AK Parti TBMM Grup Toplantısı

AK Parti TBMM Grup Toplantısı

AK Parti Genel Başkan Vekili ve Başbakan Binali Yıldırım, "Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin ortak değeridir.

AK Parti TBMM Grup Toplantısı

AK Parti Genel Başkan Vekili ve Başbakan Binali Yıldırım, "Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin ortak değeridir. Toplumu bu konu üzerinden ayrıştırmak Atatürkçülük değildir, vatanseverlik hiç değildir. Biz bu oyunu daha önce de gördük şimdi de aynı şeyler tekrarlanıyor." dedi.

Yıldırım, AK Parti Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence yaptığı görüşmeye ilişkin bilgi verdi.

Türkiye'nin, PKK ile etkin mücadelenin, anlık istihbarat değişimi ve örgütün finansal kaynaklarının bulunup dondurulması yönünde geliştirilmesi beklentisini ifade ettiğini aktaran Yıldırım, Suriye ve Irak'taki gelişmelerin, Kuzey Irak'ta yapılan gayrimeşru referandum gibi konuları da değerlendirdiklerini bildirdi.

"Bu vesileyle haklarında adli süreç devam eden vatandaşlarımızın, Amerika'da tutuklu bulunan vatandaşlarımızın durumunu da dikkatlerine getirdik" diyen Yıldırım, şöyle devam etti:

"Amerika ile ilişkileri germek, daha da kötüleştirmek gibi bir niyetimiz yok. Müttefikimiz olarak gördüğümüz Amerika ile olumlu gündem üzerinde yol almayı arzu ediyoruz. Vize konusunun kısıtlı olarak başlaması ilk adım olmakla beraber, normal seviyeye dönmesi beklentimizdir."

Washington'dan sonraki duraklarının New York olduğunu anımsatan Yıldırım, burada Musevi toplum temsilcileri, finans kuruluşları, iş adamları, yatırımcılar, Türk akraba topluluk temsilcileri ve ekonomi çevreleriyle bir dizi görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirtti.

Yıldırım, bu görüşmeler marjında, Türkiye-ABD ilişkilerini değerlendirirken, Türkiye aleyhine yapılan algı çalışmalarının üzerinde de özellikle ve hassasiyetle durduklarını söyledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile de bir araya geldiklerini hatırlatan Yıldırım, görüşme kapsamında, bölgesel ve uluslararası konuların yanı sıra Arakan ve Suriye'de yaşananların ve buradaki mülteci krizine bir çözüm bulunması için uluslararası çabanın daha da geliştirilmesi gerektiğini, BM'nin daha etkin ve aktif rol almasının icap ettiğini ifade ettiğini aktardı.

-"Bre ahmaklar..."

Yıldırım, Amerika ziyareti sırasında, 10 Kasım'da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıl dönümü nedeniyle New York Başkonsolosluğunda bir anma toplantısı gerçekleştirildiğini belirten Yıldırım, "Cumhuriyetimizin kurucusunu ve istiklal şehitlerimizi andık, yad ettik." diye konuştu.

"Yalnız burada şaşkınlıkla takip ettik ki birileri bütün Türkiye'nin ortak değeri olan Atatürk'ü hala tekellerinde görmeye devam ediyor." ifadesini kullanan Başbakan Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ne yazık ki bazı medya çevreleri de Atatürk tekelleşmesine çanak tutarak, toplumda bir ayrışmayı körüklemeye çalışıyor. Bazı basın yayın organlarına bakarsanız akıl almaz ifadeler var: 'AK Parti Anıtkabir'de. AK Partililer Anıtkabir'de...' Bre ahmaklar, AK Parti, kurulduğu günden beri Anıtkabir'e gidiyor, 10 Kasım törenlerine de katılıyor. Kaldı ki AK Parti'nin kurumsal anlamda veya AK Parti mensuplarımızın, hiç kimseye Atatürkçülüğünü kanıtlama gibi bir ihtiyacı yok. Ellerinde sanki Atatürkçülük dedektörü varmış gibi ortalıkta gezinen siyaset hafiyeleri, milleti fişlemeye, sosyolojik bir çatlak oluşturmaya gayret ediyorlar. Çok şükür ki bu sefer de çakıldılar.

Cumhurbaşkanımızın da 10 Kasım konuşmasında ifade ettiği nokta budur. Atatürk, hiçbir siyasi kurum ya da kuruluşun tekelinde değildir. Atatürkçülük, lafla olmaz, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarma idealine hizmetle olur. Türkiye'nin her iline üniversite açarsan; 20 bin kilometreden fazla bölünmüş yol yaparsan; Anadolu'yu hızlı tren ağlarıyla donatırsan; dünyanın gıpta ettiği Yavuz Sultan Selim, Osman Gazi, Marmaray, Avrasya, Çanakkale köprüsü gibi büyük eserleri milletin hizmetine sunarsan; Türkiye'nin milli savunma sanayisini yerli ve milli hale getirirsen; tankını, topunu, tüfeğini, uçağını, İHA'sını, SİHA'sını üretirsen; dünyanın en büyük havalimanını yaparsan, Atatürkçülük budur. Laf üstene laf koymak değil taş üstüne taş koymaktır. Türkiye için eser üretmektir.

Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin ortak değeridir. Toplumu bu konu üzerinden ayrıştırmak Atatürkçülük değildir, vatanseverlik hiç değildir. Biz bu oyunu daha önce de gördük şimdi de aynı şeyler tekrarlanıyor. Türkiye'yi, 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine kararlılıkla ulaştırmak için çalışacağız."

Türkiye'nin, kökleri saksıda yeşermiş cılız bir ülke olmadığını, Türkiye'nin, güçlü köklerini kadim medeniyetin toprağına salmış "koca bir çınar" olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Bu çınarın dallarından biri Fatih Sultan Mehmet ise diğer biri de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Fatih Sultan Mehmet ne kadar bizimse Gazi Mustafa Kemal Atatürk de o kadar bizimdir." dedi.

Başbakan Yıldırım, AK Parti'nin, Cumhuriyetin ve onun sarsılmaz uzantısı olan laikliğin de en sağlam teminatı olduğunu belirterek, "Laiklik, din ve devlet işyerini düzenleyen önemli bir alandır. Biri olmadan diğerinin sağlıklı ilerlemesi de söz konusu değildir. Gelin görün ki Elmalılı Hamdi Yazır'a Kuran'ı Kerim tefsiri yazdıran, Yaşar Hafız beye şehitlerimiz için mevlit okutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü dindar insanlardan ve toplumun mütedeyyin kısımlarından soyutlamak isteyenlerin çabaları da nafiledir." ifadesini kullandı.

-"Yakından takip ediyoruz"

Türkiye'nin bölgesinde gerilimin yükseldiği bir dönemin yaşandığına dikkati çeken Yıldırım, Irak'taki yasadışı referandum sonrası neler olduğunu herkesin bildiğini; süreç içinde Türkiye'nin uyarılarının ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktığını, Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin oldu-bitti macerasının hüsranla sonuçlandığını, Irak Anayasasının öngördüğü yapıya tekrar dönüldüğünü bildirdi.

Körfez ülkelerinde gerçekleşen siyasi dalgalanmalar ve Suudi Arabistan özelindeki gelişmelerin de dikkat çekici olduğunu ve yakından takip edildiğini vurgulayan Yıldırım, "Dost ve kardeş Lübnan'da Başbakan Hariri'nin istifa muammasıyla başlayan gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Gelişmelerin yeni bir siyasi krize yol açmamasını, bütün tarafların bu yönde tutum sergilemesini ve bölgemizde yeni bir sorun alanı, bir çatışma alanı olmamasını ümit ediyoruz." dedi.

Türkiye'nin, siyasi birliği, istikrarı, refahı ve güvenliği sağlanmış bir Lübnan'ın ve halkının yanında olmayı sürdüreceğine işaret eden Yıldırım, şu görüşlere yer verdi:

"Arzumuz ve gayretimiz bölgemizde Körfez Ülkeleri arasında küresel ölçekte huzurun ve istikrarın, barışın sürekli olmasıdır. Türkiye bu noktada sağduyunun uzlaşının ve barışın yanında hep saf tuttu ve bundan sonra da aynısını yapacaktır. Yanı başımızda 15. yılına giren Irak, 7. yılına giren Suriye meselesinde de çözüm için etkin rol almayı sürdürüyoruz."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Soçi'de Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir araya geldiğini hatırlatan Yıldırım, görüşmede, Suriye meselesi başta olmak üzere ikili ve bölgesel konuların ele alındığını bildirdi.

Yıldırım, şunları kaydetti:

"Burada, Astana sürecinden Cenevre sürecine geçiş, kalıcı barış süreci, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve bütün kesimlerin kurulacak yeni devlette temsili konularında kapsamlı görüşmeler yapıldı. Amacımız ve hedefimiz, bölgede acıların son bulması ve milyonlarca göçmenin tekrar yurtlarına dönmeleridir. Bunun için Türkiye olarak bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı anlayışla çalışmalarımız devam edecek."

(Sürecek)