26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü

26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü

İhlas Haber Ajansı - Haberler | Güncel
26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü

26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü nedeniyle İzmir Barosu Toplantı Salonu'nda açıklama yapan insan hakları kuruluşları temsilcileri, başta Gezi Parkı ve cezaevleri olmak üzere Türkiye'de işkence ve kötü muamelenin sürdüğünü belirtti.

26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü nedeniyle İzmir Barosu Toplantı Salonu'nda açıklama yapan insan hakları kuruluşları temsilcileri, başta Gezi Parkı ve cezaevleri olmak üzere Türkiye'de işkence ve kötü muamelenin sürdüğünü belirtti.

Ortak açıklama toplantısına Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şube Başkanı Hüseyin Korkmaz, Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği Sekreteri Coşkun Üsterci, İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şube Başkanı Adnan Kaya da katıldı.

TÜRKİYE'NİN İKİ YILLIK İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE RAPORU

Anıl Güler, Türkiye'nin 2012-2013 verilerini açıkladı. Buna göre, "2012 yılında Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın (TİHV) Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezlerine işkence gördüğü gerekçesiyle 553 kişi başvuru yaparken bunlardan 240'ı aynı yıl içinde işkence gördüğünü belirtmiştir. 2013 yılının ilk beş ayında 346 kişi işkence gördüğü gerekçesiyle başvuru yaparken bunlardan 95'i 2013 yılı içinde işkence gördüğünü belirtmiştir. 2013 Haziran ayında bugüne kadar sadece Gezi Parkı protestoları sırasında işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı için 169 kişi TİHV tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine başvurmuştur. 2012 yılında 9 kişi gözaltında yaşamını yitirmiştir. İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) verilerine göre, 2012/13 yıllarında 2571 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kalmıştır."

GEZİ İHBARIMIZIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

Açıklamayı okuyan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Anıl Güler, protestolarda yaşanan polis ve eli sopalı kişilerle ilgili yaptıkları suç duyurusunun takipçisi olacaklarını söyledi.

İŞKENCE İDDİALARI ARAŞTIRILMIYOR

Avukat Güler, işkence yapan kamu görevlilerinin resen soruşturulmaması, ceza verilmemesini eleştirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Öte yandan işkence yapan kamu görevlilerinin ve işkence iddialarının resen soruşturulmaması, yapılan soruşturmaların etkin ve bağımsız olmaması, işkence yapan kamu görevlilerinin yargılanması için izin sistemine başvurulması, ceza ertelemeleri, savcı ve yargıçların sübjektif ve tarafsızlıktan uzak zihniyet yapıları gibi nedenler de cezasızlığı fiili hale getirmektedir."

GEZİ PROTESTOLARI TABLOSU VAHİM

Türkiye'nin İşkenceye Karşı Sözleşme'yi 1988 yılında kabul ettiğini, Anayasa ve Ceza Kanunu'nda işkenceyi yasakladığını vurgulayan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Anıl Güler, açıklamalarını Gezi Parkı protestolarının istatistiki bilançosunu vererek sürdürdü.

Güler, 1 Mayıs 2013'te İstanbul ve yakın günlerde Taksim Gezi Parkı protestoları sırasında bunların yaşandığını söyledi.

Ülke çapında 2 milyon 500 bin kişinin katıldığı Gezi Parkı protestolarına polisin aşırı, orantısız, ölçüsüz müdahalesi sonucu 4 göstericinin yaşamını yitirdiğini anlatan Güler, sözlerine şöyle devam etti: "Türk Tabipleri Birliği (TTB)'nin 24 Haziran 2013 tarihli verilerine göre, 8 bin 38 kişi de yaralanmıştır. 60 kişinin durumu ağırdır. 5 ağır yaralının hayati tehlikesi mevcuttur. 103 kişi kafa travmasına uğramış, 11 kişi gözünü kaybetmiş, 1 kişinin de dalağı alınmıştır. Tablo vahimdir. Olaylar sırasında güvenlik güçlerinin herhangi bir adli işlem yapma amacı dışında sırf cezalandırmak ve intikam almak amacıyla hareket etmesi hiçbir şekilde zor kullanma yetkisiyle açıklanamaz."

GÖSTERİ SIRASINDA KİMYASAL GAZ KULLANILAMAZ

Avukat Güler, gösteriler sırasında kimyasal gaz kullanıldığını savunarak, bunun da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin maddelerine aykırı olduğunu kaydetti.

Güler, şunları söyledi: "Yetkililerin açıklamalarına göre, Gezi Parkı protestolarına müdahale sırasında 130 bin civarında biber gazı fişeği kullanılmıştır. Kimyasal gaza maruz kalan kişilerde ise gazın doğrudan toksik etkisiyle veya gaz kapsüllerinin vücutlarına isabet etmesi sonucu ciddi yaralanma ve ölümler olmuştur. Buna rağmen Türkiye'de toplumsal olaylara müdahalede sıklıkla başvurulan göz yaşartıcı kimyasalların kullanımına dair herhangi bir yasal düzenleme yoktur. Oysa gazın nasıl kullanılacağı açık ve katı kurallara bağlanmalı, takdir marjı çok dar olmalıdır. Ayrıca, güvenlik güçlerine eğitim verilmemekte, gaz kullanımı tamamen keyfi bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Bugüne kadar gazın keyfi kullanımı nedeniyle yaptırım uygulanmış hiçbir kamu görevlisi veya kolluk amiri yoktur." - İZMİR

Kaynak: İhlas Haber Ajansı

Manşet Haberler

title