Terörle Mücadele Koordinatörü Emekli Orgeneral Edip Başar:
Yeditepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü, Emekli Orgeneral Edip Başer, "Türk Kadınının Yöresel Olarak Farklılık Gösteren Geleneksel Başörtüsünü Farklı Bir Biçim Vererek Siyasi Simge Haline Getirmek Dine ve Gerçek Dindarlara Olduğu Gibi Ulusal Birliğimize de Zarar Vermektedir" Dedi.
Yeditepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü, emekli Orgeneral Edip Başer, "Türk kadınının yöresel olarak farklılık gösteren geleneksel başörtüsünü farklı bir biçim vererek siyasi simge haline getirmek dine ve gerçek dindarlara olduğu gibi ulusal birliğimize de zarar vermektedir" dedi.1283 Grubu tarafından, Atatürk'ün Harbiye'ye giriş yıldönümü etkinlikleri kapsamında düzenlediği ''Terör kıskacında Türkiye'' başlıklı konferansa katılan Yeditepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü emekli Orgeneral Başer, Irak'ın kuzeyine yapılan harekatın tam anlamıyla, hiç bir tartışmaya meydan bırakmayacak şekilde başarılı olduğunu ifade etti.Başer sözlerine şöyle devam etti: ''Dünyada çok az ordu ancak böyle bir ortamda, böyle iklim ve arazi koşulunda, böyle bir operasyona, böyle bir harekata kalkışabilirdi ve bunu başarabilirdi. Onlardan bir tanesi TSK'dır. Bunu fevkalade güzel planlamış, fevkalade güzel uygulamıştır. (Gitmişken oradaki PKK'nin nesi ver nesi yok hepsinin yok edilmesi gerekirdi) gibi sözler etmek, bu tür konuşmalar yapmak ancak ayağı yere basmayan, ayakları havada, ne dediğini kendisi de pek duymayan ve anlamayan insanların yapacağı şeydir. Çünkü bu koşullarda, harekatın yapıldığı iklim ve arazi koşullarında, o bölgede çok daha uzun mesafelere yönelik bir harekatı icra etmek veya gitmişken oradaki PKK'nın bütün hedeflerini ortadan kaldırmak, yok etmek, bunlar fiziki olarak mümkün olacak şeyler değildir. Bunu yapabilecek hiçbir ordu da mevcut değildir. Diyelim ki silahlı kuvvetler, bu operasyonu 8 gün yerine 18-20 gün yaptı. Kandile niye gitmedi? Kandil dediğiniz yer, buradaki PKK'nın barınaklarının, sığınaklarının bulunduğu yer sınırımıza 400 kilometre mesafede. 400 kilometre mesafeyi o kış koşullarında, o kar içerisinde ve arazi koşullarında yaya olarak gidecek birliklerin kaç günde kat edebileceklerini hesap edin. Bu kadar zamanda, bu kadar birliğin böylesine bir derinlikte lojistik desteğinin ve sürekli olarak onların sağlık içerisinde, askerlerin ayağını elini dondurmadan. Dolayısıyla bu konuşulduğu kadar kolay ve konuşulduğu gibi uygulanabilir şeyler değil".Her askeri harekatın bir hedefi olduğunu belirten emekli Orgeneral Başer, "Siz hayali hedefler koyarak, bu hayali hedeflere askeri harekat planlayamazsınız. Bir askere harekat yapacaksanız önce onun mantıklı, elde edilebilir bir hedefini belirlersiniz. Silahlı kuvvetler bunu fevkalade güzel yapmıştır. Harekatın süresi tamamen kendi elinde olmuştur. (Amerikalılar emretti çekildik) gibi bazı ifadeler var. Bunlar fevkalade küçültücü, benim bir vatandaş olarak çok alındığım ifadelerdir. Benim Genelkurmay Başkanım kalkmış diyor ki, 'Hayır biz harekatı bu kadar planladık, zaten o adamlar konuşmaya başlamadan önce de bizim çekilmemiz başlamıştı. Dolayısıyla bizim kimseden emir alarak harekatı sonlandırmamız söz konusu olamaz' diyor. Benim inanacağım tek kaynak vardır. Benim silahlı kuvvetlerimin komutanı. Genelkurmay Başkanı. Onun sözüne inanmayıp da, bu şekilde ayağı yere basmayan, söylentilere, rivayetlere dayalı, kulaktan duyma bazı bilgilere dayalı dayatmaları, değerlendirmeleri dikkate almak doğru değil. Aklı eskimesin diye kasada muhafaza eden bazı insanlarımız var. Onlar maalesef kendilerine göre, akla dayalı olmayan, hele bilgiye hiç dayalı olmayan çeşitli söylentileri, rivayetleri, çeşitli amaçlarla yayabiliyorlar. Buna da kamuoyumuzun dikkatli olması gerekir" dedi.''Genelkurmay'ın muhalefetle bir gerginlik içine girmesini" nasıl değerlendirdiği sorulan Başer, muhalefet liderlerinin asıl hedeflerinin hükümet olduğunu kaydederek, "Özellikle böyle hassas konuların üzerinde yapılan tartışmalarda, sarf edilecek sözlerin fevkalade dikkatle seçilmesi gerektiğine inanıyorum. Bunlar hiç arzu edilmeyen, bu şekilde alınganlıklara ve yorumlara dayalı, gereksiz bazı tartışmalara neden olabilmekte. Burada beni ilgilendiren tek şey, devletin kurumlarının yıpranmasıdır. Kişilerin yıpranması beni fazla ilgilendirmiyor. Ama devletin kurumları bu devletindir, milletindir. O ordu bu milletin ordusudur. Kimsenin malı değildir, kimsenin üzerine kayıtlı bir varlık değildir. Dolayısıyla onu herkesin çok dikkatle, özenle koruması gerekir. Hepimizin güven, gurur kaynağıdır. Onunla ilgili konular tartışılırken, fevkalade dikkatli sözler sarf etmek gerekir. Eğer direkt onu hedef aldığı izlenimi veren sözler söylerseniz, o zaman elbetteki onun başındaki komutanlar da, komutan da onu korumak mecburiyetini, bulunduğu konum itibariyle, onu koruma mecburiyeti hissedecektir. Bu duyguyla bazı şeyler elbette söyleyecektir. Bu da arkasından, öbür taraftan başka türlü cevapları getirip, maalesef hiç kimsenin arzu etmediği bir tartışma süreci yaşandı. Umuyorum herkes bundan gereken dersi almıştır. Esas olarak siyasetçilerimizin bundan alacakları çok önemli dersler olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.Panelin ardından Ali Korucuoğlu ve Ahmet Cihan isimli iki kişi, 40 yıl önce askerlik yaparken komutanları olan Başer ile sohbet etti.(UU-ÖK-Y)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA