28 Şubat Davası

28 Şubat Davası
Anadolu Ajansı - Haberler | Güncel

Emekli Korgeneral İyigün: "En kötü demokrasi, en iyi askeri yönetimden iyidir.

28 Şubat Davası sanıklarından dönemin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Okul Komutanı emekli Korgeneral İzzettin İyigün, "En kötü demokrasi, en iyi askeri yönetimden iyidir. Benim komutanlarım şu çalışmayı yürüt deselerdi, ben 'hayır' diyemezdim. Kıdemim dolayısıyla BÇG içine alınmam söz konusu olmadı" dedi.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, savunmasını yapan İyigün'ün sorgusuna devam ediliyor.

İyigün, sorgusunda, Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal'ın, "Bu yürüyüş 7 Şubat için planlanan yürüyüşün öne alınması mıydı, yoksa değil miydi?" sorusuna, "Evet, bu uygulamalı eğitim 7 Şubat tarihine konulmuştu" dedi.

TSK'da da yabancı silahlı kuvvetlerde de üst rütbede bulunanların, doğrudan doğruya en küçük birliğe emir vermeye yetkili olduğunu söyleyen İyigün, "Burada, Sayın Kara Kuvvetleri Komutanına, en ufak şekilde şüpheyle bakmıyorum" ifadesini kullandı.

Başkan Tayyar Köksal'ın, "Sizin söyledikleriniz, aynı konuyla ilgili diğer sanıkların söyledikleriyle örtüşmüyor" demesi üzerine İyigün, "Ben tarihe not düşüyorum dedim. Tarihe düşeceğim not benim namusumdur. 76 yaşındaki İzzet Paşa inandıramamış sizleri. Doğrusunu söyledim. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanı da 'Emri ben verdim, EDOK ve Tümen Komutanının hiçbir suçu yoktur' dedi. Bunlar olağan şeylerdir. Şuna üzüldüm, yani ben demek ki inandıramamışım sizleri. Böyle bir durum varsa, ben yürüttüm tankları!" diye konuştu.

İyigün'ün avukatı, mahkeme heyetine, müvekkilinin rahatsızlığı nedeniyle soruları duyamadığını söyledi. Bu sırada avukatına dönen İyigün, "Hayır efendim, duyuyorum" dedi.

İyigün, devamında, "Kara Kuvvetleri Komutanı ameliyat geçirmiş. Komutanın aklına her ne gelmişse, ben bunu sormam, 'Niye yürütüyorsun demek, silahlı kuvvetlerde sorulacak şey değil" ifadelerini kullandı.

Başkan Köksal'ın, tam cevap alamadığı gerekçesiyle soruyu yinelemesi üzerine İyigün, "Şeyin altında buzağı arıyorsunuz. Koca TSK'yı bu duruma düşürmek hiç kimsenin haddine değil. Bir kuvveti kullanmak onun namus borcudur. Benim namus borcum da itaat etmektir" diye konuştu.

Üye Hakim Süleyman Köksaldı'nın, "Erdal Ceylanoğlu savunmasında, 'tatbikatın günü önceye alındı' dedi. Siz de '4 Şubat'ta yapılan çok küçük bir birliğin yürütülmesiydi' dediniz. 7 Şubat'ta ayrı bir yürüyüş oldu mu?" sorusuna İyigün, "Ben ilgili yerlere, bu boyutta bir zırhlı birliği ertesi gün hareket edecek şekilde çıkartmak doğru olmaz, çok sakıncaları var, bunu ayın 7'sinde çıkaralım dedim. 70-80 araç mevcuttu, ben onu yarıya indirdim ve 4 Şubat'ta yürüyüşü yaptık" cevabını verdi.

Mahkemeye saygı duyduğunu belirten İyigün'ün, "Mizacım sert ama böyle biri değilim. Üzücü kelimeler çıkmış olabilir ama lütfen beni anlayışla karşılayın. Bu benim milletime karşı hassasiyetimdir. İçim yanıyor. Ülkem büyük bir tehdit altındayken ben rahat duramam" demesi üzerine Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal, "Burada ülke meselelerini tartışmıyoruz. Daha dikkatli olalım" uyarısında bulundu.

Sanık avukatlarından Yasin Tekakça'nın "7 Şubat 1997 tarihinde planlanan yürüyüş tekrar yapıldı mı?" sorusuna, İyigün, "Hayır yapılmadı" yanıtını verdi.

-"Her ihtilal kendi evlatlarını yer"

Müşteki avukatı Emrullah Beytar'ın "Siz, savcılık sorgunuzda 'ben BÇG'de çalışmadım, kuranların fikirlerine de katılmıyorum' diyorsunuz. BÇG'yi oluşturan kişilerin kim olduğu konusunda bize bilgi verebilir misiniz? sorusunu, İyigün, şöyle yanıtladı:

"Benim yerim Balgat'taydı. Ne kuruldu, ne zaman kuruldu, sonradan duydum. Benim BÇG'nin içinde bulunmak gibi bir düşüncem olmadı. Eğer benim görevim Eğitim ve Doktrin Komutanı değil de Genelkurmay Başkanlığında bir görev olsaydı 'evet' derdim. En kötü demokrasi, en iyi askeri yönetimden iyidir. Benim komutanlarım şu çalışmayı yürüt deselerdi, ben 'hayır' diyemezdim. Kıdemim dolayısıyla BÇG içine alınmam söz konusu olmadı. Ben demokrasi hayranı bir insanım. Her ihtilal kendi evlatlarını yer. Ben asla kabul etmem. Arkadaşlarımı tenzih ederim. Onlar asla kötü bir şey yapmadılar. Genelkurmay'da yüzlerce çalışma grubu var. Ben savcılığa bir serzenişte bulundum. Her cümlemin arkasına yada önüne bir kelime yapıştırılmış."

Beytar'ın, "Savcılıkta size gösterilen BÇG belgelerine yorumlarda bulunmuşsunuz. BÇG için 'anladığım kadarıyla hükümeti devirmek amacıyla kurulmuş' gibi bir yorumunuz var. Bunla ilgili ne diyorsunuz?" sorusuna, İyigün, "O cümle  benim cümlem değil. O sayın savcının öne eklediği bir cümle" karşılığını verdi.

-"Sincan'daki vatandaşlar da gururla karşıladı"

Müşteki avukatı Cüneyt Toraman'ın, "Tankların yürütülmesi 28 Şubat darbesinin sembolü haline geldi. Tanklar yürütüldükten sonra Hükümet düşene kadar sürekli aynı görüntüler verildi. Hükümetin düşme sebeplerinden birisi de bu silah göstermelerdi. Tanklar haber olduktan sonra, bu emrin yanlış olduğunu, kullanıldığınızı düşündünüz mü?" sorusu üzerine İyigün, daha önce de yüzlerce tankla çeşitli yerleşim yerlerinden geçtiklerini, kimsenin korkmadığını, hatta gururla karşıladığını söyledi.

Sincan'daki vatandaşların da tankların geçişini gururla karşıladığını düşündüğünü ifade eden İyigün, "4 Şubat'ta, ne 28 şubat vardı ne başka bir şey. Her şey normaldi. Bundan sonra 28 Şubat olacak, herkese kara sürülecek duygusu bende hiç olmadı" dedi.

Müşteki avukatı Necip Kibar'ın, "Savcılık sorgunuzdaki bazı ifadeleri, rahatsızlandığınız için söylemiş olabileceğinizi belirtiyorsunuz. Savcılığa rahatsızlığınızı beyan ettiniz de izin mi vermediler? sorusuna İyigün, "Ben kendilerine iki tane büyük ameliyat geçirdiğimi söyledim ve raporlarımı gösterdim" karşılığını verdi.

-"Suçlu halkımdır"

Müşteki avukatı Namık Kemal Urhan'ın, "7 Şubat'ta yapılacak bir yürüyüş programı var. Emrin verildiği tarih ve saatte Kara Kuvvetleri Komutanı hasta. Kendisi nasıl katılacağını belirtti?" sorusuna İyigün, "Kendisinin katılacağına dair herhangi bir imada bulunulmadı. Komutan izleyecek de denilmedi. Ben Polatlı'ya gittim o dönemde. Rutin bir hareketti. Bunu ünlü yapanlar biz değiliz" yanıtını verdi.

Urhan'ın, "28 Şubat sürecini yaşadık. TSK'nın bütün mensupları suçluymuş gibi bir izlenim bırakılmak isteniyor. Asla böyle değil. Sincan'da tiyatro gösterisi yapılmış ve 3 Şubat'ta bununla ilgili soruşturma başlatılmış, sonrasında da  4 Şubat'ta tanklar  yürütülmüş. Bu bir anlam içermiyor mu?" sorusunu İyigün, "Emekli oluncaya kadar ve olduktan sonra  o kadar acı çektim ki bu tanklar için... Yemek yerken bile çatalı atıyordum görüntüler çıkınca. İnanın biz bunu çok büyüttük. Burada suçlu mu arıyoruz? Suçlu halkımın hepsidir. Şu anda dünya 21. yüzyılı yakalamak için koşuyorken biz geriye koşuyoruz. Suçlu benim halkımdır. Şu basit meselelerle zaman geçiren, dedikodu yapan halkımdır. Yazık, gerçekten yazık"  diye yanıtladı.

Duruşmaya ara verildi. - Ankara

28 Şubat Davası

Kaynak: Anadolu Ajansı

Çok Okunan Haberler

title