2008 Yılı Bütçe Görüşmeleri

2008 Yılı Bütçe Görüşmeleri

TBMM Plan Bütçe Komsiyonu'nda 2008 Yılı Bütçe Görüşmeleri Sürüyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın Bütçesinin Ele Alındığı Oturumda, 28 Şubat Sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Olan AK Parti İstanbul Milletvekili Nejat Birinci, İlginç Açıklamalarda Bulundu. Birinci, Müsteşar Olduğunda Kendisine Önceki Müsteşar Tarafından Bir Kasa Anahtarı Verildiğini Söyledi. Bu Kasaya 1.5 Yıl Hiç Yaklaşmadı...

2008 Yılı Bütçe Görüşmeleri

TBMM Plan Bütçe Komsiyonu'nda 2008 yılı bütçe görüşmeleri sürüyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütçesinin ele alındığı oturumda, 28 Şubat sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olan AK Parti İstanbul Milletvekili Nejat Birinci, ilginç açıklamalarda bulundu. Birinci, müsteşar olduğunda kendisine önceki müsteşar tarafından bir kasa anahtarı verildiğini söyledi. Bu kasaya 1.5 yıl hiç yaklaşmadığını, bir gün merak ettiğini ve açtığını söyleyen Birinci, 3 büyük klasörle karşılaştığını,

içindeki bilgilerin ise bakanlık merkez bürokratlarından, il, ilçe milli eğitim müdürlerine, müdür yardımcılarına ve öğretmenlere kadar bin sayfalık 'fişleme' bilgisi olduğunu söyledi.

Muhalefetin kadrolaşma suçlamaları üzerine Milli Eğitim Bakan Hüseyin Çelik'le birlikte çalıştığını hatırlatarak söz alan AK Parti'li Birinci, o dönem 28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu olarak adlandırılan birim tarafından Milli Eğitim Bakanlığı çalışanlarına ilişkin hazırlanan dosyayla ilgili şunları anlattı:

"2003 yılında müsteşar olunca bana bir kasanın anahtarı verildi. Bu anahtar, müsteşarlık makamının arka tarafında bulunan kozmik odadaki bir kasanın anahtarıydı. Uzunca bir süre açmadım. 1.5 yıl sonra açtığımda çeşitli renklerle işaretlenmiş 3 klasörden oluşan bin sayfalık doküman vardı. Bakana haber vermedim. Dosyaları alıp bir arkadaşımın evine götürdüm ve orada yaktım."

Bu açıklama komisyonda şaşkınlığa sebep olurken, CHP'li üyelerin "Devlet dokümanını neden yaktın?" diye seslenmeleri üzerine Birinci, "O dokümanlar artık bana aitti" karşılığını verdi. Bu arada CHP'li Mustafa Özyürek, "Resmi belge mi?" diye sordu. Birinci, "Fişlemenin resmisi var mı?" diye karşılık verdi.

Bir başka açıklama da CHP'li Mustafa Özyürek'ten geldi. CHP lideri Deniz Baykal'ın yeni açılımına paralel bir öneride bulunan Özyürek, Kuzey Irak'lı öğrencileri Türkiye'de eğitmenin bir yolunun bulunması gerektiğini dile getirerek, bunun oradaki halkı kazanmanın bir yolu olduğunu savundu. Özyürek, bu çerçevede Türkiye'de okuyacak yabancı öğrencilerin İngilizce ve Türkçe yapılan YÖS (Yabancı Öğrenci Sınavı) sınavında Kürtçe ve Arapça'nın seçenek olması gerektiğini dile getirdi. Özyürek, "Arap, Kürt,

Türkmen gençler gelsinler, Türkiye'de eğitim görsünler. Başarıları kendi dillerinde de ölçülebilsin" diye konuştu. AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı ise, kızının türban nedeniyle üniversiteden atıldığını söyleyerek şunları anlattı:

''Üniversiteden birlikte eve arabayla dönerken, yolda birbirimizin yüzüne bile bakmadık ve ağladık. Ama biz o gün kimseyi tenkit etmedik, eleştirmedik. O kızım okumadı. Şu anda onun da bir kızı var. Onun kızının hür olarak okuyacağı günleri bekleyeceğim. Hiç bir kişiye kalben kırgın değilim. Biz bu ülkenin insanlarıyız ve bu ülkeden hiç bir yere gitmeyeceğiz. Bir gün birbirimize inanacağımız, şüphe etmeyeceğiz günleri hasretle bekliyorum. 'Sen demek istedin ki...' denilmeyen bir

ülkeyi samimi olarak bekliyorum.''

Konuşmaların ardından Milli Eğitim Bakanı Çelik, milletvekillerinin soru ve eleştirilerini cevaplandırdı. Çelik, Eğitime Yüzde Yüz Destek kampanyası kapsamında vatandaşların okul yaparak vergiden düştüğü eleştirilerinin doğru olmadığını, 1 trilyon liraya malolan bir okulun 800 milyarlık kısmını okulu yaptıran vatandaşın ödediğini, 200 milyar lirasını ise vergiden düştüğünü kaydetti. Bakan Çelik, bunların bir moral motivasyonu olduğunu, böylece birçok işadamının okulu olmayan bir çok yere okul yada yurt

yaptırdığını ifade etti. Bakan Çelik, 'Sürekli müfredat değiştiriliyor eleştirilerine' ise, "Değiştirdiğimiz müfredat 40 yaşındaydı. Yerinde sayıyordu. Değiştirilmesi gerekiyordu, değiştirildi" cevabını verdi. Bakan Çelik, hedeflerinin 2012 yılında 30 kişilik sınıflar olduğunun altını çizerken, yurtdışı eğitiminin önemini de vurguladı. 70 bin öğrencinin yurtdışında okuduğunu kaydeden Bakan Çelik, bugün dünya üzerinde 2 milyon gencin kendi ülkesi dışında eğitim-öğretim gördüğünü ifade etti. Çelik,

yurtdışında okuyan 70 bin öğrencinin 30 binin Kuzey Kıbrıs'ta eğitim-öğretim gördüğünü ifade ederken, "Kıbrıs'tan Üniversite öğrencilerimizi çeksek Kıbrıs üniversiteleri çöker" diye konuştu.

Bakan Çelik, konuşmasında okullardan para alınmasının önlenemediğini ancak okullardan para alınıyor diye ücretsiz kitap dağıtılmasının durdurulması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını belirtirken, CHP'lilere de "Bedava kitabı kaldıracak mısınız?" diye sordu. CHP'liler ise "Hayır" cevabını verince Bakan Çelik "Tamam" dedi. Bakan Çelik, Türk-Alman Üniversitesi adı altında bir üniversite kurulması için Başbakan Erdoğan ile Alman Başbakanı'nın prensipte anlaştığını ifade ederken, "Türk-Alman

Ünivresitesi kurulmasıyla ilgili çalışmalar devam ediyor. Prensipte anlaşıldı. Galatasaray gibi devlet üniversitesi mi olsun, vakıf mı belli değil. Bir ayağının Almanya'da, bir ayağının burda olmasını arzu ediyoruz. Öncelikle de burada yapılması düşüncesi var" diye konuştu.

(AU-OK-Y)