20. Forum İstanbul konferansları başladı

20. Forum İstanbul konferansları başladı

Online Forum İstanbul konferansları, Türk Telekom'un ana sponsorluğunda Dünya Gazetesi'nin sosyal medya hesapları üzerinden dijital ortamda eş zamanlı olarak başladı.

20. Forum İstanbul konferansları başladı
01.06.2020 19:07 | Son Güncelleme: 01.06.2020 19:07

Online Forum İstanbul konferansları, Türk Telekom'un ana sponsorluğunda Dünya Gazetesi'nin sosyal medya hesapları üzerinden dijital ortamda eş zamanlı olarak başladı.

Bu yıl ilk kez online olmak üzere 20'ncisi düzenlenen etkinliğe, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları, Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hakan Yurdakul, Dünya Bankası Çin, Moğolistan ve Kore Direktörü Martin Raiser ve Atlantik Konseyi Üyesi ve eski Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) Başkanı Hung Tran katıldı.

Yurdakul, etkinlik kapsamında düzenlenen "Kilitlenen Dünyanın Kilidi Nasıl Açılacak?" başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı salgından çok önce başladığını ancak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bu krizin derinleştirdiğini dile getirdi.

Bu ticaret savaşının derinleşerek sürmesini öngördüğünü ve her iki tarafın da kendi lehine bir şeyler yapacağını belirten Yurdakul, "Bunun tabii küresel ekonomiye negatif etkisi olacak. Bu süreçte de AB'nin hem kendi içinde dahil yardımlaşmayı beceremediği için hem de tam olarak atıl ve pasif bir durumda kalmayı tercih ettiği için zemin kaybedeceğini görüyoruz. Burada Türkiye'nin hikayesi. Bizim ne kazanacağımız. Yani biz bu değişimden ticari dengelerin değişiminden ve çoklu yapılardan ne kazanacağız? Türkiye'nin kazanacağı şeylerin olduğuna eminim." dedi.

"Yeni organizasyon modelleri ortaya çıkacak"

Diğer öngörülerini de paylaşan Yurdakul, şunları kaydetti:

"Diğer öngördüğüm şey, bu küresellik ve çok merkezlilik yerine daha bölgeselci yapılar ortaya çıkacak. Daha adil, karşılıklı bağımlılığı daha benimsemiş, güvenilir, dolayısıyla yeni bölgesel yapılar ortaya çıkacak hem ticarette hem de ekonomide. Bu da eski organizasyonların kısmen değişmesine neden olacak.

Mesela Dünya Bankası'nın bence kısmen değişmesine neden olacak hem de yeni organizasyon modelleri ortaya çıkacak. Burada Türkiye'nin hem kendi kendine yeterlilik hem de diğer ülkelere yardım performansının, en azından itibar olarak bir karşılığı olduğunu ve bu itibarın da bir 'şeye' dönüşeceğini, yani bölgesel oluşumlarda Türkiye'ye bazı avantajlar kazandırabileceğini ön görüyorum."

"Petrol fiyatlarındaki toparlanma, muhtemelen bu sene olmayacak"

Küresel para düzeninde de uzun vadede değişimler olabileceğine dikkati çeken Yurdakul, "Yani daha çok rezerv paralara dayanan düzenden bahsediyorum, dolar ve avrodan bahsediyoruz büyük oranda, orta vadede olmasa da uzun vadede değişecek. Çünkü rezerv para olma sorumluluğunu dünya insanları için yerine getirmeyen yapılan, üstelik bu rezerv paraları türlü ticaret engelleri ve yaptırımları uygulamak için kullanabilen yapıların çok uzun süre kabul görmesi heralde çok mümkün değil ama bir tarafta da gerçeklikler var. Kısa, orta vadede değil ama uzun vadede daha değerli madenlere dayanan, ya da yerel paralara dayanan karşılıklı ticaret ilişkilerinin gelişeceğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Yurdakul ayrıca, petrol fiyatlarındaki toparlanmanın muhtemelen bu sene olmayacağını ve bu sene için düşük bir talep ve düşük bir üretim beklendiğini dile getirdi.

Emtia zengini olmayan ve büyüme modelinin tipik bir gelişmekte olan ülke büyüme modelinden farklı olması nedeniyle Türkiye'nin avantaja sahip olduğunu belirten Yurdakul, şunları söyledi:

"Özel sektörümüz açısından iç talepten ziyade ihracat ve sermaye yatırımları önem kazanacak. Doğrudan yatırımlar adına girişim sermayelerinin önemi artacak ve bu alana ilişkin düzenlemeler olacak. Çin'in kısmen kısa ya da orta vadede boşalttığı, boşaltacağı tedarik zincirindeki yerlerini tamamlayacak ülkeler arasında Türkiye yer alıyor. Dış ticaret açığımız, yerlileştirme konusunda Türkiye'ye avantaj sağlıyor. Sağlık sektörü açısından hem hizmet hem de tıbbi cihaz sektörü açısından gelişmeler olacak. Tarım, gıda, bilişim ve savunma sanayisinden Türkiye'nin önemli fırsatları var."

"2020 yılında 16 milyon kişinin derin bir fakirliğe düşeceğini öngörüyoruz"

Dünya Bankası Çin, Moğolistan ve Kore Direktörü Martin Raiser de Forum İstanbul'a ilk olarak 2015 yılında katıldığını ve o zamandan bu zamana değişen dünyada değişmeyen şeylerden birinin Türkiye'nin konukseverliği olduğunun altını çizdi.

Doğu Asya'nın dışında birçok ülkenin gayri safi milli hasılasında düşüşlerin olacağını, ödeme güçlüğü olan şirketler ve ülkelerin istihdam oluşturma pazarlarında da büyük sıkışmaların olacağını aktaran Raiser, Çin'de endüstri sektörünün, hizmetler sektöründen daha hızlı iyileştiğini ifade ederek, "Krizden önceki durumuyla karşılaştırırsak Çin'in büyüme hızı yüzde 4 ila yüzde 5 olacak. Dünya ölçeğinde, kamu sağlığı açısından hızlı tepki vermek son derece önemli. Bu salgını hızlı kontrol altına alan ülkelerin durumu daha iyi." diye konuştu.

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkisinin büyük bir avantaj olduğuna işaret eden Raiser, Türkiye'nin AB ile siyasal sorunlar olsa bile Türkiye'nin AB karşısındaki öneminin azalmayacağını dile getirdi.

Raiser, Kovid-19 nedeniyle uygulanan sınırlamalar ortadan kalktığı zaman özellikle hizmet sektöründe iç ve dış talep gibi konulardan bahsedilebileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Çin'de imalat sanayi çok büyük ve gelişkin ama Çin'in dışında üretilen malı satın alacak odak bulunamıyor. Güçlü sağlık önlemleri alınmazsa, bağışıklık kazanılmazsa stratejik geliştirmek zor olacaktır. 2020 yılında 16 milyon kişinin derin bir fakirliğe düşeceğini öngörüyoruz. Para ve mali politikalara bakıldığında, gelişmekte olan piyasalarda durum daha trajik. Ödeme güçleri yok, emtia fiyatları düşük."

"Küresel ekonominin iyileşmesi yavaş olacak"

IIFBaşkanı Hung Tran da ülkelerin ağır mali desteklere ihtiyaçları olduğunu ve küresel ölçekte tedarik zincirinde değişikliklerin olacağını söyledi.

Tran, Kovid-19 nedeniyle üretim sektörünün çok kötü darbe aldığını belirterek, "Bundan daha da fazlasını hizmet sektörü de aldı. Dolayısıyla bazı hizmetlerin devre dışı kaldığını gördük. Bunu ABD'de de hizmet sektöründe yüzde 22 gibi oranda işten çıkarmalar var." dedi.

ABD'de de eyaletler bazında federal ölçekte çok büyük bir finans düğümünün olduğuna değinen Tran, "Milyonlarca insanın işini kaybetmesi sonucunda da ABD'de iyileşme çok yavaş olacak. Koşullar böyle devam ederse iyileşme çok yavaş olacak. Dolayısıyla bu da küresel ekonominin iyileşmesini de yavaşlatacak." ifadelerini kullandı.

Tran, Kovid-19 sürecinde verimliliğin büyümesinin çok büyük düşüşler gösterdiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Önümüzdeki 5 yıl içerisinde, kamu borçlarının artacağını öngörebiliriz. Daha yaşlı olan nüfus ve bunların emeklilik hakları gündeme geldiği zaman yeni sosyal politikaların geliştirilmesi gerekecek. Tedarik zincirini daha kısaltmamız gerekiyor. Sermayenin akışkanlığı konusunda sınırlamalarla karşılaşacağız. Gelecekte bir dünyada doğu ve batı olmak üzere iki farklı ideoloji olacak. Düzenleyici önlemler, ticari korumacılık gündeme gelecek. Geçtiğimiz son 60 yıl içerisinde bütün dünyada zenginleşmeyi gördük ama bu zenginleşmenin dağılımındaki eşitsizliğin bizleri nereye getirdiğini gördük. İç ticaretin daha kapalı hale geleceğini söyleyebiliriz."

Kaynak: AA

title