AK Parti TBMM Grup Toplantısı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'ye Tahammül Etmekte Zorlanan Siyaset Erbabının Asıl Tahammül Edemediği Şeyin, Türkiye'nin Ayakları Üzerinde Durması Olduğunu Belirterek, "Tahammül Edilemeyen AK Parti Değildir, Tahammül Edilemeyen Demokrasidir, Millet İradesidir, Halkın Duygu ve Düşüncesidir" Dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'ye tahammül etmekte zorlanan siyaset erbabının asıl tahammül edemediği şeyin, Türkiye'nin ayakları üzerinde durması olduğunu belirterek, "Tahammül edilemeyen AK Parti değildir, tahammül edilemeyen demokrasidir, millet iradesidir, halkın duygu ve düşüncesidir" dedi.Erdoğan, kendi hesaplarını bile tutamayan CHP'nin milletin hakkını ve hukukunu koruyamayacağını belirterek, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Başkan Yardımcısı olduğu Sosyalist Enternasyonel'in toplantısına katılmaktan çekindiği için Atina'ya gitmek yerine Ayaş'a dut yemeye gittiğini söyledi.AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Türkiye ne zaman gücünü toparlasa, ne zaman ağırlıklarından kurtulup ilerlemeye, büyümeye başlasa bu ülkenin, bu millerin önüne hep setler çekildiğini söyledi. Türk siyasetinin temelinin, değişimden, gelişimden yana olanlarla değişime direnenler arasındaki mücadeleye dayandığını anlatan Erdoğan, "Değişim isteyenler Türkiye'nin çağdaş dünya ile bütünleşmesinden, dünyaya açılmasından, kendi gücünü farkederek küresel bir aktör haline gelmesinden yanadır. Değişime direnen, kendi imtiyazlı konumları için statükoyu sürdürmek isteyenlerse Türkiye'nin içe kapanmasından, enerjisini ve gücünü iç çekişmelerle, sanal gündemlerle geçirmesinden yanadır" diye konuştu.Atatürk'ün belirlediği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma hedefinin bugünkü karşılığının çağdaş dünya ile bütünleşmek olduğunu belirten Erdoğan, bugün için en somut karşılığının ise Türkiye'nin AB'ye katılımı olduğunu vurguladı. AK Parti'ye tahammül etmekte zorlanan siyaset erbabının asıl tahammül edemediği şeyin, Türkiye'nin ayakları üzerinde durması, değişmesi, demokratikleşmesi olduğunu kaydeden Erdoğan, "Tahammül edilemeyen AK Parti değildir, tahammül edilemeyen demokrasidir, millet iradesidir, halkın duygu ve düşüncesidir. Çünkü biliyorlar ki değişen, dönüşen, demokratikleşen, zenginleşen bir Türkiye'de bu zihniyete yer yoktur. Biliyorlar ki AB'ye üye olan, evrensel standartlara ulaşan bir Türkiye'de bunların siyaset tarzının bir hükmü de yoktur. Kim ne derse desin, kim ne engel çıkarırsa çıkarsın Türkiye'nin değişmekten, gelişmekten, demokratikleşmekten başka çıkar yolu yoktur, olamaz. Kendi kaderini milletinin kaderine bağlayan bizlere düşen ise Türkiye'nin kalp atışlarını durdurmak isteyenlerin senaryolarını boşa çıkarmaktır. Bu yüzden demokrasi için, hukuk için, adalet için, üretim için şiarımız alınteri dökmektir. Sağduyuyla hareket etmektir. Ülkemizin hukukunu korumanın yolu dünyanın gerçeklerini gözönünde tutmaktır" şeklinde konuştu.Türkiye'yi karanlık bir girdaptan çıkaran AK Parti kadrolarının en önemli özelliğinin, Türkiye'nin hukukuna halel getirmeden gücüne güç katmak olduğunu belirten Erdoğan, AK Parti'nin siyasi meşruiyeti ve hukuki meşruiyeti bir bütünün birbirinden ayrılamaz parçası olarak gördüğünü ifade etti. Başbakan Erdoğan, milli iradeye dayanmayan, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyet'in temel niteliklerini özümsemeyen, Anayasal düzenin temel prensiplerine uyumlu olmayan hiçbir hareketin başarılı ve kalıcı olamayacağını vurguladı. Hükümetin demokrasiyi güçlendirerek, özgürlük alanını genişleterek Türkiye'nin itibarına itibar kattığını kaydeden Erdoğan, güven ve istikrardan taviz verilebileceğini düşünenlerin, Türkiye'ye demokrasiyi çok görenler olduğunu belirtti. Erdoğan şöyle konuştu: "Türkiye'de ak olana kara demeye, berrak suları bulandırmaya azmetmiş olan CHP'nin dünyadan gördüğü tepkiler çok anlamlıdır, çok manidardır. Bu milleti on yıllarını kaybettiren hep aynı zihniyet olmadı mı? Daha kendi hesabını düzgün tutamayanlar bu milletin hakkını, hukukunu koruyamaz. Kendi hesabını veremeyenlen bu millet adına kimseden hesap soramaz. Meselenin esası budur. Onun için biz daha işin başında bir ilkeyi ortaya koyduk. Dedik ki kamusal sorumluluk taşıyan her kişi ve kurum hesap verebilir olmak, açık ve şeffaf olmak zorundadır. Bizim yönetim ilkemiz budur. Herşey milletin gözü önünde cereyan edecek, kural budur dedik ve bütün hesaplarımızı kendi sitemizde sürekli olarak açıkladık. Hala da böyle devam etmektedir. Ancak milletin gözünden kaçıracak işleri olmayanlar açık ve şeffaf olabilirler. Bütün hesaplarını gerekirse bizim gibi internetten yayınlar, kendilerini kişisel olarak da kurumsal olarak da milletin denetimine açarlar. Biz bunu yaptık, herkese de tavsiye ediyoruz. Kayıt dışı yönetim, kayıt dışı siyaset olmaz. Hele hele kayıtlarla oynamak hiç olmaz." CHP lideri Deniz Baykal'ın, Başkan Yardımcısı olduğu Sosyalist Enternasyonel'e katılamadığını kaydeden Erdoğan, dünya üzerinde bu örgütün üyesi 185 parti bulunduğunu, bu partilerin hiçbirinin CHP ile aynı durumda olmadığını, hiçbirinin tek parti mantığına sahip olmadığını, hiçbirinin demokrasiye direnmediğini, özgürlüklerin karşısına dikilmediğini ifade etti. Erdoğan, "Diyor ki sayın Baykal, 'Sosyalist Enternasyonele gidersek ayıplarımızı yüzümüze vururlar. Demokratik olmadığımızı söylerler. Solculuk iddiasının boş olduğunu, bugünkü CHP'nin otoriter bir yönetimden yana olduğunu söylerler'. Belki de Baykal'ın ikide bir kürsüye çıkıp göğsünü döve döve halka niye yumruk salladığının hesabını sorarlar. Baykal bu yüzden Atina'ya gidemedi ve ardından da anında Ayaş'ta dut yemeye gitti. Bu da çok anlamlıdır. Başkan Yardımcısı olduğu kurumda değil Türkiye'yi, kendi partisini bile savunayan Baykal nasıl olur da en çetin müzakerelerin yapıldığı uluslararası platformlarda Türkiye'yi savunabilir. Ortada hazin bir siyasi parti öyküsü var. Evrensel anlamda sol değerleri sahiplenmeyi başaramayan, demokratik kültürü özümseyemeyen, otoriter eğilimlere güç veren hizipçi bir parti yönetimi. Kendi hesaplarını bile tutamayan, usulünce bir partiyi idare edemeyenlere bu ülkenin idaresi nasıl verilebilir? Bu yüzden aziz milletimiz CHP'yi iktidara getirmiyor ve ben inanıyorum ki hiçbir zaman da getirmeyecektir" şeklinde konuştu.CHP'nin, telekulak iddialarının boş olduğunun ispatlanlanmasına rağmen çıkıp milletten özür dileyeceğine ve beceriksizliğini itiraf edeceğine soruşturma önergesi verip hükümeti ve emniyet güçlerini suçlama yoluna gittiğini anlatan Erdoğan, verilen soruşturma önergesininin bile CHP'nin tutarsızlığı ve sorumsuzluğunun en güzel örneği olduğunu kaydetti.(ZÇ-ÖK-Y)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA