Gurbet Kadını
Los Angeles'a Yerleşen Meltem Cumbul, Kendisinden 10 Yaş Küçük Sevgilisi Marc Senter ile İlişkisini Anlattı.
LOS ANGELES'A YERLEŞEN MELTEM CUMBUL, KENDİSİNDEN 10 YAŞ KÜÇÜK SEVGİLİSİ MARC SENTER İLE İLİŞKİSİNİ ANLATTI.ABD'nin Müslümanlara önyargısını anlatacağımSinema sektörünün kalbine yerleşen Meltem Cumbul, hem aşk hem de iş hayatında keyifli günler yaşadığını söyledi. Oyuncu sevgilisi Marc Senter'la her an evlenebileceği sinyallerini veren Cumbul, 'Bu yıl ABD'de iki film birden yapacağım. Birinde 11 Eylül olaylarını, diğerinde de vampirleri anlatacağım' diye konuştu.Birbuçuk yıl önce 10 günlük tatile gttiği, 'Melekler Şehri' Los Angeles'a yerleşen Meltem Cumbul, iki önemli proje üzerinde çalıştığını ve 'iyi oyuncu' olmak için bu yola baş koyduğunu söyledi. 17. Palm Springs Uluslararası Film Festivali'nde 'Gönül Yarası' filmindeki performansıyla 'En İyi Kadın Oyuncu' seçildikten hemen sonra 'Green Card' (ABD'de oturma ve çalışma izni) sahibi olan Cumbul, yeni projelerini ilk kez anlattı. Bu yıl, Amerikalılarla iki film yapacağını söyleyen güzel oyuncu, 'Projelerin birinde 11 Eylül olaylarından sonra, Amerika'nın Müslümanlara olan ön yargısını anlatacağız. Diğerinde ise bir vampiri canlandıracağım' dedi. Cumbul, kendisinden 10 yaş küçük sevgilisi Marc Senter'le çok mutlu olduğunu söyledi.FİLM SEKTÖRÜ BENİ TANIDI* Los Angeles'a iyice yerleştiniz. Orada neler yapıyorsunuz?İki proje üzerine çalışıyorum. Birincisi; 11 Eylül'den sonra Amerika'nın Müslümanlara karşı önyargısını konu alıyor. ABD çok demoktarik bir ülke olduğu için, 'İkiz Kuleler'e yapılan saldırıdan sonra boş yere mağdur olan insanları, Amerikalılar'la birlikte anlatmak istiyorum.* İkinci projenizin konusu ne?Çocukluğumdan beri hem korktuğum, hem de izlemeye doyamadığım vampir hikayeleri... Ölümsüzlüğün hüznünü yaşayan vampirlerin öyküleri bana çok acıklı gelir. Bu projenin de bir yıldır üzerinde çalışıyoruz. İrlanda-Amerika ve Türkiye ortak yapımı olacak.* Ne zaman başlayacaksınız?Her şey iyi ve tam istediğimiz gibi olsun diye uğraşıyoruz. Sanıyorum bu yıl içinde start alacağız. Biri Amerika'da diğeri ise İrlanda'da çekilecek. Ben aynı zamanda bu iki bağımsız filmin de kreatif prodüktörü olacağım. Yani kendime proje yarattırmış oluyorum!* Hollywood Meltem Cumbul ismini yeterince tanıdı mı?Endüstri tarafından evet ama halk tarafından tanınmıyorum. Halkın tanıması için benim orada film yapmam lazım. Amerikalılar alt yazılı filmlerden çok sıkılıyor. Avrupa sinemasını bile zor takip ediyorlar.BU İŞE BAŞ KOYMAK ŞART* Yeni projelerinizin size hayli katkısı olacak o zaman...Bu işe baş koymak lazım. Bu işe baş koyup, zaman verip, kafanı kullanıp, doğru insanlarla çalışmak gerekiyor. Benim şansım; ödül almış olmam. Dolayısıyla birçok insan bana ulaşabildi. Ayrıca çok iyi iki aktör koçuyla çalışıyorum; Suzan Berg ve Eric Moris. Onların çevresi ve bana tanıştırdıkları insanlar çok kıymetli. Erkek arkadaşım Marc Senter da bu işlerin içinde olduğu için bana öneriler getirebiliyor.* Kendinizi bir an önce Hollywood'a gösterme çabanız var mı?Öyle bir derdim yok. Çok senaryo geliyor bana ama ben hiçbirini kabul etmedim. İyi şeyler değildi, içime sinmedi. Burada nasıl seçim yapıyorsam orada da aynısını uyguladım.* Türkiye Los Angeles'dan bakınca nasıl görünüyor?Yurtdışında olduğun zaman, Türkiye ile daha fazla ilgilenmeye başladım. Daha çok köşe yazarı okuyup, daha çok haber takip edebiliyorum. Herkesi çok daha iyi tanıyorum artık. Dışarıda olduğum için daha objektif bakabiliyorum. Bazen çok umutlu bazen de çok umutsuz oluyorum...DİNK SUİKASTİ BENİ YIKTI* Umutsuzluğa düşünce 'İyi ki buradayım' diyor musunuz?Hiçbir zaman öyle düşünmedim. Orada mutluyum ama İstanbul'a geldiğim zaman da mutlu oluyorum. Mesela, Hrant Dink'in öldürülmesi beni çok yıktı. Ben orada Ermenilerle yaşıyorum; bankacım Ermeni. Yüzüne bakamadım! Ben Amerika'da kendi bankacıma yaklaşık 1 ay gidemedim. O benimle o kadar özel ilgileniyor ki; sanki bunu ben yapmışım gibi hissettim! Ve bu yüzden bir ay sonra gittiğimde ondan özür diledim.* Dink suikasti ABD'deki Ermenileri nasıl etkiledi?Oradaki Ermeniler, tabii ki yara aldıkları için sana karşı kötü davranıyorlar. Ama ben empati kurmaya çalışıyorum. Dolayısıyla bu anlamda ilişkileri kuvvetlendirmek benim orada yaptığım ve yapacağım şeyler.* Kültür elçisi gibisiniz yani...Çok doğru. Üzücü şeyler olunca üzülüyorum ama Orhan Pamuk Nobel kazandığı zaman arkadaşlarıma kitaplarını hediye alıyorum.* En çok neyi özlüyorsunuz?Ailemi, dostlarımı ve İstanbul'u.* Peki dönmeyecek misiniz?Hayır öyle bir şey yok. İyi projeler olursa Türkiye'de dizi de film de yapmak istiyorum.Sadece Marc istediği için evlenebilirim!* Los Angeles sizi sadece sinema sektörüyle değil aşkla da buluşturdu. Erkek arkadaşınız Marc Senter'la nasıl tanıştınız? Sınıfta tanıştık. Marc, aktör koçum Eric Moris'in 5 yıllık öğrencisi. Derse girdiğim an beni kafaya koymuş aslında. Sahne üzerinden aşk ilanları yapıyordu. Romeo ve Juliet tiradını bana ithaf ediyordu. Ama benden 10 yaş küçük olması beni durdurdu. Daha önce hiç kendimden bu kadar küçük biriyle ilişki yaşamamıştım. O yüzden uzun süre direndim. Marc sabırla bekledi ve ben tabii sonunda çöktüm! Şimdi ben çok kıymetli bir şey yaşıyorum ve bu anlamda 'iyi ki yaş önyargımdan kurtulmuşum' diyorum.Marc'ın Türkiye ve Türk kızları hakkında daha önce bilgisi var mıydı? Annesi 16 yaşındayken babası NATO'da çalıştığı için 4 yıl İzmir'de yaşamış. Bana kara kalem eski İzmir resimleri hediye ettiler. Annesi Türkçe sözler biliyor. Yani ailesinin Türkiye hakkında bilgisi var ama Marc'ın çok yok. Benimle öğrenmeye başladı; Türkiye'yi çok merak ediyor.* Marc'ı Türkiye'ye getirecek ve bizimle tanıştıracak mısınız? Evet, yaza gelecek.Hayat belli olmaz!* Peki Marc Senter'le evlenmeyi düşünüyor musunuz? O çok evlenmek istiyor. Ben evliliği ancak o istiyor diye yapabilirim. Evlilik benim için çok önem taşıyan bir şey değil. Benim için iki insanın hayatı paylaşması, birbirlerine destek vererek yol alması çok daha önemli. Ama Marc çok istiyor diye evlilik yapabilirim.* Yani bir gün 'Meltem Cumbul evlendi' haberi alır mıyız? Bilmiyorum!* Bana biraz öyle olacakmış gibi geldi de! Şimdiye kadar direndim. Bilmiyorum hayat belli olmaz.Kendimi gurbette hissediyorum* Los Angeles'da günleriniz nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz?Çok fazla yazıyorum ve okuyorum. Bir spor hocam var onunla haftada 3 gün çalışıyorum. Psikolojimle birlikte vücut direncimi de güçlendiriyorum. Senaryolar, hikayeler üzerine çok çalışıyorum. Çok fazla yemek yapıyorum.* Amerikalılara Türk yemekleri yediriyorsunuz yani...Evet en çok köfte, patates ve pilavımı seviyorlar. Ama yoğurtla her şeyi yememe bir anlam veremiyorlar. Ben de onların, dolmayı yoğurtsuz yemelerine anlam veremiyorum.* Los Angeles'da sizi en çok ne zorluyor? Hasret çekiyor musunuz?Türkçe konuşmak isteği ve kendini gurbette hissetmek gibi insanı zorluklar yaşıyorum.* Oscar'ın kırmızı halısında yürümeyi kendinize ne kadar yakın görüyorsunuz?Olmayacak şey değil! İyi film yapmak önemli. Önemli olan iyi senaryo, iyi yönetmen, iyi oyuncular, iyi bir proje. Hiçbir şey uzak değil! Ama bunlar zaman isteyen şeyler. Öyle pat diye olacak işler değil.* Türkiye'de sizden böyle bir beklenti var... Başarı bekliyorlar...Benim kimseye bir sözüm yok. Her şey benimle ilgili. Benim hiç kimseye bir şey kanıtlama problemim yok.Günaydın/Sabah
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA