'Asgari Ücretin Artışı İşsizliği Azaltmaz'

'Asgari Ücretin Artışı İşsizliği Azaltmaz'

Merkez Bankası Eski Başkanı Süreyya Serdengeçti, Asgari Ücretin 2004 Yılındaki ve Daha Sonraki Artışlarını Anlayamadığını Söyledi.

'Asgari Ücretin Artışı İşsizliği Azaltmaz'

Merkez Bankası Eski Başkanı Süreyya Serdengeçti, asgari ücretin 2004 yılındaki ve daha sonraki artışlarını anlayamadığını belirterek, 'Bunca işsizliğin olduğu ülkede, asgari ücrettin fahiş artışlarının işsizliğe en ufak bir faydası olduğunu sanmıyorum' dedi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) davetlisi olarak Bursa'ya gelen Serdengeçti, BTSO toplantı salonunda '2008 yılında Türkiye Ekonomisi Nerede' konulu bir konuşma yaptı.

Türkiye ekonomisinin son 7 yılını değerlendiren Serdengeçti, Türk parasının değerinin artması ve kur şikâyetlerinin yersiz olduğunu kaydetti. Son10 yılda ihracat pazar yapında ve pazar çeşitliliğinde çok ciddi artış olduğunu belirten Serdengeçti, 'Türkiye'nin dünya ihracatındaki seviyesi her geçen gün yükseliyor. Yıllarca yapılamayan 7 yılda yapılmıştır. İstediğiniz kadar kur'dan şikâyet edin. Pazar payımızın yanı sıra ürün yelpazemiz de artıyor. 10 yıl öncene göre 199 ürün pazardan çıkmış ama 1044 yeni ürün girmiş. Artık Türkiye ekonomisi çok çeşitli ürünler üretiyor.' diye konuştu.

Son 7 yılda bankacılık sektörünün sağlığına kavuştuğunu ve yabancı sermaye girişi olduğunu vurgulayan Serdengeçti, ülkeye sıcak para geldiği yorumlarına itiraz etti.

Serdengeçti, şöyle devam etti: '1989 yılından 2000 yılına kadar ülkeye sıcak para girdi. Ama 2001 den sonra resim tamamen değişti. Verilere baktığımızda 2007 yılında kısa vadeli yabancı sermaye çıkışı olmuş. Yerine ise uzun vadeli sermaye ve doğrudan yabancı yatırım geliyor. 2 yıldır bunu anlatmaya çalışıyorum. Sıcak parayla alakası yok. Türkiye ekonomisi yükseliyor. Ve yabancıların Türkiye'ye olan ilgisi artıyor.'

Türkiye'nin 1970-2001 arasında büyümeyip düştüğünü savunan Serdengeçti, 2002-2006 yılları arısında geçmişinde hiç olmadığı kadar gerçek bir büyüme yaşadığını ifade etti. Bu büyümenin de özel sektörü eliyle gerçekleştiğini aktaran Serdengeçti, enflasyonun devam etmesi durumunda ve sıkı para politikaları uygulanmadığı taktirde bu büyümenin gerçekleşemeyeceğinin altını çizdi. Büyüyen bir ekonomide sanayinin de büyüyeceğinin vurgulayan Serdengeçti, ithalatın artmasının da çok normal olduğunu dile getirdi.

Serdengeçti, Türkiye'de hala halledilmeyi bekleyen cari açık, işsizlik, kamu yönetimi, reel sektör uyum sorunu, finansman erişimi ve yabancı para kullanımı gibi sorunlar olduğunu belirtti.

Dünyada artan enerji fiyatları, kur, büyüme tahmininin tutmaması gibi nedenlerle artış görülen cari açığın yapısal reformlarla düşürülebileceğini savunan Serdengeçti, işsizlik konusunda da ilginç tespitlerde bulundu.

'ZAMAN ZAMAN YANLIŞ ÜLKE POLİTİKALARI UYGULANIYOR'

İşsizliğin büyük sorun olduğunu vurgulayan Serdengeçti, Büyümenin istihdamı artırdığını ancak işsizliği aynı ölçüde düşürmediğini ifade etti.

Serdengeçti, şöyle konuştu: 'Her yüzde 5'lik istihdam artışı işsizliğinde yüzde 5'lik düşmesi anlamına gelmiyor. Çeşitli etkenler var. Birincisi nüfus. Gençler ve arta yaş nüfusta işsizlik artıyor. Nüfus durağan değil ki. Kadınların da işgücüne katılımı artacaktır. Gelecekte daha çok kadın iş talep edecek. Ve tarımda da köyler boşalıyor fakat sanayi ve hizmetler gelen iş gücünü karşılayamıyor. Ve buna ilaveten zaman zamanda yanlış ülke politikaları uygulanıyor. Asgari ücretin 2004 yılındaki ve daha sonraki artışlarını ben pek anlayabilmiş değilim. Hem belli emek yoğun sektörlerin çok sayıda şikayetlerine tanık olduk bu dönemde, hem kurdan şikayet ettiler hemde onların maliyetlerini artırmak için elimizden geleni yaptık. Bunca işsizliğin olduğu ülkede, asgari ücrettin fahiş artışlarının işsizliğe en ufak bir faydası olduğunu sanmıyorum'

2007 yılında seçimler nedeniyle sıkı maliye politikalarından taviz verildiğini iddia eden Serdengeçti, sözlerini şöyle sürdürdü: '2007 yılı eylem planında bol bol geçmişe övgünün yanında yapısal reformlar devam edecek deniyor. Bu yeterlimi? Sürdürülebilir büyüme hedeflenmeli yapısal reformları amaçlayan bir eylem planı hazırlanmalıydı. Ama ülke maalesef ekonomi tartışmalarını bir kenara bırakmış, anayasa, türban gibi konuları gündemine almıştır. '