2018 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

2018 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

Anadolu Ajansı - Haberler | Politika
2018 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, "İstanbul'daki Rumlardan da Ermenilerden de Yahudilerden de Yunanistan'a gittiklerinde 'Batı Trakyalı soydaşların hakkını verin' demelerini bekliyoruz.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, "İstanbul'daki Rumlardan da Ermenilerden de Yahudilerden de Yunanistan'a gittiklerinde 'Batı Trakyalı soydaşların hakkını verin' demelerini bekliyoruz." dedi.

Çavuşoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Başbakan Yardımcılığına bağlı kurumların bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Çavuşoğlu, kendisinin de Batı Trakya'da, Gümülcine'de doğduğunu ve azınlık ilkokulunda okuduğunu belirterek, "İçinde doğup büyüdüğüm atmosferin içinde yaşamış olduğum bazı olaylar ve kişisel tarihim neticesinde mutlaka empati yapmayı ön plana alıyorum." diye konuştu.

Azınlıkların, bırakıldıkları ülkelere bir emanet olarak tevdi edildiklerini ifade eden Çavuşoğlu, "Böyle görüyorum. İstanbul'daki gayrimüslim azınlıklarımız Türkiye'ye; Yunanistan, Batı Trakya'daki Müslüman Türk azınlığı da Yunanistan'a emanet edilmiştir." diye konuştu.

Vakıfları azınlıkların "nefes borusu" ve "can damarı" olarak niteleyen Çavuşoğlu, İstanbul'da 64, Çanakkale'de 6, Hatay'da 7 Rum vakfı; İstanbul'da 48, Hatay'da 3, Diyarbakır'da, Mardin'de, Kayseri'de birer Ermeni vakfı; İstanbul'da 12, Hatay'da 2, Çanakkale'de, Bursa'da, Ankara'da, Kırklareli'nde, İzmir'de de birer Musevi vakfı, İstanbul'da 1, Şırnak'ta 1, Diyarbakır'da 1, Mardin'de 6, Elazığ'da 1 Süryanı vakfı bulunduğuna dikkati çekti. Çavuşoğlu, ayrıca Keldani, Bulgar ve Gürcü vakıfların da olduğunu söyledi.

Son 15 yılda vakıflarla ilgili yapılan yasal düzenlemeleri anlatan Çavuşoğlu, AK Parti iktidarları olarak vatandaşların demokratik haklar bağlamında her türlü hakka sahip olmasını arzu ettiklerini vurguladı.

Çavuşoğlu, Ermeni kültür mirasının korunmasına yönelik projeleri anımsatarak, bu çerçevede 3 Ermeni uzmanın 2015'te Türkiye'ye geldiğini, söz konusu çalışmalara katılarak incelemelerde bulunduğunu vurguladı.

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan'ın, sorularına yanıt veren Çavuşoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığınca restorasyon çalışmaları yapılan Ermeni kilise ve eserlerine değindi. Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Erivan'daki Serdar Sarayı'ndan haberiniz var mı? Nerede bu saray. Yerinde var mı? Kalıntısı var mı? Yeller esiyor. O zaman sayın Paylan sizden bir ricam var. Kim yapmış biliyor musunuz? Revan Hanı Hüseyin Ali Han yapmış. Lütfen şimdi basın açıklaması yapın ve bunların gün yüzüne çıkarılması için Ermenistan'ın gerekli işleri yapmasını isteyin. Eğer yapamıyorsa TİKA ile iş birliği sağlasınlar, biz yapacağız. Şah İsmail Mescidi... Haberiniz var mı Ermenistan'da bulunduğundan ve ne durumda olduğundan? Yok, şu anda yok. Şah Abbas Mescidi şu anda yok. Ülkemize haksızlık yapmak gerçekten de olmuyor."

-"Osmanlı eserlerin restorasyonu çağrısında bulunun"

Çavuşoğlu, Ruhban okuluyla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamaları bulunduğunu belirterek, "Ben öbür gün Batı Trakya'da olacağım. Bunları yaptığımız için Batı Trakya'daki soydaşlarım benim yakama sarılıp, 'niçin bizim hakkımızı istemiyorsunuz' diye bağırdıklarında ne söylememi istiyorsunuz?" diye sordu.

Paylan da "(Onlar bizim vatandaşlarımız. Biz yapalım onlar utansın) deyin" ifadesini kullanarak, "Hep mütekabiliyet" dedi.

Bunun üzerine Çavuşoğlu, şu karşılığı verdi:

"İstanbul'daki Rumlardan da Ermenilerden de Yahudilerden de Yunanistan'a gittiklerinde 'Batı Trakyalı soydaşların hakkını verin' demelerini bekliyoruz."

'Ruhban okulu açın' diyorsunuz. Yunanistan'da çıkarılan kanun var, müftülüklerin seçimi yok. Atina'daki bizim Fethiye Camisi'ni restore ettiler ve müze olarak kullandırılıyor. 'Mütekabiliyet' demiyorum. Bunlar yaşanırken biz bunları yaparken birilerinin de bunu görmesi gerek. Biraz evvel bahsettiğim Ermenistan'daki Osmanlı yadigarı eserlerin restorasyonu için çağrıda bulunun. Ruhban okulunun açılmasının şartlarını sayın Cumhurbaşkanımız 2012 yılında 8 Şubat'ta grup toplantımızda açıkladı. 3 şart söyledi. Onları size hatırlatıyorum."

-Tutuklu gazeteciler

Geçmiş yıllara nazaran tutuklu gazeteci sayısında artma nedeninin FETÖ'nün darbe girişiminin bir neticesi olduğunu belirten Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Oradan kaynaklanan soruşturmalardandır. Ülkemizde darbe teşebbüsü sonrası yapılan soruşturmalarda birçok medya kuruluşunun terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu ortaya çıkmıştır. OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yapılan işlemler Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olması nedenine dayanmaktadır. Bu kapsamda tutukluluk, gözaltı ve benzeri durumlar Adalet ve İçişleri bakanlıkları bünyesinde yürütülmektedir. Tutuklananlardan sadece 8'i gazeteci basın kartı sahibidir. Bunların 5'i terör suçundan, 3'ü ise adli suçtan yargılanmışlardır."

Çavuşoğlu, gazetecilerin basın kartı iptali işleminden sonra durumundaki son değişiklik değerlendirilerek, basın kartının yeniden düzenlenmesinin söz konusu olduğuna dikkati çekti.

Bazı Avrupa ülkelerinde ve ABD'de gazetecilerin yaşadığı hukuki süreçlere ilişkin örnekler veren Çavuşoğlu, "KHK'lar gözönünde bulundurulduğunda görülecektir ki basın yayın alanına doğrudan müdahale eden ve bu alanı regüle etmeyi amaçlayan düzenlemeler yapılmamıştır." dedi.

TİKA'nın faaliyetleri

TİKA'nın faaliyetleri hakkında bilgi veren Çavuşoğlu, TİKA tarafından Lübnan'da St. George Kilisesinin yenileme çalışmalarının, projenin bölgedeki Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından memnuniyetle karşılandığını söyledi. Çavuşoğlu, "18 mezhebin bulunduğu Lübnan'da TİKA bütün dinlerin mabetlerine ve bütün kültürlerin abideleri sahip çıkma iradesinde olduğunu kamuoyuyla paylaşmıştır." dedi.

Çavuşoğlu, Beyrut'taki Ermeni mahallesinde etnik milliyetçi Taşnakların engelleme ve tehditlerine rağmen Ermeni esnaf TİKA temsilcileri tarafından tek tek ziyaret edilerek iş birliği teklifinde bulunulduğunu bildirdi.

Filistin'in Beytüllahim kentindeki en son Osmanlı idaresinde tadilat görmüş Doğuş Kilisesinin restorasyonunun TİKA tarafından katkı sağlanarak tamamlandığını belirten Çavuşoğlu, Gürcistan'da Ermeni köyüne içme suyunun TİKA tarafından götürüldüğünü, Balkanlar'da da çok kültürlülüğe TİKA'nın önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"TİKA sahadaki tecrübesiyle devletimizin adeta sinir ucu olarak 17-25 Aralık'a giden süreci oldukça erken bir dönemde hissetmiştir. FETÖ, özellikle uluslararası alanda TİKA'nın faaliyetlerini, yapılanmak istediği ülkelerde kendisine bir engel olarak görmüştür. Eğitim, yardım, sosyal faaliyetler başta olmak üzere örgütün girmek istediği her boşluğu sahada TİKA doldurmuştur. Bu süreç içinde FETÖ ile herhangi bir iltisakı, irtibatı olan firmalar ve STK'larla arasına çok net bir mesafe konulmuş, bütün tedarik zincirleri dışında tutulmuştur. 15 Temmuz sonrası süreçte de örgütün ülkemizin uluslararası irtibatına yönelen iftiracı propaganda faaliyetlerine karşı 60'a yakın ofisiyle TİKA en etkin mücadeleyi yürütmektedir. Maarif Vakfı iş birliğinde TİKA'nın inşa ve tadil ettiği eğitim kurumları FETÖ'nün alandaki etkisini zayıflatmıştır. Kurum kendi içinde FETÖ tasfiye sürecini titizlikle yürütmüş, FETÖ ile irtibatı iltisakı tespit edilen personeli de KHK'larla ihraç etmiştir."

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manşet Haberler

title