"Polis Şiddeti" Raporu

Güncel Haberler

İHİ, Yeni Yayınladığı Raporda Türkiye'de "2007 Başından Beri Polis Şiddeti ve İşkence Şikayetlerinde Artış Olduğu"nu Öne Sürerken "Cezasızlık Kültürünün Devam Ettiği"ni Savundu.

Dünyanın önde gelen insan hakları örgütlerinden İnsan Hakları İzleme Örgütü, yeni yayınladığı raporda Türkiye'de "2007 başından beri polis şiddeti ve işkence şikayetlerinde artış olduğu"nu öne sürerken "cezasızlık kültürünün devam ettiği"ni savundu. Örgüt, hükümete "Başta durdurma ve arama ile kuvvet kullanma yetkisi olmak üzere, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nun nasıl uygulandığını izleyecek ve değerlendirecek bir sistem kurulması" gibi birçok öneride bulundu.

Merkezi New York'ta olan İnsan Hakları İzleme Örgütü, yeni yayınladığı "Adalete Karşı Safları Sıklaştırmak. Türkiye'de Polis Şiddetiyle Mücadele Önündeki Engeller" başlıklı raporunda polis şiddeti iddialarının incelendiğini ve özellikle ihlal soruşturmaları önündeki engeller ve buradan kaynaklanan cezasızlık sorununa odaklandığını belirtti.

Türkiye'nin AB yolunda önemli adımlar atmasına ve karakollarda terör birimlerinde işkence ve kötü muamele iddialarında düşüş olmasına karşın "polis şiddetinin hala sürdüğüne ilişkin işaretler"in bulunduğu kaydedilen raporda, "2007 başından beri polis şiddeti ve işkence şikayetlerinde artış olduğu" savına da yer verilirken "Bu olguların ısrarla sürmesinin, cezasızlık kültürünün devam etmesi"ne bağlandı.

Raporda şu görüşler dile getirildi:

"Polisin yetkilileri ve güç kullanımıyla ilgili değiştirilmiş yasaların uygulanma biçimleri de endişe verici; polisin ısrarla ateşli silah kullanması bazen ölümle sonuçlanmakta. Şikayetlerle ilgili soruşturmalar sonuçsuz kalmaya, bağımsız, etkin ve kapsamlı yürütülmemeye devam ediyor ve genellikle çok ağır ilerliyor."

-HÜKÜMETE ÖNERİLER İZLEYECEK SİSTEM KURULMALI

Muammer Öz, Nijeryalı Festus Okey gibi olaylar üzerinde durulduğu raporda Türk hükümetinden alınması istenen önlemler de sıralandı. Hükümete "Temel Tavsiyeler" başlığı altında sıralanan bu önemler arasında "Başta durdurma ve arama ile kuvvet kullanma yetkisi olmak üzere, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nun nasıl uygulandığını izleyecek ve değerlendirecek bir sistem kurulması" da bulunuyor. Raporda hükümete yapılan öneriler şöyle:

-Başta durdurma ve arama ile kuvvet kullanma yetkisi olmak üzere, Polis Vazife ve

Salahiyetleri Kanunu'nun nasıl uygulandığını izleyecek ve değerlendirecek bir sistem

kurulmalıdır.

-Durdurma ve arama yetkilerinin kullanılması durumunda insan

hakları ihlallerinin meydana gelmesini önlemek için zorunlu tutanak tutma uygulaması

getirilmelidir. Polislerden, görevli memurların adlarını ve sicil numaralarını, durdurma

sebepleri ve durdurma-aramanın nasıl sonuçlandığını açıklayan bir form vermeleri

istenmelidir.

-"ÖLÜMCÜL GÜCE ANCAK HAYATI KURTARMAK İÇİN BAŞVURULMALI"

    

-Terörle Mücadele Kanunu'nun ek 2.maddesi ve Polis Vazife ve Salahiyetleri

Kanunu'nun 4.maddesi (2559 nolu yasanın 16.maddesi) değiştirilerek kolluk

kuvvetlerinin güç kullanması, ilgili uluslararası standartlara uygun olarak, ölümcül güce sadece son çare ve ancak hayat kurtarmak için kesinlikle gerekli olduğu durumlarda başvurulabileceği şartı getirilmeli.

-Acil olarak yeterli kaynak ve geniş yetkilere sahip, etkin bir bağımsız polis şikayet birimi kurulmalıdır. Birim, polis suiistimali iddialarını zanlıların teşhis edilmesini ve yargılanmasını sağlayabilecek şekilde, gecikmeden, tarafsız ve derinlemesine soruşturabilmeli.

-Gözaltındaki şüphelilerin her bir sorgusu sırasında ve polis karakollarının her

yerindeki video ve ses kayıtlarının sürekli çalışıyor olması garanti altına alınmalı. Bu kayıtlarla oynanmamalı, silinmemeli ve gözaltında insan hakları ihlalleri iddialarının

soruşturmasında kullanılabilmesi için derhal ve düzenli olarak savcılığa teslim

edilmeli.

-Olay sonrası kanıtların derhal emniyete alınması son derece önemlidir. Bu nedenle gözaltındaki kişinin ya da bir sivilin yaralanması veya ölmesiyle sonuçlanan kuvvet kullanma olaylarında tüm fiziki delillerin savcı gelinceye kadar in situ (bulundukları yerde) kalmaları sağlanmalıdır. Savcılar delillerin eksiksiz, değiştirilmemiş veya kaybedilmemiş olduğunu garanti etmek için derhal harekete geçmeli. Mahkemeler delillerin zarar görmesi halinde, yargılama esnasında bunu basit bir ihmal gibi değerlendirmek yerine temel unsur olarak göz önünde bulundurmalı.

-İşkenceye Karşı Sözleşmenin Seçmeli Protokolü onaylanmalı ve tüm kapatılma

yerlerine düzenli ve ad hoc habersiz ziyaretlerde bulunma yetkisiyle donatılmış ulusal bağımsız organlar kurularak Protokol hayata geçirilmeli.

-Kolluk görevlilerinin yargılanması esnasında duruşmaların gereksiz yere gecikmemesi amacıyla delillerin hazırlanması için zaman sınırı konmalı; duruşmalar için geliştirilmiş ve sürdürülebilir bir düzenleyici çerçeve oluşturulmalı ve mahkeme öncesi hazırlıkların derinlemesine yapılabilmesi için mekanizmalar iyileştirilmeli."(ANKA)

(CN/BÜN)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler