Bolluk Dönemi Bitti Kıtlık Dönemine Giriyoruz.

Ekonomi Haberleri

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, "Önümüzdeki Dönem Zor Olacak, Artık Bolluk Dönemi Bitti Kıtlık Dönemine Giriyoruz" Dedi.

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, "önümüzdeki dönem zor olacak, artık bolluk dönemi bitti kıtlık dönemine giriyoruz" dedi.

Merkez'den enflasyın değerlendirmesi  

Dünya Gazetesi ve Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından odanın meclis salonunda düzenlenen “Para Politikaları” konulu konferansta konuşan Yılmaz, sanayicilerin küresel krize karşı alınması gereken önlemlerle ilgili sorularını yanıtladı. Yılmaz, ülkelerin global ortamda yaşanan kriz sonrası yapabilecekleri şeylerin belli olduğunu ve bu adımların da atıldığını belirterek, şunları söyledi:

“Bu tür sorunlar çıktığında ülkelerin yapabileceği işler belli. İlk savunma hattı, merkez bankaları ya krediyi ucuzlatmak için faiz oranlarını düşürüyor, piyasanın likidite ihtiyacını karşılıyor ya da faiz oranlarını değiştirmeden likidite sunuyor. Bu birinci savunma hattı, bunu ABD ve AB merkez bankaları yaptı. Eğer bu yeterli olmazsa ikinci savunma hattı sistemik olarak gözetim ve denetimle ilgili yapılacak şeylere bakılır, bu da yapıldı, Avrupa ve ABD'de açığa satışlar yasaklandı. Bu da yetmezse, ki yetmedi, sonuçta bizim aynen 2001'de yaptığımız gibi kamunun üzerine bir yük geldi. Vergi mükellefi bu zararları üstleniyor ve sistem yeniden realize ediliyor. ABD ve Avrupa'daki hükümetlerin bugün itibarıyla yaptıkları bu. 'Biz bunu niye yapmıyoruz' sorusunun cevabı, bizim ihtiyacımız yok. Biz bunu 2001'de yaptık, bize milli gelirin yüzde 25'i kadar yük getirdi. Onun dışında ne yapılabilir? Eğer ülkelerin bütçeleri imkan veriyorsa, mali alan varsa, belki toplam talebi canlandırmak üzere gevşetici mali politikalar uygulanabilir. IMF de bunu tavsiye ediyor özellikle bu konuda imkanı olan ülkelere. Ama bizim gibi ülkelerin mali alanı yok, biz bu tür genişletici politikaları yapamayız, yapmamalıyız diye düşünüyorum. Çünkü bizim böyle bir alanımız yok.”

BELİRSİZLİK

Yılmaz, IMF ile anlaşma süreci konusunda ekonomiler için en kötü hususun belirsizlik olduğunu, belirsizliğin ne kadar erken ortadan kalkarsa, bunun tüm kesimlere o kadar menfaat getirdiğini belirtti. Yılmaz, “Bulunduğumuz nokta şu, benim bilgilerime göre biz Türkiye olarak durumumuzu IMF'ye arz ettik, ön teklifte bulunuldu. IMF bize geri bildirimde bulundu. Biz şimdi geri bildirimde bulunuyoruz. Nasıl bir şekil alacağı konusu, henüz benim elimdeki bilgiye göre de net değil” diye konuştu.

Bir sanayicinin gelecek dönemde kurlarla ilgili tahminini sorması üzerine Yılmaz, kur ve faizleri etkileyen faktörleri bilmelerine rağmen bunların her zaman aynı sonuçları vermediğini, kur ve faizlerin gelecekteki seviyesini bilse bile bunu kimseyle paylaşmayacağını belirterek, Merkez Bankasının böyle bir taahhüt altına giremeyeceğini kaydetti.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun zorunlu karşılıkların düşürülmesi talebiyle ilgili bir soru üzerine Yılmaz, “Ne yapacağımızı bir plana, projeye bağladık, önceliklerini belirledik. İhtiyaç duyulduğunda günü geldiğinde bunu yapacağımızı söyledik ve olduğumuz yerde de duruyoruz” dedi.

DÖVİZ REZERVLERİ

Bir sanayicinin, Merkez Bankasının net döviz rezervinin ne kadar olduğu yönündeki sorusunu yanıtlayan Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bizim döviz fazlamız var. Bugün itibariyle devletin borçlarının tamamının bugün itibariyle ödeneceğini varsaysanız, bugün itibariyle Merkez Bankasının işçi dövizlerinden gelen borçlarının tamamının ve işçilerimize geri ödeneceğini varsaysak, onun dışında Merkez Bankasının kamuya borcu varsa bunları düştükten sonra ne kadar dövize kalıyor diye sorarsanız, döviz rezervi buna yetmiyor. Bir dönem itibariyle yapılır ve bir yıl içindeki döviz yükümlülüğünün kime ne kadar borç ödeyecek bunu biliriz. Buna baktığımızda yine de döviz rezervi açısından önemli açıdan netteyiz” diye konuştu.

Rezervin toplam 70 milyar dolar olduğunu, bunun içinde farklı para birimlerinin de bulunduğunu dile getiren Yılmaz, bu rezervleri kanunun verdiği yetkiler çerçevesinde değerlendirdiklerini söyledi. Yılmaz, şöyle konuştu:

“70 milyar dolarlık rezervimizin çok az bir kısmı Merkez Bankası kasalarında efektif olarak duruyor. Geriye kalan kısmı muhabir hesaplarımızda. Paranızdan bir şey kazanabilmeniz için bankaya yatırmanız lazım. Dolayısıyla biz bunu kasamıza koyarsak bir şey kazanamayız. Bundan bir şey kazanabilmemiz için bunu birilerinin değerlendirmesi gerekiyor. Bunlar dış muhabirlerimizde. Amerikan doları, Amerikan muhabirlerimizde gibi. Aynı şekilde altını da değerlendiriyoruz. Türkiye'nin 116 ton altını var. Altının bir miktarı Ankara'da Merkez Bankası'nın altındaki kasalarda duruyor. Geri kalan yurt dışı muhabirlerimizde. Kasadaki altın size bir şey kazandırmıyor. Yurt dışında altınınız olursa zaman zaman buna talep geliyor. Bunu verdiğinizde, 3 ton altınınızı Eylül ayında verdiğinizde, yılbaşında 3 ton 250 kilo dönüyor. Muhabirler ise merkez bankaları.”

DALGALI KUR SİSTEMİ

Dalgalı kur sistemiyle ilgili bir soru üzerine Yılmaz, dalgalı kurun önemli bir şok eriticisi olduğunu, bundan vazgeçmeyi düşünmediklerini belirtti.

Merkez Bankası'nın yüksek faiz, düşük kur gibi bir politikasının bulunmadığını, kendilerine verilen fiyat istikrarı çerçevesinde beklentileri yönetmeye yönelik faiz politikalarının bulunduğunu belirten Yılmaz, kurları değerli tutup enflasyonu düşük çıkarma gibi bir amacın bulunmadığını kaydetti.

Yılmaz, yeni dönemde şirketlerin yurt dışı borçlanmalarının cari açığın finansmanında çok önemli rol oynadığını ifade ederek, “Bizim reel sektörümüz yüzde 180'ler civarında dış piyasalardan eylül ayında bu çalkantıda borçlanabildi. Bizim de buradan çıkardığımız sonuç. Bu kadar çalkantıya rağmen yabancılar, borç verenler neye güvenerek borç veriyorlar? Biz de kendimize soruyoruz. Varsayıma dayanarak bankalarımızın yurt dışında önemli teminatları var diye düşünüyoruz. Hiç kimse teminat olmadan bu borcu vermez diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

BANKALAR VE REEL SEKTÖR

Kriz ortamında bankalarla hükümet arasındaki ilişkilerin önemi hakkındaki bir soruyu yanıtlayan Yılmaz, şu bilgileri verdi:

“Biz şunu söylüyoruz, ekonomi bir bütün. Bankalar tasarrufçularla yatırımcılar arasında bir köprü. Dolayısıyla reel kesimle bankaların ilişkisi kısa vadeli çıkarlar üzerine kurulmamalı. Orta ve uzun vadeli ortak çıkarlarda birleşilmeli. Reel kesim, bankacılık kesimi ayrımını doğru bulmuyoruz. Biz bir bütünüz, aynı gemideyiz. Herkes bunu söylüyor. Dolayısıyla bankalar aldıkları paraları sanayicilere kullandırmasalar, zarar ederler. Kullandırırlarken de onların bir takım riskleri var. Bir yerlerden fon alıyorlar, bu para bunların parası değil. Her ikisinin menfaatini birden gözetmek durumunda.”

Merkez Bankasının, ekonominin ihtiyaç duyduğu likitideyi vermeye devam edeceğini, kendilerinin mali kesime “Biz sizin ihtiyaçlarınızı karşılayacağız, likidite sıkıntısı çektirmeyeceğiz. Siz de reel sektöre gereken ihtimamı gösterin, onlara yapılabilecekleri mevcut konjonktür içinde yapmaya devam edin” dediklerini ifade etti.

Yılmaz, krizin ne zaman biteceğiyle ilgili bir soru üzerine ise sözlerini tekrarlayarak, şunları ifade etti:

“Finansal piyasada başlayan bu krizin birinci perdesinde sona doğru yaklaşıldı. Buradan reel sektör üzerine nasıl bir hasar verdiği çok önemli. Önümüzdeki dönem bunu göreceğiz. Buradan da tekrar dönüp finans kesimini vurabilir.

İhtiyatta olalım diyoruz. Söylediğimiz sadece bu. Önümüzdeki dönemde inişler çıkışlar göreceğiz. Önce reel sektördeki tahribatı göreceğiz. Bunun 2008 yılı son çeyrek bilançolarının açıklandığı dönemde göreceğiz. Bu piyasayı dalgalandıracaktır. Bu en erken 2009 ilk yarısının sonunda yaşanacaktır.”

MEVDUAT GÜVENCESİ

Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, mevduat güvencesiyle ilgili yeni bir düzenleme olup olmadığına ilişkin soru üzerineyse Türkiye'nin etrafındaki ülkelerin güvence miktarını artırarak ve kapsamını genişleterek rekabette avantajlı konuma geçtiğini, ancak şu an için acil olarak alınması gereken bir tedbirin bulunmadığını bildirdi.

Yılmaz, şöyle devam etti:

“Eğer buralarda bir sıkıntı varsa, bunun giderilmesi için bir takım tedbirler alınabilir, ama bugün itibarıyla bankalarımızda acilen önlem alınmasını gerektirecek mevduat açısından bir sorunla karşı karşıya değiliz. Ama bu olmayacağı anlamına gelmez. Bizim bundan sonra mevduat güvencesiyle alabileceğimiz tedbirin çerçevesi, ortaya çıkan dezavantajlı durumu ve bozulan rekabet koşullarını nasıl düzeltebiliriz perspektifiyle olmalı.”

Bankacılık sistemindeki verilerin uluslararası standartların üzerinde seyrettiğini, bankalarda şu an için bir sorun bulunmadığını ifade eden Yılmaz, “Rakamlar açısından bankalarımızda bir sorun yok. Bunun nedeni 2001 krizi sonrası alınan tedbirler. Önümüzdeki dönem zor olacak, artık bolluk dönemi bitti kıtlık dönemine giriyoruz. Maliyetler yükselecek ve borç alınabilir verilebilir fonlarda daralma olacak. Bu durumu gözününde bulundurarak herkesin ihtiyatlı olması gerekir” şeklinde konuştu.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Ekonomi

, Haberler