FENERBAHÇELİ KADIN FUTBOL YAZARI FERYAL PERE VE GALATASARAYLI MESLEKTAŞI BANU YELKOVAN BUGÜN SAAT 19.00'DA ŞAMPİYONLUK DÜĞÜMÜNÜN ÇÖZÜLECEĞİ GALASATARAY-FENERBAHÇE DERBİSİ ÖNCESİNDE KARŞI KARŞIYA GELDİ. KORKMAYIN!..
Ne kan aktı, ne de küfürleşme vardı. Bu söz düellosunda sahalarda görmek istemediğimiz hiçbir görüntü yaşanmadı!.. Bazı erkek meslektaşları gibi "şov" yapmadan sadece futbol konuştular. Kadın ve anne olduklarından sataşmalar bile "ince"ydi. Akşam maçta ne olur bilinmez ama Pere-Yelkovan karşılaşmasında kazanan dostluk oldu.
Eskiden kadın futbol yorumcuları için "renk katıyor" yorumu yapılırdı. Bu anlayış yıkıldı mı artık?
Banu Yelkovan: Şimdi "kenar süsü" diyorlar. Ancak ne kadar öyle söyleseler de yazılarımızı beğenenler olduğunu biliyoruz.
Feryal Pere: Bazıları da benim yazdıklarımı "hiç okumuyormuş" numarası yapıyor. Asla okumazmış, hiç haberi yokmuş. Hatta "O mu, çiçek- böcek" havasına giren pek çok kişinin, konuşmalarının bir noktasında yazılarımızı ezbere bildiğini fark ediyorum ve çok keyifleniyorum.
Futbolun ne kadar içindesiniz? Aston Villa'nın oyuncularını da bilir misiniz?
F.P: Burada Banu ve benim aramda ciddi bir fark var. Banu, Aston Villa'nın yedek kulübesini bile iyi bilir. Bilmekle yetinmez, izler. Benim merkezimde ise sadece Fenerbahçe var.
B.Y: Aston Villa'nın da maçını izlerim, bir başka takımın da. Çok ilgiliyim futbolla. Her gün okumazsam kafayı yediğim bir sürü futbol sitesi var. France Football'u okumazsam kendimi kötü hissederim. Ancak hayatımın merkezine koymam. Erkekler gibi elimde bira, önümde cips bütün günümü maç izleyerek geçirmem. Bir arkadaşımın düğünü varsa giderim. Yani "Aston Villa'nın maçı var, ben gelemeyeceğim" demem.
Maça gittiğinizde yeriniz basın tribünü mü olur, seyircilerin arası mı?
F.P: Bir kez basın tribününe gittim. Yıllar önce Fener'in seyircisiz oynadığı Adanaspor maçıydı. Gider gitmez arkadaşların fenalık geçirdiğini hatırlıyorum. Çünkü forma ile gittim. "Ceza alırsın" diye isyan ettiler. Basın tribününde bağıramıyorsun, çok sıkıcı. Kardeşim bıraksa açık tribünde izleyeceğim maçı. Oradaki coşku bambaşka.
B.Y: Ben de o maçta görevliysem, basın tribününe gidiyorum. Değilsem, büyük bir zevkle tribüne gidiyorum. Ama o maçı yazacaksam, bir yandan "laylaylay" bir yandan "Dur, kim kime pas attı göreyim" birlikte olmuyor.
Bir kadın olarak tribünde olmak nasıl bir duygu?
B.Y: Şu anda bir kadın-erkek farkı yok. Ama ben "Sen dur bacım, şöyle gel" dönemlerini hatırlıyorum. Etrafta, "Dur, ayıp oluyor, küfretmeyelim" dendiği dönemlerdi. O zamanlar kadının tribünde olması acayip bir şeydi. Parmakla sayardın tribündeki kadınları. Ama şimdi öyle değil.
F.P: Neredeyse yarı yarıya şimdi.
Kadınların tribünde olması bir farklılık yarattı mı?
B.Y: Kadının tribünü değiştirdiği kesin. Bir kadın girince, erkekler kendilerine çeki düzen veriyor. Aslında erkekten daha fazla küfreden, elinde bira-cips maça giden kızlar da var. Ama kadınların kendilerini kabul ettirmek için erkekleşmesine gerek yok.
Takımlarınızı hiç eleştirmediğiniz söyleniyor... Bu iddialarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
F.P: Bunun eksiklik olduğunu sanmıyorum. Zaten eleştirenler bol miktarda var.
B.Y.: Galatasaray kulübünün en eski kapalı taraftarlarından biri arkadaşım. Bir gün kendisinin kombine almadığını gördüm ve "Nasıl almazsın, tanıdığım en iyi Galatasaraylı insansın" dedim. "Biz bunu yapmazsak yönetim arada bir yanlış yaptığını nasıl anlayacak" dedi. Yani protestonun ve eleştirinin de yolları var. İlla ki eleştirmek için ona "Yuh" diye bağırmanın anlamı yok. "Sen oranın yolunu yapmadıkça ben Olimpiyat Stadı'na gelmiyorum kardeşim" demek de bir eleştiridir.
F.P: Ayrıca, bizim 'Fark edilelim, en güzel ben eleştiririm' gibi bir kaygımız yok. Ama biz hep tek sese alışmışız. "Böyle yazılır futbol, böyle yapılır yorum" deniyor. Hayır, böyle bir şey yok. Başka türlü de olabiliyor işte...
Erman Toroğlu Ahmet Çakar ikilisi şov yapıyor
Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar ikilisi sizce spor yorumculuğunu şova dönüştürmedi mi?
F.P: Kesinlikle... Ayrıca şu anda futbolla uzaktan yakından alakası olmayan iki şov programının yıldızı onlar.
B.Y: İnsanlar artık onları eğlenmek için seyrediyor. Onlar da bilerek şov yapıyor. Ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Mesela Erman Toroğlu'nu seyrediyoruz, çünkü mecburuz... Bütün maçların görüntüleri orada. Sırf golleri hızlı hızlı özet verseler o program daha çok reyting alır gibime geliyor.
Kadın yorumcular olarak biraraya gelir misiniz sık sık?
B.Y: Görüşürüz. Biz hakikaten birbirini seven insanlarız. Genelde buluşup dedikodu yapmayı severiz.
Hep futbol mu konuşursunuz?
B.Y: Yok, canım. Mümkün olduğu kadar konuşmayız. Gülengül (Altınsay), Ebru (Köksaldı) ve ben biraraya geliriz. Birbirimizi çok severiz. Belki erkek yorumculardan en büyük farkımız bu. Birbirimizi takip ederiz ve birbirimize laf geçirmeye tenezzül etmeyiz.
F.P: Birbirimize köstek değil, destek oluyoruz.
Golü engelleyen sihirli isim: Condoleezza Rice
Bazı taraftarlar karşı takımın oyuncusu tehlikeli gelince "Hoşt" diye bağırıyor. Sizin var mı böyle totemleriniz?
F.P: Ersin Salman'dan ilham aldığımız bir şey var. Çok ciddi bir frikikle karşılaşınca veya penaltıysa, "Condoleezza Rice" diye bağırıyoruz. ABD Dışişleri Bakanı'nın adını söylüyoruz. Ersin'in tezi şöyle: Rice, İngilizce'de pirinç demek ya, kendisi de siyah... Böylece kara büyü yapmış oluyoruz. Ama hep tutuyor.
B.Y: Ben maçtan önce karşı takımı överim. Çünkü kimi översem ona nazar değer. Bir gün mandalina yerken gole yakalandım. Maçın sonuna kadar 5 kilo mandalina yemek zorunda kaldım. Bir gün de misafir geldi. Galatasaray 2-0 öndeyken, iki gol birden yedi. Misafirleri kovduk. Çünkü maçı, başladığın kadro ile bitirirsin.
F.P: Bir de kahır maçım var. Yıllar önce oynanan Karabük maçı. Nasıl oldu bilmiyorum, ağzımdan "Cimbom gol gol gol" tezahüratı çıktı.
B.Y: Aaaa!
F.P: Ve GS gol yedi. Derhal görevlendirildim ve maçın sonuna kadar arada "Cimbom gol gol" diye bağırdım.
Skor ne olur?
B.Y: Bence en komiği şöyle olur: Biz Fener'i yeneriz bu hafta. Haftaya da Sivas bizi yener. Puan puana son haftaya girilir. Bu da Türk futbolunda bir ilk olur. Yine de skor tahminim 1-1... Fenerbahçe ligin en çok gol atan takımı, Galatasaray da en az gol yiyen takımı. Bu çok ilginç bir maç olacak.
F.P: Bana da 1 farklı biter gibi geliyor. 2 Galatasaray atacak, 3 gol de biz: 2-3.
n Sivas şampiyon olur mu?
B.Y: Hiç sanmıyorum.
F.P: Keşke olsa. Biz olmazsak, onlar olsun tabii. Şu anda gizli destek Sivas'a. Herkes ezeli rakibi yerine onları tercih ediyor.
Bir istatistik yapmışlar. Hakem hatalarından dolayı Fenerbahçe 3 maç, Galatasaray da 1 maç kazanmış. Gönlünüz rahat mı?
F.P: (Uzun bir kahkaha)! Gizli kamera nerede? Bu bir şaka herhalde? Bu külliyen yalan. Galatasaray'ın hakem hataları ile kazandığı puan çok daha fazla.
B.Y: Hakemlere odaklanılmasından hoşlanmıyorum. Hakem hatalarına bakıldığında bir klasman yapalım ve sezon sonunda göreceğiz ki bir şey fark etmemiş. Ben sürekli hakemin tartışılmasından çok sıkıldım. Öyle bir terazi varsa, en çok hakem hatası Beşiktaş'a yapıldı.
Aynı gazetede çalışıyorsunuz. Beraber maç izler misiniz?
B.Y: Maç kendi takım arkadaşlarınla izlenir.
F.P: Öbür türlü geriliyorsun. Sadece bir kere maç öncesinde birarada olduk. Sonucu hatırlatmayayım istersen.
B.Y: Son dönemde ben hiç kazandığımızı hatırlamıyorum. Tabii ki kaybetmişizdir. (gülerek) 5-1'i hatırlıyorum Olimpiyat Stadı'nda. Kupalarda kazanıyoruz.
6-0'lık maçı hatırlamıyor musunuz yoksa?
B.Y: Ben onu sildim. Öyle bir maçı hatırlamıyorum.
F.P: Evet, evet, öyle bir maç oldu. (gülüyor)
B.Y: Hay Allah... 7-0'lar falan olmuş ama onları babalar anlatıyor.
F.P: Arşivlere girildi, araştırıldı "Var mıdır" diye. 1911'de olmuş. Düşünün "Rüzgar Gibi Geçti" filmi bile daha çekilmemiş.
6-0 tekrarlanır mı?
B.Y: Bugün Kasımpaşa ile oynasak 6-0 zor olur. O günü hatırlarsanız, 5 pozisyon oldu, hepsi de gol oldu. Türkiye kupasında da tam tersi oldu. 5-1'de de Fenerbahçe daha iyi oynadı. Skorlar o maçları yansıtmıyor ama tarihe de skorlar geçiyor maalesef.
İddiaya girmez misiniz ?
B.Y: Girmem. Uğursuzluk getirir. Maç öncesi ne düşündüğünü belli etmeyeceksin. Bu yüzden Radikal'den skor tahmini isterler, onlara bile içimden geçen skoru söylemem ki, takıma nazar değmesin.
Tuğrul Tunalıgil-Pazar Vatan