Atso 2007 Yılı Vergi Ödül Töreni

Atso 2007 Yılı Vergi Ödül Töreni

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın (Atso) 2007 Yılı Vergi Ödül Töreni Yapıldı. Törene CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de Katıldı.

Atso 2007 Yılı Vergi Ödül Töreni

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ATSO) 2007 Yılı Vergi Ödül Töreni yapıldı. Törene CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de katıldı.

Talya Otel'de düzenlenen törene CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Törende 2006 yılı gelir vergisi, kurumlar vergisi, temsilcilikler gelir ve kurumlar vergisi birincileri ile 2006 yılı döviz kazandırıcı hizmetler kategorisindeki başarılı işadamı ve şirketlere ödül verildi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kemal Özgen, törenin açılış bölümünde yaptığı konuşmada, geleneksel olarak gerçekleştirdikleri ödül

törenlerinin bir formalite değil, Antalya'nın bir geleneği haline dönüştüğünü söyledi. Bir yılı daha geride bırakırken işadamları olarak kendileri için kolay bir yıl olmadığını belirten ATSO Başkanı Özgen, "Ülkemiz 2007 yılının bir kısmını seçim süreci ile geçirdi. Son aylarda ise bölücü terör yüreklerimizi yaktı, tahammül edemediğimiz bir noktaya geldi. Şu anda binlerce askerimiz dağlardadır. Ümit ediyoruz ki, artık terörle mücadelede kesin bir sonuç alınacaktır. Terör örgütüne içerde ve dışarıda

verilen desteğin kesilmesi de zorunludur" dedi. "Sayın Cemil Çiçek, güzel bir söz söyledi, 'PKK, Avrupa'nın babasız çocuğudur' dedi. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Avrupa'da terör örgütüne desteğin devam etmesini artık kabul edemiyoruz" diye devam eden ATSO Başkanı Kemal Özgen, "Son örnek Fransa'nın tutumudur. Fransa Kaddafi'ye Paris'te çadır kurdururken, Türkiye'nin AB müzakerelerini engellemeye çalışıyor, teröristlere ev sahipliği yapıyorlar. Deniyor ki, 'Kaddafi'den ihale alıyorlar'. Oysa ülkemizin de

Fransa'dan bir yıllık ithalatı 7.5 milyar dolardır. Bu tür hasmane politikalara karşı kararlı politikalara ihtiyaç vardır. Biz içerde ve dışarıda bölücü terör örgütüne desteği kesemiyorsak, bir sorun var demektir. Bu konuda artık içerde ve dışarıda her tedbir alınmalıdır" ifadelerini kullandı.

"TERÖR GÜNDEMİ EKONOMİDE REFORMLARIN GECİKMESİNE YOL AÇTI"

2007 yılında ekonomide bekledikleri gelişmeyi göremediklerini söyleyen Başkan Özgen, "Genel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimleri, hükümet kurulması ve terör gündemi, ekonomide reformların gecikmesine yol açtı. Enflasyondan sonra düşük büyüme, büyümeden sonra cari açık moral bozdu. Olumsuz rakamları bekliyorduk. Çünkü piyasada son dönemde sorun yaşıyoruz. Fakat rakamlar beklediğimizden de kötü geldi. Şimdi bu nezle, gribe dönüşmeden önlem alınmalıdır. Bu düşük kur devam edecekse, maliyetlerimiz

indirilmelidir. Bunun için gerekli mikro reformlar bellidir. Biz bir süredir bir uyarıda bulunuyoruz. Diyoruz ki, 'büyüme yüzde 5'e doğru indiğinde KOBİ'ler sorun yaşıyor'. Çünkü iç pazarın daralması büyükleri az, ama KOBİ'leri çok vuruyor. Bu nedenle mutlaka yeni tedbirler alınmalı, ekonomide son 5-6 yılda elde edilen kazanımlar kaybedilmemelidir. Devletin yeni kaynaklar oluşturmaya, aratmaya ve tasarrufa ihtiyacı var. Artık bu kaynak kayıt dışından temin edilmelidir. Eğer kayda girmenin maliyeti

azaltılırsa, bundan hem devlet kazanacaktır hem de biz kazanacağız. Bu sürece bizler de etik sözleşmelerle katkıda bulunmaya hazırız. Kamu kesiminde tasarruf, halen bir sorundur. Bu iş ödenek kısmakla sağlanamaz. Bürokratik anlayış değişmelidir" şeklinde konuştu.

Dünya rekabet gücü sıralamasında Türk özel sektörünün otuzuncu sırada, kamu yönetiminin ise 60'larda olduğunu hatırlatan Özgen, şöyle devam etti:

"Biz ileride koşuyoruz, elimizi geriye uzatıyoruz, kamu yönetimi, bürokrasi geride. Onu beklerken yarışı kaybediyoruz. Hükümetin 2B gibi yeni kaynaklar oluşturmasını bekliyoruz. 2003 yılında lojmanların, sosyal tesislerin satışı gündeme gelmişti. Sosyal tesislerin adı eğitim tesisi oldu ve kaldı. Artık lojmanlardan, sosyal tesislerden vazgeçilmelidir. Bunlar vatandaşa karşı haksızlıktır. Devletin kendi içinde de haksızlıktır."

"ORTAKLIKLARI GELİŞTİRMELİYİZ"

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise, Ankara'da düzenlenen vergi törenlerinde her yıl kendisinin de ödül aldığı nıifade ederek, "Ben ödül alırken hep iki şeyi düşünürüm. Herkes vergisini tam olarak ödüyor mu? İkincisi de toplanan vergiler nerede harcanıyor? Alınan vergi nereye ve nasıl harcanıyor, bunu bilmek vatandaşın hakkı. Bilgi edinme yasası var. Kimlik numaranızı vererek istediğiniz kamu otoritesine hesap sorabilirsiniz. Her yerde soruyorum, bir babayiğit var mı hesabını soran? Getir defterini

diyorlar. Aslında iki taraf da birbirini idare ediyor. Bu ilişkiler böyle devam ettikçe modern toplum olabilme şansını maalesef yakalayamıyoruz. Olayın diğer bir boyutu ise her zaman söylerim; hesabını veremeyen hesap soramaz. Biz hesabı tam vereceğiz ki hesabını soralım. Harcanan paralar sizlerden toplanan paralarıdır. Kamu 30 katrilyon harcamış, bizden 32 katrilyon almış. Özel sektör bu anlamda üzerine düşen görevi yapıyor. Kamu harcamış, biz ödemişiz. Dünyada dev şirketler daha güçlü rekabet için

evlenerek büyüyor. Bizim kesinkez bunu yapmamız gerekiyor. Yapamazsak rekabet edebilme şansımız yok. Eğer hayatta kalmak istiyorsan çok üreteceksin, çok satan olacaksın. Aksi takdirde avantajlı olman imkansız. Ortaklıkları geliştirmeliyiz. Millet olarak yapamadığımız tek iş bu. Malımız mülkümüz yokken bunu yapabiliyoruz. Ortaklıkları bozmada mahiriz. Büyüyebilmek için finansmana ihtiyacımız var. Büyümenin önündeki en büyük engel de kayıt dışıdır. Kayıt dışı çalıştığınız zaman kimseye itimat edemezsiniz.

Bunun sonucunda küçük kalırsınız. Rekabetçi dünyada küçük kalarak galip çıkabilmek mümkün değildir" diye konuştu. Olumsuz rakamları bekliyorduk.

"Küreselleşmenin, globalleşmenin, internetin öğrettiği, getirdiği başka bir şey ise yenilikçilik olmuştur" diyen Hisarcıklıoğlu, "Tablada satılan simidin saraya girmesi bir yenilikçiliktir. 'Ben böyle alıştım, usulümü değiştirmem' diyen kimse ayakta duramaz. Yarın yeni ne yapabiliriz, onu düşünmek durumundayız. Bizim kahvehane kültürümüzü şimdi bize pazarlamaya çalışıyorlar. Yarın yeni farklı ürün ne yapabilirim, bunu düşünmek durumundayız" şeklinde konuştu.

Hisarcıklıoğlu, hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmayacaklarını ifade ettiklerini belirterek, "Biz siyasetin içerisinde hiçbir zaman olmadık. Doğruları ve sorunlarımızı her platformda dile getirdik. Biz müteşebbis ruhumuzla çok çalışarak hedeflere ulaşıyoruz. Allah bize petrol vermemiş, müteşebbis bir ruh vermiş. Bu ruh da kalkınma için bize yeter. Bizim söylediklerimiz ülke hayrına olan şeylerdir. Cephede gördüklerimizi anlatıyoruz. Kimsenin bundan alınmasına gerek yok. Söylediklerimiz sadece bizim

değil, ülkemizin lehine olan uyarılardır. Her yıl yüzde 7.5 büyüme sağlamalıyız. Hükümetlerin hedefi bu olmalıdır. Eğer hedeflerimizi yakalamak istiyorsak bu büyümekle mümkündür. Her yıl azalarak giden bütçe açıkları, 2007 yılında bu sihrini bozmuştur. 11 ayda açık, son 6 yılın en yüksek oranında gerçekleşti. Siyasette en iyi iş futbolu konuşmak. En zor olan ekonomiyi konuşmak. Gelin siyasetle futbolu konuşacak yere ekonomiyi konuşalım. Kurtuluş ekonomi ile mümkündür. Her şey zenginlikle ölçülüyor. Zengin

olmaya mecburuz. Bunu da Türk özel sektörü yapacaktır. Antalya bu konuda en şanslı illerimizden birisi. Turizmde sıkıntılar yaşanıyor. En büyük sorunda katma değer sorunu. Rakiplerimiz karşısında bizi zor durumda bırakıyor" dedi.

"ÜRETİCİNİN VE SANAYİCİNİN HEP ÖNÜNE AÇMAYA ÇALIŞTIK"

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, törende yaptığı konuşmada, Türk Ticaret Kanunu'ndaki değişiklikle ilgili çalışmaların devam ettiğini belirterek, kanunun Ocak ayı içerisinde TBMM'de görüşülmeye başlanacağını kaydetti. Daha önce spordan sorumlu olduğu için ödülleri dünya ve olimpiyat şampiyonlarına verdiğini ifade eden Bakan Şahin, "Bugün vergi rekortmenlerine ödül verirken de aynı duyguları yaşadım. Onlar da ülke için çalışan birer kahramanlardır. Hükümet olarak ülkenin özel sektör eliyle kalkınacağına

inanıyoruz. Üreticinin ve sanayicinin hep önüne açmaya çalıştık. Yaptıklarımız var, yapamadıklarımız var. Yapmayı düşündüklerimiz var. 60. cumhuriyet hükümetimiz, ülkemizi ekonomik olarak da daha ileriye taşımak için yoğun çaba içerisinde olacaktır. Turizm için tanımın çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığımız gerekli tanıtım çalışmalarını tamamladı. Gerekli anlaşmalar yapılıyor. Antalya turizm sektöründe önemli bir lokomotif. Türkiye'nin daha fazla tanıtıma ihtiyacı var.

Antalya'daki tesislerimizin farkındayız. Zaman zaman yurt dışına gidip turizm tesislerini görüyorum. Antalya çok önde. Antalya'nın bir marka kent olmakla birlikte Türkiye'nin vitrini olması gerektiğine inanıyorum. Türk Ticaret Kanunu'yla ilgili komisyonumuz çalışmalarına devam etmektedir. Gündemimizin ilk sırasındadır. Ocak ayı içerisinde TBBM'de ticaret kanununun görüşmelerine başlanacağına inanıyoruz. Türk Ticaret Kanunu'nun mutlaka değişmesi gerektiğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

"ENFLASYON KRONİK BİR HAL ALMIŞTIR"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise, ödül verdiği işadamları arasında eski patronu İbrahim Şencan'ın yer aldığını belirterek, "Onun yanında çalışmaktan büyük kıvanç duyduğumu ifade etmek istiyorum" dedi. Bu tür toplantıların ekonomik değerlendirme toplantısı tarzında geçtiğini ifade eden Baykal, toplantının muhalefet tarafının biraz eksik kaldığını söyledi. Baykal konuşmasında şunları kaydetti:

"Türkiye ciddi bir ekonomik değerlendirme toplantısı yapmak durumunda. Pembe tablolar çizmenin, birbirinin sırtının sıvazlandığı bir dönemden geçmediğimizin bilinmesi gerekir. Bütün bu gelişmelerin irdelenerek çok ciddi biçimde değerlendirilmesi gerekir. Türkiye bunca yıldır mücadele içerisinde. Hedef enflasyonu düşürmek. 2002 yılında enflasyon yüzde 29 seviyelerine inmişti. Yüzde 70'lerden yüzde 29'a indi, 1.5 yıl içerisinde. O yıldan bugüne 5 yıl geçti. Teselli, 2 haneli rakamlara çıkmamasıdır. Hedef

yüzde 4 seviyelerinde iken, bugün yüzde 9 seviyelerindedir. Enflasyon kronik bir hal almıştır. Bu, dikkate alınması gereken bir olay. Büyüme konusunda, Türkiye son dönemde sıkıntılı bir aşamaya geldi. Sürdürülebilir bir büyüme olarak değerlendirilemiyor. Çok sert büyüme çöküşü yaşandığını görüyoruz. 4. üç aylık rakam, çok farklı bir şey olmazsa yüzde 4 seviyelerine düşecektir. Bu rakam son derece kötüdür. Bu ciddi bir uyarıdır. Bütçe açığı, dış ticaret ve cari açık alarm çekiyor. Bunları görmezlikten

gelmek, gerçeklerden uzak düşmek anlamına gelir. Türkiye'de bütçe geçen yılın on katı arttı. Bunun bedelini önümüzdeki dönemde hep birlikte ödeme durumundayız. Dış ticaret açığı karşılanabilecek boyutta değil. Dış ticaret açığı anlamında Türkiye alarm çalan ülke. Bu, sürdürülebilir bir olay değildir. Bu, açık 3-5 yılda ülkeyi çok ciddi bir felakete sürükler. Bu manzara sürdürülebilir bir manzara değildir. Büyüme istihdam üretmiyor, yoksulluk artıyor. Sosyal ihtiyaç her geçen gün artıyor. İşsizlik önemli bir

sorun oluşturmaya devam ediyor. Bunun altında ne yatıyor? Bunun altında 2001 krizinden sonra Türkiye'nin içine girdiği kur politikası yatıyor. Hala o kur politikasını ısrarla yürümeye çalışırsanız bu doğru olmaz. Bu politika Türkiye'nin uluslararası rekabet gücünü yok ediyor. Bu kur politikası dışarıyı ucuzlaştırırken, Türkiye'yi pahalıymış bir gösteriyor. Bu çark ithalatla dönüyor. Türkiye'de üretim yapılamaz hale geliyor. İşyerleri kapanıyor, istihdam sorunu artıyor. Türkiye borç ödemek için çırpınıyor. İç

borçlar 2002 yılında 149 katrilyon iken, 2007'de 268 katrilyona yükseldi. Dolar cinsinden hesaplandığında iki katından daha fazla. Dış borçlar da vahim durum yok. Özel sektör çok büyük bir dış borç yükü altına girmiş. Özel sektörün 2002'de 44 milyar dolar olan borcu, 2007'de 140 milyar dolara çıktı. Bu kur politikasınının değişmesi lazım. Bu ülke ekonomisine zarar veriyor. Türk ekonomisinin uluslararası rekabet gücünü azaltıyor. Bu kur politikasının götürmemiz mümkün değildir. Ya mesele kavranmamıştır, ya

halk aldatılmak istenmektedir. Türkiye bunu radikal bir biçimde değiştirmek durumunda kalır ve ağır bir bedel öderiz. Bu kur politikası böyle gitmez. Yeni bir sanayileşme politikası geliştirmek durumundayız Kayıt dışı ekonomi mutlaka çözülmelidir" dedi.

"ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ HİÇ KİMSENİN BİLGİSİ YOKTUR"

Baykal konuşmasının son bölümünde, "Anayasa krizi çıkarmayın. 13. anayasa paketi değişti, tümünde katkımız oldu. Bakalım, değerlendirelim. Anayasayı çöpe atmak, yeni bir anayasa yazmak istiyorsunuz. Yargıyı siyasalaştıracak işlerin içine girmeyin. Bu, Türkiye için çok kötü sonuçlar ortaya çıkarır. Anayasa değişikliği ile ilgili hiç kimsenin bilgisi yoktur. Bizim de söyleyecek sözlerimiz vardı. Bu anayasa değişikliği olmaz. Potansiyel bir sıkıntı var. Buna dikkat çekmek istiyorum. Varsa bir değişiklik

gereği hep birlikte değerlendiririz" ifadelerini kullandı.

(AT-OK-Y)