AK Parti Sözcüsü Çelik, MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu: (3)

AK Parti Sözcüsü Çelik, MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu: (3)

18.02.2021 20:49 | Son Güncelleme: 18.02.2021 22:14
AK Parti Sözcüsü Çelik, MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu: (3)

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Irak'ın kuzeyindeki Gara bölgesinde 13 Türk vatandaşının şehit edilmesine ilişkin olarak, "Bu evlatlarımızın canını kurtarmak için yumuşak güç alanına giren yani diploması alanına giren ve sert güç alanına giren, yani operasyon alanına giren her...

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Irak'ın kuzeyindeki Gara bölgesinde 13 Türk vatandaşının şehit edilmesine ilişkin olarak, "Bu evlatlarımızın canını kurtarmak için yumuşak güç alanına giren yani diploması alanına giren ve sert güç alanına giren, yani operasyon alanına giren her seçenek değerlendirilmiştir." dedi.

Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Doğu Akdeniz konusunda "Dostluk Forumu" adı altında gerçekleştirilen toplantıya Akdeniz ülkesi olan ve bu sorunların merkezindeki Türkiye Cumhuriyeti'nin davet edilmemesi, Rum kesiminin olduğu bir toplantıda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin olmamasının nedenlerini soran Çelik, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni dışlayarak, sadece Rum kesimini merkeze alarak yapılan hiçbir toplantı Dostluk Forumu olmaz." diye konuştu.

Toplantıda Yunanistan Dışişleri Bakanlığının yaptığı açıklamalarda dostluğa sığmayan, Dostluk Forumu adı altında Türkiye'ye dönük olarak husumet üreten yaklaşımlarda bulunduğunu aktaran Çelik, "Şu kesindir, Yunan-Rum ikilisinin bu şekilde gidip başka devletleri başka sebeplerle Türkiye ile sorunu olan devletleri yanlarına alarak kendi maksimalist taleplerini hayata geçirecekleri gibi bir hayal varsa o hayalin her zamanki gibi onlar açısından kabusa döneceğini garanti ederiz. Bu hayalin gerçekleşmesini boş verin, adım atılmasına müsaade etmeyiz." diye konuştu.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de samimi ve kapsayıcı bir iş birliği için bölge ve kıyıdaş ülkelerin, orada araştırma yapan ülkelerin katılımıyla bir Akdeniz Konferansı önerdiğini anlatan Çelik, şöyle devam etti:

"Asıl kapsayıcı olan ve dostluğa, iş birliğine faydası olacak olan budur. Yunanistan buna yanaşmazken, tutup Dostluk Forumu adı altında Türkiye ile sorun yaşayan ülkeleri toplayıp, kendi, Yunan-Rum ikilisinin maksimalist çıkarları için kullanırsa bu Avrupa Birliği'nin Akdeniz için birlik projesini de sabote eden bir şeydir. Dolayısıyla bunu hayal bile etmesinler. Bu hayal adım atmayacak, yerinden kıpırdamayacak, bunun adım atılması halinde kabusa çevrilmesi kaçınılmazdır. Türkiye'de iş birliği, dostluk, kazan-kazan temelinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği doğru sonuçlar doğurur, onun dışındaki sonuçların herhangi bir şekilde de doğru bir yere varması mümkün değil."

Çelik, Yunan Sahil Güvenliği'nin, Avrupa Sınır Koruma Birliği Frontex'in, göçmenlerin botlarını batırıp ya da Türkiye'ye doğru sürerek yaptıklarının, "öldürmeye teşebbüs" olduğunu belirtti. Çelik, Avrupa Birliği'nin önceliğinin, Yunan Sahil Güvenliğinin, Frontex'in göçmenlere dönük bu "zalimane, öldürmeye teşebbüs içeren adımları durdurmak" olduğunu belirtti.

Çelik, MKYK toplantısında iç-dış siyasi olayların yanı sıra ilerleyen kongre süreçlerini de değerlendirdiklerini, kadın ve gençlik kolları kongreleri konusunda da bilgi alındığını kaydetti.

"İletişim Başkanlığı terör örgütlerinin propaganda mekanizmalarıyla mücadele etmeye devam edecek"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, HDP'nin Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun'u sosyal medya üzerinden tehdit etmesine ilişkin, İletişim Başkanlığının görevlerinden birinin de "Türkiye'ye dönük kara propagandalarla mücadele etmek." olduğunu belirtti.

Mücadele ederken yapılan kara propagandaların büyük bir kısmının FETÖ, PKK ve DEAŞ terör örgütlerinin çeşitli dijital yapılanmaları ya da başka mekanizmaları vasıtasıyla gündeme geldiğini belirten Çelik, "Buradaki bağlantıları deşifre ettiği zaman İletişim Başkanımız ve İletişim Başkanlığımız, o zaman Fahrettin Bey'i, İletişim Başkanlığındaki arkadaşlarımızı, bir devlet kurumunu hedef alıyorlar." dedi.

İletişim Başkanlığının asli ve kendisine kanunla verilen görevini yerine getirdiğine işaret eden Çelik, "Asıl millete, tarihe, vicdana hesap vermesi gerekenler, kendi yaptıkları şeyi örtbas etmek için 'hesap sorarız' gibisinden birtakım yaklaşımlar içine giriyorlar. İletişim Başkanlığı, terör örgütlerinin propaganda mekanizmalarıyla mücadele etmeye devam edecek. Şimdiye kadar gösterdiği mücadele başarısı, bundan sonra artarak devam edecek." diye konuştu.

"İlk bilgi gece saat 02.00'de Milli Savunma Bakanımız adına verildi"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun partisinin grup toplantısındaki 13 vatandaşın şehit haberinin, neden Malatya Valisi tarafından verildiğine ilişkin açıklamaları sorulan Çelik, "İlk bilgi gece saat 02.00'de Milli Savunma Bakanımız adına verildi. Bu bilgiyi Anadolu Ajansı da geçti, ayrıca Milli Savunma Bakanlığı web sitesinden de bütün Türkiye ve bütün dünya da duydu. Ondan sonra detayları ile ilgili olarak Malatya Valisi yine devlet adına çıktı bu açıklamayı yaptı. Yani Malatya Valisinin verdiği o bilgilerin neyi sorgulanıyor?"

Çelik, şunları söyledi:

"Milli Savunma Bakanımız ve İçişleri Bakanımız gittiler, siyasi parti liderlerine, yüce Meclis'e bilgi verdiler. Mesele nettir. Odaklanılması gereken şey PKK terör örgütünün lanetlenmesi, ona karşı bir yumruk gibi, tek bir ses gibi bir görüntü verilmesi gerekirken mücadelenin başındaki bakanların, Cumhurbaşkanımızın, sorgulanmaya çalışıldığı, tamamen iç siyasete dönük bir duruma dönüştürülmeye çalışılıyor, bu son derece yanlış bir şey."

Çelik, operasyona ilişkin eleştirilere şu yanıtı verdi:

"Açık ve net bir şekilde söylüyorum yumuşak güç unsuru olarak ve sert güç unsuru olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yasalarına ve geleneklerine uygun bir biçimde bu evlatlarımızın hayatlarını kurtarmak için yapılması gereken her şey yapılmıştır. Yani şöyle bir tablo ortaya koyuyorlar, sanki bu kadar zamandır duruldu, bu kadar zamandır tek yapılan şey bu operasyonmuş gibisinden. Bunu nereden söylüyor? Diyor ki benim haberim yok. Bunları duyurarak, gazetelere ilan vererek mi yapacaksınız? Açık ve net söylüyorum, bu evlatlarımızın canını kurtarmak için yumuşak güç alanına giren yani diplomasi alanına giren ve sert güç alanına giren, yani operasyon alanına giren her seçenek değerlendirilmiştir, her imkan peşinde koşulmuştur, yıllardır bunun için gayret sarf edilmiştir. Netice itibarıyla bu operasyona karar verilmiştir."

Sözcü Çelik, CHP'nin, Milli Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanının, Meclis Genel Kurulunda telaşlı bir şekilde geldiği ve tedirgin olduğuna ilişkin açıklamalara yönelik, şunları kaydetti:

"Kim hangi ölçüye göre bakanların telaşlı olduğunu söylüyor ya da bir kaygı içerisinde olduğunu? Telaşlı ve kaygı içinde oldukları konu şuymuş, CHP'lilerin söylediği 'Bu şehadetlerin Türk ordusunun bombalaması sonucunda olmadığını, terör örgütünün bu katliamı sonunda olduğunu' söylemişler. Bunu niye söylüyorlar, durduk yere söylemiyorlar Çünkü PKK terör örgütü 'bunu biz yapmadık bombalama sonucu oldu' diye her zamanki yalanlarından bir tanesini söyledi. O terör örgütüne ideolojik olarak angaje olmuş iki milletvekili tuttu bunu dile getirdi."

"Herhangi bir tereddüt yoktur"

Bakanların, Meclis'e ya da siyasi partilere bilgi verirken, bir gayret içinde olmalarının neden eleştirildiğini soran Çelik, "Bu kadar saygısız, bu kadar nezaketsiz bir ziyaret değerlendirmesi olabilir mi? Nihayetinde size geldiler bir konuda bilgi veriyorlar yani bu Türk devlet geleneğinde, Türk siyasi geleneğinde var. Hiçbir cümlesine katılmasanız bile çıkarsınız katılmadığınız şeyleri söylersiniz. Bir ziyaret, 'işte telaşlıydılar, vesaire şöyleydiler, böyleydiler' diyerek keyfi ve yanlış bir şekilde bu kadar nezaketsizce bu kadar saygısızca değerlendirilebilir mi?" ifadelerini kullandı.

Her iki bakanın terörle mücadelenin ilgili kurumların başında olan ve her gün emir veren kişiler olduğunun altını çizen Çelik, "Neden telaşlanacaklar, neden tereddüt gösterecekler? Cesaretlerini onlar mı sınayacaklar? Burada daha yumuşak meselelerde gösterilen nezaket ifadelerinin, PKK terör örgütünün yargılanması gereken bir süreçte niye gösterilmediğini, doğrusu bu bakanlarımıza dönük bir şekilde çirkin ifadeler kullanıldığını anlamakta güçlük çekiyorum." dedi.

Açıkça konuşulduğunda devlet hayatı, Türkiye'nin güvenliği için risk oluşturacağı için siyasi partilerin başkanlarına ve onların seçeceği heyetlere özel olarak bir bilgi verildiğine işaret eden Çelik, "Her iki bakanımız da güvenlik güçlerinin başındalar, o kurumların başındalar, terörle mücadele ile her gün uğraşıyorlar, kararlıkları konusunda herhangi bir tereddüt yoktur. Meclise bilgi verirken ki tavırları da yüce Meclis'in, Gazi Meclis'in bilgilendirilmesi şeklindeydi." değerlendirmesini yaptı.

Bir başka eleştirinin de "Hesap vermeye geleceklerdi, hesap sormaya geldiler" şeklinde olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:

"Size neyin hesabını verecek bakanlar? Yüce Meclisi bilgilendirmeye geliyorlar. Kendisinin millete ve tarihe vermesi gereken hesabı olanlar terör örgütünü kutsayanlar Bakanlara 'Biz hesap soracaktık, onlar bize hesap sordu' diyor. Sen terör örgütü adına hesap sormaya kalkarsan, o da millet adına, Anayasa adına, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına sana hesap sorar."

(Sürecek)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Yıldız Nevin Gündoğmuş

Manşet Haberler

title