Adana: Tab Genel Başkanı Sarıoğlu Adana'da

Adana: Tab Genel Başkanı Sarıoğlu Adana'da

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (Tab) Genel Başkanı Mustafa Sarıoğlu, Bal Orjin Projesi'ni Kabul Etmeyen Tübitak İçerisinde 'Akademik Çete' Olduğunu Öne Sürdü. Genel Başkan Sarıoğlu, Tarım Bakanlığı'ya Ortak Protokol İmzalanarak Tübitak'a Sunulan Projeyi Kabul Etmeyerek Sektörün Önüne Set Çeken 'Akademik Çete'nin Millet Önünde Hesap Vereceğini Söyledi. Sarıoğlu, Ayrıca Bal Üretiminin Türkiye'ye Yetecek Miktarda Olduğunu, Ülkeye İthal Bal Getirilmesi Halinde Arılarla, Kovanlarla Ankara Kızılay Meydanı'na Karargah Kurarak Eylem Yapacaklarını Kaydetti.

Adana: Tab Genel Başkanı Sarıoğlu Adana'da

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Genel Başkanı Mustafa Sarıoğlu, Bal Orjin Projesi'ni kabul etmeyen TÜBİTAK içerisinde 'Akademik çete' olduğunu öne sürdü. Genel Başkan Sarıoğlu, Tarım Bakanlığı'ya ortak protokol imzalanarak TÜBİTAK'a sunulan projeyi kabul etmeyerek sektörün önüne set çeken 'akademik çete'nin millet önünde hesap vereceğini söyledi. Sarıoğlu, ayrıca bal üretiminin Türkiye'ye yetecek miktarda olduğunu, ülkeye ithal bal getirilmesi halinde arılarla, kovanlarla Ankara Kızılay Meydanı'na karargah kurarak eylem yapacaklarını kaydetti.

Adana'da Arıcılar Derneği'nin düzenlediği iftarda yönetim kurulu üyeleri, arıcılar ve basın mensuplarıyla biraraya gelen TAB Genel Başkanı Mustafa Sarıoğlu, Türkiye genelinde arıcılığın turizmden sonra ikinci büyük sektör olduğunu, 2 yıllık süreçte bunu kamuoyuna anlatma, kabul ettirme gerekçelerini açıklama konusunda bir mücadele verdiklerini ve bu yolda basından da büyük destek gördüklerini söyledi. İki gündür TBMM'de Tohumculuk Yasası'nın görüşüldüğüne, onun arkasından da Arıcılık Yasası'nın gündeme geleceğine dikkat çeken Sarıoğlu, bugün itibariyle Resmi Gazete'de çıkan sevk nakil belgeleriyle ilgili kararnamenin, Türkiye arıcılığında ilklerden bir tanesi olduğunu, 29 Mart-1 Nisan 2007 tarihlerinde daha önce Edirne'de yapılacağını açıkladıkları ancak alt yapısının yetersizliği nedeniyle İstanbul'a alınan Balkan Ülkeleri 1. Arıcılık Kongre ve Fuarı'nın da, Dünya Arıcılar Birliği üyesi 68 ülkenin katılımıyla gerçekleştirileceğini açıkladı.

Bal konusunda Diyarbakır'dan itibaren tavsiye edilen fiyatlar açıklandığında, bir firma başta olmak üzere birçok firmanın da 'Efendim dahili işlemeyle ihraca yönelik ithalat yapılmalıdır. Bunun yapılması lazım. İşte Türk halkı bal yemeyecek mi?' şeklinde tepki gösterdiğine dikkat çeken Sarıoğlu, "Balda ithalat sevdası henüz devletimizde yok ama vampir tüccarda var. Geçen yıl '100 bin ton bal ithal edelim, bunu Türk balı karıştırıp işleyelim ihraç edelim' dediler, bakan izin vermedi. Ama bu ülkede bir gecede herşey değişiyor. Biz uyanık olmak zorundayız, bu mesajı da iletmek zorundayız. Bu ülkenin kendi değerleri varken neden bal ithal edelim. 70 bin ton yıllık bal üretimi var, bu yıl iklimsel koşullar nedeniyle rekolte 30-35 bin tonda kalıyor. Fakat yeterli stok var. Ama birileri gerçekten siyasi hesap yaparak böyle bir ithalatı açacaksa, TAB üyelerinin eylemi ne fındıkçının eylemine benzer ne de Manisa'daki ziraat odasının yaptığına benzer. İleride önümüzde konacak bu ithal yemeği kimsenin bize yediremeyeceğini bilmelerini istiyoruz. Biz çıkar, bu işi bizzat arılarımızla bütünleşerek Ankara'da Kızılay Meydanı'nda kovanlarla karargahı kurarız. Bizi asker ve polis atamaz, zehirleyerek atar" diye konuştu.

TAB olarak 2 yılda çok ciddi manada ilerleme kaydettiklerini, dünya arıcılığında liderliğe oynayan bir ülke haline geldiklerini ve artık Dünya Arıcılar Birliği'nin üyesi, Balkanlar'ın kurucusu, başkan yardımcısı olduklarına işaret eden Sarıoğlu; 25 Ekim'de Şam'da, 11-12 Kasım'da Adana'da Ortadoğu ve Asya ülkeleriyle yapacakları son toplantıda protokol imzalanarak, Ortadoğu ve Asya Ülkeleri Arıcılar Birliği'ni de Türkiye'ye getirecekleri müjdesini verdi.

"AB'Lİ BİZİM BALIMIZI KÖTÜ ORMAN SALGI BALI OLARAK İTHAL EDİYOR"

TAB üyeleri üzerinde hiçbir kimsenin oy ve gelecek hesabı yapmasını istemediğini, kendisi ve şube başkanı arkadaşlarının da hesabı olmadığını belirten Sarıoğlu, "Bizim sadece bir tek derdimiz var. O da sektörel bazda TAB olarak üyelerimizin bize verdiği yetkiyi üyelerimize hizmet olarak geri döndürmektir. Üyelerimizin verdiği vasıfları meslek olarak değil hizmet olarak yapıp, günümüz bittiğinde beyefendice çekip gitmektir. Aynı açılımı, aynı düşünceyi bu ülkeyi yönetenlerin de düşünmesini tavsiye ediyoruz" dedi.

Dünyada Belarus'un dahi kendi balının orjinini, yani içeriği ve kimliğini açıklamış olduğunu, çam balının yüzde 92'sini üreten Türkiye'nin kendi balının orjinini halen açıklayamadığını kaydeden Sarıoğlu, şöyle devam etti:

"Bu yüzden AB'li bizim balımızı kötü orman salgı balı olarak ithal ediyor, medikal sanayiinde kullanıyor. Biz de kalkıp TÜBİTAK, Tarım Bakanlığı ve Türkiye Arıcılar Birliği işbirliğiyle bir Bal Orjin Projesi protokolü imzaladık. Yaklaşık 2 hafta önce bir üniversiteye mensup bir akademisyen ve asistanlarının bu projeyi incelemek üzere TÜBİTAK'a çağrıldığını ve orada da bu projeyi kabul etmediklerini öğrendik. Projeyi kabul etmeme gerekçelerinin hiçbir şekilde geçerliliği yok. Aynı projeyi diğer üniversitelerdeki ve bakanlığımızın bize görevlendirmiş olduğu 12 akademisyenin önüne koyduk, hiç kimse birşey bulamadı. Araştırdık, araştırdık, netice olarak şuna ulaştık. Bu ülkede bir de 'akademisyen çete' var. O akademisyen çete, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, tekel olarak üretmiş olduğu Çam Balı'nın orjininin tespiti için uluslararası arenada bilimsel yayınla içeriğinin deklare edilmesinden sonra fiyat belirleyici pozisyonuna gelmesini istememektir. Bizim mesajımız şudur; o bal orjin çalışmasını engellemeye yönelik kim harekette bulunursa bunun bedelini bu milletin önünde öder. Çünkü, neticede 80 milyonluk ülkeyi, yaklaşık 250-300 milyon dolarlık ihraçta pasif duruma düşüren bir harekettir."

Sarıoğolu, 'Akademik çete kimdir?' sorusuna da, "Nasıl birileri televizyonlara çıkıp, 'bu ülkede Kürtçe eğitim olsa da olur normal, bundan bir şey çıkmaz' diye başlayıp, bugün günde 3-5 tane şehit vererek bölünme noktasına geldiysek, akademisyen çete de para olarak dışardan beslenen, dışarıdaki akademik toplantılara çok rahat giden, hatta 10 dakikada vizeleri elden elçilikler tarafından ayağına getirilen ama Türkiye'de, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bir sektörün ilerlemesiyle ilgili sürekli set olan bir ekip. Şimdi neden isim vermiyoruz? Halk kendisini biliyor, Türkiye de biliyor. Cevap verecektir. ımızla bütünleşerek Çünkü, bu işi TÜBİTAK'ta proje olarak inceleyen insanlar bellidir, onlar çıksın söylesinler" cevabını verdi.

Toplantı bitiminde dernek yönetimi, iftara katılan gazetecilere birer kavanoz bal ikram etti.