İngiliz Basınında Bugün

Dünya Haberleri

İngiliz Basınında Bugün, İngiltere'nin Yeni Bütçesine İlişkin Yorumlar, Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı Seçimine İlişkin Tartışmalar, Kerkük Referandumunun Ertelenme İhtimali ve AB'nin 50'inci Doğum Günü Başlıkları Öne Çıktı.

İngiliz basınında bugün, İngiltere'nin yeni bütçesine ilişkin yorumlar, Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin tartışmalar, Kerkük referandumunun ertelenme ihtimali ve AB'nin 50'inci doğum günü başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, İngiltere'nin Maliye Bakanı Gordon Brown tarafından açıklanan yeni bütçesi, aslında Brown'un 11'inci bütçesi. Ancak Brown Başbakan Tony Blair'in doğal varisi olarak görüldüğünden, Blair de yakında görevi bırakmaya hazırlandığından, bütçenin siyasi vitrini daha bir önem kazanıyor.

Guardian'a göre Gordon Brown, tam da kendisinden bekleneni yaptı ve bütçeyi siyasi bir manivela olarak kullandı. "Brown, Muhafazakarları hedef alan bütçesiyle sahnede" manşetinin altında şu tespit yer alıyor; "Maliye Bakanı, gelir vergisini iki puan düşürerek, son 75 yılın en düşük seviyesine çekti. Böylece bütçeyi kullanarak, gelecek seçimde Muhafazar Parti ile siyasi mücadelesini başlatmış oldu".

Guardian'a göre Gordon Brown, sadece gelir vergisini değil, kurumlar vergisini de düşürerek, ayrıca vergi sistemini basitleştirerek, Muhafazakarları hazırlıksız yakaladı, üstelik rollerini çaldı. Amaç, kendisini müstakbel başbakan olarak Muhafazakarların bir hayli gerisinde gösteren anketleri tersine çevirmekti. Gazete, bunun ülke ekonomisi açısından olası etkilerine ise şu satırlarla değindi:

"Bu bütçe sadece, Brown'un eski kariyeri ile umutla beklediği yenisi arasında bir dönüm noktası değil. İşçi Partisi iktidarında 2000 yılından bu yana devam eden, kamu hizmeti harcamalarında artış dönemi ile daha tutumlu bir dönem arasında da bir dönüm noktası. Dün açıklanan bütçe açıkça ortaya koydu ki, Gordon Brown umduğu gibi başbakan olursa, 2008'den itibaren kamu hizmetlerine ayrılan pay yavaş yavaş azalmaya başlayacak".

Guardian yazarlarından Simon Tisdall, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerini ele aldı. Henüz ortada resmi bir aday olmamasına rağmen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın olası adaylığı nedeniyle büyük bir gerilim yaşandığını aktaran Tisdall, aşırı milliyetçi güçlerin de Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına karşı çıktığını hatırlattı.

"Türkiye dışarıdan pek de yardım almadan, iyi planlanmamış bir modernleşme sürecinden geçti. Bunun yarattığı sosyal sorunlar, aşırı milliyetçi tepkinin yükselmesinde, AB tarafından terslenme ya da batının politikalarının Türkiye karşıtı olduğu inancından daha etkili oldu.

Şu anda Türkiye'nin önündeki en önemli sınav, raydan çıkmamak. Eğer Erdoğan, bunu başbakanlıkta kalarak daha rahat sağlayacağına karar verirse, cumhurbaşkanlığı mücadelesi başlamadan bitebilir".

"KERKÜK KAYNAYAN KAZAN"

Independent Gazetesi'nde, "Petrol zengini Kerkük, gruplar arası çatışma nedeniyle kaynama noktasında" başlıklı bir haber dikkat çekti. Gazetenin Irak muhabiri Patrick Cockburn bu başlıkla, hafta başında kentin Arap ve Türkmen mahallelerinde toplam 12 kişinin ölümüne neden olan 7 ayrı patlamayı hatırlattı. Kerkük'ün statüsünün belirlenmesi için sene sonunda yapılması planlanan referandumun kentte yarattığı gerilimi aktaran Cockburn şöyle devam etti:

"Referandum ertelenmek zorunda kalacak gibi görünüyor. Konuştuğum hiçbir Kürt lider, referandumun zamanında yapılabileceğine inanmıyor. Bundan önce tamamlanması gereken normalizasyon sürecinin, Bağdat'taki hükümetin ayak sürümesi nedeniyle gerçekleşemediğini söylüyorlar. Şii partiler, hükümet içinde Kürtler ile ittifak kurmuş olabilir. Ancak Kerkük'ü Kürtlere vermenin, tabanlarında tepki göreceğinden korkuyorlar.

Kürtler referandumu erteleyebilir, ancak sonsuza kadar değil. Kerkük, milli taleplerinin merkezinde yer alıyor. Bazı bölgelerden vazgeçmek zorunda kalsalar bile, askeri olarak Araplara direnecek güçleri mevcut. Ancak sonuç ne olursa olsun, referandum yaklaştıkça şiddet de artıyor."

AB, bu Pazar 50'inci doğum gününü kutlayacak. Konuyu Guardian'daki köşesinde ele alan Timothy Garton Ash, "Avrupa cesur bir hikaye ve bunu anlatacak yeni bir yol bulmak zorunda. Eğer vatandaşları bugün AB'den memnun değilse, bunun haklı gerekçeleri var. Eğer vatandaşlar bugün AB'yi bürokrasiyle özdeşleştiriyorsa, bunun nedeni birliğin aşırı bürokratik olmasıdır.

Eğer AB daha fazla istihdam yaratabilir, eşitsizliği azaltabilir, araştırma ve kalkınmaya yatırım yapabilir, iklim değişikliği ile mücadele ederse, Avrupalılar birlikten daha fazla memnun olacaktır.

İhtiyaç duyulan, söz değil eylemdir. Dolayısıyla AB'nin 50'inci yaşında, anlatacak daha iyi bir hikayeye ihtiyacı var. Ancak bu hikayeyi nasıl daha iyi anlatabileceğini de düşünmek zorunda" ifadelerine yer verdi.

AB'den şikayet eden bir başka isim de, Daily Telegraph'a bir mülakat veren Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso. Ancak onun şikayeti farklı.

"Politik doğruculuk özgürlüklerimizi öldürüyor" diyor Komisyon Başkanı ve özellikle Müslümanların hislerine saygı duyma konusunda aşırılığın, ifade özgürlüğünü tehlikeye attığını savundu.

"Ben bu konularda radikalim. Eğer bir konuda aşırı özgürlük söz konusuysa, 'Özgürlüğün aşırı olması, az olmasından daha iyi' diye düşünürüm. Elbette tüm topluluklara saygı göstermeliyiz. Ancak temel bir hak olan bireysel ifade özgürlüğü, toplumsal hakların hepsinden üstündür.

Mesela bir topluluğun, bir kız çocuğunu belirli bir şeyi yapmaya zorlama hakkını mı savunmalıyız, yoksa o çocuğun seçimini kendi yapma hakkına mı öncelik vermeliyiz? Benim hiç tereddüdüm yok. Benim istediğim Avrupa'da, seçim yapma hakkı öncelikli olmalıdır".

(BBC-CY-CY-ÖK-D)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Dünya

, Haberler