Adına Düzenlenen Sempozyumda, Konevi Hazretlerinin Gizli Bir Hazine Olduğu Vurgulandı

Adına Düzenlenen Sempozyumda, Konevi Hazretlerinin Gizli Bir Hazine Olduğu Vurgulandı

Sadreddin Konevi Sempozyumu'nda Konuşan Uzmanlar, Konevi'nin Gizli Bir Hazine Olduğuna Dikkat Çekerek, Vahdet -İ Vücud Düşüncesinin Anadolu'da Tutunmasında Etkili Olduğunu Söyledi.

Adına Düzenlenen Sempozyumda, Konevi Hazretlerinin Gizli Bir Hazine Olduğu Vurgulandı

Sadreddin Konevi Sempozyumu'nda konuşan uzmanlar, Konevi'nin gizli bir hazine olduğuna dikkat çekerek, Vahdet-i Vücud düşüncesinin Anadolu'da tutunmasında etkili olduğunu söyledi.

Meram Belediyesi'nin organizasyonuyla gerçekleştirilen 1. Uluslararası Sadreddin Konevi Sempozyumu sona erdi. Yedi oturum şeklinde gerçekleştirilen sempozyum iki gün boyunca devam etti, değerlendirme oturumuyla da sona erdi. Sempozyumun sabah gerçekleşen Prof. Dr. Ahmet Önkal başkanlığındaki 4. oturumunda, yerli ve yabancı bilim adamları Konevi ile ilgili tebliğlerini sundu.

4. oturumun açılışını yapan Bakri Aladdin, Konevi'nin İbni Arabi'nin en önemli talebesi olduğunu söyledi. Gaybı sadece Allah bildiği için kader konusunda konuşmanın çok tehlikeli olduğuna işaret eden Aladdin, bu yolda sadece Konevi'nin yürüdüğüne dikkat çekti. Bakri Aladdin, "İbni Arabi, sufi yetenekleriyle donatılmıştı, Konevi de onunla aynı mertebelere ulaşmak istedi. Konevi, kaderin sırrı kapısını açan İbni Arabi'yi takip etti. Kaderin sırrı, insan içindir, bilimle elde edilemez. Yaşam ilk yaratılıştaki kadere göre geçekleşiyor. Değişmez, gerçek, ezelden geliyor. Allah, sufilere ilahi iradesiyle kaderini öğrenme imkanı tanımaktadır. Kaza ve kader ezelden beri sabit olarak yazılmıştır. Eşya ilahi varlıkla bağlantılıdır. Kendi asil bir şekli yoktur. Varlık gerçeği Allah'ın bahşettiği bir vergidir. Kaderin sırrı karanlık bir sorundur. Akıl ve düşünceyle öğrenilemez. Kaderin sırına akıl eremez. İlahi keşifle, sufi yola girmekle, Peygamberin gittiği yoldan gidilerek anlaşılabilir. İnsanın kendi kendini öğrenmesi Allah'tan bir lütuftur. Kişisel bir beceriden söz edilemez" diyerek, kaderden, bu yönüyle İbni Arabi ve Konevi'nin bahsettiğini kaydetti.

Konevi ve İbni Arabi arasındaki ilişkinin ruhani bir ilişki olduğuna da vurgu yapan Aladdin, "Konevi doğmadan önce bu ilişki vardı. Konevi ölmeden önce vasiyetinde Peygamberimizin hadislerine uygun, İbni Arabi'nin elbisesiyle gömülmek istedi. Konevi, Arabi'nin düşüncelerini dile getirmektedir. Hiçbir şekilde onunla çelişkiye düşmemektedir. Konevi, ruhi gelişmesinde hocasının etkisiyle kaderin sırrına erişmişti. Bütün varlıkların gerçeklerini öğrenmeye çalışmıştır. Dua, sabit olan kaderdeki hususları değiştiremez. Kaderin sırrıyla ilgili Konevi ve Arabi aynı çözümleri dile getirmektedir" diye konuştu.

Oturumun ikinci konuşmacısı Prof. Dr. Azmi Bilgin ise "Osmanlı Kaynaklarında Sadreddin Konevi" konusunda tebliğ sundu. Konevi'nin sahip olduğu bilgi birikimine kimsenin erişemediğinin Osmanlı kaynaklarında belirtildiğine işaret eden Azmi Bilgin, Konevi'nin eserleriyle insanlığı güneş gibi aydınlattığını aktardı. Konevi'nin ayrıca, Arapçayı ve Farsçayı çok iyi bildiğini de belirten Azmi Bilgin, kaynaklarda belirtilenin aksine babasının da kuyumcu başı olduğunu da Evliya Çelebi'nin yazdığını aktardı.

Azmi Bilgin, ayrıca, Konevi'nin Vahdet-i Vücud düşüncesinin Anadolu'da tutunmasında etkili olduğuna da vurgu yaparak, şöyle devam etti: "Küçük yaşlarda İbni Arabi'den dini ve tasavvufi eğitim aldığı yazılıyor. İbni Arabi'den aldığı bilgileri dinen ve akla uygun olarak yorumlamak, açıklamak istemiştir şeklinde sunuluyor. İbni Arabi'nin Konevi'yi yetiştirmek için Anadolu'ya geldiği belirtiliyor. Konevi'nin etkisi konusunda Osmanlı kaynaklarında, doğrudan onun düşünceleri anlatılmak yerine göndermeler yapılıyor."

"Konevi'nin Mirası: Davud Kayseri'de Metafizik Bilginin İmkanı Sorunu" konulu sunum yapan Sema Özdemir de Konevi'nin ilk kez tasavvufun temel kaidelerinden bahsedip, ölçüler koyduğunu dile getirdi. Davud Kayseri'nin de aynı alanda çalıştığını söyleyen Özdemir, şunları kaydetti: "Kayseri, Konevi gibi akli temellerde tasavvufu ortaya koymak istemiştir. Tasavvufun akli ilkeleri olduğunu savunur. Tasavvufu ilmi bir disiplin olarak kabul etmiştir. Kayseri, aklın bilgiden payı olduğunu belirtmiştir. Kayseri, suretlerin hakikatlerinin kalbin aydınlığıyla keşfin bilgisine ulaşılabileceğini söyler. Akıl, kalbin kuvvelerinin altında bir daldır. Aklın vahiy bilgisini kabul etmesi şart koşuluyor. Kayseri'ye göre hakikatler akli ilimlerin ilkeleriyle anlatılmalıdır. Kayseri, aklın imkanlarını reddetmiyor."

4. oturumun son bölümünde konuşan Doç. Dr. Bayram Dalkılıç da, "Sadreddin Konevi'ye göre yorum'un (Şerh-Te'vil) İmkanları ve Sınırları-Sınırlılıklar" konulu tebliğ sundu.

İbni Arabi konusunda dünya çapında uzman olan ve Sadreddin Konevi'nin çalınan el yazması eserlerini ihbar ederek Konya'ya getirilmesini sağlayan Stephan Hırtenstein gazetemize önemli açıklamalarda bulundu.

Konevi'nin Yusufağa Kütüphanesi'nden çalınan 103 eserinin 3 tanesini Avrupa ülkelerinde gören ve ihbar ederek Türkiye'ye iade edilmesinde büyük katkı sağlayan Stephan Hırtenstein, Konevi için daha fazlasını vermeyi arzu ettiğini ifade etti. Stephan Hırtenstein, Konevi'nin çalınan diğer eserlerinin ise muhtemelen koleksiyon olarak saklandığına işaret etti.

Eserlerin çalınması durumunu bir felaket ve trajedi olarak değerlendiren Stephan Hırtenstein, bunun yanında yararları da olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Çünkü eserlerin çalınmasıyla birlikte öbür çalışmalar da önem kazandı. Eğer bu hırsızlık olmamış olsaydı ve biz bu İbni Arabi çalışmalarının arşiv çalışmalarını yapmamış olsaydık ben Yusufağa'ya asla gelmemiş olacaktım ve bu Sadreddin Konevi Sempozyumu yapılmış olmayacaktı."

Sempozyumla ilgili değerlendirmede de bulunan Stephan Hırtenstein, Sadreddin Konevi'yi sevenlerin sempozyumda toplandığını belirterek, "Sadreddin Konevi gizli bir hazine gibidir, çünkü onu anlamak oldukça güçtür. Çalışmalar ve sempozyumlar sayesinde onun çalışmaları da gün ışığına çıkmış olacak. Bu sempozyum birçok çalışmanın başlangıcı olacak" dedi.