Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ: TSK Ulus Devlet ve Üniter Devletin Korunmasında Taraftır (3)
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TSK'nın Atatürk'ün Ulus Devlet ve Üniter Devlet Yapısının Korunmasında Taraf Olduğunu ve Olmaya da Devam Edeceğini Kaydetti.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TSK'nın Atatürk'ün ulus devlet ve üniter devlet yapısının korunmasında taraf olduğunu ve olmaya da devam edeceğini kaydetti. Orgeneral Başbuğ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarına düşen görev ise sadakat içinde ülkesini ve milletini sevmektir. Unutulmamalıdır ki, Cumhuriyetin vatandaşı olmak sadece haklar değil, sorumluluklar da içerir." diye konuştu. Başbuğ "Bir ülkenin etnik çatışmaya sürüklenmesi, ülke sathında kardeş kavgasına sürüklenmesi demektir. Çeşitli iç ve dış çevrelerin, mevcut duruma uluslararası bir boyut da kazandırarak, Türkiye'ye yönelik böyle düşünceleri olabilir. Bu çerçevede, herkes bu tip oyunlara karşı çok dikkatli ve sorumlu davranmak zorundadır. "dedi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki yıllık değerlendirme konuşmasında etnik kimlik tartışmalarını da değerlendirdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan ayaklanmaların etnik temelli olmadığını, Türkiye'nin bazılarının görmek istediği gibi etnik farklılıkları nedeniyle ayrışmış bir ülke olmadığını ifade eden Orgeneral Başbuğ, "Vatandaşlarımızın güçlü ve derin bir ortak geçmişi ve umutlu bir geleceği paylaştığını görmekteyiz. Türk milletinin, bir bütün olarak ülkenin ana ulusal konulara bakışında da büyük farklılıklar yoktur." dedi. -KONDA'NIN ARAŞTIRMASINI ANLATTI-Konuşmasında 2006 yılında yapılan KONDA Toplumsal Yapı Araştırmasının sonuçlarından bahseden Orgeneral İlker Başbuğ, araştırmada "Vatandaşlıktan ne anlıyorsunuz? Vatandaş olmak için sizce en önemli olan husus nedir?" sorusuna, araştırmaya katılanların yüzde 82'sinin cevabının "Türkiye'yi seviyor olmak." Olduğunu kaydetti. Yine araştırmada "Kimliklerinizi özgür bir şekilde ve huzur duyarak yaşayabiliyor musunuz?" sorusuna ise katılanların yüzde 82'sinin "Evet" cevabı verdiğini kaydeden Başbuğ, 2008 yılında yapılan ve henüz kamuoyuna açıklanmayan bir araştırma sonuçlarının da yine benzer sonuçları ortaya koyduğunu söyledi. Orgeneral Başbuğ, "Anadili Kürtçe/Zazaca olan vatandaşlarımıza yöneltilen: "İmkanınız olsa hangi ülkede yaşamak istersiniz?' sorusuna, katılanların yüzde 88'i cevap olarak,'Türkiye'de' cevabını vermiştir. Anadili Kürtçe/Zazaca olan vatandaşlarımıza yöneltilen,'Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğünün ulusal simgeleri olan İstiklal Marşı ve bayrak ile ilgili' sorulan sorulara, katılanlardan yüzde 90'ının üzerinde olumlu yanıtlar alınmıştır.Bütün bu değerlendirmeler, Türkiye'de etnik bir çatışmanın hiçbir zaman yaşanmadığını ve yaşanmayacağını da göstermektedir.Bir ülkenin etnik çatışmaya sürüklenmesi, ülke sathında kardeş kavgasına sürüklenmesi demektir. Çeşitli iç ve dış çevrelerin, mevcut duruma uluslararası bir boyut da kazandırarak, Türkiye'ye yönelik böyle düşünceleri olabilir. Bu çerçevede, herkes bu tip oyunlara karşı çok dikkatli ve sorumlu davranmak zorundadır. "diye konuştu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun bir devrim olduğunu, devrimin amacının ise bir ulus devletin yaratılması olduğuna işaret eden Orgeneral Başbuğ, Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, Türkiye halkına, Türk milleti denir." Sözünü hatırlatarak "Atatürk'ün veciz söyleminde, Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza kadar yaşatılması ülkü birliğini temsil etmekte olup, bu görev Türk milletine verilmiştir. Bu tanımda da görüleceği gibi, "Türk milleti' tanımlamasındaki "Türk' sözcüğü bir sıfat olarak değil, değişik unsurların hepsine verilen ortak bir isim olarak kullanılmıştır. Aynı şekilde kullanımı, diğer ülkelerde de görmek mümkündür. Bütün bunlara rağmen bu bütünleyici tanıma ve kavrama, özellikle etnik yüklemeler yapmak, bu kavrama sanal anlamlar vermekten başka bir şey değildir." dedi. -OBAMA'NIN SÖZLERİNİ HATIRLATTI-ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye ziyareti sırasında söylediği "Biz aynı zamanda farklı kökenlerden, ırklardan ve dinlerden gelen, ancak ortak idealler etrafında birleşen bir milletiz.Amerika Birleşik Devletleri'nin en güçlü yanlarından biri, bizim son derece büyük bir Hıristiyan nüfusa sahip olmamıza rağmen, kendimizi bir Hıristiyan, bir Yahudi, bir Müslüman ulus olarak görmememizdir. Biz kendimizi idealler ve değerlerin birbirine bağladığı vatandaşların oluşturduğu bir ulus olarak görüyoruz. Zannederim, modern Türkiye de benzer birtakım prensipler üzerine kuruldu." Şeklindeki sözleri de hatırlatan Orgeneral Başbuğ şöyle konuştu: "Obama'nın bu sözlerinin, ulus-devletin ne olduğunu ve ulus-devletlerin bugün için de geçerliliğini koruduğunu anlamayanlara veya anlamak istemeyenlere iyi bir cevap teşkil ettiğine inanıyorum. Vatandaşlık esasına dayalı milliyetçilik ırk ve din farkı gözetmeksizin, ortak kimlik/üst kimlik etrafında her vatandaşı "Türk' saymaktır, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı saymaktır. Kültürel kimlik ise bir bireyin toplumsal ilişkiler ağı içinde kendisini tanımlayabileceğine inandığı özgül kimlik özellikleridir. Kişi toplumsal kimliğini üst/ortak bir kimlik olarak benimseyecek ve kabul edecek, bireysel kültürel kimliğini ise ikincil kimlik olarak ifade edebilecektir. Vatandaşlığa dayalı milliyetçilik bu anlamda, Türkiye halkını oluşturan değişik dini ve etnik farklılıklara sahip vatandaşların, topluma entegre edilmesini/olmasını gerektirir. Entegrasyon, kişilerin, aidiyet duygusu hissettikleri ikincil kültürel kimliklerini engellemeden, üst/ortak Türk kimliklerini muhafaza etmelerini sağlamaktır. Entegrasyon, farklılıkları kabullenmek, ancak farklı olanların uyum içinde yaşamalarını sağlamaktır."-"VATANDAŞA DÜŞEN GÖREV ÜLKESİNİ VE MİLLETİNİ SEVMEKTİR"-Sorulması gereken sorunun "ikincil kültürel kimlikler doğrudan doğruya mı tanınacaktır yoksa sadece bireysel seviyede ikincil kültürel özgürlüklerin önünün açılması yeterli midir?" olduğunu ifade eden Orgeneral Başbuğ, modern ulus-devlet anlayışının ve liberal demokrasinin bireysel özgürlüklerin önünü kapatmadığını tam tersi bireysel özgürlükleri geliştirdiğini kaydetti. Başbuğ şunları kaydetti:"Etnik kimliğin siyasallaştırılması, başka bir ifadeyle siyasal temsil aracı olması, toplumsal siyasal kimlik unsuru haline getirilmesi ise, devletle olan siyaset ilişkisinin etnik kimlik üzerinden yapılması demektir. Bu durum ise üst/ortak kimliğin tartışmaya açılması anlamına gelmektedir. Lübnan, Irak ve Balkanlarda hüküm süren istikrarsızlık ve şiddet sarmalı, etnik kimliğin siyasallaştırılmasının ve bir ortak kimlik yaratılamamasının sonucunda yaşanabilecekler için bir örnek teşkil etmektedir."İkincil kimliklerin kültürel kimlik şeklinde bireysel seviyede yaşanabileceğini, geliştirilip korunabileceğine işaret eden Orgeneral Başbuğ, bunu kültürel bir zenginlik olarak gördüklerini ifade etti. Başbuğ, "Bireysel özgürlüklerin sınırının, azınlık ve grup hakları ile kesişmesine, yeni azınlıklar ve üst-kimlikler yaratılmasına izin veremeyiz. Tarihsel hafızamız, ulusumuzun mutlu ve müreffeh geleceği ve anayasal düzenimizin korunması bunu gerektirmektedir. İkincil kültürel kimliklerin anayasal ve yasal çerçevede tanınması - ki bu grup hakkı olarak tanınması - anlamına gelir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, ulus-devlet ve üniter-devlet yapısı içinde bu mümkün değildir. "dedi. Devletin tüm vatandaşlara olduğu gibi özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşamakta olan Kürt ve Zaza kökenli vatandaşlara "daha müreffeh bir yaşam" sağlamak zorunda olduğuna dikkat çeken Orgeneral Başbuğ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarına düşen görev ise sadakat içinde ülkesini ve milletini sevmektir. Unutulmamalıdır ki, Cumhuriyetin vatandaşı olmak sadece haklar değil, sorumluluklar da içerir. Ülkeye ve devlete duyulan sadakat çok önemlidir. Ulus-devlet olgusu, vatandaşlarının sadakatine bağlıdır. Ortak bir geleceğe sahip olma isteği ve kararlılığı, en az ortak geçmişe sahip olmak kadar önemlidir. Vatanseverlik, sadakat için de, çok önemli bir olgudur. Ülke sevgisi üzerine bina edilen vatanseverlik, hem akıllı bir sadakat hem de duygusal bir bağlılıktır. Ülke sevgisi de akılcı ve rasyonel temeller üzerinde yükseltilmelidir. Bu açıdan tüm vatandaşların paylaşacağı ortak değerler çok önemlidir. Bu kapsamda, Cumhuriyeti ve Cumhuriyetin değerlerini sahiplenmek ile tarihi geçmişe ilgi duymak ve geçmişle bağlarını koparmamak birbiri ile çatışmamalıdır. Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de bu topraklarda, barış içinde, el ele yaşamamızın engellemesine izin verilmemelidir. "diye konuştu.-"ULUS DEVLET VE ÜNİTER DEVLET YAPISININ KORUNMASINDA TARAFIZ"-Her konuyu tartışabilme özgürlüğünün devletlerin varlığını riske sokacak, ülkeyi kutuplaşmaya, ayrışmaya ve çatışma ortamına sokacak konuları içermediğine de işaret eden Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu:"Kimse Türkiye'den, ne Türkiye'nin ulus-devlet ve üniter-devlet yapısını zayıflatabilecek ne de Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez maddelerinin değiştirilmesi yönünde isteklerde bulunabilir. Türk Silahlı Kuvvetleri; Atatürk'ün bize emanet ettiği ulus-devlet ve üniter-devlet yapısının korunmasında taraftır ve taraf olmaya da devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın." (ANKA) (SÜRECEK)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA