Arınç: Kobani'de Yaşanan Olaylara Kayıtsız Kalamayız

Arınç: Kobani'de Yaşanan Olaylara Kayıtsız Kalamayız

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Türkiye'de can ve mal emniyeti olmayacaksa ister çözüm süreci olsun ister başka şey olsun, hiçbir şeyi tartışmayız." dedi.

Arınç: Kobani'de Yaşanan Olaylara Kayıtsız Kalamayız

Bakanlar Kurulu toplantısı-Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç: (2)-"Herkesin anlaması gereken şudur; Türkiye'de can ve mal emniyeti olmayacaksa ister çözüm süreci olsun ister başka şey olsun, hiçbir şeyi tartışmayız"-"Türkiye'de çözüm sürecinin de başka şeylerin de her şeyin de önünde gelen şey; insanımızın huzur ve güvenlik içerisinde yaşaması, asayişi bozacak hiçbir olaya hiçbir terör ve şiddet olaylarına izin ve imkan verilmemesidir"-"Kamu düzeni teessüs edecek, ondan sonra da çözüm sürecinde adımlar daha süratle atılacaktır"-"Kobani'de yaşanan olaylara kayıtsız kalamayız. Şüphesiz IŞİD'in orada yaşayan insanları yurtlarından etmesini, onların canlarına zarar vermesini, mallarına zarar vermesini hiçbir şekilde arzu etmeyiz"-"Silahlı kuvvetlerimizle veya güçlerimizle Kobani'ye girmek ne bizim düşüncemizin içindedir ne de orada yaşayanların talebidir"ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Herkesin anlaması gereken şudur; Türkiye'de can ve mal emniyeti olmayacaksa ister çözüm süreci olsun ister başka şey olsun, hiçbir şeyi tartışmayız" dedi.Başbakan Yardımcısı Arınç, Başbakanlık Merkez Bina'da, Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında düzenlenen Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.Arınç, bir gazetecinin, "Bir taraftan merak edilen bir konu var, çözüm süreci, bir taraftan da önce Bingöl ardından Hakkari'den gelen şehit haberleri var. Geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakan tarafından yapılan açıklama; kamu düzeni sağlanmadıkça görüşmeler bundan sonraki süreçte devam etmez. Bu açıklama çerçevesinde bundan sonraki süreçte çözüm süreci bundan nasıl etkilenir? Bu görüşmelere İmralı ile görüşmeler dahil mi" şeklindeki soru üzerine, şunları söyledi: "Sayın Başbakanımızın, bugün itibarıyla neredeyse 2 ayı doldu. 2 aydan bu yana Sayın Başbakanımız, çözüm süreci ile kamu düzeninin birbirinin karşıtı olmadığını, yani çözüm süreci olacaksa bir şekilde bunlara müsamaha gösterilmesi gerektiğine ilişkin yanlış bir kanaati düzeltmeye çalışıyor. Çözüm süreci farklı bir şey, Türkiye'de asayişi ihlal eden veya terör olaylarına dönüşen veya şiddet olaylarında yaygınlaşma istikameti gösteren hiçbir olaya müsaade edilmemesi, kamu düzeninin mutlak anlamda sağlanması ayrı bir konu. Şüphesiz gösteri ve toplantı yürüyüşleri yapılabilir, kanun nasıl emretmişse o konuda en geniş özgürlüğe sahip bir anlayışı temsil ediyoruz ama 6-7 Ekim olaylarında rastladığımız gibi cana ve mala bilerek ve isteyerek kasteden birçok insanımızın ölümüne yol açan olaylar, tamamen terör ve şiddet olaylarıdır. Bunların azına da çoğuna tahammülümüz yoktur."-"Her gün Çözüm Süreci gibi ağzımızda sakız edecek bir meta yok""Türkiye'de çözüm sürecinin de başka şeylerin de her şeyin de önünde gelen şey; insanımızın huzur ve güvenlik içerisinde yaşaması, asayişi bozacak hiçbir olaya hiçbir terör ve şiddet olaylarına izin ve imkan verilmemesidir" ifadesini kullanan Arınç, şöyle devam etti: "Başbakanımız, bunu bir defa söylemedi, iki aydan beri her defasında söylüyor ve her mitingde de açıklılıkla ifade ediyor. Dolayısıyla 'Çözüm Süreci var' diyerek bunları meşru, makul, haklı göstermeye çalışan hiç kimseyi dinlemeyiz, hiç kimseyi samimi bulmayız. Bu ne HDP yetkilileri için geçerlidir ne bir başkası için ama herkesin anlaması gereken şudur; Türkiye'de can ve mal emniyeti olmayacaksa ister çözüm süreci olsun ister başka şey olsun, hiçbir şeyi tartışmayız. Herkesin canı, malı, aklı, nesli emniyet altında olacaktır ve bu ülkede hiç kimse bu şiddet olayları karşısında mağdur olmayacaktır. Dolayısıyla bunun içerisine ne dahil diye sormayın, her şey dahil. Her gün Çözüm Süreci gibi ağzımızda sakız edecek bir meta yok. Çözüm süreci çok önemlidir. Hükümetimiz, bunun için 2 yıldan bu yana aklıyla mantığıyla bir yol haritası içinde çalışmaktadır ama bu hiçbir zaman Türkiye'de insanımızın sokağa çıkarken korku duyması, endişe duyması için yeterli bir sebep değildir. O iş başka bir iş ama kamu düzeninde insanların mutlu yaşaması ayrı bir iş. Gencecik insanlarımızın şehit edilmesi, insanların sokağa korkuyla çıkması, evlerden atılması, sokaklardan ambulansların ateşe verilmesi, bunların hiçbirisini tartışamayız.Çözüm Süreci ayrı bir konudur, siyasi bir kondur. Onu mümkün olduğu kadar hükümet, kanunlarla yasal çerçeveye oturtarak götürmeye çalışıyor ama bunun karşılığı olarak bu işlerin yapılmasını hiçbir zaman anlayışla karşılamayız. Tek maddemiz odur. Kamu düzeni teessüs edecek, ondan sonra da çözüm sürecinde adımlar daha süratle atılacaktır. Sayın Başbakanımızın sözlerini ayrıca yorumlamaya gerek yok."-"Kobani'de yaşanan olaylara kayıtsız kalamayız" Arınç, Peşmerge güçlerinin Kobani'ye geçiş sürecine ilişkin yeni bir gelişme olup olmadığını ve bu konunun Bakanlar Kurulu'nda gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine de şunları kaydetti: "Tabii Suriye'deki olaylar her zaman gündemimizde, bizi çok yakından ilgilendiriyor ama geçtiğimiz günlerde de ben ve arkadaşlarım bu konuda yapılabilecek olanları söylemişti. Biliyorsunuz ki Kobani'de yaşanan olaylara kayıtsız kalamayız. Şüphesiz IŞİD'in orada yaşayan insanları yurtlarından etmesini, onların canlarına zarar vermesini, mallarına zarar vermesini hiçbir şekilde arzu etmeyiz. Türkiye her mazluma kucak açtığı gibi Kobani'den kaçan, hayat endişesi duyan, can kaygısı taşıyan 200 bin civarındaki insana da kucak açmıştır. Hangi etnisiteden, hangi dini inançtan, hangi mezhepten olduğuna bakmadan, Ezidiler de dahil olmak üzere IŞİD'in zulmüne uğrayan herkese kapılarını açmıştır ve iyi bir ev sahipliği görevi yapmaktadır.""Silahlı kuvvetlerimizle veya güçlerimizle Kobani'ye girmek ne bizim düşüncemizin içindedir ne de orada yaşayanların talebidir" diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunun üzerinde çok şey söylenebilir. Oradaki yöneticilerin zaman zaman basın toplantılarında veya açıklamalarında, bizden silahlı asker istemediklerini, sadece silahlı insanların geçişine izin verilmesini istediklerini duyuyoruz. Bu konuda ne yaptıkları çok da düz bir çizgi üzerinde gitmeyen yetkililerin açıklamalarını, bugün bile çelişkili olarak şu saate kadar, PYD'nin başkanından başka türlü, Peşgmerge'nin bakanından başka türlü duyabilirsiniz. Öncelikle çok silahlı güçler, kuvvetler istendiği ifade ediliyordu, sonra 'aman biz bu kadar istemeyiz, gelse gelse 150 kişi gelsin, bize yeter' demeye başlamışlardır. Başka şeyler de olmuştur. ABD'nin attığı silahlar bir şekilde IŞİD'in eline de geçmiştir. Ortalık biraz daha karışmıştır."Başbakan Yardımcısı Arınç, Kobani'ye müdahale konusunda, Suriye içerisindeki meşru muhalif güçlerin bir çalışma yapabileceğine işaret ederek, şöyle devam etti: "İster Özgür Suriye Ordusu ister Suriye'nin kendi yerli halkından müteşekkil bir muhalif grup, zaten Suriye'nin içerisinde olan bir mesele. Kendiliğinden müdahale edilebilir ama PYD'nin başındakiler buna da mesafeli yaklaşıyorlar veya Kuzey Irak'ta Bölgesel Yönetimin Peşmege güçleri denilen silahlı güçleri, eğer buraya müdahale etmek istiyorlarsa böyle bir davet almışlarsa ve bunun Türkiye üzerinden olması da ancak böyle mümkün olabilecekse o zaman biz elimizdeki hukuki imkanlara bakarız, nitekim baktık da."-"Peşmerge' güçlerinin sıfatı, hukuki konumu..."Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetim ile Türkiye'nin ilişkileri iyi olduğunu, karşılıklı anlayışa dayandığını vurgulayan Arınç, şöyle dedi: "Bu anlayış aynı zamanda terörle mücadelede de ortak bir anlayışı ifade ediyor. Dolayısıyla elindeki silahlı güçlerin Kobani'ye gitmesi gerekiyorsa, öyle bir talep olmuşsa, bu Peşmerge' güçlerinin sıfatı, hukuki konumu nedir? Bunu geçtiğimiz günlerde Irak Anayasası'nın belli bir maddesi, zannediyorum 5. Maddesiydi, bölgelerin askeri güçlerinin, Irak Merkezi Hükümeti'nin de askeri gücü sayılacağı, hatta bunların özlük hakları bakımından Irak Merkezi Hükümeti'nden maaş ve destek aldıkları anayasa emridir. Yani kısaca şöyle söylemeliyim: Peşmerge denilen güçler, Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin silahlı güçleridir ama bunlar Merkezi Hükümetin Anayasası'nda aynı zamanda Irak Merkezi Hükümeti'nin de yasal güvenlik güçleri konumundadır. Bizim hem Irak Merkezi Yönetimi ile hem de Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetim ile ilişkilerimiz bulunduğuna göre ve 2 Ekim'deki Başbakanlığın tezkeresi, Meclisimizde 300 oya yakın oyla kabul edildiğine göre, o zaman 'tezkere bize bu yetkiyi veriyor mu' diye bakacağız."Söz konusu tezkerenin son bölümünde de yabancı ülkelerin askeri güçlerinin, Hükümet tarafından belirlenecek usul ve esaslarla bir miktar Türkiye'de bulundurulabileceğini kapsadığını anımsatan Arınç, "Meclisin verdiği yetkiyi bu şekilde sınırlı olarak, usul ve esasların Türk hükümeti tarafından belirlenmesi neticesinde kullanılması mümkündür. Dilimizde tüy bitti, böyle bir yetkimiz var, bu yetkiyi kullanabiliriz. Bu yetkinin ne zaman, ne şekilde kullanılacağını size bir senaryo anlatır gibi söyleyemem. Bu mutlaka talep halinde, Türkiye hükümetinin de kabul etmesi halinde uygulanabilecek yöntemdir. Hukuki dayanağı vardır ve Meclis'ten verilen yetki bunu kapsamaktadır diye söyleyebilirim" şeklinde konuştu.(Sürecek) -Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç