibi bir şey değil. Sinema zor bir sanat ve zanaat da. Her anı ile emek, alın teri, sabır isteyen bir şey. Salt yaratıcılık değil, bir o kadar da işçilik istiyor. Bunu sadece oyuncu anlamında söylemiyorum. Teknik ekip, yoldaşınız, arkadaşınız da buna dahil."

Film sırasında Karadeniz'den İran'a kadar birçok köy gezdiğini paylaşan Kara, "Ekipte 'Ya dağın başında ne yapıyoruz' kuşkuculuğu görüyordum. Çünkü yüksek dağlarda, yaylalarda, yoğun sisin arasında, metrelerce karda çekimler yaptık. Uzun, zorlu, meşakkatli bir iki yıl sonunda her mevsim bir buçuk, iki ay çalışarak filmi tamamladık" dedi.

Kara, birçok ödül alan filmine Japonya'dan da ilgi olduğunu, yakın tarihte Japonya'da hem sinemada, hem televizyonda gösterime gireceğini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA