Kremler Olmadan Asla!
37 Yaşında Olmasına Rağmen Hala Tek Bir Kırışığı Bile Olmayan Berna Laçin Güzellik Formüllerini Anlattı!
37 YAŞINDA OLMASINA RAĞMEN HALA TEK BİR KIRIŞIĞI BİLE OLMAYAN BERNA LAÇİN GÜZELLİK FORMÜLLERİNİ ANLATTI!'Evdeki Yabancı', 'Belalı Baldız', 'Böyle mi Olacaktı' ve 'Ateş Dansı' gibi televizyon dizilerinin yanı sıra tiyatro sahnesinde de başarılı çalışmalara imza atan ünlü oyuncu Berna Laçin'in oyunculuğu kadar güzelliği de konuşuluyor. 37 yaşında olmasına karşın cildinde tek bir kırışıklık bile olmayan Laçin, geçtiğimiz ay bir anti-aging kreminin reklam yüzü olmuştu. Bunun üzerine de Laçin'in güzellik sırları kadınlar tarafından merak edilmeye başlandı.18 yaşından beri bakım kremleri kullanan ünlü oyuncu, 12.00-16.00 saatleri arası asla güneşe çıkmıyor. Cildiyle hiçbir sorunu olmayan Laçin, saçlarından yana ise çok dertli... İnce telli, zayıf ve yağlı saçlarının olduğunu söyleyen Laçin, saçlarını kısacık kestirerek tüm şikayetlerine son vermiş. Hatta Gülben Ergen'in de upuzun saçlarını kestirmesinde kendi payının olduğunu söylüyor. Laçin'e bakım sırlarını sorduk, o da anlattı:* Bizim ülkede ilk kısa saç kullanan kişi benim... Harika Avcı'nın uzun, ekli, bukle bukle saçları modayken, 'Evdeki Yabancı' adlı diziyi çekerken saçlarımı kısacık kestirdim. Çok tuttu! Mesela Gülben Ergen'e de saçlarını kestirttim. Beni görünce Gülben, 'Ah nasıl kıydın' dedi. Onun saçları uzundu, önüne doğru dökerdi. Ben de, 'Yaşlanınca saçlarını yüzüne dökersin! Şimdi aç anacım!' dedim. Sonra baktım Gülben de kestirmiş, ona da çok yakışmıştı. Sonra insanlar cesaretlenmeye başladı.* Kuaföre giden kadınların arasında 'Berna Laçin saçı' diye bir şey oluştu. Annem bununla hep dalga geçti. Çünkü benim aslında son derece ince telli ve zayıf saçlarım var. Annem, 'Senin her tarafının moda olacağı aklıma gelirdi de saçın için bunu hiç düşünmezdim. En dertli yerin saçın zaten!' der.* Saçımda fön durmaz. Bugün yatarım sabaha saçım yapışır, hemen yağlanır. Yıllarca saçımla çok inatlaştım, çok heves ettim dalgalı saçlara ama olmuyor! Kuaförden çıkıp köşeyi dönmeden saçım düşüyor.* Bir gün kuaförüme, 'Saçımı hiç benim istediğim gibi yapmıyorsunuz' dedim. Duvardaki Rita Howard'ın fotoğrafını göstererek 'Bakın, ne güzel saçları var. O teknolojiyle o zaman ne güzel yapmışlar! Siz benim saçımı yapamıyorsunuz' dedim. O da bana, 'Sen de bana böyle saç getir ben de yapayım. Kedi tüyü gibi saçın var' dedi. Tabii ben çok bozuldum. Sonra düşündüm benden böyle saç çıkmaz. Sonra saçıma volümlü bir kesim yapıldı. Ben kokoş bir kadın da değilim. Yıka-çık bir model istedim.* Kuaförüm bana yağlı saçlara özel şampuanla saçımı her gün yıkamamı söyledi. 'Her gün saç yıkanmamalı' denir. Ama ben doktora sordum. Bu saçınızın ürettiği yağ oranı ile ilgiliymiş. Mesela benim saçım asitli yağ üretiyor ve saçım yağlandığı zaman saçlarım dökülüyor. O yüzden benim saçımın yağlanmaması lazım...* Cildim çok sağlıklıdır. Şu an normal ama eskiden karmaydı. Yaş ilerleyince insanların cildi daha kötü olur benim tam tersi oldu.* Her zaman yaşıma uygun kremler kullandım. Hiçbir zaman anti-aging ürünlere geçemedim. Bana ağır geleceğini söyledi uzmanlar... 37 yaşındayım ancak cilt yaşım daha genç o yüzden hiçbir uzman bana o tarz ürünler vermedi. Aslında '37 oldum ve herkes kullanıyor, ben kullanmıyorum' diye de dertleniyordum.PSİKOLOJİK RAHATLIK VERDİ* Anti-aging kremi Renewal'ı denemem için bıraktılar. Aslında her bulduğumu yüzüme sürmem. Bir hafta ürüne hiç bakmadım. Sonra açtım kokladım. O krem, nane yağı kokuyordu. Ferahlık ve temizlik hissi veren ürünleri severim. Çok hoşuma gitti. Sonra diğer ürünlerini de denedim. Memnun kaldım. Yenilendiğimi hissetim. Sabah yanaklarım pembe kalkıyorum. Bu arada psikolojik olarak da anti-aging ürünleri kullanmaya başlayınca rahatladım.İlk kremimi babam yurtdışından getirdiYüzümde hiç kırışıklık yok. Kaz ayaklarım bile yok. Gözaltım torbalı değil. Ancak sağlıklı bir cildim var diye de bakımımı aksatmadım. 18 yaşında konsevaturvarda birinci sınıfta okuyordum. O zamanlar Türkiye'de fazla krem bulunmuyordu. Annem bile kendine zor bulurdu. Babam pilottu; bana yurtdışından çok hafif bir nemlendirici getirdi ve 'Al bunu sür artık' dedi.Estetiğe karşı değilim yaptırabilirim. Böyle bir şeyin icat edilmesi güzel. Sadece dozunda kullanmalı. Bence en güzel kullanım alanı sana ait olan ama kaybettiğin şeyleri yerine getirmek. Mesela doğum sonrası göbeğin çıkar toparlatırsın. Göğüslerin sarkar dikleştirirsin. Yani estetik beni ben olmaktan çıkarmamalı.* Çok sağlıklı beslenen bir insanım. Ama şu ara en zayıf olmam gereken zamanken 4 kilo aldım. 15 gün içinde vereceğim. Rejim yaparken tatlı bile yerim. Sabahları kahvaltıda reçel yerim. Çünkü ben aşırı yemek yiyen biriyim ve bunlar bana az geliyor. Metabolizmam çok hızlı ve çok hareketliyim. Çok kilo da almam.* Hamileliğimde 18 kilo aldım. Doğumla 8 kilosu gitti ama 10 kilosuyla 1-2 sene dolaştım. Ot, sebze ve meyve yemeği severim. Yeni bir formül duydum onu deneyeceğim; elma, iki çubuk tarçın ve karanfili suya koyup kaynatıyorsun sonra da süzüp içiyorsun. Bu ödem atıyor. Karışımdan günde 6 bardak içmek yeterli.Kızımı da tepeden tırnağa kremlerimNe yazık ki, saçımda çok beyaz var. Çok genç yaşta saçım beyazladı. 26 yaşımda saçımı boyamıştım. Saçımın gerçek rengine yani açık kumrala boyatıyorum. Saçım eskiden de yazın açılır sarı olurdu. Şimdi üzerine sarı gölgeler atılıyor...* Temizliğe düşkün olduğum için mis kokulu ürünlerle yıkanmaya bayılıyorum. İspanya'da bir SPA markası var. Onun ürünlerini kullanıyorum. Banyodan sonra badem yağlı ürünler kullanıyorum. Kızım daha 5 yaşında ama onu da tepeden tırnağa kremlerim. Tabii ağır kremler kullanmam. Onun cildinin de ihtiyacı var. Bütün gün kum, deniz, güneş derken cildi geriliyor. Sürünce 'oh' diyor. Bunun yaşla ilgisi yok. Cilde hep bakmak lazım.* Güneşe çok çıkmam. Fazla yanık ten sevmem ama öyle peynir gibi de olmamalı... Hafif bir yanıklık olmalı. Bacağı yanık severim. Nasıl olsa bacağıma bir şey olmaz diye bacaklarımı güneşlendiririm. Yüzüme minumum 30, bazı lekelenme olabilecek yerlerime 50, vücuduma ise 20 faktörlü kremler sürüyorum. En çok 15 faktöre kadar inerim. 12.00-16.00 saatlari arasında asla güneşe çıkmam.DOĞUM GÜZELLEŞTİRDİ* Hayatımda hiç düzenli spor yapmadım. Genelde vücut yapım sıkıdır. Bu yüzden kilo aldığımda oram buram çıkmıyor. Genel olarak genişliyor ya da daralıyorum.* Doğumdan sonra kilom daha eşit dağılmaya başladı. Vücudum güzelleşti. Eskiden basenlerimden kilo alırdım, şimdi her yerimden alıyorum. Bir yere gideceksem mutlaka yürürüm. Yazın bisiklete binerim ve yüzerim. Zaten evim 4 katlı, sürekli merdiven inip çıkıyorum. Kızımla koşturuyoruz. Çekimlerde ve sahnede sürekli ayaktayım...* El-ayak bakımım çok önemli. Haftada bir kez el, iki haftada bir de ayak bakımı yaptırırım. Ürünlerin steril olması çok önemli. Kendi aletlerimle manikür pedikür yaptırırım. Açık renk ojeler sürerim. İlk defa 30'umda elime, 35'imde de ayağıma kırmızı oje sürdüm.* Normalde makyaj yapmam. Parlatıcı severim. Gün içinde bir tek onu tazelerim. Çantamda makyaj malzemesi taşımam ama göz kremi mutlaka bulundururum. Çünkü çekim zamanı çok ihtiyacım oluyor. Kuruluk hissedince mutlaka sürerim. Hep çok az makyaj yaptım. Çekimlerde de hep kendi makyaj malzemelerimi kullanırım. Hiç ağır profesyonel ürünler kullanmadım.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA