Ankara: 2007 Yılı Bütçe Müzakereleri

Ankara: 2007 Yılı Bütçe Müzakereleri

TBMM Genel Kurulu'nda Akşama Doğru Yapılan 2. Oturumda Başbakanlık, MİT, Mgk Genel Sekreterliği ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2007 Yılı Bütçesi Görüşülerek Kabul Edildi.

Ankara: 2007 Yılı Bütçe Müzakereleri

TBMM Genel Kurulu'nda akşama doğru yapılan 2. oturumda Başbakanlık, MİT, MGK Genel Sekreterliği ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2007 yılı bütçesi görüşülerek kabul edildi.

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili eleştiri ve görüşlere cevap verirken, Diyanet'in özellikle son yıllarda daha da evrensel bir kurum haline geldiğini belirterek, "Diyanet artık sadece hizmetini Türkiye ile sınırlayan bir kurum değildir, olamaz, olmamalıdır. Birkaç ay içine olup bitenler gösteriyor ki, kurumlarımız milliliklerini koruyarak, küresel meydan okumalara cevap vermektedir. Her milli kurum, küresel bir kurum olmak durumundadır. Diyanet milli olma özelliğini koruyor, ama çabalarıyla küresel bir konumda olduğunu gösteriyor. 1 ayda Diyanet'e yapılan ciddi kurumların ve medyanın yaptığı atıf, Diyanet tarihinin 4 katına çıkmıştır. Bu 10 katına çıkacaktır, çıkmak durumundadır. Çünkü Diyanet evrensel görev yapmaktadır. Çünkü hizmet ettiği dinin kendisi evrenseldir. Evrensel bir misyonu ancak evrensel bir çabayla yapabilirsiniz" dedi.

Bakan Aydın, konuşmasında dinin siyasetin dışında tutulması gerektiğini belirterek, "Diyanet, siyasetin üstünde hizmet üretmek için elinden geleni yapıyor ve bugün de Diyanet, toplumun her kesiminin hizmetindedir. Afrika'dan tutunuz da Orta Asya'dan Balkanlar'a kadar ulaşabileceğimiz her yere ulaşıyor" ifadelerini kullandı. Devlet Bakanı Aydın, misyonerliğin dünyanın pek çok yerinde olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Misyonerlik, dünyanın pek çok yerinde yürüyor. Ülkemizde de yürüyor. Ama ben yurtdışına çıktığım zaman benim misyonerlikle ilgili şunu söylüyorum. Herkes kendi inancını anlatmak, açıklamak hürriyetine sahiptir ve bu hürriyet geneldir. Ama hiç kimse kendi inancını anlatırken başka inançları kötüleme özgürlük ve hakkına sahip değildir. Hiç kimse kendi inançlarını anlatırken başka din mensuplarını rencide edecek bir durumda olamaz. Bu ilme, ferasete aykırıdır. Böyle olanlara karşı kendimizi savunmalıyız. Avrupa Birliği istiyormuş ki 'hak din İslam'dır' demeyecekmişiz. Bu ne kimsenin hakkıdır, ne de haddidir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın işi budur. İslam Dini'nin hak olduğunu söyleriz, eleştiren olur eleştirmeyen olur."

"6 BİN CİVARINDA GÖREVLİSİ BULUNMAYAN CAMİ VAR"

Bakan Aydın, Diyanet'e Meclis'in desteğiyle kadro tahsis edildiğine ancak hala eksikler olduğuna dikkat çekti. Aydın, her şeye rağmen kadro ihtiyacının rahatsız edici boyutta olduğunu belirterek, "Çok uzak olmayan bir tarihte kadrosu olmayan camilerimizin kadrosunu oluşturmak için bu haklı talebe milletvekili arkadaşlarım yardımcı olacaktır. 1998-2002 yılları arasında bütün atamaların sayısı 4 bin 419'dur. Bu, ihtiyacın onda biri. 2002'den 2006'ya kadar, hepinizin yardımıyla 20 bin 700. Epeyce mesafe aldık ama 6 bin civarında kadrosu olduğu halde görevlisi bulunmayan cami var" diye konuştu.

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, milletvekillerinin sorularını cevaplandırırken Alevilik'le ilgili Diyanet İşleri'nin yapabileceği ve yapamayacağı işleri olduğunu, görev tanımlarının belli olduğunu belirterek, bütün sorulara mevzuat ve yasalar çerçevesinde cevap verilebileceğine işaret etti. İbadethanelerle ilgili düzenlemenin AB uyum yasası çerçevesinde çıkarıldığını hatırlatan Bakan Aydın, "Uyum paketinin bir parçasıydı. İbadet yeri olarak değiştirilmesinin sebebi herhangi bir kasıttan kaynaklanmıyor. Eskiden müftüler söz sahibiydi. Herhangi bir yerde kilise de yapılabilir, havra da yapılabilir. Bunun yetkisini müftüye vermek olmaz. Aslında mülki idare amirine verildi" dedi.

Cemevlerine indirimli elektrik verilmesi konusuyla ilgili bir soruyu cevaplandıran Bakan Aydın, "'Cem evlerine indirimli elektrik verilmesine taraftar mısınız?' derseniz, ben açıkçası taraftarım" ifadelerini kullandı. Bazı dini kisvelerin giyilmemesiyle ilgili kanun hükmünü okuyan Bakan Aydın, "Mabetler bir dinin ibadetine mahsus ve usule muvafık olarak teessüs etmiş olan kapalı mahallerdir. 'Evet cem evi ibadethanedir' dersem başıma hukuki dert açarım. Benimle ilgili yapamayacağım şeyleri bana söylemeyin. Bir bakan, Diyanet'ten sorumlu bir bakan kalkıp da 'Alevi kardeşlerimin ibadetleri ayrıdır' diyemez" dedi.

Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise, bakanlığına bağlı birimlere yönelik milletvekillerinin eleştiri ve sorularına yönelik yaptığı konuşmada, muhalefetin Başbakanlık Müsteşarı'yla ilgili 4 yıldır yaptığı eleştirilere son vermesini istedi. "Başbakanlık Müsteşarı gökten zembille düşmedi" diyen Bakan Şahin, "Usule göre atandı. Kim atadı? Sayın Cumhurbaşkanı atadı. Demek ki şartlarını taşıyormuş ki, sayın Cumhurbaşkanı'nın onayıyla Başbakanlık Müsteşarlığı'na atanmış arkadaşımızdır. 12 yıl önce yapmış olduğu bir toplantıdan alıntılar yapılarak, Başbakanlık Müsteşarı'yla ilgili söz alan arkadaşlar değerlendirmeler yapıyorlar. Ama her yıl yapıyorlar" ifadelerini kullandı. Anavatan Partisi sözcülerinin sürekli Başbakanlık Müsteşarı'nı eleştirmelerine tepki gösteren Bakan Şahin, "Başbakanlık Müsteşarı'na takılıp kalmayın" dedi.

Bakan Şahin, hiçbir kurumla kavgalı olmadıklarına işaret ederek, "Ancak bazı kurum mensupları çok az da olsa, hükümetle cebelleşiyor. Biz hiç kimseyle cebeleşmiyoruz. Bize bağlı olan hiçbir kurumla sürtüşmemiz, onunla problemli hale gelmemiz düşünülebilir mi? Ama çok az da olsa bazı kurum mensupları, hükümetle mücadele ediyor görüntüsü veriyorlar. Bu konuda muhalefet partisinin bize, hükümete destek vermesi lazım. Bu parlamentodan milli iradenin tecellisi olan bu hükümete, ideolojik nedenle cebelleşenler varsa, 'bu parlamentodan çıkmışti Bakan Aydın, Diyanet'e Meclis'iır bu hükümet, bununla cebelleşmeyin' demesi lazım. Biz gideriz başka hükümet gelir. Biz birbirimize destek olmalıyız. Bizim hiçbir kurumla, devletin hiçbir kurumuyla problemimiz olamaz. Her kurumun problemiyle ilgileniyoruz" dedi.

"Cumhuriyet ve onun nitelikleri hiç kimsenin tekelinde değildir" ifadelerini kullanan Bakan Şahin, asıl tehlikenin 83. yılı geride kalan Cumhuriyet'in tehlike altında olduğunu söylemek olduğunu savundu.

Şu anda Türkiye'de yaşayan nesillerin hepsinin Cumhuriyet'in ürünü olduğunu, kendilerinin de bunun içinde bulunduğunu ifade eden Bakan Şahin, "Şu anda Türkiye'de yaşayan nesiller, hepimiz Cumhuriyet nesilleriyiz" diye konuştu.

"Bu ülkede Cumhuriyet ve onun getirdikleriyle kimsenin sorun olamaz" diyen Bakan Şahin, "Ne sizin ne bizim Cumhuriyet'le sorunumuz olamaz. Cumhuriyet'e sahip çıkacağız. Cumhuriyet'e sahip çıkmak lafla olmaz hizmetle olur. Kişi başına düşen geliri artırarak, yolu olmayan, suyu olmayan köye yol götürerek, su götürerek Cumhuriyet'e sahip çıkabilirsiniz. 4 yıl önce 'ev sahibi olacaksın' denseydi 'bırak ya hayaldir' diyen insanlar, taksitle ev sahibi olmaya başlamışlarsa 'helal olsun benim hükümetime, meclisime, cumhuriyetime', biz bunu yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

Bakan Şahin, Alevilik'le ilgili bir soruyu cevaplandırırken, "Hiçbir bakanlık herhangi bir inanış yorumunu din diye adlandırma yetkisine sahip olamaz" diye konuştu.