Haberler » Ekonomi » Haber

Albiyobir Bölge Toplantısı

Alternatif Enerji ve Biyodizel Üreticileri Birliği Derneği (Albiyobir) Genel Başkanı Tamer Afacan, Küresel Isınmaya Karşı Biyoyakıt Kullanımını Yaygınlaştırmanın Alternatif Çözüm Olacağını Bildirdi.

Albiyobir Bölge Toplantısı

Alternatif Enerji ve Biyodizel Üreticileri Birliği Derneği (ALBİYOBİR) Genel Başkanı Tamer Afacan, küresel ısınmaya karşı biyoyakıt kullanımını yaygınlaştırmanın alternatif çözüm olacağını bildirdi.

Adana Hiltonsa'da düzenlenen bölge toplantısında konuşan Afacan, milyonlarca dolar harcanarak kurulmuş olan yaklaşık 15 bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağlayan, yıllık 1.5 milyon ton kapasiteli biyodizel üretim tesislerinin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) nedeniyle atıl hale geldiğini bildirdi. Atıl yatırımın, istihdam kaybı sorunlarının dışında kamu maliyesinin, hedeflediği ÖTV'yi alamaması, tesislerin çalışamaması nedeniyle sektörden elde edilen diğer gelirlerin de kaybına yol açtığına işaret eden Afacan,"Biyodizel konusunda, AB ve dünyada kurulu kapasite olarak, Almanya'dan sonra ikinci sıraya oturan Türkiye'nin, bu kurulu kapasiteyi çalışır hale getirmesi, dünyanın gündemine oturan küresel ısınmayla mücadeleye katkının yanında ülkemizde enerji tarımının harekete geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır" dedi.

Avrupa başta olmak üzere dünyanın gelişmiş ülkelerinin fosil yakıtlardan atmosfere atılan karbondioksit ile mücadele başlattıklarını, o nedenle Almanya başta olmak üzere yüzde 5 biyoyakıt kullanımının, 1 Ocak 2007'den itibaren zorunlu hale getirildiğini anlatan Afacan, şunları söyledi:

"Küresel ısınmanın başlangıcı olarak ifade edilen sanayi devrimi gelinen noktada yeni bir sanayi değişimi yaşanmakta ve küresel ısınmayla yeni ve temiz bir teknoloji ve sanayi çağı başlamaktadır. Yeni endüstri çağı yenilenebilir enerji kaynaklarının çağıdır. Dünyanın geldiği bu noktada ülkemiz yeni fırsat açılımlarını sağlayacak toprak potansiyeline, güneş, rüzgar, hidro ve jeotermal kaynaklara sahiptir. Fosil düşüncelerden kurtulup, temiz enerjinin hareket sağladığı yeni çağa adapte olmamız gerekiyor. Bu nedenle biyoyakıtlara yönelmemiz ve kullanımını zorunlu kılmamız gerekiyor. Ülkemizde kurulu kapasitelerde dikkate alınarak yüzde 5 biyoyakıt kullanımı acilen zorunlu hale getirilerek çevrenin korunması adına küresel ısınmayla mücadeleye katkı konmalıdır. Ayrıca enerji tarımı yapan enerji çiftçisine saf biyodizel kullanımında her türlü destek sağlanmalıdır. Hepsinden önemlisi de ÖTV asla dünyayı güldürecek miktarlarda olmamalıdır. Unutmayalım ki, yüksek ÖTV ile biyoyakıtkların kullanımını engellemek dünyanın geleceğini çalmak, çocuklarımızın geleceğiyle oynamaktır."

ÇİFTÇİYE DE ÖTV'SİZ BİYODİZEL VERİLMELİ

Bakanlık düzeyinde, biyodizel ve biyoetonol üreticileriyle Ankara'da yapılan toplantıda problemlerin dile getirildiğini ve hazırlanan raporun ilgili makama sunulduğunu da anlatan Afacan, "Raporun özü; yağlı tohum üretiminin stratejik alan kabul edilmesi, enerji tarımına geçişte lokomotif olabilecek, yağlı tohum üretimini tetikleyecek biyodizel üretiminde yüzde 100 yerli hammadde elde edilinceye kadar, kamu maliyesini de zarara uğratmayacak şekilde biyodizel üretim tesislerinin hayatiyetlerini sürdürebilmeleri ve çiftçilerimizin alternatif ürünlere adaptasyonu için kısa bir geçiş sürecinin planlı ve kademeli olarak uygulamaya konulması ve bu konuda kısa ve orta vadeli ulusal bir planlama ve uygulama yapılması, standart saf biyodizilen, ÖTV'siz kullandırılan deniz yakıtları kapsamında deniz, göl ve akarsularımızda çevreyi korumak ve zirai amaçlı yakıt olarak çiftçilerimize, tarımsal üretici birlik ve kooperatiflerince tarımda ÖTV'siz kullanımına imkan sağlanarak tarıma destek vermekten ibarettir" diye konuştu. Afacan, rapora uygun yasal bir düzenlemenin olabileceğini ve atıl kapasitenin enerji tarımına hizmet noktasında harekete geçeceğini düşündüklerini de ifade etti.

Afacan, başından beri destek verdikleri Ulusal Marker Uygulaması'nın 1 Ocak 2007 itibariyle başladığını, biyodizel üreticilerinin de bu konudaki sorumluluklarının da, tesislerinde marker enjeksiyon sistemlerini kurmak ve dağıtım şirketlerince kendilerine verilecek ulusal markeri belirtilen miktarlarda kullanmak olduğunu belirtti.

Her yeni uygulama gibi geçiş sürecinde yaşanabilecek problemlerin iyi niyet ve istişare çerçevesinde aşılacağı kanaatinde olduklarına da dikkat çeken Afacan, "Kayıp ve kaçağın önlenmesiyle elde edilecek gelirlerin kamu maliyesince yüksek ÖTV'nin düşürülmesi noktasında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Zira dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanan insanımızı ilgilendiren esas konu budur. 1 Ocak 2008'den itibaren de evsel atıkların toplanması öngörülmüştür. Kanalizasyonlara dökülen bu yağların yeraltı sularımızı da bin yıl telafi edilemeyecek şekilde kirlettiği de bir gerçektir. Atık yağdan sabun yapımına da izin verilmedi. Yağlarda kızartma esnasında yüzde 25 kansorejen etki oluşuyor. Kızarmalık ömrü tamamlanmış yağlar da yüzde 75-80 oranında biyodizelde değerlendirilebilir trigliserid yapısı bulunmaktadır. Atık bitkisel yağların biyodizelde optimumum kullanımı çevre kadar aynı zamanda direk insan sağlığını etkilemektedir. Çevre Bakanlığı ile yaptığımız görüşmede bu konunun da istişare edilmese kararlaştırıldı" dedi.

(DF-AB-NÇ-NÇ-E)