Ankara: 9. Kalkınma Planı

Ankara: 9. Kalkınma Planı

Hükümet, ilk kez 5 yıl yerine 7 yıllık yapılan ve AB perspektifi de içeren Kalkınma Planı'nı TBMM'ye sundu. Planın yarından itibaren TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda ele alınması bekleniyor. Kalkınma Planı'nın sunumunu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener yapacak.

Ankara: 9. Kalkınma Planı

Hükümet, ilk kez 5 yıl yerine 7 yıllık yapılan ve AB perspektifi de içeren Kalkınma Planı'nı TBMM'ye sundu. Planın yarından itibaren TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda ele alınması bekleniyor. Kalkınma Planı'nın sunumunu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener yapacak.

2007-2013 yıllarını kapsayan planda 'Vizyon ve Temel İlkeleri', 'Uluslararası Gelişmeler ve Temel Eğilimler', 'AB'ye Katılım Süreci', 'Plan Öncesi Dönemde Türkiye'de Ekonomik ve Sosyal Gelişmeler', 'Plan Dönemi Hedef ve Tahminleri', 'Temel Amaçlar: Gelişme Eksenleri', 'Uygulama, İzleme, Değerlendirme ve Koordinasyon' başlıkları yer alıyor. Planın komisyona sunumdan sonra komisyonun çalışmalarına 20 Haziran Salı gününe kadar ara verilecek. Saat 10.30'da başlayacak ve günlük çalışma programı bitene kadar görüşmelere devam edecek olan komisyonda, milletvekilleri eleştiri ve önerilerini dile getirecek. Komisyon 21 Haziran'da da 'Plan Dönemi Hedef ve Tahminleri', 'Temel Amaçlar: Gelişme Eksenleri', 'Uygulama, İzleme, Değerlendirme ve Koordinasyon' bölümlerini sonuçlandıracak. Plan üzerindeki değişiklik önergeleri de aynı gün değerlendirilerek görüşmeler tamamlanacak. 9. Kalkınma Planı daha sonra, TBMM Genel Kurulu'nda ele alınacak. 9. Kalkınma Planı, 'giriş' dahil 8 başlıktan oluşuyor. Planın giriş bölümünde 9. planla ilgili genel değerlendirmeler yapılırken, "2007-2013 dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı, değişimin çok boyutlu ve hızlı bir şekilde yaşandığı, rekabetin yoğunlaştığı ve belirsizliklerin arttığı bir döneme rastlamaktadır. Küreselleşmenin her alanda etkili olduğu, bireyler, kurumlar ve uluslar için fırsatların ve risklerin arttığı bu dönemde, plan Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda bütüncül bir yaklaşımla gerçekleştireceği dönüşümleri ortaya koyan temel politika dokümanıdır. Bu kapsamda Dokuzuncu Kalkınma Planı, 'İstikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB'ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye' vizyonu ve Uzun Vadeli Strateji (2001-2023) çerçevesinde hazırlanmıştır" deniliyor. Aynı bölümde ayrıca şu ifadelere yer veriliyor:

"9. Kalkınma Planı, AB'ye üyelik sürecinin gerektirdiği Katılım Öncesi Ekonomik Program ve Uyum İçin Stratejik Çerçeve gibi dokümanların yanında, başta Orta Vadeli Program olmak üzere diğer ulusal ve bölgesel plan ve programlar ile sektörel ve kurumsal strateji belgelerinin dayanağını oluşturmaktadır. Plan farklı işlevlere sahip söz konusu dokümanların uyumlaştırılmasını sağlayarak tüm planlama çalışmalarını yönlendirici bir işlev görecektir. Böylece, kurumlar arası ortak anlayış ve hedef birliği sağlayacak olan plan, yasal ve kurumsal değişimler ve plan-program-bütçe bağlantısının güçlendirilmesi suretiyle ülke potansiyelinin üst seviyede kullanılmasına zemin teşkil edecektir. Plan sadece kamu kesimi için değil, toplumun geneli için de uzun vadeli bir perspektif ve hedef birliği sağlamaya hizmet edecektir. Bu çerçevede, kamu kesimi ile özel kesim ve sivil toplum arasında iletişime ve ortak hedeflere dönük işbirliğine katkıda bulunacaktır. Böylece, tüm kesimlerin sahiplenmesiyle, toplumsal potansiyelimizin tamamının harekete geçirildiği bir ortamda, ekonomik ve sosyal gelişme hızlandırılacak, kapsayıcı bir kalkınma süreci çerçevesinde halkımızın yaşam kalitesi artırılacaktır."

9. Kalkınma Planı döneminde ekonomik büyümenin ve sosyal kalkınmanın istikrarlı bir yapıda sürdürülmesi ve plan vizyonunun gerçekleşmesi yolunda 'Rekabet Gücünün Artırılması, İstihdamın Artırılması, Beşeri Gelişme ve Sosyal Dayanışmanın Güçlendirilmesi, Bölgesel Gelişmenin Sağlanması, Kamu Hizmetlerinde Kalitenin ve Etkinliğin Artırılması' şeklinde stratejik amaçlar, gelişme eksenleri olarak belirleniyor.

AB'YE ÜYELİK SÜRECİ

Planın 7 yıllık olmasıyla ilgili ise, "Bu anlayışla hazırlanan Dokuzuncu Kalkınma Planı, AB'ye üyelik sürecine katkı sağlayacak temel strateji dokümanı olarak tasarlanmıştır. Bu nedenle plan dönemi AB mali takvimi dikkate alınarak, 2007-2013 yıllarını kapsayacak şekilde 7 yıllık olarak belirlenmiştir. 28 Nisan 2005 tarihinde 5339 sayılı yasa ile 2005 yılı sonunda tamamlanan 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın ardından, hazırlanacak yeni planın Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulması bir yıl ertelenmiş ve 9. Kalkınma Planı'nın 2007 yılında başlaması kararlaştırılmıştır" denildi.

Planın hazırlanmasında 5 Temmuz 2005 tarihli Başbakanlık genelgesi kapsamında, çok geniş bir alan yelpazesine sahip 57 adet Özel İhtisas Komisyonu (ÖİK) oluşturulduğu, söz konusu komisyonlara kamu kesimi, özel ve üniversite kesiminden 2 bin 252 kişi katıldığı belirtilirken, plan stratejisi ve metninin oluşturulmasında kurumsal birikimin yanısıra ÖİK raporları ile kendi alanlarında temayüz etmiş uzman kişiler ve kamunun üst düzey yöneticileri ile yapılan istişare toplantılarının sonuçlarından da yararlanıldığına dikkat çekildi.

Planda AB ile bütünleşme konusunda 3 Ekim 2005 tarihinde yeni bir döneme gerildiği vurgulanırken, sürecin akılcı bir biçimde yönetileceği belirtiliyor. "Plan dönemi sonunda, AB'ye üyelik hedefi doğrultusunda, Kopenhag siyasi kriterlerine uyum düzeyinin yükseltilmesi, ekonomik kriterlere uyum sağlanması ve 35 fasıl altında toplanan AB müktesebatına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılarak katılım sürecinin tamamlanması amaçlanmaktadır" denilen bu bölümde, AB'ye katılım süreci ile ilgili ise şu hususlar yer alıyor:

"AB'ye katılım süreci, hukukun üstünlüğü temelinde, uzun dönemli ve karşılıklı yarar ilkesi doğrultusunda, akılcı bir yaklaşım içinde yürütülecektir. Katılım süreci, ülkemizin gelişmesinin hızlandığı ve hem ülke içinde hem de AB ortalamalarına göre gelişmişlik farklılıklarının azaldığı kapsamlı bir yenilenme ve reform sürecinin ya önlendirici bir işlev görecektir. Bu sbörecektir. Böylece, kurumlar arası ortak anlayış ve hedef biürecin sonunda, AB'nin ekonomik ve sosyal standartlarına yakınsama sağlanmış olacaktır. AB'ye üyelik, ülkemizin sahip olduğu tarihsel birikim, ekonomik potansiyel, kültürel zenginlik, genç nüfus yapısı ve enerji terminali konumu gibi nedenlerle, hem birliğin hem de Türkiye'nin gelişmesi yolunda önemli bir sinerji yaratacaktır. Doğrudan yabancı yatırımlardaki artış ve kaynak kullanımındaki etkinlik sonucu ülkemizin büyüme potansiyeli artarken, AB ekonomileri de pazar genişlemesi, daha rekabetçi bir iç pazar ve üretim faktörlerindeki artış nedeniyle Türkiye'nin birliğe katılımından olumlu yönde etkilenecektir. Üyelik süreci, ülkemizin ekonomik, sosyal ve siyasi yaşamında köklü dönüşümlere yol açarken, demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, sağlık, gıda güvenliği, tüketici hakları, rekabet kuralları, kurumsal iyileşme ve çevrenin korunması gibi birçok alanda AB norm ve standartlarına ulaşılması, halkımızın yaşam kalitesini yükseltecektir. Müktesebata uyum süreci, ülke öncelikleri ve imkanları dikkate alınarak aşamalandırılacak ve bütüncül bir strateji çerçevesinde yönlendirilecektir. Uyuma dönük önceliklendirme yapılırken, kamunun finansman imkanlarını, özel kesimin rekabet gücünü, istihdamı, bölgesel gelişmeyi, çevreyi ve sosyal dengeleri gözeten bir yaklaşım esas alınacaktır. Kısa bir zaman içinde çok sayıda hukuki düzenlemenin yapılmasını gerektirecek olan katılım sürecinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin etkin bir şekilde bilgilendirilmesi ve uyumun gerektirdiği hızda karar alabilmesi için gerekli tedbirler alınacaktır. Uyum amacıyla yapılan yasal düzenlemelerin etkili bir şekilde uygulanması için gerekli idari kapasite oluşturulacak, uygulamadan kaynaklanan aksaklıklar tespit edilerek giderilecektir. Gerek AB üyesi ülkelerin kamuoylarında ülkemizin tanıtımı, gerek halkımızın AB konusunda bilgilendirilmesi ve katılım sürecinin gerekliliklerine hazırlanması bakımından etkili bir iletişim stratejisi geliştirilecek ve uygulamaya konulacaktır. Her düzeyde ve çok yönlü ilişkilerle sivil toplumlar arası bağlar, farklılık içinde birlik olma anlayışı ile kültürel zenginlik ve hoşgörü güçlendirilecektir."

Kaynak: İHA