Adana: 1. Ulusal Tarım Kurultayı Sonuç Bildirgesi Açıklandı

Adana Valiliği, Çukurova Üniversitesi ve Cumhuriyet Gazetesi Tarafından 15-17 Kasım Tarihleri Arasında Düzenlenen 1. Ulusal Tarım Kurultayı'nın Sonuç Bildirgesi Açıklandı.

Adana: 1. Ulusal Tarım Kurultayı Sonuç Bildirgesi Açıklandı

Adana Valiliği, Çukurova Üniversitesi ve Cumhuriyet Gazetesi tarafından 15-17 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 1. Ulusal Tarım Kurultayı'nın sonuç bildirgesi açıklandı.

Mithat Özsan Amfisi'nde cuma günü Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayzin Küden başkanlığında gerçekleştirilen "Çalıştay Raporlarının Tartışılması" başlıklı oturumda, Kurultay Düzenleme Kurulu üyesi ve Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, kurultayın sonuç bildirgesini açıkladı. Ortaş, 2 gün süren kurultayda, "Tarımın Dünü ve Bugünü", "Ulusal Tarım ve Küresel İlişkiler", "Ulusal Tarımda Politika Arayışları" ve "Türk Tarımının Geleceği" başlıklı 4 panel ve "Tarımda Yapısal Sorunlar", "Bitkisel Üretimdeki Sorunlar", "Hayvansal Üretimde Sorunlar", "Tarımda Teknoloji Kullanımı", "Gıda Kalitesi ve Güvenliği", "Doğal Kaynaklar ve Çevre Sorunları" konulu 6 çalıştay düzenlendiğini ifade etti. Ortaş, kurultaya değişik üniversitelerden, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan, Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan, odalar ve borsalardan, birliklerden, derneklerden, kooperatiflerden, sendikalardan, vakıflardan, tarımsal merkezlerden çiftçi ve üreticilerden 600'ün üzerinde bilim insanı ve uzman katıldığını söyledi.

Ortaş, Türkiye tarımının her sorununun geçmişten günümüze ele alınarak tartışıldığını ve somut çözüm önerileri üretildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren sektöre verilen önem ve destek sonucu tarım, ülke kalkınmasında lokomotif işlevi görmüştür. Buna karşın son yarım yüzyılda, özellikle Dünya Bankası, IMF ve AB'nin dayatmalarıyla uygulanan politikalar sonucu, bir zamanlar tarımsal üretimde kendi kendine yettiği söylenen az sayıda ülkeden biri olan Türkiye, bugün tarım ürünü ithal eden ve kendini besleyememe tehlikesiyle karşı karşıya kalan ülke durumuna düşürülmüştür. Küresel ilişkiler ve buna bağlı uygulamalar sonucu ülkenin tarımsal üretim yapısı yabancılaşma sürecine girmiştir. Tarımsal ticaretin yabancılaştırılması, tarım topraklarının, tarımsal girdi sağlayan ve tarım ürünlerini işleyen kamuya ait kuruluşların özelleştirme politikalarıyla yabancılara satılması, ulusal bağımsızlığımızı tehdit eder noktaya gelmiştir. Bu gelişmelerin ışığında yapılan değerlendirmeler sonucunda ülkemiz tarımının parçalı arazi yapısı, küçük ve verimsiz işletme büyüklüğü, su ve toprak kaynaklarını planlayamama ve amaç dışı kullanım gibi yapısal sorunlar yanında üretici ve tüketicilerin örgütsüzlüğü temel sorunların başında gelmektedir. Devletin tarımda gelişmiş batı ülkelerinde olduğu gibi destekleme politikalarını neredeyse tamamıyla terk etmesi tarımımızın üretken yapısını erozyona uğratmıştır."

Ortaş, kurultayda dile getirilerek saptanan bazı noktalar ve çözüm önerilerini de şöyle sıraladı:

"Kalkınma için planlı ekonomi vazgeçilmezdir. Devlet, yönlendirici, destekleyici ve denetleyici rolünü yerine getirmelidir. Ancak, gerektiğinde ekonomik etkinlik içine de girmelidir. Türkiye tarım sektörü makro dengelere oturtulmalı ve sorunların çözümüne bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılmalıdır. Mikro dengeler bu ana politikalara göre biçimlendirilmelidir. Küçük köylü üreticiliğinin/çiftçiliğinin tasfiyesi, Türkiye'nin sosyo-ekonomik gerçekliğiyle örtüşmemektedir. Kırsal kalkınma sanayi ve hizmetleri, kooperatifler aracılığıyla yaratılmalıdır. Küçük köylü üreticiliğinin tarıma katkısı ve ekonomikliği için demokratik kooperatifçilik ekseninde örgütlenmesi zaman geçirilmeden gerçekleştirilmelidir. Bu uygulamanın yoğun göçü önleyeceğine inanılmaktadır. Türkiye'nin göç olgusu kırsal kalkınmayla birlikte düşünülerek kırsalın desteklenmesi politikaları kapsamında kırsaldan kent varoşlarına göçün plansız geçişi durdurulmalıdır. Üretici aynı zamanda sanayici olmalıdır. Rekabet edebilme hedefinden önce, kendi kendine yeterliliği esas alan plan, politika ve programlar hazırlanmalıdır. Bu bağlamda AB'nin tarımı 40 yıl boyunca bu yaklaşımla desteklediği anımsanmalıdır. Tarım nüfusunun yaşlanması, gençlerin kent yaşamını seçmeleri ve işletmelerin zaman içinde büyüyerek pazara yönelmesi gibi nedenlerle tarımsal mekanizasyona gereksinim artacaktır. Türkiye'de bu kapasiteyi karşılayacak traktör ve tarım makineleriyle ilgili yan sanayi yeterlidir. Köylü nüfusun fazlalığı veya azlığından önce büyük bir sorun olarak karşımızda duran istihdam ve verimlilik sorunlarının çözümüne çaba harcanmalıdır. Türkiye'nin sahip olduğu bitki ve hayvan varlığına ilişkin genetik yapının korunması için gen bankaları kurulmalı, genetik ve biyoteknolojik çalışmalarla tarımımızda verimlilik artırılmalı, organik, sürdürülebilir tarım ve iyi tarım uygulamaları çerçevesinde bilimsel altyapı desteklenmelidir. Organik tarım, iyi tarım ve düşük sanayi girdisine dayalı sürdürülebilir tarımın güçlü bir alternatif olarak fırsat oluşturmasına çalışılmalıdır. Tarımsal eğitim, gerek orta, gerekse yüksek öğrenim düzeyinde yeniden planlanmalı, uzmanlaşma olanakları sağlanmalıdır. Kırsal bölgelerde o bölgeye uygun tarım dersleri, seçmeli veya ana ders olarak ilköğretim ikinci kademesiyle lise ve meslek lisesi programlarına yansıtılmalıdır. Türkiye'nin kalkınmasında tarım temel ve stratejik bir sektör olmaya devam etmektedir. Gerek kırsal kalkınmanın, gerekse ülke kalkınmasının kalkış noktası ise, sosyo-ekonomik politikaların oluşturulmasıyla buna uygun planlama ve stratejilerle uygun mekanizmalar geliştirilmelidir. Tarım politikalarında ABD/AB yönetimindeki IMF ve Dünya Bankası'nın direktiflerine dikkat edilmeli, AB uyum paketi kapsamında dayatmalara karşı çıkılmalıdır. 1. Ulusal Tarım Kurultayı bu yönde atılmış önemli bir adımdır. Dileğimiz, buradan çıkan sonuçların başta Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile üst yönetimler olmak üzere, toplumun her kesimince ciddi biçimde değerlendirilerek dikkate alınmasıdır."