Ankara: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Devir Teslim Töreni...(2)

Ankara: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Devir Teslim Töreni...(2)

Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine atanan Orgeneral İlker Başbuğ, kültürel alandaki düzenlemelerin daha fazla demokrasi başlığı altında siyasal alana götürülmeye çalışılması ve bu konuların Türkiye gündemine sokulması halinde ülkenin kutuplaşmaya ve ayrılaşmaya sürüklenebileceği uyarısında bulundu.

Ankara: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Devir Teslim Töreni...(2)

Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine atanan Orgeneral İlker Başbuğ, kültürel alandaki düzenlemelerin daha fazla demokrasi başlığı altında siyasal alana götürülmeye çalışılması ve bu konuların Türkiye gündemine sokulması halinde ülkenin kutuplaşmaya ve ayrılaşmaya sürüklenebileceği uyarısında bulundu.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı devir teslim töreninde bir konuşma yapan Orgeneral Başbuğ, Türkiye'nin içinde bulunduğu zor coğrafyada, simetrikten asimetriğe doğru uzanan geniş bir risk ve tehdit yelpazesi ile karşı karşıya olduğunu belirterek bölücü terör/ayrılıkçı hareket, irticai faaliyetler ve uluslararası terörizmin Türiye'nin karşı karşıya bulunduğu başlıca asimetrik risk ve tehditleri oluşturduğunu kaydetti. Türkiye'nin özellikle milli güvenlik açısından Anayasal düzeninin, ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayandığını vurgulayan Orgeneral Başbuğ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve gelişimi bir devrimdir. Devrimin ana amacı, bir ulusun, Türk Ulusunun yaratılmasıdır. Bu devrim ümmet toplumundan, laik ulus devletine dönüşümdür. Ulus, dil, kültür ve ülkü birliği ortak paydaları birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu siyasal ve sosyal bir birliktir. Bu ulus anlayışı ırksal ve dinsel öğelere bağlı değildir, bağlanmaya da çalışılmamalıdır. Ulus kavramı ayrıştıran değil, birleştiren bir olgudur. Ulus bir bütündür. Bu nedenle, ulus devletimizi daha da güçlü kılacak yolun farklılıkları öne çıkararak yapay ayrılıklar yaratmaktan değil, ulus devletin ortak paydalarını öne çıkaran anlayıştan geçtiğine inanmaktayız" diye konuştu.

Her zaman olduğu gibi, Türkiye üzerinde iç ve dış kaynaklı radikal değişim projelerinin bulunduğunun görüldüğünü de ifade eden Orgeneral Başbuğ, "Bu kesimler projelerinin önündeki en önemli engel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ni görüyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin siyasete müdahale ettiğini ifade ederek, Silahlı Kuvvetlerin özellikle milli güvenlik açısından, Anayasal düzenin üç temel niteliği olan ulus devlet, üniter devlet ve laik devlete yapılan saldırılara kayıtsız kalmasını istiyorlar. Bu kesimler yanılgı içindedirler" şeklinde konuştu. Orgeneral Başbuğ, TSK'yı, başka ülkelerin ordularıyla karşılaştırarak farklı sonuçlar üretmeye çalışan bu kesimlerin, Türk toplumunun tarihini de gerçeklerini de bilmeyenler ya da kandilerine yabancılaşmış olanlar olduğunu kaydetti. Orgeneral Başbuğ, o ülkelerin bir kısmının topraklarında düşmen çizmesi görmediğini belirterek, bir kısmının da jeopolitik konumunun dikkate alınacak sınırlar içermediğini, bir kısmınınkendini koruyacak duruma bile düşmediğini vurguladı. Orgeneral Başbuğ, "O ülkelerin bir kısmında askerler vatanı korumak zorunda kalmamıştır. O ülkelerin bir kısmında vatanın sınırları, halkın ve askerin kanıyla çizilmemiştir" şeklinde konuştu. TSK'nın ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olyduğunu ve olmaya da devam edeceğini vurgulayan Orgeneral Başbuğ, bu konulara ilişkin görüş ve önerilerin Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, uygun ortamlarda ilgili makam ve kuruluşlara iletilmesinin, gerekli hallerde de kamuoyu ile paylaşılmasının bir görev olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Bölücü terör örgütünün zora, şiddete ve teröre başvurarak, ayrılıkçı hareketin hukuk devletinin ve demokrasinin sağladığı özgürlükleri kullanarak amaçlarına ulaşmak istediğini belirten Orgeneral Başbuğ, "Bölücü terör ve ayrılıkçı hareketin temelinde etnik milliyetçilik bulunmaktadır. Hedefleri ise ulus devlet ve üniter devlet yapısının ortadan kaldırılmasıdır. Daha sonraki hedeflerinin de, ülkenin bölünmesine yönelik olacağı unutulmamalıdır. Bugün için öncelikli hedefleri ulus devlettir. Etnik kimliklerinin tanınması ve Anayasal güvenceye alınması, etnik kimliklerini öne sürerek ayrı bir ulus olduklarını iddia etmeleri, ulusal kültürü zayıflatmaya yönelik çabaları, ulus devlete zarar vermeye yöneliktir. Daha sonraki hedeflerinin ise üniter devlet yapısının olacağı aşikardır" şeklinde konuştu. Bölücü terör hareketine ve ayrılıkçı hareketlere karşı yürütülecek mücadelenin bazı önemli noktalarına de değinen Orgeneral Başbuğ, herşeyden önce, bir ülkenin güvenliğinin o ülkenin kendi sorumluluğu olduğunu vurguladı. Ancak terör örgütü ve terörizmle mücadele için uluslararası ve bölgesel işbirliği ve desteğin de hayati olduğuna dikkat çeken Orgeneral Başbuğ, aksi takdirde mücadelenin, beklenenden daha uzun süreceğini, daha fazla can ve mal kaybına neden olacağını ifade etti. Mücadelede görev ve sorumluluğu bulunan devletin ve toplumun bütün kurum ve kuruluşlarının, terör örgütü ve ayrılıkçı hareketin hedefleri üzerinde ortak anlayışa sahip olması gerektiğini kaydeden Orgeneral Başbuğ, "Terörle mücadelede bölge halkının desteğinin kazanılması başarının ön koşuludur. Bunun için, terörist ile bölge halkının ayırt edilmesi ve mücadelenin hukuk düzeni içinde yürütülmesi zorunludur. Terörle mücadelede alınacak hukuki düzenlemeler de hayatidir" diye konuştu. Terör örgütü ve ayrılıkçı hareketlerin amaçladıkları hedefe ulaşma şanslarının bulunmadığı gösterilerek, başarı umutlarının yok edilmesinin, yürütülen mücadelenin ana hedefi olması gerektiğini de ifade eden Orgeneral Başbuğ, "Başarı umutlarını kaybeden terör örgütlerinin ve ayrılıkçı hareketlerin uzun süre ayakta kalması mümkün değildir. Her ülkede etnik farklılıklar olabilir ancak etnik farklılıklara milliyetçi yaklaşım hakim olursa, etnik milliyetçilik ortaya çıkar ki, etnik milliyetçiliğin terör örgütü, legal kuruluşlar ya da sivil toplum örgütleri tarafından kullanılması asla kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti kültürel farklılıklara saygılıdır" diye konuştu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel alanda, bireysel kalmak ve ulus devlet yapısına zarar vermemek şartıyla kültürel zenginliklerin yaşaması için gerekli düzenlemeleri gerçekleştirdiğine ve uygulamaların devam ettiğine işaret eden Orgeneral Başbuğ, bunun ötesinde, kimsenin Türkiye'den belirli bir etnik gruba kültürel alanın dışında ulus devlet ve üniter devlet yapısını tehlikeye sokacak, siyasal alanda, grupsal düzenlemeler yapmasını bekleyemeyeceğini vurguladı. Orgeneral Başbuğ, bu şekildeki kararlı tutum ve davranışların, terör örgütünün, ayrılıkçı hareketlerin başarı umutlarını söndüreceğini belirterek, 'Kararsızlıklar ve belirsizlikler ise bölücü terör örgütünün ve ayrılıkçı hareketin umutlarının yaşamasına neden olur" dedi.

1984 yılından bugüne kadar yaşanan terör olayları ve ayrılıkçı hareketlerin, Türk toplumunda herhangi bir kutuplaşma ve ayrışmaya neden olmadığını ifade eden Orgeneral Başbuğ, "Ancak kültürel alandaki düzenlemeler daha fazla demokrasi başlığı altında, siyasal alana doğru götürülmeye çalışılırsa, bu konular Türkiye'nin gündemine sokulursa, ülke kutuplaşmaya ve ayrılaşmaya sürüklenebilir" dedi.

Terör örgütüyle mücadelede esas olanın, terör eylemlerini asgariye indirerek, terör örgütünü etkisiz hale getirmek olduğunu belirten Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:

"Bu nedenle güvenlik güçleri, terör örgütünün bulunduğu bütün bölgelerde terör örgütü etkisiz hale getirilinceye kadar operasyonlara devam edecektir. Bunun dışında öne sürülebilecek ve düşünülebileceklerin anlamı teröre taviz vermektir. Terörizmle mücadelede devlete düşen temel görevlerden birisi de, terör örgütüne katılımı engellemektir. Bu nedenle, devletin terör örgütüne katılımın profilini çıkartması ve terör örgütüne katılımların nedenlerinin ortaya çıkartılarak, bu nedenleri ortadan kaldıracak önlemleri içeren bir planı uygulamasının önemli olduğu düşünülmektedir. Bu konuda yapılan bazı çalışmalar, yapıldıkları dönemde örgüte katılımda en önemli etkenin örgüt tarafından yürütülen propaganda olduğunu göstermektedir. Örgüte katılımda terör örgütünün yaptığı propagandanın önemli rol oynayışı, devletin yürüttüğü psikolojik harekatın yetersizliğini göstermektedir".

Irak'taki gelişmelere de değinen Orgeneral Başbuğ, Irak'ta yaşananlar ve Irak'ın geleceğinin ve özellikle Irak'ın kuzeyindeki gelişmelerin, Türkiye'nin bölücü terör örgütü ve ayrılıkçı harekete karşı yürüttüğü mücadele üzerinde önemli etkileri olduğunu dile getirdi. Orgeneral Başbuğ, "Bazı ülkelerin ve grupların, Kerkük sorununa bir çözüm bulmasından önce, 2007 yılı sonuna kadar, PKK terör örgütüne karşı etkin tedbirler almayacakları düşünülerek, onları etkin tedbirler almaya zorlayıcı hareket tarzları geliştirilmelidir" diye konuştu.

Orgeneral Başbuğ'un konuşmasının ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Orgeneral Büyükanıt'a birer şilt verdiler.