Ankara Sanatçı Gürsöz'ün 'Sınırsız Sevgi' Sergisi

Ankara Sanatçı Gürsöz'ün 'Sınırsız Sevgi' Sergisi

Sanatsal çalışmalarını Ankara'da sürdüren ressam Hatice Kumbaracı Gürsöz, 'Sınırsız Sevgi' isimli soyut tarzda eserinden oluşan 38'inci kişisel sergisini Çankaya Belediyesi ana binasında bulunan Galeri Çankaya'da başkentli sanatseverlere buluşturdu.

Ankara Sanatçı Gürsöz'ün 'Sınırsız Sevgi' Sergisi

Sanatsal çalışmalarını Ankara'da sürdüren ressam Hatice Kumbaracı Gürsöz, 'Sınırsız Sevgi' isimli soyut tarzda eserinden oluşan 38'inci kişisel sergisini Çankaya Belediyesi ana binasında bulunan Galeri Çankaya'da başkentli sanatseverlere buluşturdu.

Sanatçıya, 50 eserinin yer aldığı serginin açılışında Mimar Sinan Üniversitesi ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunları Derneği tarafından uzun yıllar sanata verdiği hizmetlerinden dolayı teşekkür plaketi verildi. Sergi, Aralık ayı sonuna kadar izlenebilecek. Sergi açılışına eski Moskova Büyükelçisi Kurtuluş Taşkent başta olmak üzere çok sayıda elçilik mensubunun yanı sıra sanatçı arkadaşları ve sanatseverler katıldı. Sanatçı Gürsöz, eşi Bahattin Gürsöz'ün emekli büyükelçi olarak 5 ülkede görev yaptığını belirterek, "Sergim, 20 Aralık 2016 tarihinde açılacaktı. Geçtiğimiz hafta Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde haince vurularak öldürülmesi, sergimin açılışını bir hafta sonrasına ertelendi. Bu saldırının bir sanat merkezinde yaşanması sanat camiasını derinden üzdü" dedi. Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen'in sergi katalogunun önsözünde yazdığı yazının bir bölümünde, "Sanatçı, sağlığında anılmalı ve onure edilmelidir" yazısı dikkat çekti.

Sanat Eleştirmeni Ümit Gezgin ise Hatice Gürsöz'ün sanatını yorumlarken, "Sanatçının resimleri incelendiğinde, yaşanmışlıkları, gözlemleri, insanın ve hayatın ritmini; tarihin güzel anlarını, doğanın eşsiz betimlemelerini ve daha nice insana dair hikayeleri, kendi üslubu içinde resmettiğini gözlemleriz. O resmi, adeta nakış nakış işler, bu nakış estetiği, sanatçının üslubu olarak var olur. Giderek bir Türk resmi kimliği olarak da ortaya çıkar. Sanatçı, akademik disiplin ve minyatürün Türk kültürüne has değer ve anlamını öylesine orijinal bir tarzda bütünleştirmiştir ki, her izleyen orada kendisinden bir pay bulur" dedi.