Arınç: Ümidi Kaybetmemeli

Arınç: Ümidi Kaybetmemeli

Bülent Arınç: Bir İnsan İşini, Parasını Kaybedebilir, Ama Ümidini Kaybetmemeli.

Arınç: Ümidi Kaybetmemeli

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Bir insan işini, parasını kaybedebilir, ama ümidini kaybetmemeli. Bizim dönemimizde hiç kimse ümidini kaybetmedi. Biz de o ümidi kaybettirecek kötü bir şey yapmadık'' dedi.

İhracatçı ve İthalatçı İşadamları Derneğinin (İHSANDER), Radisson Otel'deki 3. Olağan Genel Kurulunda konuşan Arınç, ''dünyanın global krizin etki ve sıkıntılarından kurtulamadığını, ancak Türkiye'nin iyi bir yönetim, ekonomik öngörü, orta vadeli plan, reel sektöre yapılan destekler ve istihdamı artıcı önlemlerle bu dönemi çok kolay ve rahat bir şekilde geçirdiğini'' söyledi.

''Türkiye buradaysa, Yunanistan da şuracıkta. Ona bak, ülkenin geldiği noktayı gör'' diyen Arınç, Yunanistan'da eksi 10-20'lerde toplu sözleşmeye imza atan işçiler, maaşlarını alamayanlar, para dilenmeye çalışan kişiler olduğunu bildirdi.

İspanya ve Portekiz'in de durumunun aynı olduğunu, İzlanda'nın ada olarak kendisini satışa çıkardığını anlatan Arınç, şunları kaydetti:

''İrlanda iflas etti. Türkiye'de bunların hiçbirisi görmedik. Her ay maaşlar tıkır tıkır ödeniyor. Her yıl artışlar buna göre yapılıyor. İşçinin parasında, memurun parasında bir eksiklik yok. İstihdamı artırmak için 5-10 puanlar düşülüyor, yerine göre primlerin bir kısımını biz ödüyoruz. Unutmayın ki Türkiye asgari 2 yıldır IMF'siz yoluna devam ediyor. Uluslararası Para Fonu ile irtibatını kesmiş, borcunun yüzde 70'ini ödemiş bir Türkiye var.''

Yüzde 28 oranında işsizliği gören ülkeler olduğunu, Türkiye'nin yüzde 12'den yüzde 10'a inmeyi hedeflediğini ifade eden Arınç, ''İşsizlik Türkiye'de her zaman olacaktır. Sıfırlamak mümkün değil'' dedi.

Mali açıdan yeniden yapılandırma kanununun Meclisin gündeminde olduğunu ifade eden Arıç, ''Çuval kanunu diye itiraz edenler var. 'Hadi çıkıversin' derken 120 maddelik bir kanun tasarısı haline geldi. Her biri belli bir noktayı ilgilendiriyor. Faizlerin affedilerek belli bir ölçüde yeniden yapılandırılması sektöre faydalı olacak. Bunu bu ay içinde mutlaka çıkaracağız'' diye konuştu.''



-TÜRKİYE MARKA HALİNE GELİYOR-



Arınç, 3 gün önce Uganda'dan geldiğini belirterek, Orta Afrika'da bulunan Uganda'da Türkiye'nin bir izi olmadığını söyledi.

Bu ülkede mart ayında büyükelçilik açıldığını ifade eden Arınç, buraya Türkiye'den giden büyükelçi dahil herkesi, bu kara kıtaya 1999 yılında giderek okul açan öğretmenlerin karşıladığını kaydetti.

Türkiye'nin el ele kalkınma çabası içinde olduğunu belirten Arınç, şöyle konuştu:

''Moğolistan'a da gittim, orada da öğretmenlerimiz karşıladı. Mozambik'e giderseniz de böyle görecekmişsiniz, Madagaskar da böyleymiş. Yeni Gine'de sizi kolbastıyla karşılayan çocuklar varmış. Uganda'ya karma ekonomik kurul toplantısına 30-40 civarındaki iş adamıyla gittik. İkili görüşmeler yaptık ve bazıları iş bağlantısı sağladı. Türkiye bütün dünyada bir marka haline geliyor. Eskiden yoktuk, ama şimdi varız. Türkiye büyük ve itibarlı bir geçmişten geliyor. Uganda'da beyazlardan çok fazla nefret edilmiyor. Eğitim gönüllüsü kardeşlerimiz sayesinde Türkiye'nin büyüklüğünü, devletimizin, milletimizin gücünü görmüşler. 'Türk' dendiği zaman 'Güvenilir, bunlarla iş yapılır, bunlar arkadan vurmaz, bunlar bizi yıllarca sömürenler gibi değil, bizi kucaklıyor, bağrına basıyor' denilmesi çok büyük bir propagandadır.''

Arınç, Turgut Özal'ın uçağına iş adamlarını alıp, 'Dünyayı görün, serbest piyasa ekonomisini tanıyın, rekabete yönelik üretim yapmaya çalışın, artık Türkiye bir dünya markası olmalıdır' dediğinde, herkesin buna burun kıvırdığını anlattı.

Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:

''Üç özgürlük çok önemlidir. Birisi din ve vicdan özgürlüğü, öbürü fikir ve düşünce özgürlüğü, üçüncüsü de teşebbüs özgürlüğü. Üçünü birbirinden ayırmak mümkün değil. Herkes inanabilir, inanmayabilir de, inancının gereğini yapabilir. Buna hiçbir kısıtlama koyamazsınız. Gerçek laiklik de budur zaten. Kıyafetinden dolayı, inancından dolayı ayrımcılık yapmak mümkün değil. Herkes nasıl inanıyorsa o şekilde yaşayacak ve ibadetini yapacak. Herkes düşüncesini ortaya koyabilir, herkes fikrini söyleyebilir. Birbirimize saygı göstereceğiz ve ona müdahale etmeyeceğiz. Baskı yok, totaliter istekler yok. Ekonomik faaliyetleri insanlar yapacak. Devlet elini çekecek. İnsan bu görevini yaparken teşebbüs özgürlüğü olacak. Önünde engel şu bu olmayacak. Bugün geldiğimiz noktayla mutluluk duyuyoruz.''