Bakan Babacan'ın Basın Toplantısı

Ekonomi Haberleri

N Babacan'ın Basın Toplantısı

N BABACAN'IN BASIN TOPLANTISI

- DEVLET BAKANI ALİ BABACAN:

- "TÜRK EKONOMİSİ SON 20 ÇEYREKTİR BÜYÜME REKORU GÖSTERİYOR"

- "EKONOMİ 2006 YILI İTİBARİYLE YÜZDE 6 ORANINDA BÜYÜME GÖSTERDİ"

- "2006 İTİBARİYLE KAMU NET BORÇ STOKU 257.8 MİLYAR YTL"

- "DIŞ BORCUMUZ 20 MİLYAR DOLARA DÜŞTÜ"

- "ASAYİŞ SORUNU EKONOMİK DEĞİL AHLAKİ VE ETİK BİR PROBLEM"

SAFURE CANTÜRK

ANKARA (IHA) - Devlet Bakanı Ali Babacan, Türk ekonomisinin 2006 yılı itibariyle yüzde 6 oranında büyüme gösterdiğini belirterek, "Türkiye ekonomisi, 20 çeyrektir arka arkaya kesintisiz büyüme performansı göstermiş bulunuyor" dedi.

Babacan "makro ekonomik gelişmeler ve 2006 yıl sonu kamu borç stokuna" ilişkin düzenlediği basın toplantısında, TÜİK tarafından bugün açıklanan 2006 yılına ilişkin büyüme rakamlarını değerlendirdi. Türkiye ekonomisinin, 2006 yılı sonu itibarıyla yüzde 6 büyüdüğünü ifade eden Babacan, "Gayri safi milli hasıla (GSMH) yüzde 6, gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) yüzde 6.1 oranında büyüdü. Son 4 yılın ortalama büyümesine bakılacak olursak 4 yıllık ortalama büyüme performansımız da yüzde 7.3" diye konuştu.

Uyguladıkları tüm makro ekonomik politikalarda temel ilkenin tutarlılık, sürdürülebilirlik ve şeffaflık olduğunu söyleyen Babacan, büyümenin temel kaynağını ise özel sektör yatırımları olduğunu ifade etti. Bunun de büyümenin sürdürülebilir olduğu anlamına geldiğini dile getiren Babacan, bu büyümenin ayrıca gelecekteki büyümenin de göstergesi olduğunun altını çizdi. Bakan Babacan, 2002 yılında sadece 20.6 milyar dolar yatırım yapmış olan özel sektörün, geçen yılı 66.9 milyar dolarlık yatırımla kapattığını hatırlatarak, Türk Lirası olarak bakıldığında 96.3 milyar YTL'lik bir yatırımdan bahsedildiğini söyledi. Bunun "Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki rekor, yüksek rakamlar" olduğunu vurgulayan Bakan Babacan, özel sektörün yatırımlarını çok önemsediklerini, özel sektörün yatırımlarının aynı zamanda yerli yabancı ayırt etmeden iş dünyasının Türkiye'nin geleceğine olan güveni gösterdiğini bildirdi. Özel sektör yatırımlarına bakıldığında, her yıl arka arkaya çok ciddi oranda reel artış hızı görüldüğüne dikkat çeken Babacan şöyle konuştu:

"Bir yandan kuru gürültü, bir yandan sonuçlar. Bir yanda suni şekilde endişe, kaygı üretmeye çalışanlar, bir yanda Türkiye için olanca gücüyle, alın teriyle çalışanlar ve işte Türk özel sektörünün güzel yatırımlarının ortaya koyduğu tablo. Fert başına düşen milli gelir de 2002 yılında 2 bin 598 dolar iken, bugün açıklanan rakamlara göre 5 bin 477 dolara çıkmış durumda. Satın alma gücü paritesine göre fert başına düşen GSYH rakamları ise 2006 yılı için henüz açıklanmadı. Ancak bu da sık sık tartışılan bir rakam. Biz burada 2007 programındaki verileri baz alıyoruz ve buna göre de 2002'de 6 bin 550 dolar olan fert başına satın alma gücüne göre düzeltilmiş milli gelirimiz, 2005 yılında 8 bin 141 dolar ve 2006 yılında bunun 9 bin dolara daha yakın bir rakam olmasını bekliyoruz."

"ARTIK TÜRK EKONOMİSİ 400 MİLYAR DOLARLIK"

Bakan Babacan, Türkiye ekonomisinin büyüklüğünün, 2006 yılı sonu itibarıyla 576 milyar YTL'ye ulaştığını belirterek, bunun dolar karşılığı 399 milyar 673 milyon dolar, yani 400 milyar dolar olduğunu söyledi. Babacan, "Artık Türkiye ekonomisi 400 milyar dolarlık. 2002'de 181 milyar dolardı. Yani dolar olarak hesap ettiğimizde hem milli gelirimiz hem de kişi başına düşen milli gelirimiz 2 katından fazla artmış durumda hem milli gelirimiz hem de kişi başına düşen milli gelirimiz 2 katından fazla artmış durumda" şeklinde konuştu.

Gelir dağılımı indeksine de değinen Bakan Babacan, Dünya Bankası ve OECD tarafından kullanılan ve açlık sınırı olarak kabul edilen günlük 1 doların altında gelire sahip kesime ilişkin değerlendirmesinden örnekler verdi. Günlük 1 doların altında gelire sahip olanların oranının Hindistan'da yüzde 31, Filipinler'de yüzde, Çin'de ise yüzde 13 seviyesinde bulunduğunu kaydeden Babacan, kişi başına geliri Türkiye'den yüksek olan Meksika ve Brezilya'da da bu oranın yüzde 8'i bulduğunu, buna karşılık Türkiye'de ise söz konusu oranın yüzde 0.01 seviyesinde olduğunu ve bunun da 10 bin kişiye karşılık geldiğini söyledi. Nüfusun, en düşük yüzde 5'lik gelir dilimine sahip kısmının gelirinde 2002-2005 döneminde yaklaşık yüzde 60 nominal artış olduğunu da açıklayan Babacan, bu dönemdeki kümülatif enflasyonun ise yüzde 39,4 olduğunu belirtti. Babacan, "Yani şöyle baktığımızda; en düşük gelir diliminden başlayın, en yüksek 19. dilime kadar reel anlamda artış var. Reel anlamda gerileyen tek kesim var, en zengin yüzde 5'lik kesim" dedi.

Kamu Net Borç Stoku'nun 2006 itibariyle 257.8 milyar YTL olduğunu ve bunun da 183.4 milyar dolar karşılığı bulunduğun belirten Babacan, kamu net borç stokunun GSMH'ye oranın ise yüzde 44.8 olduğunu söyledi. 2002 yılında dış borçların GSMH'ye oranın yüzde 32 iken 2006 yılında bu rakamın yüzde 5.2'ye düştüğünü dile getiren Babacan, "Dış borcumuz toplam 20 milyar dolara düştü" diye konuştu.

Bakan Babacan bundan sonra Türk ekonomisinin şoklara karşı dayanıklılığının da arttığını dile getirdi.

"İŞSİZLİK EĞİTİM SORUNUNDAN KAYNAKLANIYOR"

Devlet Bakanı Babacan, büyüme rakamlarının istihdama olumlu yansıdığını ve işsizlik oranında az da olsa gözle görülür bir düşüş yaşandığını belirterek, 2006 yılında işsizliğin yüzde 9.9'a düştüğünü kaydetti. İşsizlikteki yapısal bir soruna da dikkat çeken Babacan, sanayiinin ihtiyaç duyduğu nitelikte eleman bulma sorunu olduğunu, bu sorunun ise eğitim sisteminden kaynaklandığını ifade etti. Sanayi üniversite arasındaki kopukluğa dikkat çeken Babacan, "Üniversite sisteminin hala kendini yenileyememesi, bundan 10-20 sene öncesinin ekonomik yapısına uygun bir sistemin hala sürdürülmeye çalışılması, işsizlikteki bu yüksek rakamları maalesef bize gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Toplantının sonunda gazetecilerin sorularını cevaplayan Bakan Babacan, Oger Telecom'un 4.3 milyar dolar tutarındaki Türk Telekom'u almasından kaynaklanan borcunu bir kerede ödemesine ilişkin bir soru üzerine, bunun tamamen piyasa faizleriyle alakalı bir konu olduğunu söyledi. Özelleştirme ihalesinde peşin veya vadeli olmak üzere alıcıya iki seçenek sunulduğuna ve vadelide faiz işletildiğine dikkati çeken Babacan, "Piyasadaki faizlerin aşağı inmesi halinde peşin ödeme daha karlı olur. Bu tamamen o günün şartlarıyla ilgili. Piyasa faizlerine bakarak son derece rasyonel bir seçim yaptılar" dedi.

Türkiye'nin parasal büyüklüklerine bakıldığında bu paranın çok da büyük bir para olmadığını ifade eden Babacan, "Kaldı ki zaten gelecek bir para. Böyle bir rakamın bizim temel makroekonomik politikalarımıza asla taviz vermeyi getirmemesi gerekiyor. Çünkü ekonomik programın temeliyle ilgili soru işaretleri uyandırırsak bu paranın kaç katı kaçar gider" diye konuştu.

Bir gazetecinin, milli gelirdeki artışın insanların refahına yansımadığını, suçlarda ciddi bir artış olduğunu belirterek, "sokaktaki insan mı nankör, yoksa biz mi anlatamıyoruz?" şeklindeki sorusu üzerine Bakan Babacan, özel nihai tüketim harcamalarının arttığını ,asgari ücret, emekli, memur maaşlarının arttığını hatırlatarak, gelirler arttıkça harcama kapılarının da arttığını söyledi. Beyaz eşya, otomotiv ve inşaat sektöründe patlama yaşandığına dikkat çeken Babacan, ancak bir anda gelişmiş ülkelerin seviyesine gelinmesinin beklenmesinin hata olduğunu ifade etti. Türkiye'nin kalkınmasının kaynaklarıyla orantılı olması gerektiğini vurgulayan Babacan, gerçekte olmayan bir refahı dağıtmanın ancak üç-beş ay süreceğini ardından krizlerin geleceğini kaydetti.

"Bunu Türkiye yaşadı. Olmayan bir refahın dağıtılması ancak enflasyon üretmekle, çok yüksek kamu açıklarıyla, borçlanmayla yapılabilir" diyen Babacan, refahın zaman içinde basamak basamak yükseleceğini söyledi. Babacan ayrıca suç ve asayiş olaylarının ekonomik gelişmelerle bağlantılı olmadığını problemin etik ve ahlaki olduğunu ifade ederek, problemin kaynağının ekonomik gerekçeler olmadığını vurguladı.

(SC-MAY-MEF-E)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Ekonomi

, Haberler