6. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi"

6. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi"

6. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi'
Anadolu Ajansı - Haberler | Yerel

Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arı: "Türkiye'nin Kürt meselesini çözemediği sürece küresel bir güç olması, bölgede aktif olması her zaman tartışmalı olacaktır.

Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arı "Türkiye'nin Kürt meselesini çözemediği sürece küresel bir güç olması, bölgede aktif olması her zaman tartışmalı olacaktır. Bu kapsamda tarafların çözüm sürecine verdiği destek ve irade alkışlanmalıdır" dedi.

Dicle Üniversitesi Siyasal Araştırmalar Merkezi (DÜSİAM) tarafından "Değişen Ortadoğu Dengelerinde Türkiye'nin Barış Süreci" konulu 6'ncı Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi düzenlendi.

DÜ Kongre Merkezinde gerçekleştirilen kongrenin açılışında konuşan DÜ Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, Diyarbakır'ın bir tarih ve kültür şehri olduğunu belirterek ilin 33 medeniyete ev sahipliği yaptığını ifade etti.

DÜSİAM Başkanı ve DÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu ise Diyarbakır, bölge ve Ortadoğu'da ulusal ve uluslararası araştırmalar yapmayı amaçladıklarını söyledi.

"Ortadoğu tekrar tarih sahnesine çıkmaya hazırlanıyor"

Yard. Doç. Dr. Şeyhanlıoğlu, Osmanlı sonrası batı çıkarlarına uygun yapay sınırlar ve günübirlik diktatörlerin bölgenin siyasal, ekonomik, hukuksal hiçbir yapısına uymadığını bunların suni bölünmeler olduğunu dile getirerek, bunların sona ermesiyle ilgili umut vaadeden gelişmeleri gördüklerini belirtti.

"Araplar'ın baharının kışa döndüğü görülebilir ama ben bunu yalancı bir baharın gerçeğe dönüşecek olması şeklinde değerlendiriyorum" diyen Şeyhanlıoğlu, şöyle dedi:

"İnsanlığın 5 bin yıllık tarihinin hemen hemen 4 bin yılının Mezopotamya'nın üstünlüğüyle geçtiğini biliyoruz. Ben tekrar o güneşin geri geldiğini hissediyorum. Batının enerjisinin, teknolojisinin güneşinin gurub etmeye başladığı zamanda Ortadoğu tekrar tarih sahnesine çıkmaya hazırlanıyor. Bu anlamda bizlere çok büyük iş düşüyor. Bizler bu haliyle en namzet milletiz. Türkiye'de umutvar olmamızı sağlayan bir süreç var. Ortadoğu'da yeni bir dünya düzeni, yeni bir denge kuruluyor. Kurulmak zorunda. Bölgenin sıkıntılarını artıran ve bir takım problemlere sebep olan uluslararası güçlerin bölgedeki petrol ve İsrail'e ilişkin çıkar sözkonusu. İkisine de dokunulamıyor. Bu dokunulmazlık 100 yıldır bölgedeki tüm sıkıntıların kaynağı."

"Barış süreci Ortadoğu'da yeni ittifaklara yol açacaktır"

Yard. Doç. Dr. Şeyhanlıoğlu, Türkiye'de sürdürülen barış sürecinin son bir yılda bölge insanını önemli ölçüde ferahlattığını anlatarak, artık yeni bir zihniyetin sözkonusu olduğunu vurguladı.

30 yılda çatışmaların Türkiye ekonomisine olan maliyetinin 1 trilyon 200 milyar dolar olduğunu aktaran Şeyhanlıoğlu, şöyle konuştu:

"Bu hesaplanabilir ancak hesaplanamayan şey insan kaybı. 15 Kasım 2013 tarihinde Başbakan Erdoğan'ın daveti üzerine Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ve Şivan Perver'in Diyarbakır'a gelmesi benim nazarımda büyük tarihi ittifakın 4 asır sonra da olsa sağlanmasıdır. Sayın Barzani'nin burada dile getirdiği barış mesajı bölge insanının da barışa verdiği önemi gösteriyor. Batının yaşlandığı, enerjide dışa bağımlılığının arttığı ve sömürecek alanı kalmadığı yerde bence yeni dünya düzeni herşeyden önce Ortadoğu'nun üzerinde kuruluyor. Bu tarihin verdiği bir özgüvendir. Türkiye'nin barış süreci Ortadoğu'da yeni ittifaklara yol açacaktır. Sayın Erdoğan ve Barzani'nin, Türkiye ile Irak Kürdistanı'nın işbirliği geleceğe dair en büyük umuttur. Ortadoğu'ya barış gelmezse bilinmeli ki hiçkimseye gelmez. O nedenle önce iç sonra dış sonrasında da dünya ile barışımızı sağlamalıyız."

"Artan bir ekonomik kapasite sözkonusu"

Moderatörlüğünü Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Veysel Ayhan'ın yaptığı kongrede söz alan Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayyar Arı, bugün Kürtçe'nin önündeki bir takım engellerin kaldırılmasının önemli bir aşama olduğunu ifade ederek, başlatılan çözüm sürecinin ise tüm millete ait olduğunu insanların sürece verdiği destekten dolayı alkışlanması gerektiğini ifade etti.

Prof. Dr. Arı, AK parti'nin iktidara gelmesi ile uluslararası sistemin değiştiğine dikkati çekerek, "Artan bir ekonomik kapasite sözkonusu. Milli gelir 200 milyar dolarlardan 800 milyar doları aşmış. Dış ticaret yaklaşık 80 milyar dolardan 400 milyar dolara ulaşmış. Kişi başına milli gelir de 2 bin dolardan 11 bin dolara yükselmiş. Bu size özgüven sağlıyor. Bunun dış politikaya yansımaması mümkün değil artık. Lider değişimi ile zihniyet değişimi de haliyle farklı bir dış politika anlayışını beraberinde getirecektir" diye konuştu.

Ortadoğu'yu keşfeden, önyargı ile bakmayan bir anlayışın artık hakim olduğunu ifade eden Arı, şunları kaydetti:

"Arap baharı ile bu farklı bir noktaya gitti. 2011'e kadar izlenen politikanın devamını bazı yerlerde zorlaştıran bir fiziki çevre ile karşı karşıya kalındı. Bu konjonktürde esas tıkanma Suriye'de oldu. Suriye meselesi bir zincirleme kaza diyebiliriz. Herkes aslında yolun açılmasını bekliyor. Diğer alanlarda dış politika devam ediyor. Kuzey Irak merkezli derinleşen bir ilişki sözkonusu. 11 milyar dolar ticaret hacmi var. Türkiye bu 1,5 yılı boşa geçirmedi. Dış politikadaki yavaşlamadan kaynaklanan görüntü sözkonusu iken bu süreçte içeride önemli bir sorunun halledilmesiyle geçirilmesi büyük bir kazanç. Dış politikada ne kadar başarılı olursanız olun Türkiye'nin Kürt meselesini çözemediği sürece küresel bir güç olması, bölgede aktif olması her zaman tartışmalı olacaktır. Bu kapsamda tarafların çözüm sürecine verdiği destek ve irade alkışlanmalıdır."

21. yüzyıl senaryoları 

ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, 20 yıl önceki dünya sorunlarıyla bugün dile getirilen sorunlar arasında kategorik, nicelik ve nitelik olarak büyük farklılıklar olduğunu söyledi. 

Bu farklılıkları zamanın ruhu olarak değerlendirdiklerini kaydeden Prof. Dr. Bağcı, "Zamanın ruhunu anlamadan dünyayı anlamanız mümkün değil" dedi.

Prof. Dr. Bağcı, Türkiye'nin son 20 yılda savunma için harcadığı paranın bölgenin gelişimi için harcaması halinde Diyarbakır başta olmak üzere tüm coğrafyada önemli bir gelişmenin sağlanabileceğini belirtti.

"21. yüzyıl senaryolarında bölgede hiçbir güç hiçbir devlet bu yeni oluşumları yokmuş gibi gözardı ederek politika geliştiremeyecek" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Bağcı, bu senaryolarda Türkiye'nin güç merkezi potansiyelinin olduğunu ancak hala güç merkezi olmadığını savundu.

"İnsanlar veya fikirler değil kimlikler savaşıyor" 

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Bilal Karabulut ise kimlik olgusuna vurgu yaptı.

Ortadoğu ve Türkiye'deki kaosun sebebinin kimlik çatışması olduğunu dile getiren Karabulut, "Burada aslında insanlar değil kimlikler savaşıyor. Yani Suriye, Irak, Türkiye, Mısır ve Filistin'e baktığınızda insanlar veya fikirler değil kimlikler tartışıyor. Bunun çeşitli argümanları var. Önyargıları yıkarak insanı kimliği ile değil insan olarak değerlendirmeliyiz" dedi.

Kongrede Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Şahin, Nahrain Araştırma Merkezi'nden Dr. Abdunnoor Toumi, Araştırmacı-yazar Orhan Miroğlu ile Artuklu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Özcoşar da birer sunum yaptı.

Kongrenin yapıldığı salona gelen bazı öğrenciler salonda polis okulu öğrencileri olduğunu gerekçe göstererek, salondan polis okulu öğrencilerinin çıkarılmasını istedi.

Bazı öğretim üyelerinin görüşmesinin ardından öğrenciler salona girdi. - Diyarbakır

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manşet Haberler

title