Su Tasarrufu Çağrısı

Politika Haberleri

Küresel Isınma ve Su Kaynakları Araştırma Komisyonu Başkanı Mustafa Öztürk, Avrupa'da Bir Kişinin Günde 120 Litre Su Tükettiğini, Türkiye'de Bu Rakamın 250 Litreye Çıktığını Belirtti

Küresel Isınma ve Su Kaynakları Araştırma Komisyonu Başkanı Mustafa Öztürk, Avrupa'da bir kişinin günde 120 litre su tükettiğini, Türkiye'de bu rakamın 250 litreye çıktığını belirterek, "Suyun fiyatlandırılmasında kademeli sisteme geçilmesi ve tasarruf yapanların teşvik edilmesi gerekiyor. Su kesintisi şebeke sistemini hızla yaşlandırır. Ne yapıp yapıp şebekede su bulundurulmalı. En son çare olarak Ayşe hanıma, Fatma hanıma da görevler düşüyor" dedi.

Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmalarda bulunmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, 4 ay süren çalışmasını tamamlayarak hazırladığı 520 sayfalık raporu TBMM Başkanlığı'na sundu. Komisyon Başkanı ve AK Parti Hatay Milletvekili Mustafa Öztürk, Meclis'te komisyon üyeleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında 4 ay boyunca 39 kurum ve kuruluşu dinlediklerini ve 3 bölgede incelemelerde bulunduklarını ifade etti. Hazırladıkları raporda ulaşım, tarım, sanayi, ormanlaşma ve meteorolojik açıdan Türkiye'deki mevcut durumun bir fotoğrafını çektiklerini belirten Öztürk, gelecekte olacaklar ve alınması gereken önlemlere de raporda yer verdiklerini ifade etti. Türkiye'de kış ayları yağışlarında azalma yaşandığını belirten Öztürk, yaz sıcaklığında da önemli ölçüde artışın söz konusu olduğunu vurguladı. Akdeniz'in, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ve risk altında olan bölge olduğunu belirten Öztürk, 2007 yılının kurak geçtiğini ve bunun özellikle tarım alanlarında sıkıntılara neden olduğunu gördüklerini söyledi. Şubat ayında Türkiye'nin büyük bölümünün normalden az yağış aldığını anlatan Öztürk, Aralık 2007-Şubat 2008 döneminde en kurak bölgenin Güneydoğu Anadolu olduğunu ifade etti. Türkiye'nin enerjide yüzde 72'nin üzerinde dışa bağımlı olduğuna dikkat çeken Öztürk, Türkiye'de en kısa zamanda doğalgaz santrallerinin yapılması ve doğalgazda Rusya'ya bağımlılığın ortadan kaldırılması gerektiğini dile getirdi. Öztürk, barajlarda yaşanan su sıkıntısından dolayı elektrik üretiminin de azaldığına işaret etti.

Türkiye'de 112 milyar metreküp su kapasitesinin bulunduğunu ancak bunun sadece 40 milyar metreküpünün kullanılabildiğini anlatan Öztürk, geri kalan 70 milyar metreküp suyla ilgili de yatırım yapılmasının önemine dikkat çekti. 40 milyar metreküp suyun doğru yönetilmesi için bir Su Kanunu çıkarılması gerektiğini vurgulayan Öztürk, havza bazında entegre bir su yönetimini esas alan bir Su Kanunu'na ihtiyaç olduğunu belirtti. Öztürk, özellikle tarımda vahşi sulamaya son verilmesi, seferberlik ilan edilerek basınçlı su kullanımının devreye sokulması gerektiğini vurguladı. Şebeke suyunda su kayıplarının yüzde 60'lara vardığını ifade eden Öztürk, bu konuda Ayşe hanıma, Fatma hanıma düşen görevler olduğunu belirtti. Evlerde kullanılan suyun miktarının 3 milyar metreküp olduğuna işaret eden Öztürk, en son çare olarak evlerde suyun doğru kullanılması ve Ayşe hamının, Fatma hanımın tasarrufa önem vermesi gerektiğini dile getirdi.

Gerekli çevresel önlemler alınmak kaydıyla Nükleer Enerji yatırımı yapılmasını yararlı olacağını kaydeden Öztürk, Avrupa'da enerjinin ortalama yüzde 17'sinin nükleerden elde edildiğini ifade etti. Türkiye'de ormanlaşmanın olmazsa olmaz koşul olduğunu ifade eden Öztürk, orman oranının yüzde 27.3 olduğunu ancak gerçek orman arazilerinin oranının ise yüzde 10 olduğunu belirtti. Öztürk, geri kalan arazinin gerçek orman vasfına dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

Basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını cevaplandıran Öztürk, önümüzdeki dönemde su kesintilerinin devam edip etmeyeceği sorusu üzerine, su kesintisi yaşanmaması için suyun doğru kullanılması gerektiğini belirtti. Öztürk, şebeke sisteminde su kesintisi yapılmaması gerektiğini vurguladı. Suyun fiyatlandırılmasında kademeli fiyatlandırmaya gidilmesi gerektiğini dile getiren Öztürk, tasarrufu teşvik edecek bir fiyatlandırma sistemine geçilmesi gerektiğini bildirdi. Avrupa'da bir kişinin günde ortalama 120 litre su kullandığına işaret eden Öztürk, Türkiye'de ise bazı illerde bu rakamın 250-300 litreye kadar çıkabildiğini ifade etti. Öztürk, suyun yetmesi için şimdiden herkesin uyarılması ve verimli su kullanımının özendirilmesi gerektiğini belirtti. Öztürk, bir soru üzerine alınacak önlemlerin maliyetinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti.

Başbakan Erdoğan'ın 'en az 3 çocuk' çağrısının hatırlatılması ve kıt kaynaklarla bunun ne kadar doğru olacağının sorulması üzerine Öztürk, "Konumuz bu değil. Bizi bu işlerin içine çekmeyin" dedi.

Öztürk bir soru üzerine, Türkiye'de kişi başına su tüketiminin 120 litreye çekilmesi gerektiğini belirterek, "Bunu 120 litreye çekelim. 120 litreye kadar bedeller makul olsun. Bundan sonraki bedellerde kademeli artış olsun" diye konuştu.

Su kesintisi yapılmasının şebeke sistemine vereceği zarara ilişkin bir soru üzerine Öztürk, şebeke sisteminde su kesintisi yapıldığında dışarıdan içeriye doğru basınç olacağını ve içerde biriken havanın problemlere neden olacağını söyledi. Bunun, atık suların içeri girmesine ve sistemin hızla yaşlanmasına neden olacağını kaydeden Öztürk, şebekenin ortalama ömrünün 30-40 yıl olduğunu belirtti. Öztürk, "Şebeke sistemine çocuğunuz gibi bakmalısınız. Su kesintisi yayıp tekrar su verildiğinde zayıflayan noktalar artmaya başlar ve buralarda patlaklar başlar. Mümkünse şebekelerde su kesintisine gidilmemesi ve ne yapıp yapıp şebekede su bulundurulması gerekir" şeklinde konuştu.

Öztürk, 'Türkiye Kyoto Protokolü'nü imzalamalı mı?' sorusu üzerine Türkiye'nin uluslararası sözleşmelerde ağır hareket ettiğini belirterek bu konuda daha aktif olunmasanetimini esas alan bir Su Kanunu'na ı gerektiğini vurguladı. Bunun için müzakereci gruplar oluşturulması gerektiğini belirten Öztürk, Türkiye'nin önünüzdeki 1 yıl içinde pozisyonunu net olarak belirlemesinin önemine dikkat çekti. Öztürk, Türkiye'nin gelişmiş değil gelişmekte olan bir ülke olduğunu vurgulayarak uluslararası arenada acilen bunu kabul ettirmesi gerektiğini söyledi. Öztürk, Türkiye'nin bugün Kyoto'yu imzalayıp imzalamamasının bir anlam ifade etmeyeceğini çünkü yeni bir sürecin başladığını dile getirdi.

(ZÇ-ÖZ-Y)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika

, Haberler