'Hücrede Daralıyorum'
Parmaklıklar Ardında'da Aylin'i Oynayan Onuryay Evrentan 'Sinop Cezaevi Yaşanmışlıklarla Dolu Bir Yer. Çekim İçin Hücre Odasına ve Tabutluğa Girdiğimde Ruhum Daralıyor' Diyor...
PARMAKLIKLAR ARDINDA'DA AYLİN'İ OYNAYAN ONURYAY EVRENTAN 'SİNOP CEZAEVİ YAŞANMIŞLIKLARLA DOLU BİR YER. ÇEKİM İÇİN HÜCRE ODASINA VE TABUTLUĞA GİRDİĞİMDE RUHUM DARALIYOR' DİYOR...Parmaklıklar Ardında'da koğuş içindeki adaleti savunan Aylin karakterini Onuryay Evrentan canlandırıyor. Çekimler nedeniyle aylardır Sinop'ta yaşayan Evrentan, özellikle hücre odasına ve tabutluğa girdiği sahnelerde çok etkilendiğini söylüyor. Sinop'ta çok güzel vakit geçirdiklerini anlatan oyuncu 'Hep birlikte spor salonuna yazıldık. Gurmemiz Serra Yılmaz bize brunch'lar hazırlıyor. Film izliyoruz, kitap okuyoruz' diyor.* Bu proje size teklif edildiğinde hiç tedirgin oldunuz mu?Bana bu projeden ilk, 17-18 yıllık arkadaşım olan Devin Özgün Çınar bahsetti. Parmaklıklar Ardında yayınlandığı ülkelerde reyting rekorları kıran bir format aslında. Şu ana kadar Türkiye'de hiç böyle bir şey yapılmamıştı. Ama hem hassas bir konu hem de 'Karanlık cezaevi hayatı acaba seyircinin ilgisini çeker mi?' dedim. Fakat sonra bu diziyle herkesin bir yerlerde buluşacağını düşündüm.HERKES HAPSE DÜŞEBİLİR* Çünkü herkes bir gün kendini cezaevinde bulabilir...Aynen öyle! Bir insanın cezaevine düşmesi çok sınırda bir yerde. Ve aslında herkes içeride ne olduğunu da merak eder. Kapalı kutudur, sırlarla doludur. İşte o nedenle de insanların ilgisini çekeceğini düşündüm.* Dizideki karakterinizden bahseder misiniz?Aylin aşık olduğu adam için şirket dolandırmış 35-38 yaşında bir kadın. Alkol sorunu var. Ve koğuş içinde adaleti savunuyor.* Peki bu dizi sayesinde suçlu psikolojisini anlayabildiniz mi?Elbette ki tam anlamıyla hayır ama tabutluğa ve hücre odasına girdiğimde ruhum daralıyor, nefes alamıyorum. Tahammül edilecek yerler değil. Bazen girmek bile istemiyorum. Zaten tarihi Sinop Cezaevi'nde çekim yaptığımız için çok büyük yaşanmışlıklar da var. Ve siz de ister istemez bunu hissediyorsunuz.BİR KAPANMIŞLIK VAR!* Aslında Sinop'ta, dizideki hapis hayatına benzer bir hayat yaşıyorsunuz. Öyle değil mi?Evet. (gülüyor) Kış şartlarından dolayı 1 ay boyunca Sinop'tan çıkamadığımız oldu. Bir kapanmışlık var! Cezaevinden çıkıp otele gidiyoruz. Sürekli birbirimizi görüyoruz. Koğuş hayatı gibi... Ama bizim bu sınırlı yaşamımızın ruhsal anlamda dizinin öyküsüne de destek olduğu düşünüyorum. Bir sinir krizi sahnem vardı. 'Buraya tıkıldık kaldık, hiçbir yere çıkamıyoruz' diyordum. Bu replikten sonra hepimizin yüzü düştü. Çünkü hepimiz fark etmeden bu duyguyu yaşıyorduk. Ama çok keyifli vakit de geçiriyoruz. Çok güzel dostluklar kurduk burada.* Cezaevlerindeki mahkumlardan mektuplar alıyor musunuz?Çok mektup ve hediye alıyoruz. Bir gün otele gittiğimizde bize sürpriz yapmışlar ve bir sürü hediye göndermişler. Onların yolladığı çarşafta uyuyorum mesela.* Peki neler düşünüyorlar dizi hakkında?Benim için çok enteresan; 'Rolünün hakkını veriyorsun' diyorlar. Yani bunun bir rol olduğunun farkındalar ama arkasından 'Sen beni anlarsın' da diyorlar. Bir ortaklık kuruyorlar.* Dizinin kadınlar koğuşundaki gerçek öyküleri yansıttığını söylüyorlar mı peki?Aslında bir gün, 1980'lerde cezaevinde kalmış bir mahkumla tanıştık. Dizinin gerçeği çok iyi yansıttığını söyledi! 'Aynı buradaki gibi bir anda kavga ederler, bir anda da kahkahalarla gülüp oynamaya başlarlar. Çünkü yapacak bir şey yok' dedi. Gerçekten içeride saat ilerlemiyor. Biz, hepimiz saatlerimizi çıkardık. Çünkü ihtiyaç duymuyoruz...* Peki bu kadar kadın bir arada olunca gürültü patırtı olmuyor mu?(Gülüyor) Hayır, aile gibi olduk. Egoların olmadığı bir ortamda problem çıkmaz.* Neler yapıyorsunuz birlikte?Otel odamız, bizim evimiz gibi oldu. Çok boş vaktimiz var. Hep birlikte spor salonuna yazıldık. Gurmemiz Serra Yılmaz bize şahane brunchlar hazırlıyor. Film izliyoruz, kitap okuyoruz. Aslında bir anlamda terapi gibi de oluyor. Kendini yeniliyor insan.* Hayalinizdeki rol nedir?Hilary Swank, 'Boy's Don't Cry' adlı filmde erkek kılığına girmişti. Ben de sokakta yaşayan, erkek olduğu düşünülen ama daha sonra kız olduğu anlaşılan bir sokak çocuğunu oynamak isterim. Ama her gelen rol benim için başka bir heyecan. Amacım 40 yıl sonra da aranılan oyuncu olmak.* Peki yeni bir proje var mı?Evet bir sinema projesi var. Hasan Ali Toptaş'ın 'Gölgesizler' adlı romanından uyarlanan bir filmde rol alacağım. Çekimler yakında başlıyor.* Dizide size çok az makyaj yapılıyor, değil mi?Neredeyse hiç makyaj yapılmıyor. Gerçeklik duygusuna yakın olsun istendi. Çünkü içeridesin ve özel bir bakım uygulayacak durumun yok! Dışarı çıktığımızda 'Ne kadar genç ve güzelsiniz' diyorlar.* Makyajsız oynamak sizi hiç rahatsız etmiyor mu?Oyunculuğa ne tarafından baktığınızla ilgili. Ben tiyatro kökenliyim, her rolü oynamak üzere okuldan mezun oldum. Ekipteki hepimiz aynı düşüncedeyiz. Hiç kimse aynaya bakıp da 'Tüh bugün hiç güzel olmadım' demiyor. Kaldı ki zengin bir aile dizisi çekmiyoruz. Çirkin gözükmem gereken bir rol de oynayabilirim. Bu da işin en zevkli kısmı zaten...* Çekimlerde hiç unutamadığınız bir sahne oldu mu?Dizinin ilk başlarında çıldırdığım bir sahnem vardı. Depresyona giriyorum, hayaller görüyorum, saldırganlaşıyorum. Ve beni hücreye atıyorlar. İşte hücreden çıktıktan sonra arınmayla ilgili, sinema filmi kalitesinde bir banyo sahnem vardı. O sahneyi unutamam.Günaydın
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA