Avrupa'ya Göç 46. Yılını Doldurdu

Avrupa'ya Göç 46. Yılını Doldurdu

1961 Yılında Türkiye ve Almanya Arasında İmzalanan İş Gücü Alım Antlaşması ile Başlayan Göç 46 Yılı Arkasında Bıraktı.

Avrupa'ya Göç  46. Yılını Doldurdu

Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türkler yaşadıkları ülkelere katkılarıyla vazgeçilmez olma özelliklerini sürdürüyor. 1961 yılında Türkiye ve Almanya arasında imzalanan iş gücü alım antlaşması ile başlayan göç 46 yılı arkasında bıraktı.

31 Ekim 1961'de Almanya ile Türkiye arasında imzalanan iş gücü alım antlaşması ile başlayan Türk dış göçü, 46. yılını geride bırakıyor. Savaş sonrasında hızlı bir büyüme kaydeden Avrupa sanayilerinin artan ihtiyaçları çerçevesinde başlayan göç aradan geçen süre zarfında yaşanan değişimle bugün kalıcılığa dönüşmüş bulunuyor. Göç yoluyla Avrupa'ya gelen nüfus, yeni nesiller ve aile birleşimleri ile 4,2 milyona erişirken bu nüfusun 2,7 milyonu Almanya'da yaşıyor.

Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı Direktörü Prof.Dr. Faruk Şen, Avrupa'da yaşayan Türk nüfusunun Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan'da yaşayan Türk azınlıklar da hesaba katıldığında 5,2 milyona ulaşan önemli bir siyasi ve ekonomik güç anlamına geldiğini söyledi. Prof.Dr. Faruk Şen, Türklerin mevcut durumda sekiz AB ülkesi (Estonya, İrlanda, Kıbrıs Rum Kesimi, Letonya, Litvanya, Luksemburg, Malta, Slovenya)'dan daha fazla bir nüfusa sahip olduğunu anlattı.

Türk kökenliler, AB'deki en büyük ulusal göçmen grubunu oluştururken 4,2 milyonluk Türk göçmen nüfusunun yüzde 42,1'i yaşadığı ülkenin vatandaşlığına geçmiş bulunuyor.

Türkiye Araştırmalar Merkezi Uygulamalı Projeler Bölümü Başkanı Yunus Ulusoy, 1,8 milyon kişiye takabül eden bu rakamın Güney Kıbrıs, Malta ve Lüksemburg'un nüfusları toplamına eşit olduğunu belirtti.

TÜRKLER EKONOMİK GÜÇ OLDU

Türk göçmenler yaşadıkları ülkelere yalnız demografik açıdan değil ekonomik güçleri ile de damgalarını vuruyor.

TAM'ın araştırmaları Almanya'daki Türk hanelerinin aylık ortalama net gelirinin 2.130 euro seviyesinde olduğunu ortaya koyuyor. Bu gelirin 1.800 euro'luk bölümü ise tüketim harcamaları için kullanılıyor.

Tasarrufa dönük bir yaşam biçimini benimsemiş ilk kuşağın ekonomik davranış biçiminden farklı olarak yenilenen nesiller ile tüketim harcamalarının daha da arttığını belirten Faruk Şen, "Rakamlar Avrupa genelinde 4,2 milyonluk nüfusa uygulandığında toplam 22,7 milyar euro yıllık tüketim harcaması değerine ulaşılıyor. Bu Avrupa ekonomileri için dikkate değer bir rakam" diye konuştu.

AB genelinde sayıları 100 bin sınırını aşan Türk kökenli göçmen girişimcilerin de üretim ve istihdam alanında ekonomiye katkılarının gözardı edilmemesi gerektiğini anlatan Şen, sözlerine şöyle devam etti: "Son 20 yıl içerisinde Türk girişimciler sayısal olduğu kadar niteliksel bir gelişim de gösterdi. Küçük büfeler restaurantlara, dönerciler büyük imalathanelere, uçak bileti satıcıları hizmet içerimi geniş seyahat acentelerine dönüşmüş bulunuyor."

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ

Avrupa'yı kendilerine yurt tutan Türkler bulundukları ülkelerde kültür-sanattan ekonomiye, siyasetten bilime kadar pek çok sahada başarılı isimleri aralarından çıkarırken, yıllardır kronikleşmiş pek çok sorun hala çözülmeyi bekliyor.

Bu konuda temel sorun alanı olarak eğitim sorununun aciliyet arz eden sorunlar arasında ilk sırada geldiğini anlatan Şen, pek çok gencin farklı nedenlerle iyi bir eğitim fırsatı yakalayamadığını bu nedenle perspektiften yoksun kaldıklarını söyledi.

Türkiye Araştırmalar Merkezi Meslek Eğitimi Projesi APIM sorumlusu Turan Küçük de, son 10 yıllık süre zarfında Almanya genelinde meslek eğitimi alanların oranında yalnız yüzde 3 dolayında bir düşüş yaşanırken, bu oranın Türkler arasında yüzde 50'lere vardığını söyledi. Turan Küçük, bu konuda gücü yeten herkesin elinden geleni yapması gerektiğini ifade etti.

AVRUPA'DA İSLAM KORKUSU

11 Eylül'ün tesirleri, yalnız saldırılarla sarsılan ABD veya saldırılar sonrası hedef haline gelen İslam dünyasında değil çoğunluğu göçmen kökenli 15 milyon civarında müslümanı sınırları içerisinde bulunduran Avrupa'da da yaşanıyor. Türkiye Araştırmalar Merkezi Vakfı'nın bir araştırmasının sonuçları durumun vehametini ortaya koyuyor. Buna göre Almanların yüzde 47'si İslam kültürünün Avrupa'ya uymadığını düşünürken, kültürel farklılıkların iki toplumu çatışmaya götüreceğini düşünenlerin oranı yüzde 58.

Kültürler arası çatışmanın kaçınılmazlığına inananlar ise yüzde 40 seviyesinde. İslam'a karşı yeniden şekillenen zihinsel haritanın engebelerinin kolay aşılabilir olmadığını ifade Şen, tüm diyalog kapılarının açık tutulması gerektiğini söyledi.

(AT-HO-Y)

Kaynak: İHA