Aleviler'in Muharrem İftarı

Aleviler'in Muharrem İftarı

AK Parti İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu, Muharrem Ayı İftar Yemeğinde Önemli Mesajlar Verdi. Çamuroğlu, Aleviler'in Sorunlarının Hallolması Halinde Süleymaniye'de Şükür Namazı Kılacağını Söyledi.

Aleviler'in Muharrem İftarı

AK Parti İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu, Muharrem ayı iftar yemeğinde önemli mesajlar verdi. Çamuroğlu, Aleviler'in sorunlarının hallolması halinde Süleymaniye'de şükür namazı kılacağını söyledi.

Bilkent Otel'de düzenlenen iftar yemeğinde konuşan Çamuroğlu, konuşmasının başında, düğün ve bayramları paylaşmanın kolay olduğunu ancak matem akşamını paylaşmanın zor olduğunu söyledi. "Bu kış akşamında incinmediniz, yorulmadınız, üşenmediniz, kardeşlik ve birlik iradenizi ortaya koyarak buraya geldiniz" diyen Çamuroğlu, katılımcıları iftarda buluşturan nedenin büyük millet olmanın ne anlama geldiğini derinlemesine kavrayan yüksek şuur ve bu şuuru besleyen manevi zenginlik olduğunu bildirdi. Tarihin

kanlı bir macera olduğunu, pek çok tarih kitabının yalan söylediğini savunan Çamuroğlu, "Çaldıran Savaşı, bizim bizi kırdığımız bir savaş, muzafferinin de mağlubunun da biz olduğu bir savaştır" diye konuştu. Koskoca bir tarihi basit 'biz ve onlar' oyununa dönüştürmenin mümkün olmadığına işaret eden Çamuroğlu, "İstanbul'u kim fethetti diye sorsam gür bir

'biz' cevabı alırım. Aleviler mi, Sünniler mi, desem gülünç olur. Çanakkale'yi kim geçilmez kıldı diye sorsam yine aynı. Bütün övünülecek işlerde koskoca bir kimlik olarak biz varız" diye konuştu. Farklılıkların milletleri zenginleştirdiğinin altını çizen

Çamuroğlu, şöyle konuştu:

''İçinde farklılıkları barındırmak, milletleri zayıflatmaz, aksine güçlendirir. Farklılıkları olmayan milletler ya masallarda olur ya kabuslarda olur. Bir milletin hiçbir parçası diğerine 'ben mükemmelim, sen değiş' diyemez. Açık ve demokratik toplumlarda farklılıklar kendi sınırları içinde kapalı yaşayamaz. Demokratik toplumlarda Kürtler ve Aleviler gibi farklılıkların sorunları, toplumun tamamının sorunudur. Farklılıkların düşüncelerini özgürce söyleyebildikleri toplumların demokrasisi güçlü olur.

Oturacağız, konuşacağız, tartışacağız, birbirimizin yüzüne bakacak, sofrasına oturacak, birbirimizin sorunlarına birlikte çözüm bulacağız. Hiçbir çözüm bizde bu irade varken Kaf Dağı'nın ardında değildir. Buraya bütün farklılıklarımızın sorunlarına haldaş olma irademizi ortaya koymaya geldik. İnşallah bu ağaç daha çok meyve verecektir. Başlangıç demiştik, bu başlangıcı yaptık."

Konuşmasının sonunda bir anısını anlatan Çamuroğlu, çocukluğunda 'Süleymaniye'de Bayram Sabahı'nın en sevdiği şiir olduğunu ve annesine bu şiiri defalarca okuttuğunu hatırlattı. Çamuroğlu, bütçe görüşmelerinin son gününde Başbakan Erdoğan'ın beraberindekilerle cuma namazına giderken, yanındaki gazetecilerin kendisine 'Reha Bey siz neden cuma namazına gitmiyorsunuz?' diye sorduğunu anlattı. Çamuroğlu, "Onlara şu cevabı verdim. 'Ben bu işler hayırlı bir sonuca ulaştığında Süleymaniye'de şükür namazı

kılacağım' dedim" dedi.

"EN İNCE FIRÇAYLA ÇALIŞMALIYIZ"

AK Parti'nin Alevi kökenli İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit ise, konuşmasında, bugün Alevilerin yaşadığı sorun ve zorlukların nedeninin, Alevilik'in doğru tarzda uygulanmamasından kaynaklandığını söyledi. Alevilik'in bütün yönleriyle benimsenip içselleştirilmesi halinde, yaşanan sorunların ve çelişkilerin büyük bir çoğunluğunun kendiliğinden giderileceğini kaydeden Yiğit, Alevi inancının hiç bir zaman iktidar hırsını savunmadığını, tersine tarih boyunca eşitliği, paylaşımcılığı, kardeşliği ilke

edindiğini kaydetti. Yiğit şunları söyledi:

"En ince fırçayla çalışmanız gerekir, ama ne yazık ki 10 yıllardan beri bizim siyasetçilerimiz bu fırçanın en kalınını kullandılar. Ülkemiz, 10 yıllardan bu yana etnik köken ve inanç farklılığı tartışmalarından kaynaklanan acılar yaşadı; insanlar, imkanlar ve zaman heba oldu. Bütün bu acıların gerisinde halka güven duymayan, sorun çözemeyen, ilkesiz siyaset anlayışlarının yanlışları yatıyor. Türkiye, bin yıldan bu yana farklı kökler ve inançlardan gelerek aynı topraklarda aynı kaderi paylaşan insanların

birlikte kurduğu devletin adıdır. Bu devletin kuruluşuna can veren yurttaşların kendi kimliklerini ifade etmeleri, dillerini, kültürlerini öğrenip geliştirmeleri ya da inançlarını özgürce yaşamalarını bir tehlike işareti olarak değil, bu toprakların gücü ve zenginliği olarak algılamamız gerekiyor. Bu alanlarda korkulardan beslenen inkarcı ya da tek tipleştirici, ayırıcı, ayrılıkçı, kamplaştırıcı yaklaşımlar çözümsüzlüğe hizmet eder.''

(DA-OK-Y)