CHP TBMM Grup Toplantısı

Politika Haberleri

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP'nin Cumhuriyete Sahip Çıkmasından Rahatsız Olduğunu Belirterek, "Cumhuriyete Bir Sahip Çıkıyorsam, Sen Üç Sahip Çık, Helal Olsun Diyeyim. Bu İlişkiyi Kuşkulu Bir İlişki Haline Getirme Anlayışı Beyhudedir. CHP'nin Cumhuriyetle Bağlantısından Ancak Özürlü Olanlar Rahatsız Olur. Başbakan Kendi Üslubuna Yakışan Bir Terminolojiyle...

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP'nin cumhuriyete sahip çıkmasından rahatsız olduğunu belirterek, "Cumhuriyete bir sahip çıkıyorsam, sen üç sahip çık, helal olsun diyeyim. Bu ilişkiyi kuşkulu bir ilişki haline getirme anlayışı beyhudedir. CHP'nin cumhuriyetle bağlantısından ancak özürlü olanlar rahatsız olur. Başbakan kendi üslubuna yakışan bir terminolojiyle bunu dile getiriyor. Başbakana o üslubu iade ediyorum" dedi.

CHP TBMM Grubu, 2007 yılının ilk toplantısını bugün gerçekleştirdi. Toplantının başında Kurban Bayramı'nda geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz ile CHP Konya İl Sekreteri Ali Alp için saygı duruşunda bulunuldu. Toplantıda konuşan CHP lideri Deniz Baykal, hükümeti eleştirdi. Tartışmalara yol açan Lefkoşa'daki Lokmacı sınır kapısında bulunan üst geçidin yıkılma kararıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Baykal, bu sorunun Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki dış politikasının bu konuyla doğrudan ilişkili milli kurumların mutabakatı ve ortak anlayışı içinde götürülmediğini ortaya koyduğunu kaydetti. "Üst geçit yapılır, yıkılır bunlar önemli değil" diyen Baykal, ne yapılması gerektiğini kurumların kendi aralarında değerlendirip, uyguladığını bildirdi. Baykal, "Kıbrıs'ta bir hükümet değişikliği oldu. AK Parti'li genel başkan yardımcısı gizli isimle Lefkoşa'da otellerde kaldı gizli görüşme yaptı.Türkiye hükümetinin katkısıyla gönderilen kişi bu siyasi kulislerin içinde etkin rol oynadı. Bir de baktık ki saflar değişti, transferler yapıldı. Sonra bir liman açma teklifleri yapıldı. Arkasından şimdi bu konularda Türkiye'ye meydan okuyan bir tavır. KKTC'deki talebi, Türk Genelkurmay'ı karşı karşıya getirerek kendi işini kendin hallet diyerek ortadaki kaosu Türk milletine götürebiliyor, böyle bir şey olur mu?" şeklinde konuştu.

'KADROLAŞMA' CEVABI

Konuşmasında Başbakan Erdoğan'ın CHP'nin kadrolaşmasıyla ilgili bayramda yaptığı konuşmaya 'bayramda milletin ağzının tadını bozmamak için' cevap vermediğini dile getiren Baykal, Başbakan'ı sert bir dille eleştirdi. Baykal, "Bunlar kadrolaşma yapmamış asıl biz yapmışız. CHP, 28 yıldır iki aylık seçim hükümeti hariç iktidarda bulunmamıştır. Çeyrek yüzyılı aşan bir dönemde iktidar uygulaması içinde olmamıştır. Tüm kadrolaşmalar sağ iktidarlar döneminde ortaya çıkmıştır. CHP denenmemiştir, politikaları uygulanamamıştır. Bunların hiçbir ciddiyeti yoktur. Başbakan da bir kompleks haline gelmeye başladı. CHP'nin cumhuriyete sahip çıkmasından rahatsız oluyor. CHP'nin Cumhuriyet'le ilişkisini sorgulamaya kalkıyor. Rahatsız oluyorsan sen de cumhuriyete sahip çık. Senin elini kolunu bağlayan, ağzını bantlayan mı var? Cumhuriyete bir sahip çıkıyorsam, sen üç sahip çık, helal olsun diyeyim. Bu ilişkiyi kuşkulu bir ilişki haline getirme anlayışı beyhudedir. CHP'nin cumhuriyetle bağlantısından ancak özürlü olanlar rahatsız olur. Başbakan kendi üslubuna yakışan bir terminolojiyle bunu dile getiriyor. Başbakana o üslubu iade ediyorum" tepkisini gösterdi.

Başbakan Erdoğan'ın Türk bayrakları önünde çekilmiş fotoğrafının ve 'Kurban olayım ayına yıldızına' sloganının yer aldığı AK Parti afişlerine de atıfta bulunan Baykal, Başbakan Erdoğan'ı 'afiş milliyetçisi' olmakla suçladı. Afişlerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde asılmadığını ileri süren Baykal, afişlerin birdenbire asılmasının 'seçime alamet' olduğunu savundu. Baykal, "Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü? Seçim mi var? Herkes bunu sormaya başladı" dedi. Siyasetçinin bayrağı ile bütünleşmesinden mutluluk ve sevinç duyduğunu ancak afişlerin bazı bölgelerde asılmadığını öne süren Baykal, şöyle konuştu: "Ne demek istiyor şimdi bu hükümet? Bu hükümet, bayrağın ayına yıldızına bir coğrafyasında kurban oluyor, bir başka coğrafyasında, 'aman ha' mı diyor? Böyle bir şey olabilir mi? En büyük bölücülük bu değil mi? En vahim bölücülük bu değil mi? Türkiye'yi iki ayrı programla siyaset yapılır haline bizzat bu hükümet getirmiştir. Çok acı bir manzaradır. Ama bizim ihtiyacımız afiş milliyetçiliği anlayışı değil. Yurdun bir coğrafyasında yapılan afiş milliyetçiliği ile Türkiye'nin bir yere gitmesi mümkün değil. Eğer milli devlet, ulus devlet ortadan kalkarsa toplumlarda o boşluğu dolduracak olan dinamikler işler. Din ve mezhep, etnik farklılaşmalar ön plana çıkartılır. Artık globalleşme çağındayız. Kendi kuralları var. Bütün dünyayı yeniden yapılandırmada, 'milli devletin modası geçmiştir' deniliyor. Bu, Türkiye'yi Ortadoğululaştırma sürecinin parçasıdır. Türkiye bu coğrafyada ancak milli devlet olarak yaşayabilir. Bütün milletimizi bu konularda dikkatli olmaya çağırıyorum. Sakın ha o söylemlerin tuzağına düşmeyin. Onların arkasında neyin yattığını bilin. Birlik ve bütünlüğümüz en büyük sermayemizdir".

(DA-ÖK-ÖK-Y)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika

, Haberler