Analiz - Irak'taki İktidar Kavgasının Yeni Merkezi Tuzhurmatu - Haberler
Haberi Paylaş

Analiz - Irak'taki İktidar Kavgasının Yeni Merkezi Tuzhurmatu

AA - Haberler | Güncel
Analiz - Irak'taki İktidar Kavgasının Yeni Merkezi Tuzhurmatu

Irak'ta idari yapısı tartışmalı topraklar üzerinde merkezi Bağdat hükümetiyle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında uzun zamandır yaşanan anlaşmazlık Tuzhurmatu ilçesiyle su yüzüne çıktı.

SALİH BİLİCİ- Irak'ta idari yapısı tartışmalı topraklar üzerinde merkezi Bağdat hükümetiyle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında uzun zamandır yaşanan anlaşmazlık Tuzhurmatu ilçesiyle su yüzüne çıktı. Irak hükümetine bağlı Haşdi Şabi güçleri, bölgedeki Şii nüfus varlığını gerekçe göstererek Tuzhurmatu'nun kontrolünü ele geçirmek istiyor. Ancak "Tuzhurmatu giderse Kerkük de gider" düşüncesinde olan Kürtler, 2003'ten beri yönettikleri ilçeyi Şii milislere bırakmamakta kararlı.

Tuzu, hurması ve dutu meşhur

Irak Anayasası'nın 140. maddesine göre statü ve idari yönetimi tartışmalı bölgeler arasında olan Tuzhurmatu'da daha çok Şii Türkmen ve Sünni Kürtler yaşıyor. Nüfusu 120 bin ila 150 bin arasında olduğu belirtilen ilçe, hurma ve dutuyla meşhur olduğu için önce Hurmatu adını, Osmanlılar döneminde ise Tuzhurmatu adını almış. Ancak halk arasında Tuzhurmatu için kısaca "Duz" ifadesini kullanılıyor.

Tarihsel olarak bir Türkmen şehri olan Tuzhurmatu'da hala Aksu, İmam Ahmet, Orta, Çakkale, Molla Sefer gibi birçok Türkçe isimli mahalle var. Tuzhurmatu geçmişte Kerkük'e bağlı olmasına rağmen Saddam Hüseyin tarafından Şii ve Kürtlerin bölgedeki gücünü zayıflatmak için Selahaddin iline bağlandı. Tuzhurmatu ve ona bağlı onlarca köy ve kasaba Kerkük'e yakın olmalarına rağmen idari olarak halen Tikrit merkezli Selahaddin vilayetine bağlı.

Demografik yapı Kürtler lehine değişiyor

Saddam Hüseyin'in ardından Tuzhurmatu'nun demografik yapısı Kürtler lehine değişti ve Kürt nüfusu giderek Türkmen nüfusuna yaklaştı. Çevre kasaba ve köylerin neredeyse tamamı Arap ve Türkmen olmasına rağmen ilçe merkezindeki Kürt nüfusu yeni yerleşim yerlerinin oluşturulmasıyla sürekli artıyor. Tuzhurmatu'nun idaresi 2003'ten beri Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) tarafından yürütülüyor. Tuzhurmatu kaymakamı KYB'li. İlçedeki diğer kamu kurumlarının başında da Kürtler bulunuyor.

Güvenlik Peşmergede

KYB'ye bağlı Peşmerge ve asayiş güçleri ilçenin güvenliğini sağlıyor. Tuzhurmatu'nun kuzey ve güneyindeki giriş ve çıkış kontrol noktaları Peşmergenin elinde. Terör örgütü DAEŞ'in saldırılarından sonra Şii Türkmen milisler de silahlanarak ilçenin korunmasında görev üstlendi. Şii Türkmenlerin yaşadığı Amirli nahiyesi DAEŞ kuşatmasında iken dışarıdan gelen Haşdi Şabi ve Peşmergeler nahiyeyi kurtarmıştı. Ancak o dönem birlikte hareket eden iki güç, Haşdi Şabi'nin Tuzhurmatu üzerinde etkinliğini artırmak istemesi üzerine ayrıştı.

Olayların başlaması

Haşdi Şabi milisleri ile Peşmergenin ortak "düşmanı" DAEŞ olsa da aralarında sürekli bir güç rekabeti yaşandı. Bu gerginlik 12 Kasım'da Peşmergenin yeni kurduğu Tuzhurmatu-Bastamlı kontrol noktasında çatışmaya dönüştü. İddiaya göre kontrol noktasında ikaza rağmen durmak istemeyen Haşdi Şabi güçlerine Peşmergenin ateş açması sonucu 4 Şii milis hayatını kaybetti. Daha sonra yaralıların KYB kontrolündeki Tuzhurmatu devlet hastahanesine getirilmesi sırasında Kürt asayiş güçleri ile Haşdi Şabi arasındaki kavga çatışmaya dönüştü ve burdaki olayda Kürt asayişinden ölümler oldu. Devam eden günlerde ölü sayısı 17'ye çıkarken, olaylar uzun zamandır barış içinde yaşayan iki halkı karşı karşıya getirdi. Kürtler ile Türkmenler ilçe merkezinde birbirlerine ait onlarca ev ve dükkanı yaktı.

Anlaşmanın sağlanması

Olayların büyümesi üzerine Başbakan Haydar el-İbadi'nin talimatıyla ilçede kriz yönetimi oluşturuldu. Taraflar arasında 14 Kasım'da ateşkes sağlandığı duyurulmasına rağmen olaylar devam etti. KYB ve Haşdi Şabi yetkilileri 16 Kasım'da düzenledikleri ortak basın toplantısında anlaştıklarını bildirdiler. Bu anlaşmada İran'ın bölgeye gönderdiği heyetin etkili olduğu iddia edildi. Zira söz konusu basın toplantısında Haşdi Şabi gücü komutanlarından Yılmaz Şehbaz ve KYB yetkilisi, İran Temsilcisi İkbal Pur'a teşekkür etti. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Tuzhurmatu Sorumlusu Ahmet Şeyh Lengeri, İran Temsilcisi İkbal Pur'un, KYB ile Haşdi Şabi yöneticileriyle bir araya gelerek rehinelerin değiştirilmesi konusunda anlaşmanın yapılmasını sağladığını ifade etti.

Ateşkes sağlandı ama...

Sonuç olarak taraflar Tuzhurmatu'nun korunması için ortak güç oluşturma, rehinelerin değişimi ve sorunların çözümü için ortak komisyonun kurulmasında mutabakata varsa da bu anlaşmanın uzun vadeli olmayacağı belirtiliyor. Tuzhurmatu Emniyet Müdürü Faruk Ahmet, bu konuda Şii milislerin farklı gruplara bağlı olduğuna dikkati çekerek anlaşmaya bir grup uysa da diğerlerinin uymayacağını ifade ediyor. Haşdi Şabi homojen bir yapı değil. Fiili olarak zayıf kalan Irak ordusundan kaynaklanan boşluğu doldursa da resmi bir ordu gücü değil. Haşdi Şabi çatısı altında fidye karşılığı adam kaçırma, öldürme ve yaralama başta olmak üzere suç olaylarına karışan proplemli örgütler de var. Ayrıca bazı Şii milis grupları, DAEŞ'ten kurtardıkları Sünni bölgelerini yağmalıyor. Özellikle silahlı Asaip Ehlilhak grubu, Sünni Araplara ve Kürtlere karşı tutumuyla biliniyor. Haşdi Şabi'nin bu kontrol edilemez yapısı da göz önüne alındığında olayların kolay yatışmayacağından korkuluyor. Çatışmalarda kan dökülmesi ve zarar ziyanın yüksek olması nedeniyle gerginliğin devam etmesinden endişe ediliyor. Peşmergeler ile Haşdi Şabi milisleri arasındaki güvensizlik de olayların çabuk yatışmayacağına işaret ediyor.

Haşdi Şabi son hamle olarak Tuzhurmatu'ya 200 kişiden oluşan yeni bir güç gönderdi. Şii mahallelerinde Haşdi Şabi'nin, Kürt mahallelerinde Peşmergenin olduğu ilçe fiili olarak adeta ikiye bölünmüş durumda. Kürtler, DAEŞ ile mücadele için bölgeye gelen Haşdi Şabi'lerin artık gitmesini istiyor. Ancak Haşdi Şabi, bölgede kalıcı olacağının işaretlerini veriyor.

Tuzmurmatu neden önemli?

Kuzeydeki Duhok ve Erbil ile güneydeki Süleymaniye ve Kerkük'ü başkent Bağdat'a bağlayan yol Tuzhurmatu'dan geçiyor. Bölge bu nedenle stratejik bir öneme sahip. Konumu nedeniyle zengin bir ticaret potansiyeline sahip olan Tuzhurmatu'da aynı zamanda petrol ve gaz yatakları bulunuyor. Tuzhurmatu'ya hakim olan güç, etrafındaki onlarca kasaba ve köyü kontrolüne alabilir. Kürtler, Tuzhurmatu'yu "Kürdistan toprakları dışında Kürt toprağı" olarak görüyor. Bu nedenle Tuzhurmatu'nun yönetiminde söz sahibi olduklarını iddia ediyorlar ve "tartışmalı bölge" olduğu için Irak ordusu ve Haşdi Şabi'nin ilçeye giremeyeceğini savunuyorlar. Kerkük ile 70 kilometre güneyindeki Tuzhurmatu arasında kalan bölgeler Peşmergenin kontrolünde. Tuzhurmatu'dan sonra Kürt nüfusu ve Kürtlerin hakim oldukları alan yerini Arap coğrafyasına bırakıyor. Tuzhurmatu bu özelliğiyle Kerkük'ün güneyinde Kürtler ile Arap coğrafyası arasındaki geçiş güzergahı konumunda. Tuzhurmatu'nun güneyindeki Süleymanbeg nahiyesinde Sünni Araplar, Amirli nahiyesinde Şii Türkmenler, Yengice'de ise Sünni Türkmenler  yaşıyor. Bu bölgeler Haşdi Şabi'nin elinde. Haşdi Şabi milisleri, DAEŞ'ten kurtarılan Sülemanbeg'e Sünni yerel halkın dönüşüne izin vermiyor. Şii milisler, bu bölgedeki Sünni Arapları da Kürt grupları da kendi varlıkları için bir tehdit olarak görüyor.

Irak hükümetinin Tuzhurmatu planı

Kürtler için önemli olan Tuzhurmatu üzerinde şüphesiz Irak hükümetinin de planları var. İddiaya göre bunlardan en önemlisi Tuzhurmatu'yu il ilan edip, çevredeki bütün köy, kasaba, ilçe ve nahiyeleri buraya bağlamak. Bu sayede o bölgede Sünni Arap ve Kürtlerin durumu zayıflatılmış olacak ve güçlü bir Şii hattı oluşturulmuş olacak. Tuzhurmatu'nun il yapılması planı ilk olarak eski Irak Başbakanı Nuri el-Maliki döneminde gündeme getirilmişti. İran'ın da Şii bölgeyi güçlendirmek için bu plana destek verdiği belirtiliyor.

DAEŞ'in 10 Haziran 2014'te Irak'ın ikinci büyük kenti Musul'u ele geçirmesinin ardından ordu güçlerinin çekilmesi üzerine Kerkük'ün kontrolü Kürt Bölgesel Yönetimi'nin silahlı gücü Peşmergenin eline geçti. DAEŞ saldırıları Kürtlere topraklarını genişletme fırsatı verdi. Kürtler, Kerkük'ün yanı sıra Diyala'ya bağlı Celavle, Sadiye, Hanekin, Karatepe'nin tamamı ile zengin petrol yataklarının bulunduğu Hemrin Dağları'nın bir kısmını ve Musul'a bağlı Sincar (Şengal) ilçesinin kontrolünü ele geçirdi. Merkezi Irak hükümeti ve Irak ordusunun zayıf olması nedeniyle bu bölgelerdeki gücünü artıran Kürt yönetimi, DAEŞ tehididi ortadan kalksa da bu topraklardan çıkmayacağını belirtiyor. Mesut Barzani, Tuzhurmatu'daki olaylara ilişkin yaptığı açıklamada "Kürdistan toprakları, Haşdi Şabi'nin barınma yeri değildir. Kürdistan'ın Peşmerge gücü ve asayiş birimleri vardır" diyerek Şii milislerin Tuzhurmatu'yu ele geçirme planına karşı duracaklarını bildirmişti.

"Tuzhurmatu düşerse Kerkük de düşer"

AA muhabirine konuşan Irak Türkmen Cephesi (ITC) Milletvekili Aydın Maruf, "Tuzhurmatu, Kürtler için son sınır bölgesidir. Kürtler için önemlidir. Kürtler, eğer Tuzhurmatu'yu kontrol edemezlerse Kerkük'ü de kontrol edemezler" sözleriyle Tuzhurmatu'nun Kürtler için önemine dikkati çekti. Tuzhurmatu nüfusunun yüzde 60'ını oluşturan Şii Türkmenlerin çatışmalarda mağdur olduğunu ileri süren Maruf, "KYB, orada İran ile karşı karşıya gelmek istemiyor. Bu yüzden bugüne kadar Haşdi Şabi'yi eleştirmediler. Zira Haşdi Şabi ve KYB'yi destekleyen devlet aynıdır. Orada sadece Türkmenler öldü" dedi. Maruf, çatışmalardan sonra taraflar arasında yapılan ortak basın toplantısında KYB ile masaya oturan Haşdi Şabi'nin Türkmenleri temsil etmediğini savundu.

Olaylar KYB ile İran'ı karşı karşıya getirdi

İran'a yakın siyasetiyle bilinen KYB, Tuzhurmatu olayında DAEŞ'e karşı savaşta destek aldığı Tahran yönetimiyle ilk defa karşı karşıya geldi. KYB Politbüro Sorumlusu Mele Bahtiyar, Haşdi Şabi'nin Mesut Barzani'den izin alarak Tuzhurmatu'ya girdiğini savundu. Ancak Barzani, bu sözlere anında karşılık vererek Haşdi Şabi'nin kendi izniyle "Kürdistan topraklarına" girmediğini belirtti ve DAEŞ ile ortak mücadele için o dönem Şii milislerin bölgeye geldiğini hatırlattı. Kürt yönetimi, Şii Türkmenlerin yaşadığı Amirli nahiyesinin DAEŞ kuşatmasından kurtulması için o dönem Kerkük üzerinden Şii milislerin, Tuzhurmatu bölgesine gelmesine izin verdi. Ancak Amirli'den sonra Haşdi Şabi milislerinin silahlarını Kürtlere çevirmesi istenmeyen olayların başlangıcı oldu. Irak ordusunun IKBY topraklarına girmesi için Mesut Barzani'den izin alması gerekiyor. Bir iddiaya göre o dönem Şii milislerin Kerkük üzerinden bölgeye gelmesi nedeniyle DAEŞ, Sincar'da ve Mahmur'da Kürtleri hedef alan saldırılarını başlattı. Kürtler, bu nedenle İran ve Şii milisler yüzünden DAEŞ'in kendilerini hedef aldığını dile getiriyor.

"Kürtler ABD desteğiyle Tuzhurmatu'yu ele geçirdi"

ITC Genel Başkan Yardımcısı Hasan Turan, "Kürtlerin ABD desteğiyle Tuzhurmatu'yu ele geçirdiğini" ve orada güçlendiğini hatırlattı. Tuzhurmatu'da yaşananları son olaylarla değerlendirmenin yanlış olacağını, başta Ali Haşim Muhtaroğlu olmak üzere birçok Türkmen lider ve partilinin suikastlarla öldürüldüğünü ifade eden Turan, "çözüm nedir?" sorusuna, "Tuzhurmatu'nun iç güvenliğini yerel polis sağlamalı. Tüm emniyet dosyaları polislere verilmeli. Peşmerge ve Haşdi Şabi sadece ilçenin dış güvenilğini sağlamalı" dedi.

Kürt gazeteci Hajar Raşit, Haşdi Şabi'nin yasal bir ordu olmadığını, bu nedenle Tuzhurmatu halkının da bu gücü istemediğini iddia etti. İsminin yazılmasını istemeyen Sünni Türkmen gazeteci ise Tuzhurmatu'daki Şii Türkmelerin daha çok Şii dini mercilerin fetva ve talepleriyle hareket ettiğini söyledi.

-"Peşmergenin çekilme durumu söz konusu değildir"

Kürtler, Şii milislerin baskılarına rağmen Tuzhurmatu'dan çıkmamakta kararlı. KYB Başkanlık Konseyi Üyesi ve Peşmerge Komutanı Mustafa Çavreş, "Tuzhurmatu'daki Türkmenlerin idarede söz sahibi olup, etkin bir rol oynamak istemeleri çok doğal ve temel bir haktır. Ancak Peşmerge güçlerinin hiçbir şekilde orada çekilme durumu söz konusu değildir. Peşmergenin mevzilerini başka güçlere teslim etmesi mevzubahis bile olamaz" diye konuştu.

Süleymaniye Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Hüseyin Rabi ise Peşmerge ile Şii milisleri arasındaki gerginliğin nedenini "birbirine diş geçirme" ve "sınırlara hakimiyet mücadelesi" olarak değerlendirdi.

Rabi, "Tuzhurmatu, Kürt, Türkmen ve Arapların ortak sınırı olmasından dolayı taraflar güvenlikleri için hakimiyet sağlama çabası içerisindeler. Bu yüzden en kısa sürede ilçe merkezindeki iktidar çekişmesi bitirilmelidir. Aksi takdirde gerginliklerin Kerkük iline sıçraması yüksek ihtimal. Aynı zamanda Tuzhurmatu'da Kürtlerin iktidarı kaybetmesi demek, Kerkük'teki hakimiyetlerini de tehlikeye düşürebilir" ifadelerini kullandı.

Nuri Maliki ile Başbakan Haydar el-İbadi arasında güç kavgasının yansımalarının Tuzhurmatu'da yaşandığını savunan Rabi, Maliki'nin Şii Türkmenleri yanına çekerek İbadi'ye meydan okumaya ve Haşdi Şabi üzerindeki etkisini artırmaya çalıştığını iddia etti. Rabi, bölgedeki Şii Türkmenlerin de Maliki'nin desteği ile Haşdi Şabi içinde güçlenip, fırsatı değerlendirmek istediğini belirtti. Rabi, Amirli'nin DAEŞ ablukasından kurtarılması için bölgeye gelen Haşdi Şabi milislerinin artık Tuzhurmatu ve çevredeki yerleşim yerlerinden çıkması gerektiğini savundu.

Kerkük'ün kontrolü için Tuzhurmatu önemli

Kürt gazeteci Stran Abdullah, Kerkük'ü elinde tutmak isteyen Kürtler için Tuzhurmatu'nun önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Eğer Kürtler, Kerkük'ün sahibi olmak için yola koyulduklarını düşünüyorlarsa öncellikle Tuzhurmatu'daki güç dengesini çok iyi hesaplayıp, kazançlı bir şekilde çıkmaları lazım. Herkesin bildiği gibi Kerkük'ün kaderini belirleyecek Irak Anayasası'nın 140. maddesinin uygulamasında Tuzhurmatu'nun alacağı karar çok belirleyici olacaktır. Herkes bu süreçte elinden geldiği kadar gücünü göstermek ve bölgeye hakim olma çabası içerisinde. Mesela Haşdi Şabi Musul'da söz sahibi olamaz ancak çoğunluğu Şii Türkmenler'den oluşan Telafer'de çok çabuk bir şekilde bu otoritesini kurabilir."

"Irak'taki bölünme Tuzhurmatu'dan başlar"

Irak Türmen Cephesi Tuzhurmatu Sorumlusu Heytem Haşim Muhtaroğlu, ilçeyi hedef alan terör saldırılarında ağabeyi Ali Haşim Muhtaroğlu'nu 2013 yılında kaybetti. Son 10 günde yaşanan olaylarda yüzden fazla Türkmen evi, 300'ü aşkın dükkanın yandığını ve Türkmenlerden 8 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Muhtaroğlu, "Bu tamamen dışarıdan gelen bir oyundur. Bazı tarafların burada dışarı ile bağlantıları var. Bu oyun, o dışardaki gücün oyunudur" dedi.

Muhtaroğlu, "İran bölgede neden bu kadar etkili?" sorusuna, "İran'ın komutanları her yerdeler, her çatışmada varlar. İran bölgede gizli değil, açık bir şekilde çalışıyor" yanıtını verdi.

Peşmergenin sadece Kürt mahallelerini koruduğunu, bu nedenle terör saldırılarının sadece Türkmen semtlerinde düzenlendiğini hatırlatan Muhtaroğlu, "Millet patlamalardan bıktı. Nereden bir güç gelseydi ona destek olurdu. Haşdi Şabi bölgeye gelince Türkmen halkı onlara destek verdi. Ancak Şii partiler, Haşdi Şabi'yi istismar etti. Gelen gidene silah dağıttılar. Haşdi Şabi'de çalışan bir gencin maaşı 600 dolardır. Irak'ta ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde bir genç 600 dolar maaş alıyor. Tüm bunlar, Haşdi Şabi'yi güçlendirdi" değerlendirmesinde bulundu.

Muhtaroğlu, "Tuzhurmatu neden önemli?" sorusuna işe şu yanıtı verdi: "Irak eğer bölünürse bu Tuzhurmatu'dan başlar. Çünkü üç esas millet Tuzhurmatu'da var:  Türkmenler, Kürtler ve Araplar."

AA - Son Dakika Haberleri
/beğendim
/alkışladım
/beğenmedim
/güldüm
/üzüldüm
/sinirlendim
/şaşırdım
title