AB-MERCOSUR anlaşması ve yeni bölgeselleşme

AB-MERCOSUR anlaşması ve yeni bölgeselleşme

Küresel ekonomik-politik sistemde bir taraftan ticaret ve teknoloji savaşları aralıksız sürüp giderken, bir taraftan da bölgesel bloklar arasındaki entegrasyon girişimlerinin artması dikkat çekiyor.

AB-MERCOSUR anlaşması ve yeni bölgeselleşme

Küresel ekonomik-politik sistemde bir taraftan ticaret ve teknoloji savaşları aralıksız sürüp giderken, bir taraftan da bölgesel bloklar arasındaki entegrasyon girişimlerinin artması dikkat çekiyor. Özellikle ABD ve Çin arasında karşılıklı salvolarla devam eden ve G20'nin küresel yönetişim etkinliğinde de azalmaya neden olan korumacı refleksler, Avrupa Birliği ve Japonya ile birlikte yükselen ekonomilerde de farklı bölgesel bloklarla ittifak kurma arayışlarını güçlendirmiş durumda.

Bu bağlamda Osaka'da yapılan G20 zirvesinde ilan edilen AB-MERCOSUR Serbest Ticaret Anlaşması, 20 yıllık bir sürece yayılan müzakerelerin küresel konjonktürdeki gelişmelerin de etkisiyle hızla sonuçlandırılabildiğini gösteren önemli bir gelişme. AB ile Latin Amerika'nın önemli ekonomik aktörleri Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay'ı kapsayan Güney Amerika Serbest Pazarı (MERCOSUR) arasında geniş kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması imzalanmasına yönelik müzakereler 2000 yılından bu yana devam ediyordu. 28 Haziran'da dünya kamuoyuna açıklanan anlaşmaya ulaşabilmek için AB ve MERCOSUR yetkilileri arasında 39 seri görüşme yapılıp sektörel detaylar netleştirildi.

MERCOSUR ortak pazarı, üyeleri arasında çok derin ekonomik entegrasyona yol açamamış olsa da, 200 milyon kişilik nüfusu ve önemli tüketim potansiyeli ile dünyanın en önemli ortak pazarlarından birini oluşturuyor. Avrupa ekonomisi ile birlikte düşünüldüğünde imzalanan anlaşma, 780 milyon tüketiciye hitap eden ve 18 trilyon avro düzeyinde ekonomik büyüklüğe ulaşan muazzam bir serbest ticaret alanı oluşturmayı vaat ediyor. AB'nin şubat ayında Japonya ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmasının 600 milyon tüketiciye ulaşan bir pazar oluşturduğu düşünülecek olursa, AB-MERCOSUR anlaşması pazar hacmi açısından AB'nin bugüne kadar imzaladığı en geniş çaplı serbest ticaret anlaşmasını temsil ediyor. Hiç şüphe yok ki, gerek Japonya gerekse Latin Amerika ülkeleri, ABD yönetiminin Başkan Donald Trump liderliğinde giderek sertleşen korumacı söylemlerine ve ticaret savaşları eğilimine karşı küresel sistemde yeni bölgesel ittifaklar kurarak uluslararası ticarette alternatif opsiyonlarını arttırma gayreti içindeler. Ticaret savaşları konusu küresel gündeme gelmeden önce önemli bir ihracat aktörü olan Güney Kore'nin de AB ile bir serbest ticaret anlaşması imzaladığını biliyoruz.

700 milyon kişiye iş ve istihdam imkanı

AB ile MERCOSUR ülkeleri arasında imzalanan ve üye ülkeler tarafından onaylanması gereken anlaşma, bir serbest ticaret sistemi etrafında iki bölge arasındaki siyasi, ekonomik ve sosyal yakınlaşmanın da stratejik biçimde artırılmasını hedefliyor. Nitekim Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri'nin Osaka'daki G20 Liderler Zirvesi sırasında anlaşmayı ilan etmek üzere yaptıkları basın toplantısında kullanılan iddialı ifadeler tarafların yüksek beklentilerini ortaya koydu. Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker, anlaşmanın tarihi önemde olduğunu vurgulayarak uluslararası ticarette yaşanan tüm gerginliklere rağmen kurallara dayalı ticaret doğrultusunda önemli bir adım atıldığının altını çizdi. AB ile MERCOSUR arasında 700 milyon kişiye iş ve istihdam alanı açacak oldukça iddialı, dengeli ve kapsamlı bir ticari iş birliği döneminin başladığına işaret etti. Juncker'e göre çok daha duygusal ifadeler kullanan Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri ise bu anlaşmanın Arjantin devleti olarak tarihte imzaladıkları en önemli anlaşma olduğunu belirtti ve AB ile Latin Amerika arasında bir stratejik ortaklık dönemini başlatacağını bildirdi. Yine Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, serbest ticaret anlamasının önümüzdeki dönemde büyük yansımaları olacak tarihi bir adım olduğunu belirtirken, Bolsonaro'nun bir danışmanı, bu anlaşma ile Latin Amerika'nın en büyük ekonomilerinin yeniden doğacaklarını iddia etti.

Serbest ticaret anlaşması yürürlüğe girdiğinde AB ile MERCOSUR arasındaki mal ve ürün ticaretinde uygulanan gümrük vergilerinin büyük kısmı kaldırılmış olacak. AB ülkelerinin otomotiv, makine, kimya ve tıbbi malzeme gibi imalat sanayi ürünlerine MERCOSUR üyeleri tarafından uygulanan gümrük vergi oranlarının düşürülmesiyle Avrupalı firmalar 4 milyar avro civarında vergi avantajı sağlayıp bu pazarlara daha rahat koşullarda girme şansı yakalayacaklar. Bunun karşılığında MERCOSUR ülkeleri çeşitli tarım ve hayvancılık ürünlerindeki yüksek gümrük vergi oranlarının azaltılmasıyla AB pazarına et, tavuk, meyve-sebze ve şeker gibi ürünleri daha avantajlı şartlarda satabilecekler.

AB imalat sanayi açısından bakıldığında özellikle otomotiv, otomotiv yedek parçası, makine, ilaç, ayakkabı ve kumaş gibi üretim sektörlerinde AB ürünlerine uygulanan ve yüzde 35'lere kadar çıkabilen engelleyici gümrük vergilerinin MERCOSUR ülkeleri tarafından kaldırılması, önemli satış ve yeni yatırım avantajları doğurabilir. Diğer taraftan AB'den MERCOSUR ülkelerine giden peynir, meyve suyu, çikolata gibi tarım ve gıda ürünlerine yönelik yüksek gümrük vergilerinin düşürülmesi de Latin Amerika'daki kitlesel tüketim pazarlarında Avrupalı şirketlerin çok daha görünür olmalarını sağlayacak gibi. MERCOSUR pazarlarındaki küçük ve orta boy işletmeler Avrupalı büyük oyuncuların teknoloji ve "know-how" transferi yaparak kendilerinin verimlilik düzeylerini yukarıya çekmelerini beklerken; Avrupalı bilişim, iletişim ve ulaşım devleri ise devlet ihalelerinden daha büyük pay kapmak peşinde olacaklar. Ancak teknik detayları ne olursa olsun, üye ülkeler tarafından onaylanıp yürürlüğe girdiğinde bu serbest ticaret anlaşmasının iki bölge arasındaki yakınlaşmayı hızlandıran bir etkide bulunacağı ortada.

AB'de anlaşmaya şüphe ile yaklaşan ülkeler

AB-MERCOSUR serbest ticaret anlaşması, Latin Amerika tarafında büyük bir heyecanla karşılansa da, Avrupa tarafında şüpheyle bakan çevreler de yok değil. En başta Fransa, İrlanda, Polonya ve Belçika olmak üzere bazı AB üyeleri müzakereler sırasında Avrupa Komisyonu'na bu anlaşmanın özellikle tarım ve hayvancılık sektörleri üzerinde sebep olacağı zararlar konusundaki kaygılarını dile getirmişlerdi. Genel olarak Avrupa'daki tarım üreticileri gümrük vergileri kaldırıldığında Güney Amerika'da çok ciddi maliyet avantajlarına sahip olan tarım ve hayvancılık ürünlerinin Avrupa pazarını işgal etmelerinden endişe duymaktalar. Bu endişelerin sözcülüğüne soyunan Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un anlaşma konusunda şimdiye kadar çekimser kalması ve G20 zirvesi sırasında önemli rezervler koyarak ilerleyen zamanlarda onaylamayacağının sinyallerini vermesi, bu noktada önemli bir soru işareti oluşturuyor. Macron, hem Latin Amerika'daki üreticilerin ağır tarım ilaçları kullanmalarından şikayet etmiş hem de Brezilya'nın çekilme sinyalleri verdiği Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesi halinde misilleme olarak serbest ticaret anlaşmasını onaylamayacağını duyurmuştu. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda anlaşmanın ulusal parlamentolarda onaylanması sürecinde Macron liderliğindeki tarım lobilerinin takınacakları tavırlar belirleyici olabilir. Ancak Almanya, Hollanda, İspanya, Çekya, İsveç gibi imalat sanayi ürünlerini Latin Amerika pazarına gümrük vergisiz ulaştırmak isteyen AB ülkelerinin Fransa ve diğer tarım üreticilerinin endişelerini giderecek önlemleri destekleyerek sürecin devamını sağlamakta kararlı olacakları da öngörülebilir.

Liberal uluslararası ticaret rejiminin ABD'deki tavır değişikliği yüzünden aşınması ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO) üzerinden küresel ticaret anlaşmazlıklarının çözülememesi, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri bölgesel ticaret ağları kurmaya teşvik ediyor. Önümüzdeki dönemde ABD ile Çin arasındaki ticaret ve teknoloji savaşlarının yansımalarından korunmak isteyen bölgesel güçler arasında farklı formatlarda ticaret bloklarının ve yeni serbest ticaret alanlarının ortaya çıkması muhtemel. Ticarette küreselleşmenin yavaşlaması, yeni bölgeselleşmeyi hızlandırıyor.

[Prof. Dr. Sadık Ünay İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesidir]

Kaynak: AA