Ankara: Bakanlar Kurulu Açıklaması

Ankara: Bakanlar Kurulu Açıklaması

Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Türkiye-ab İlişkilerinde Gelinen Noktada Türkiye'nin Önünü Tıkamak İçin Yukarılardan Kaya Yuvarlamaya Çalışan AB Üyesi Ülkeler Olduğuna İşaret Ederek, "Türkiye'nin Son Zamanlarda Yaptığı Çaba, Gösterdiği Gayret Bu Yolun Açılmasıdır. Türkiye, AB ile İlişkilerinde Yeni Bir Safhaya Geçmek İstiyor, Yeni Bir Adım Daha Kazanmak İstiyor Ama Bunu Yaparken D...

Ankara: Bakanlar Kurulu Açıklaması

Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Türkiye-AB ilişkilerinde gelinen noktada Türkiye'nin önünü tıkamak için yukarılardan kaya yuvarlamaya çalışan AB üyesi ülkeler olduğuna işaret ederek, "Türkiye'nin son zamanlarda yaptığı çaba, gösterdiği gayret bu yolun açılmasıdır. Türkiye, AB ile ilişkilerinde yeni bir safhaya geçmek istiyor, yeni bir adım daha kazanmak istiyor ama bunu yaparken de en başta Güney Kıbrıs Rum tarafı olmak üzere yukardan önümüze kaya yuvarlıyorlar" dedi.

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından bir açıklama yapan Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Çiçek, toplantıda Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve BOTAŞ Genel Müdürlüğü yetkililerinin kendi alanlarıyla ilgili bilgi sunduklarını ifade etti. Türkiye'nin enerjisini büyük ölçüde dışardan ithal eden bir ülke olduğuna işaret eden Çiçek, bu iki kuruluşun Türkiye'nin enerji politikaları ve enerji ihtiyacının karşılanması noktasında hem yerli kaynakların en iyi şekilde kullanılması açısından bir çalışma yaptıklarını, hem de üretilen enerjinin Türkiye sathında dağıtımı ile ilgili çalışmalar yaptıklarını belirtti. 2002 yılında Türkiye'nin petrol üretiminin günde 50 bin varil olduğunu hatırlatan Çiçek, 2006 yılında ise üretimin 70 bin varile yükseldiğini belirtti. Türkiye'nin petrol ihtiyacının yılda 220 milyon varil olduğuna işaret eden Çiçek, bunun 23 milyon varilinin Türkiye'de üretildiğini, geri kalan kısmının ise ithal edildiğini ifade etti. Yerli kaynak ile yabancı kaynak arasındaki açığın hala çok fazla olduğunu kaydeden Çiçek, TPAO'nun bu açığı kapatmak için önemli yatırımları yaptığını söyledi. Çiçek, 2002'de 228 milyon dolar olan yatırım miktarının bugün 780 milyon dolara çıktığını açıkladı.

Cemil Çiçek, doğalgazda ise iç kaynaklardan 2002'de yılda 250 milyon metreküp temin edilirken, bugün bu rakamın 450 milyon metreküpe çıktığını açıkladı. Türkiye'nin kullandığı doğalgazın 29 milyar metreküp olduğunu belirten Çiçek, doğalgaz aramalarının sürdürülmesi, bunun için de önemli ölçüde yatırım yapılması gerektiğini dile getirdi. Çiçek, Bakanlar Kurulu'nda bu çalışmaların desteklenmesi yönünde bir kanaate varıldığını bildirdi.

Toplantıda AB ile ilişkiler üzerinde de durduklarını anlatan Çiçek, belli bir süreden beri Bakanlar Kurulu'nun değişmez gündem maddesinin AB ile ilgili gelişmeler olduğunu hatırlattı. AB'nin, Türkiye'nin modernleşme projesinin devamı olduğuna dikkat çeken Çiçek, AB ile ilişkilerin çok kolay ilişkiler olmadığını vurguladı. Türkiye-AB ilişkileri sözkonusu olduğunda çok değişik sebeplerden dolayı bu sürecin zorluklarının, bu süreci yakından takip eden ve kararı verenler açısından her defasında ifade edildiğini anlatan Çiçek, gelinen noktada Türkiye-AB ilişkilerinin yeni bir viraja girdiğini söyledi. Çiçek, bu süre içinde çok dikkatli, çok soğukkanlı, bir bütünlük içinde bu politikaların sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Çiçek şöyle konuştu:

"Tabiri caizse bu süreçte, Türkiye-AB ilişkilerinde bu yolda Türkiye'nin önünü tıkama noktasında yukarılardan, tepelerden kaya yuvarlamaya çalışan AB üyesi ülkeler vardır. Türkiye'nin son zamanlarda yaptığı çaba, gösterdiği gayret bu yolun açılmasıdır. Olup bitenleri böyle değerlendirmek gerekmektedir. Türkiye buna önem veriyor. Türkiye, AB ile ilişkilerinde yeni bir safhaya geçmek istiyor, yeni bir adım daha kazanmak istiyor ama bunu yaparken de en başta Güney Kıbrıs Rum tarafı olmak üzere yukardan önümüze kaya yuvarlıyorlar. Son zamanlarda Dışişleri Bakanlığı'nın, hükümetin, başbakanın gerek yüz yüze gerek diplomasinin başka fırsatlarını, imkanlarını, enstrümanlarını kullanarak yapmakta olduğu iş bu yolu açmak, hem ülkemizin, hem de KKTC'deki soydaşlarımızın hak ve menfaatlerini korumaktır. Olup bitenlere bu açıdan baktığımızda yapılanları daha sağlıklı değerlendirme imkanı olabilecektir. Nasıl AB politikası bir devlet politikasıysa Kıbrıs konusu da bu ülkede yaşayan her Türk vatandaşının en fazla önem verdiği, en çok yakından takip ettiği bir politikadır. Bu konuda Türkiye'nin temel kabulleri bellidir. Hükümet olarak gerek referandum öncesi, gerek sonra Kıbrıs konusu her gündeme geldiğinde bu konudaki hassasiyetlerimizi, temel kabullerimizi hep açıklamışızdır. Bundan da hiç kimsenin tereddüt etmemesi gerekmektedir. Oradaki soydaşlarımızın hak ve menfaatlerinin korunması noktasında da en çok desteği veren hükümetlerin başında bizim hükümetimiz gelmektedir. Bir tarafta Kıbrıs, bir tarafta AB gibi bir tercih içinde bu hükümet değildir. Kim böyle söylerse bu hükümete bühtanda bulunmuş olur. Yaptığınız nedir derseniz, bir taraftan Türkiye'nin temel iki politikasını belli bir denge içinde, hem Türkiye'nin menfaatleri, hem de Kıbrıslı soydaşlarımızın hak ve hukukunu koruyarak daha ileriye götürmektir."

"BİZ AB'DEN ÖZEL MUAMELE İSTEMİYORUZ"

Çiçek, açıklamalarının sonunda gazetecilerin sorularını da cevapladı. 'Türkiye Finlandiya'nın gündeme getirdiği önerileri yazılı bir öneri olarak sunacak mı? Limanlar ve havaalanları karşılıklı eşzamanlı olarak mı açılacak?' sorusu üzerine Çiçek, diplomasinin fırsatları, imkanları çerçevesinde çalışmalar yapıldığını belirtti. Bu konuda herkesin hükümete güvenmesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, "Çünkü biz seçimle gelmiş bir hükümetiz. Türkiye'nin, her Türk vatandaşının önem verdiği konu bizim için de önemlidir. Diplomasinin imkanları içinde demin söylediğim iki hedefi yakalamak için bu hükümet elinden gelen çabayı gösteriyor. Bizim ne istediğimizi onlar biliyor. Onların hangi noktada olduğunu da biz biliyoruz. Onun için sabırla, soğukkanlılıkla bir kaç gün daha bu işi götürelim. Her işin detayını söylemek de dünyanın hiçbir yerinde yoktur zaten. Ama temel hedefimiz budur. Dünyanın neresinde hükümet her konuyu toplum önünde böyle detayına kadar açıklıyor. Böyle birşey yok. Bu çalışmalar birkaç gün daha devam eder. En geç ayın 14'ünde, 15'inde bir karar olacaktır. Bu arada temaslar da devam ediyor. Biz AB'den özel muamele istemiyoruz. Hakkaniyete uygun, objektif yaklaşım bekliyoruz. Bu da çok fazla birşey değildir" şeklinde konuştu.

'Türkiye'nin son girişiminde devlet mutabakatı var mı?' sorusu üzerine Çiçek, hiç durmadan bunların söylenmeye, sorulmaya devam edilmesi halinde Türkiye'ye iyilik yapılmış olmayacağını dile getirdi. Netice itibariyle Türkiye adına birşey yapmaya çalıştıklarını ifade eden Çiçek, "Türkiye'yi böylesine önemli bir noktada iç politik çekişmelerin içinde tutmak bence bizatihi bu iki konuya da zarar verir. Böyle bir tarihi sorumluluğu biz hükümet olarak almak istemiyoruz. Biz ülkemize hizmet etmek istiyoruz. Bunun için çaba sarf ediyoruz. Onun için bazı konuları nerede tutmamız gerektiğine birlikte karar verelim. Hiç durmadan da laftan laf üretmenin faydası olacağı kanaatinde de değilim" diye konuştu.

Çiçek, limanların açılması önerisinin daha önce Bakanlar Kurulu'nda gündeme gelip gelmediği sorusuna, "Buradan yeni bir tartışma konusu mu çıkarmak istiyorsunuz? Sorduğunuz sorunun böylesine önemli iki hedefe bir katkısı olması lazım. Sizin bu sorunuzdan bir merakı tatmin etmenin ötesinde sağlıklı bir sonuç çıkacağı kanaatinde değilim. Bu işi götürenler bu konuyu biliyor. Biz bu konuları Bakanlar Kurulu'nda tabiatıyla her ölçekte konuşuruz. Dediğim gibi dünden bugüne çıkmış bir konu değil. Bununla ilgili sayısız değerlendirme, sayısız karar var. Bu değerlendirmeleri her zaman yaptık. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz" karşılığını verdi.

Çiçek, 'Genelkurmay ve Çankaya Köşkü'nü bilgilendirmeyi ve zirve yapmayı düşünüyor musunuz?' sorusuna ise, "Bununla ilgili zaten Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı. Siz o açıklamayı gördüyseniz merak ettiğiniz konu o çerçeve içinde zaten cevaplanmış durumdadır. Halen işin magazin kısmındasınız. 'Ben ediyorum özünü, sen ediyorsun sözünü' derler. Bir atasözüdür. Yani ben özünü söylemeye çalışıyorum, sen sözünü söylemeye çalışıyorsun" dedi.

AB Dışişleri Bakanları'nın komisyonun kararını benimseyeceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine ise Bakan Çiçek, "Hafta sonuna kadar daha çok açıklama yapılır. Biz üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Milletimizin hukukunu korumaya, Türkiye'nin hak ve çıkarlarını korumaya, Kıbrıslı soydaşlarımızın hukukunu korumaya çaba sarf ediyoruz. Bu tip değerlendirmeler, açıklamalar doğru yanlış, gerçeği yansıtır yansıtmaz daha Cuma gününe kadar devam eder. Hep beraber sabırla ve soğukkanlılıkla bekleyelim" dedi.