AK Parti'den Büyükelçilere İftar Yemeği

AK Parti'den Büyükelçilere İftar Yemeği

Erdoğan, Türkiye ile Rum Kesimi Arasında Mukayese Yapılamayacağını İfade Ederek, 'Hangi Kritere Göre Nasıl Alınmış AB'ye, Bu Belli Değildir. Bunu Söylediğiniz Zaman AB'li Dostlarımız Üzülüyor.' Dedi.

AK Parti'den Büyükelçilere İftar Yemeği

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Güney Kıbrıs arasında bir mukayese yapılamayacağını ifade ederek, "Hangi kritere göre nasıl alınmış AB'ye, bu belli değildir. Bunu söylediğiniz zaman da Avrupalı dostlarımız üzülüyor. Üzülmenize gerek yok. Gerçekler ortada. Adını da Kıbrıs diye koyuyorsunuz. Nasıl Kıbrıs diye adını koyuyorsunuz? Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan insanlarla Güney Kıbrıs yönetiminin yakından uzaktan hiçbir alakası var mı, olabilir mi? Mümkün değil. Bütün gerçekler ortadayken

kalkıp Güney Kıbrıs'ı bizim önümüze sürekli engel diye koyduğunuzda Türkiye mevcut durumundan hiçbir zaman taviz veremez" dedi. Erdoğan, müslümanların, tüm dinlerin peygamberlerini sevdiğini, diğer dinlerin mensuplarının da İslam aleminin peygamlerine saygı duyması gerektiğini söyledi.

AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı tarafından AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan'ın himayesinde Türkiye'de görev yapan büyükelçilere iftar yemeği verildi. AK Parti Genel Merkezi'ndeki iftar yemeğine kabine üyeleri, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları ve yaklaşık 90 büyükelçi ve yabancı misyon şefi katıldı. İftarın ardından Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nin toplantı salonunda büyükelçilere hitap etti. Ramazan ayının müslümanlar için gönül dünyasını zenginleştiren bir dayanışma ve

yardımlaşma ayı olduğunu ifade eden Erdoğan, manevi değerlerin ve ahlaki erdemlerin bu ayda doruğa ulaştığını kaydetti. 2007 yılının Türkiye'de iç siyaset açısından oldukça hareketli geçtiğine işaret eden Erdoğan, Türk demokrasisinin ulaştığı olgunluk seviyesini gösteren önemli seçimleri geride bıraktıklarını söyledi. Erdoğan, özellikle 22 Temmuz seçimlerinde sandıkların saat 15.00'te kapatıldıktan sonra saat 24.00'e varmadan neticelerin alınmasının dünyada seçim maratonları içinde rekor bir zamanlama

olduğunu söyledi. Bugün Türkiye'de demokrasinin tüm boyutlarıyla her zamankinden daha güçlü olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Seçimler geride kaldığına göre görevimiz, bundan önce olduğu gibi halkımızdan aldığımız destekle birlik ve beraberlik içinde ülkemizi çağdaşlaşma yolunda daha ileri seviyelere, daha huzurlu, daha aydınlık günlere taşımaktır" diye konuştu.

"ADALETLİ OLAN, İNSANLIĞI KANA VE ÖLÜME BOĞACAK KİTLE İMHA SİLAHLARININ DÜNYADAN KALDIRILMASIDIR"

Türkiye'nin doğu ile batı arasındaki benzersiz konumu ile önemli sınamalar ve fırsatlarla karşı karşıya kaldığını anlatan Erdoğan, Türkiye'nin demokratik ve laik siyasi sistemi, sağlam piyasa ekonomisi ve sosyal geleneği ile bölgesinde ve ötesinde güvenlik ve istikrar üreten çok boyutlu ve yapıcı bir dış politika izlediğini kaydetti. Erdoğan şunları söyledi:

"Özellikle anlayışımızı düşman üretmek üzerine değil, dost kazanmak üzerine kurmuş bulunuyoruz. Zira göreve gelmeden önce komşularıyla küskün, dargın, hatta düşman durumda olan bir Türkiye vardı. Ama göreve geldiğimizden bu yana komşularıyla ne küskün, ne dargın, ne düşman olan bir Türkiye yoktur. Hepsiyle dost, hepsiyle ilişkilerini zenginleştiren bir Türkiye var. Amacımız barış ve refah içinde, işbirliğine dayalı ve insani kalkınmayı sağlayacak bir bölgesel ve uluslararası ortamın oluşturulmasıdır. Bu

konuda Türkiye olarak üzerimize ne düşüyorsa bugüne kadar yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Özellikle terör ve örgütlü suçlarla mücadeleden, kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesine kadar. Ama bunu söylerken birşeyin de altını çizmek durumundayım. Kitle imha silahlarıyla mücadele ederken birileri kitle imha silahlarını üretmeye devam eder, eğer birilerinin yaptıklarına 'sen de kitle imha silahı yapıyorsun ha, bunu kaldır' diye yaklaşırsa herhalde bu da adil olmaz. Adaletli olan, tüm

dünyadan insanlığı kana ve ölüme boğacak olan kitle imha silahlarının kaldırılmasıdır."

2006 rakamlarına göre dünyada silahlanmaya ödenen paranın 1 trilyon dolar olduğuna işaret eden Erdoğan, diğer tarafta Afrika'da, dünyanın değişik bölgelerinde fakirliğin ve yoksulluğun ürettiği, dayattığı bir terör bulunduğunu ifade etti. Terörle mücadelede bütün savunma sanayinin ürettiği silahları kullandığını söyleyen güçler olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Halbuki biz 21. asra girerken küresel barışı yakalayacağız diye girdik. Ama şu anda küresel barış yok. Şimdi küresel savaşa gidiyoruz. Bunu

anlamakta, bunu tanımlamakta zorlanıyoruz. İkili ve bölgesel ihtilafların çözümüne yardımcı olmaya mecburuz" şeklinde konuştu.

"KİMSE BİZE 'İSLAM TERÖRE MÜSAADE EDİYOR' DİYEMEZ"

İslamın kelime anlamı itibariyle barış ve barışı teşvik eden, barışı emreden bir din olduğunu vurgulayan Erdoğan, 'islamafobia' ile müslümanların karşısına çıkıldığında bunun kendilerini üzdüğünü belirtti. Türkiye'nin antisemitizmi insanlık suçu ilan etmiş bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, bunu uluslararası kayıtlara da geçirdiklerini belirtti. Erdoğan, bunu kayıtlara bu şekilde geçiren bir ülkenin, karşısında islamafobianın gelip durması halinde üzüleceğini söyledi. İslam'ın asla teröre müsaade

etmeyeceğini dile getiren Erdoğan, bir insanın öldürülmesini tüm insanlığın öldürülmesi oErdoğan, "Seçimler gerlarak gören bir dinin teröre müsaate etmeyeceğini kaydetti. Erdoğan şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kimse bize bunu bu şekilde anlatmaya kalkmasın. Kimse bize 'İslam teröre müsaade ediyor' diyemez, demesin. Birilerinin yanlışları asla İslam'ın yanlışı olamaz. Bir Musevi'nin yaptığı yanlış tüm Museviler'in yanlışı olamaz. Bir Hıristiyan'ın yapmış olduğu katliam Hıristiyan dinine maledilemez. Hiçbir semavi din insanlığın katline müsaade etmez. Biz tüm peygamlerleri, peygamberimiz gibi severiz. Çünkü bizim dinimiz böyle emreder. Ama biz diyoruz ki diğer dinlerin mensupları da aynı şekilde bizim

peygamberimize lütfen saygı duysunlar. Gerçi onlar saygı duysa da duymasa da biz diğer dinlerin peygamlerlerini zaten sevmeye mecburuz. Diğer dinlerin peygamberlerini sevmek için kimseden müsaade almaya veya teşvik görmeye de ihtiyacımız yok. Biz zaten seviyoruz, bu bizim inancımız gereği. Ama diyoruz ki bizim peygamberimize de en azından saygı duysunlar."

Türkiye'nin, AB sürecinde kararlılıkla yoluna devam ettiğine işaret eden Erdoğan, AB üyesi ülkelerin bu süreçte zaman zaman bazı zorlaştırıcı yaklaşımlarda bulunduğunu anlattı. Sürecin zor olduğunu bildiklerini ancak Türkiye'nin AB yolunda samimi olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu konuda bugüne kadar verdikleri mücadeleyi bundan sonra da vermeye devam edeceklerini dile getirdi. "Fakat herhangi bir fasılla ilgili kalkıp da önümüze bir siyasi engel konmaya teşebbüs edilirse bu bizi üzer. Örneği bir Güney

Kıbrıs önümüze çıkarılırsa bu bizi üzer" diye konuşan Erdoğan, Güney Kıbrıs'ın kendi yapması gerekenleri, Türkiye'nin de kendi yapması gerekenleri yerine getirmesi gerektiğini ifade etti. Güney Kıbrıs ile Türkiye mukayese edilmeye kalkıldığında ne Maastricht ne de Kopenhag kriterlerinde yakalanan seviyeler açısından Türkiye ile Güney Kıbrıs'ın mukayese edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, coğrafi açıdan da bir mukayese yapılamayacağını kaydetti. Erdoğan, "Hangi kritere göre, nasıl alınmış bu belli

değildir. Bunu söylediğiniz zaman da Avrupalı dostlarımız üzülüyor. Üzülmenize gerek yok. Gerçekler ortada. Adını da Kıbrıs diye koyuyorsunuz. Nasıl Kıbrıs diye adını koyuyorsunuz? Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan insanlarla Güney Kıbrıs yönetiminin yakından uzaktan hiçbir alakası var mı, olabilir mi? Mümkün değil. Güney Kıbrıs'ın elde ettiklerinden Kuzey Kıbrıs'ın istifadesi var mı? Hayır. Bütün gerçekler ortadayken kalkıp Güney Kıbrıs'ı bizim önümüze sürekli engel diye koyduğunuzda Türkiye mevcut durumundan hiçbir

zaman taviz veremez. Çünkü Türkiye kendisinden istenenleri yerine teker teker getirmiştir. Kopenhag siyasi kriterleri aşılmıştır. Şu anda Maastricht kriterlerini teker teker yerine getiriyoruz. Bunlar yerine gelirken de 'açalım mı açmayalım mı?'. Artık kapamayı konuşmuyoruz. Şimdi açmada kaldık. Bununla birşey kazanılmaz ki. Onun için biz diyoruz ki eğer AB gerçekten barışın, sevginin, medeniyetler ittifakının adresi olacaksa Türkiye'yi arasına katmaya mecburdur. Yok medeniyetler çatışmasının adresi olmak

istiyorsa o kendi bileceği iştir" şeklinde konuştu.

Erdoğan, katılım sürecinin aksamadan ilerlemesi ve yapay sorunlarla engellenmesine izin verilmemesinin Türkiye ve birlik üyesi ülkelerin ortak yararına olduğu kadar küresel barışa da katkıda bulunacağına inand oErdoğan, "Seçimler gerıklarını vurguladı. Aşırı düşünce biçimlerinin ya da marjinal hareketlerin, insanlığı yapay kültürel veya dini fay hatlarıyla ayırmasına izin verilmemesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, "Kimse bizim partimizi din eksenli bir parti olarak tanımlamaya kalkmasın. Bunu

kendimize hakaret telakki ederiz. Çünkü din eksenli bir parti, dinin sömürüsünü getirir. Onun için biz yola çıkarken din eksenli olmadığımızı, muhafazakar demokrat bir parti olduğumuzu söyledik. Ama bu dindan insanların siyaset yapamayacağı anlamına gelmez. Gerçek anlamda birleşik bir cephe halinde davranarak bu girişimlere set çektik, bundan sonra da set çekeceğiz" dedi. Erdoğan, medeniyetler ittifakı girişiminin kültürler ve dinler arasındaki diyalog ihtiyacına yönelik olduğuna değinerek, bunu daha da

geliştirmenin gayreti içinde olduklarını ifade etti.

"YÖNÜMÜZ BRÜKSEL"

AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış ise konuşmasında, AK Parti'nin yeni genel merkez binasında büyükelçileri ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek, bu binada Türk halkının yaşam kalitesini nasıl artıracaklarını konuşup kararlaştırdıklarını, Türkiye'yi nasıl ileri götürebileceklerini tartıştıklarını anlattı. Bağış, "Duvarımızda hem Avrasya, hem Avrupa, hem Ortadoğu haritaları var. Ama yönümüz Brüksel" şeklinde konuştu. Bağış, kendisinden önce 4 yıl boyunca AK

Parti'nin Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkanlığı görevini yürüten Şaban Dişli'ye hizmetleri için teşekkür etti. Başbakan Erdoğan da Dişli'ye plaket verdi.

Konuşmaların ardından Konya Büyükşehir Belediyesi semazenleri, büyükelçilere bir sema gösterisi sundu.

(ZÇ-OK-Y)