İngiliz Basınında Bugün

Dünya Haberleri

İngiliz Basınında Bugün, "Çin'in Geçtiği Büyük Sınav", "Birmanya'ya Müdahale Edilmeli mi", "Darling'den Vergide Geri Adım", "Türkiye'de Ekonomik Kaygı", "Kraliçe'nin Ziyareti Neyin İşareti?" Başlıkları Öne Çıktı.

İngiliz basınında bugün, "Çin'in geçtiği büyük sınav", "Birmanya'ya müdahale edilmeli mi", "Darling'den vergide geri adım", "Türkiye'de ekonomik kaygı", "Kraliçe'nin ziyareti neyin işareti?" başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi http://www.bbc.co.uk/turkish/'te yer alan basın özetlerine göre, İngiltere gazeteleri bu sabah Çin'in Siçuan eyaletinde meydana gelen depreme geniş yer ayırdı.

Ölü sayısının 12 bini geçtiği belirtilirken, 10 binlerce kişinin de kayıp olduğu söyleniyor.

Guardian, hava koşullarının arama kurtarma çalışmalarını zorlaştırdığına, artçı depremlerin de etkisiyle ölü sayısının artabileceğine dikkat çekiyor. Gazetenin yazarlarından Simon Jenkins, depremin Pekin yönetimi için büyük bir sınav olacağını yazıyor.

"Çinli bir yetkili, neden bu kadar çok sayıda kamu binasının, özellikle de içleri öğrencilerle dolu okulların hemen çöküverdiğine dikkatlerin yönelebileceğini, İran ve Türkiye'deki depremlerde görüldüğü gibi burada da suçun kısmen yetersiz ya da usulsüz inşaatların olup olmadığının sorgulanacağını söyledi. Ayrıca sağlık ekiplerinin deprem sonrası salgın hastalıklar tehlikesi ve binlerce evsizin durumunun da gayet farkında olduğunu belirtti. Asyalı bir diplomat, 'Çin hükümeti iyi başladı, ama işler zorlaşabilir. Nihayetinde otoriter bir yönetim, halk tarafından seçilmiş değil. Bu olayı nasıl idare ettikleriyle yargılanacaklar. Bu onlar için büyük bir sınav olacak' dedi." Times gazetesi de başyazısında, Çin Başbakanı'nın deprem bölgesini ziyaret etmesi, 50 binden fazla askerin yardım ekiplerine destek için teyakkuza geçirilmesi, helikopterlerin ilaç dağıtımı için hazırda tutulması gibi adımlarla felakete hazırlıklı olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Pekin'in dış yardıma da kapılarını açtığını hatırlatan Times, kasırgazede Birmanya'nın da aynı yolu izlemesi gerektiğini yazıyor.

"Çin'in aksine Birmanya'nın 1,5 milyon kişinin hayatını tehdit eden kasırga felaketiyle baş etmeye yetecek ne yeterli deneyimi, ne de imkanı var. Askeri cuntanın dış yardım ve uzmanlığa kapılarını kapatması Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım örgütlerinde tepkiye yol açıyor. Yardım götürmek için müdahaleden bahsedenler dahi var. Pekin, kendi mağdurlarını kurtararak liderliğini ve mantıklı tutumunu gösterdi. Birmanya'ya karşı yapacağı sert bir konuşma belki o ülkedeki mağdurların kurtarılmasını sağlayabilir." İngiltere'nin eski dışişleri bakanlarından Malcolm Rifkind de, bugün Independent'ta yayımlanan yazısında Birmanya'daki kasırgazedelerin ölüme terk edilmemesi gerektiği görüşünü dile getiriyor.

"En iyi seçenek, askeri cuntanın onayını alarak Birmanya'ya yardım götürmek olacaktır. Eğer cunta dik başlılığını sürdürürse, orta yolcu bir çözüme gitmek ikinci seçenek olabilir. Yardımın büyük bölümünü Batı karşılar, ama dağıtımını cuntanın daha az şüpheyle baktığı Tayland, Çin ya da Endonezyalılar üstlenir. Bu da kabul edilmezse, ne olacak peki? Alternatifi binlerce kişinin ölümüyse, zor kullanarak da olsa yardım götürülmeli midir? Askeri cuntanın onay vermemesi yolun sonu olarak görülmemelidir." İngiltere'de gelir vergilerinin başlangıç oranını yüzde 10'a çeken uygulamanın 2007 bütçesinde kaldırılması kararlaştırılmış, geçtiğimiz haftalarda karar İşçi Partisi sıralarında büyük muhalefete yol açmıştı.

Maliye Bakanı Alistair Darling, dün bu muhalefeti yatıştırmak amacıyla atılacak adımları açıkladı. Buna göre, yoksul ve düşük ücretli kesimlere 2 milyar 700 milyon sterlin nakit aktarılacak. Konu bugün tüm İngiliz gazetelerinin manşetinde veriliyor.

Financial Times, başyazılarından birini de bu konuya ayırıyor.

"2 milyar 700 milyon sterlin, zaten kasılmış durumdaki kamu maliyesinin zor karşılayabileceği bir para. Hükümetin, kendi üzerine uyguladığı kamu borcunun milli gelirin yüzde 40'ının altında kalması gerektiği yönündeki 'sürdürülebilir yatırım' olarak bilinen hedefini 2010 ya da 2011'e dek gerçekleştirememesi muhtemeldi. Şimdi eğer 2 milyar 700 milyon sterlini başka alanlarda vergi artışlarıyla karşılamazsa, hedefin kaçması kesinleşecektir." Financial Times'da yer alan bir habere göre, Türkiye'de Merkez Bankası ile hükümet arasında bir çatlak oluşmaya başladığı yönündeki işaretler ekonomi politikasının tutarlılığı açısından kaygıya yol açıyor.

"Bazı bakanlar, Merkez Bankası'nı yüksek borçlanma maliyetlerinden ötürü kamuoyu önünde eleştiriyor. Bunun ekonomik büyümeye zarar verdiğini düşünüyorlar. Hükümetin enflasyondan çok ekonomik yavaşlamadan kaygı duyduğu sanılıyor. Konuyla ilgili doğrudan bir soruyu yanıtlayan Başbakan Erdoğan, 'Merkez Bankası özerk bir kuruluş durumundadır. Aramızda müzakerelerimiz, istişarelerimiz olur ama bizim onlara müdahalemiz söz konusu olmaz.' dedi. Erdoğan, düşünce farklılığı olabileceğini ama sonuçta ortaya çıkan neticenin herkes tarafından sahiplenileceğini de söyledi. Uzmanlar, Erdoğan'ın konuyla ilgili yorum yapmış olmasının bir görüş ayrılığı olduğu kanısını kuvvetlendirebileceğini söylüyor." İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth'in Türkiye ziyaretiyle ilgili olarak geçen haber ise şöyle, "Kraliçe ve Edinburgh Dükü 37 yıl önce Türkiye'ye ilk resmi ziyaretlerini yaptıklarında, karşılanışları hayranlık derecesinden az değildi. Binlerce kişi polis kordonlarını delmiş, üstü açık Kraliyet arabalarını İngiltere bayraklarına boğmuşlardı. Program hayli eski tarzdı. Dün başlayan ikinci ziyaretleri ise çok daha ağırbaşlı olacak gibi görünüyor. Modern Türkiye Cumhuriyeti, yaşlı Avrupa'yı AB üyeliğine layık bir ülkenin olgun yüzüyle karşılıyor. Ankara, Kraliçe'nin ziyaretinin AB yoluna sağduyulu ve zamanlı bir destek sağlamasını umuyor. Daha 6 ay önce de Prens Charles Türkiye'yi ziyaret etmişti. İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Nick Baird, 'Her iki ziyaretin de nedeni Türkiye'nin gerek Avrupa Birliği, gerekse dünya geneli için önemli olduğunun bir işareti.' diyor." (BBC-NO-NO-BA-Y)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Dünya

, Haberler