Alman pastası #4

10.12.2019 20:13 | Son Güncelleme: 10.12.2019 20:13
Alman pastası #4

Sezonun geri kalanına da tesiri çok yüksek olabilecek Mönchengladbach-Bayern Münih maçına Marco Rose’nin takımı, sezonun bu bölümüne kadar yaptıklarını inkar ederek başladı.

Sezonun geri kalanına da tesiri çok yüksek olabilecek Mönchengladbach-Bayern Münih maçına Marco Rose’nin takımı, sezonun bu bölümüne kadar yaptıklarını inkar ederek başladı. İlk yarıda rakibini neredeyse hiç rahatsız edemeyen Gladbach, kalecisi Yann Sommer’in harika performansı sayesinde soyunma odasına golsüz eşitlikle girdi. İkinci yarının hemen başındaki hızlı hücumda Ivan Perisic’le cezayı kesen Bayern için 58.dakikaya kadar her şey yolundaydı. Bu dakikada geçtiğimiz haftanın yıldızı Breel Embolo’yu gecikmeli olarak sahaya atan Rose, bunun karşılığını yüksek tempoyla bolca duran top kazanarak aldı. Gladbach, Rami Bensebaini’nin kafa golüyle beraberliği yakalayıp fabrika ayarlarına döndü ve Bayern Münih’i son yarım saat çok zorladı. Her iki takımın da beraberliğe razı gibi göründüğü oyunun son bölümünde günün yorulmak bilmeyen yıldızı Marcus Thuram, Bayern savunmasındaki fahiş iki hatanın cezasını çok ağır şekilde ödetti. Bensebaini, Gladbach adına üst üste kaçan üç penaltının ardından soğukkanlılıkla topun başına geçip takımını zirvede tutarken Bayern’le puan farkının da yediye çıkmasını sağladı. Bayern’de Hans Flick’le gelen bahar yerini kışa bırakırken; üst üste alınan ikinci yenilgi Bavyera ekibini ligin yedinci sırasına attı.

Lideri takibini sürdüren Leipzig’in sonunda düzenli olarak sahaya çıkarabildiği Patrik Schick-Timo Werner ikilisi, ligdeki diğer takımlar için kötü haber gibi duruyor. Robert Lewandowski’nin boş geçtiği üç hafta dinlenmek bilmeden skor üretmeye devam eden Werner, bu sezonki gol sayısını 15’e çıkardı. Schick’le kurdukları ortaklığın kalitesini anlayabilmek için Hoffenheim’a karşı perdeyi açan golü izlemek yeterli. Her zamanki direkt sonuca giden, yüksek tempolu ve hızlı futbolunu sürdüren Julian Nagelsmann’ın ekibi galibiyet serisini beş maça çıkardı. Genç teknik direktörün eski takımı içinse sezon başındaki sıkıntılı süreç bir kez daha kapıyı çalmış gibi duruyor.

Dortmund, -bölgedeki madenciliği simgeleyen- 110. yıla özel simsiyah ve karizmatik formasına yakışır bir hafta sonu geçirdi. Fortuna Düsseldorf’u maçın başından sonuna dek paramparça eden ekip, ilk golü bulduğu 42.dakikada maçı da bitirmiş oldu. Marco Reus, Jadon Sancho ve Thorgan Hazard’ın kusursuz ortaklığı ev sahibine son dönemdeki en rahat galibiyetlerinden birini getirdi ve takımı üçüncü sıraya çıkardı. Lucien Favre, Mats Hummels’in yokluğuna rağmen üçlü savunmaya devam edip oradaki aksaklıkları bu yöntemle çözmeye devam edeceğini gösterdi. İsviçreli teknik direktör, rahatlayan fikstürü çok iyi değerlendirip derin bir nefes aldı.

Şampiyonlar Ligi’ndeki iyi sonuçlarla yükselişe geçen ve geride kalan haftada Bayern Münih’i deplasmanda yenen Leverkusen, Schalke maçına bu yüksek özgüvenle başladı. Merkezdeki Charles Aranguiz-Julian Baumgartlinger ikilisiyle Schalke’yi tamamen geriye püskürten ve oyun kurmasına hiç izin vermeyen Peter Bosz’un takımı, Wendell Borges’i sürekli oyuna çıkartarak Schalke’nin Daniel Caligiuri tehdidine de hücum ederek çözüm buldu. Golleri Lucas Alario’yla bulan Leverkusen, böylelikle 21 Eylül’den sonraki ilk iç saha galibiyetini alıp bu krizi de çözdü. Peter Bosz, treni rayına oturtmuş görünürken; Schalke’nin sıkıntılı fikstürü devre sonunda başlarını ağrıtabilir.

Her iki takımın kötü gidişlerinin sahaya yansıdığı ve özellikle ilk yarım saati bolca top kaybıyla geçen haftanın ilk maçında Hertha, Frankfurt deplasmanında artık alışık olduğumuz şekilde hiçbir şey üretemiyorken yine Dodi Lukebakio’nun üstün çabasıyla öne geçti. Maç boyunca Filip Kostic’le çok fazla aksiyon yaratan ev sahibini büyük bir krizden kurtaran adam ise sezonun geride kalan bölümünün yıldızı Martin Hinteregger oldu. Bir duran topta farkı ikiye çıkaran Hertha’yı tamamen sahasına kapatan Frankfurt, Hinteregger’in bir gol ve bir asist yaptığı iki duran topla geri dönüp puanı kurtardı.

Ligin sürpriz takımı Union Berlin, korkutucu iç saha performansına devam ediyor. Köln’ü ağırladıkları maça topu alarak başlayan ancak pek bir şey üretemeyince bundan vazgeçen ev sahibi, Jhon Cordoba’nın stoperlere sırtını dayayıp yaptığı servislere çözüm üretemese de tehlikelerin büyümesini önleyerek Köln’ün de bir şey üretmesine izin vermedi. Bir duran toptan Sebastian Andersson’la kilidi açan Urs Fischer’in takımının bu dakikadan sonra yapması gereken tek şey geriye çekilip Köln’ün üzerine gelmesini beklemekti. İkinci yarının başında Christian Gentner’in kaptığı topu bu sezon sekizinci kez rakip filelere yollayan Andersson fişi çekti ve rakibini ligin son sırasına gönderdi. Markus Gisdol’un tempolu sağ beki Kingsley Ehizibue’yi tıpkı Ömer Bayram gibi iç orta saha rolünde kullanma girişimi de konuk ekibin hücumdaki sıkıntılarını çözmeye yardımcı olmadı. Maçın kalan kısmında tempo iyice düşerken her iki takım da taraftarlarının eşsiz performansının gölgesinde kaldı.

Werder Bremen, Paderborn’u ağırladığı maça beklenenin aksine tutuk başladı; tutuk devam etti ve maçı tutuk bitirdi. İlk yarıda Leonardo Bittencourt’la etkili olmaya çalışsalar da Milot Rashica ve Yuya Osako’nun gününde olmaması onları üretimde çok zorladı. Claudio Pizarro girdikten sonra onun yaptığı servislerle nispeten etkili görünseler bile Paderborn oyunu ve skoru çok iyi tuttu. Özellikle Gerrit Holtmann girdikten sonra topu rakip yarı alana daha rahat götüren konuk ekip, Steffen Baumgart’ın orta sahadan adam eksiltip hücum oyuncusu Sven Michel’i oyuna alma kumarının tutmasıyla bu sezonki ikinci galibiyetini aldı ve son sıradan kurtuldu. Werder Bremen teknik direktörü Florian Kohfeldt için hayat artık çok daha zor.

Kaynak: EuroSport.com

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet Haberler

title