5. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz: "Gelişmiş ülkelerin yardımlarının büyük bir kısmı yüksek maaşlara, danışmanlık ücretlerine gidiyor, çeşitli kanallarla tekrar yardım verdiği söylenen ülkeye geri dönüyor.

5. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, gelişmiş ülkelerin yardımlarının büyük bir kısmının yüksek maaşlara ve danışmanlık ücretlerine gittiğini, Türkiye'nin verdiği yardımların ise sahaya güçlü bir şekilde yansıdığını ve parasal tutarın çok ötesinde bir etki oluşturduğunu söyledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) tarafından bu yıl beşincisi "İslam Dünyasında Yükselen Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü" temasıyla düzenlenen İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı, İHH İnsani Yardım Vakfı evsahipliğinde İstanbul'da başladı.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, İİT Genel Sekreteri olarak görevinin son günlerini yaşayan Ekmeleddin İhsanoğlu'na İİT içinde önemli reformlara liderlik yapması dolayısıyla teşekkür ederek, İİT'nin sivil toplum kuruluşlarıyla daha yakın işbirliği içinde çalışması için atılan adımları takdirle karşıladıklarını dile getirdi. 

Devlet, özel sektör ve sivil toplumun bütünleşmesinin bir ülkenin gerçek anlamda kalkınmaya ulaşabilmesi için şart olduğunu vurgulayan Yılmaz, kalkınmanın aynı zamanda sosyal adaletin tesisinin, gelecek nesilleri de düşünerek tabiatı koruyan bir anlayışın ve kültürel, tarihi, manevi değerlerin dikkate alınmasını gerektirdiğini kaydetti. 

 

Sürdürülebilir ve insan odaklı kalkınmanın sivil toplum olmadan düşünülemeyeceğine işaret eden Yılmaz, güçlü bir hukuk devleti, iyi işleyen rekabetçi bir piyasa yapısı ile katılımcı ve aktif bir sivil toplumun bir ülkenin kalkınmasının anahtarını oluşturduğunu dile getirdi.

 

"Yoksulluk, İslam dünyasının en temel sorunlarından biri"

 

Bakan Yılmaz, Türkiye'nin bu alanlarda önemli mesafeler aldığını aktararak, son 10 yıllık dönemde siyasi istikrarını sağlamış bir ülke olarak Türkiye'nin güçlü bir hükümetle önemli reformlar gerçekleştirdiğini ve elde ettiği ekonomik başarılar kadar sosyal alanda yaptıklarının da önemli olduğunu söyledi.

İİT üyesi 57 ülkenin 21'inin en az gelişmiş ülkeler kategorisinde bulunduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Yoksulluk, İslam dünyasının en temel sorunlarından biri. Türkiye'de 10 sene önce günlük harcaması satın alma gücüne göre 4 dolar 30 centin altında olan nüfusumuz, toplam nüfusumuzun yüzde 30'unu aşıyordu. Son ölçümlerde bu oran yüzde 2,8'e kadar düşmüş durumda. Dünyada 1 milyara yakın insan günlük olarak 1 doların altında harcamayla hayatını devam ettiriyor. Türkiye'de ise 1 doların altında harcaması olan hiç kimse kalmadı" diye konuştu. 

Türkiye'nin bunu ekonomi politikalarını güçlü sosyal politikalarıyla eş zamanlı yürüterek başardığını belirten Yılmaz, temel hakların geliştirilmediği, katılımın sağlanmadığı, hukukun güvence altına alınmadığı bir ortamda ne piyasanın etkili bir şekilde işlemesinin ne de sivil toplumun gerçek anlamda gelişmesinin mümkün olabileceğini kaydetti. 

 

"Türkiye'nin yaptığı kalkınma yardımları 2,5 milyar dolara ulaştı"

 

Cevdet Yılmaz, ekonomisi güçlenen Türkiye'nin dünyada da daha fazla ağırlık kazanmaya başladığına işaret ederek, geçen sene dünyaya yaptıkları kalkınma yardımlarının 2,5 milyar dolara ulaştığını, sadece insani yardımların 1 milyar doları bulduğunu ve bu rakamla Türkiye'nin insani yardım yapan devletler arasında 4. sıraya yükseldiğini ifade etti.

Türkiye'nin ve İslam ülkelerinin yaptığı yardımların bereketinin daha fazla olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

"Gelişmiş ülkelerin yardımlarının büyük bir kısmı yüksek maaşlara, danışmanlık ücretlerine gidiyor, çeşitli kanallarla tekrar yardım verdiği söylenen ülkeye geri gidiyor. Ama Türkiye'nin verdiği yardımlar sahaya güçlü bir şekilde yansıyor, parasal tutarının çok ötesinde bir etki oluşturuyor. Çünkü işin içine gönül katılıyor, fedakarlık giriyor. Gittiğimiz ülkeye samimi bir şekilde destek verme çabasının sonuçlarını görüyoruz.

Yurt içinde olduğu gibi yurtdışındaki insani yardımlarda devlet, özel sektör ve sivil toplum elele vermedikçe başarı elde etmek mümkün değil. Türkiye'nin resmi yardımlarının etkili olmasında da bu birlikteliğin önemi var. Türkiye, son yıllarda Afrika kıtası başta olmak üzere birçok bölgede büyükelçilikler açtı. Bunun yanında TİKA ofisler kurdu veya proje bazlı çalışmalar başlattı. Oralara ticaret müşavirlerimizi yolladık. Birçok ülkeye THY ile seferler başlattık. Bu kanallarla özel sektör o ülkelere gitti. Özel sektör, oralarda istihdam oluşturan, o ülkelerin yoksullukla mücadelesine, ekonomik gelişmesine katkıda bulunan projeler yürüttü. Herkesin kazanacağı bir anlayışla bunları yaptık."

 

"Suriye'yi gündemimizden çıkarmamalıyız"

 

Yılmaz, Türkiyeli sivil toplum kuruluşlarının dünyanın dört yanında çok çeşitli ve anlamlı projeler yürüttüklerine değinerek, bu çalışmaların ülkelerin yoksullukla mücadele etmesinin ve kalıcı kalkınma sağlamalarının yanı sıra özellikle çatışmaların ve insani trajedilerin yaşandığı bölgelerde çok önemli olduğunu söyledi. 

Suriye bu anlamda önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

"Suriye ile ilgili ne yapsak azdır. Türkiye açık kapı politikasyla bugün 600 binden fazla Suriyeli kardeşimize ev sahipliği yapıyor. Bir an önce Suriye'deki siyasi krizin aşılması ve ülkenin yeniden istikrarlı bir şekilde kendi problemlerini çözer hale gelmesi en büyük temennimiz. Burada hem sivil toplum kuruluşlarına hem de hükümetlere büyük görevler düşüyor. Suriye'yi gündemimizden çıkarmamamız gerekiyor. Filistin ve Gazze de son derece önemli. Maalesef işgal edilmiş topraklarda en temel insan haklarına riayet edilmediğini ve en temel insani ihtiyaçların karşılanamadığı bir ortam oluştuğunu görüyoruz. Bunu da uluslararası hukukun içinde bütün dünyayı harekete geçirerek aşmak durumundayız. Çünkü bunlar sadece müslümanların değil, aslında insanlığın meseleleridir."

Bakan Yılmaz, 57 üye ülkesi olan ve 1,5 milyar nüfusu kapsayan İİT'nin Birleşmiş Milletler'den (BM) sonraki en büyük yapı olduğuna dikkati çekerek, bu gücün çok daha fazla harekete geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. 

Kriz noktalarına müdahale etme konusunda Türkiye'nin elimizden geleni yaptığını belirten Yılmaz, Arakan'dan Myanmar'a, Gazze'den Somali ve Afganistan'a kadar birçok alanda zor şartlarda önemli çalışmalar yürüttüklerini söyledi. 

Tek tek ülkelerin ve sivil toplum kuruluşlarının yaptıklarının yeterli olmadığını vurgulayan Yılmaz, "Bugünkü dünyada her alanda olduğu gibi sivil toplumda da sınırlar artık eskisi kadar belirleyici değil. Sınırlar artık eski anlamlarını kaybediyor. İnsanlar sınır aşan birçok ilişki içinde birçok faaliyet yürütüyor. Dolayısıyla sivil toplum kuruluşlarının da çok taraflı mekanizmalar içinde birbirleriyle yardımlaşarak, dayanışarak yaptıkları çalışmaları artırmaları gerekiyor. Bu tür platformlarda birbirimizden iyi uygulama örneklerini öğrenme imkanımız var. Bu konuda sadece gelişmiş dediğimiz ülkelere bakamayız. Bazen dünyanın en az gelişmiş dediğimiz bir bölgede bir sivil toplum kuruluşu çıkar ve herkese ders olacak güzel bir uygulama gerçekleştirebilir. Onu görüp öğrenmemiz lazım" ifadelerini kullandı. 

Cevdet Yılmaz, İİT veya tek tek ülkeler kanalıyla sivil toplum kuruluşlarının işbirliklerini destekleyici mekanizmaların ve birlikte çalışmayı destekleyici finansman modellerinin geliştirilmesinin önemli olduğunu da sözlerine ekledi. - İstanbul