Yüksek Öğrenim Kurulu (
YÖK) Üyesi Prof. Dr. Nemci Yüzbaşıoğlu, Anayasaların bir kriz ürünü olduğunu bunun için daha özgürlükçü olmak amacıyla yeni bir anayasa yapılmasının gerekmediğini ileri sürdü.
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ve Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Denizli şubesi tarafından düzenlenen 'Anayasa Paneli' PAÜ Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapıldı. Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, Bağımsız Cumhuriyet Partisi (BCP) Başkanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal, ve Prof. Dr. Süheyl Batum panelist olarak katıldığı paneli, PAÜ Rektörü Prof. Dr. Fazıl Necdet Ardıç, Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Selami Hatipoğlu, ADD Denizli Şube Başkanı Gülizar Biçer Karaca, Denizli Baro Başkanı Adil Demir, ADD üyeleri ve öğrenciler izledi. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından ADD Denizli Şube Başkanı Karaca ve PAÜ Rektörü Ardıç birer açılış konuşması yaptı.
Panelde ilk konuşmayı yapan Prof. Dr. Batum, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hazırlanan Anayasa taslağını Türkiye'nin Anayasa'sı olacağına dair sözlerini eleştirdi. Batum, "Zaten kendin için yapmayacaksın. O zaman ona demokratik Anayasa denmez. Bizim için yaptığınızı zannetmeniz bile büyük bir hata, Anayasa bütün toplumsal kesimlerle beraber yapacaksınız." dedi.
Türkiye'de ciddi anlamda psikolojik savaş olduğuna inandığını söyleyen Batum, "Bu savaş belli bir sitemi kurmak isteyenlerle, bizim gibi o sisteme direneceğini zanneden insanlar arasında oluyor. Anayasa taslağı hazırlanınca bizim gibi birkaç kişi karşı çıktı 'Böyle Anayasa olur mu?' dedi. Bunlar, 'Anayasa'nın değişmesini istemiyor.' dediler. Öyle olduğundan mı? Hayır. Nasıl oluyor da biz Anayasa'nın değişmesini istemiyorsak... 80'li yıllardan beri yapılması istenen bütün Anayasa değişiklikleri içerisinde yer almışız." ifadelerini kullandı.
Kendisinin hazırladığı taslakta Atatürk ilkelerinin ortadan kardırıldığının söylendiğini belirten Batum, "Hayır, biz öyle yapmamıştık bu da psikolojik bir savaş. Ona cevap vermedik. Biz Anayasa'da başka ideolojik şeyler çıkartılsın demiştik." diye kendini savundu. Prof. Dr. Batum, AK Parti'nin bilim kuruluna hazırlattığı Anayasa Taslağı'nın referanduma sunulması halinde yüzde 1965 gibi bir oyla kabul edilebileceğini de ileri sürdü.
YÖK Üyesi Yüzbaşıoğlu da Anayasa taslağının bile tartışılmaması gerektiğini çünkü bunu tartışmanın bu sürece katkı sağlamak olduğunu düşündüğünü söyledi. Yüzbaşıoğlu, tartışmayalım dediği Anayasa taslağını panelde kendisi eleştirdi. Hiçbir Avrupa ülkesinde durup dururken seçimle gelen çoğunluğun anayasa yapması örneğinin görülmediğini ileri süren Yüzbaşığlu, "Anayasa yapmanın şartları var. 1921 ve 1924 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran bir anayasadır. Bu modeller dünyaya uygundur. Bunun dışında 1961 ve 1982, Avrupa'da alışılagelen anayasa modeli değildir. Burada gelişmekte olan ya da üçüncü dünya ülkelerinde olan darbeler sonrası anayasa örneklerini görüyoruz." şeklinde konuştu
Darbeler sonrası anayasa yapmanın bir zorunluluk olduğunu ileri süren Yüzbaşığlu, şunları kaydetti: "Darbeler farklı durumdur. Mevcut anayasal durumu alaşağı ettiği için o düzeni değiştirmek zorundadır. Bir kere darbe olduysa o anayasa yapılacaktır. Daha özgürlükçü olmak amacıyla yeni bir anayasa yapmak gerekmez, onu söylemek istiyorum. Bence Türkiye'de yeni anayasa yapma koşulları yoktur. Yeni anayasaları kurucu meclisler yapar. Deniyor ki bu meclisin kurucu meclis yetkisi vardır. Biz de soruyoruz nerden vardır? Buna karşı Kurucu Meclis olabilmek için darbe mi lazım? Darbe mi bekleniyor? deniyor. Hiç kimsenin darbe filan beklediği yok. Ama beğenelim beğenmeyelim anayasalar kriz ürünüdür. Durup dururken anayasa yapılmaz. Krizin koşulları kurucu iktidarı belirler, bu böyle olmuştur."
Hitler ve Mussolini'nin de referandumla geldiğini belirten Yüzbaşığlu, "Referandum bir halk dalkavukluğudur. Buna itibar etmememiz lazım diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
BCP Başkanı Soysal ise bütün iktidarların amacının devleti ele geçirmek olduğunu ancak AK Parti'nin amacının rejim değişikliği olduğuna dair ipuçları bulunduğunu iddia etti. 1982 Anayasası'nın gençliğe savaş açtığını kaydeden Soysal, "1961 Anayasası fazla özgürlük getirdi, gençlik de şımardı denildi. 1982 Anayasası gençliğe karşı savaş ilan etmiş olan bir toplumun anayasasıdır. Gençlik darmadağın edildi. Üniversiteler sınırlanmıştır." dedi.
Soysal, panel sonrası izleyicilerden gelen soruları da cevapladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'ün başörtülü olmasına dair değerlendirmesini soran bir izleyiciye Soysal, bunu bir kazaya benzetti. Soysal, başörtülü kadınların pahalı kumaşlarla başını örtmesini de eleştirdi ve başörtünün bayrak niteliğinin ortadan kalkması halinde kızların yağmurlu havalarda başını eşarpla örtebileceğini bildirdi. Soysal şunları kaydetti: "Türban ve başörtüsü konusu var. Kadınlarımızın, yaşlılarımızın Akdeniz uygarlıklarında başka yerlerde ikilim ya da inançlar dolayısıyla başlarını örtüş tarzı var. Ama bu hiç böyle kılı bile gözükmeyecek her tarafı sımsıkı olacak bu şekle dönüşmemesi lazım. Müslüman memleketlerinden Çankaya'ya gelenler var, başı açıktır. Daha doğru dürüst kılıklarla geliyor. Hem pahalı hem örtülü. İnanç dolayısıyla örtüyorsanız o zaman bu şatafat niye, o zenginlik, o gösteriş, pahalı kumaşlar, süslenmeler niye? Demek ki süslenmek istiyorsunuz. Süslenmek de tahrik değil mi? Normal örtünsün bakalım, bazılarının eşleri bunu göstermeleri gerekir. Konu yumuşayabilir. Ama çok sert ya sımsıkı örtüneceksiniz ya tam başınızı açacaksınız demek toplumda tehlikeli kutuplaşmaya götürür. Bu kutuplaşmanın ortadan kaldırılmasının öncülüğünü onlar yapmalı. Ondan sonra keskinlik bayrak niteliği ortadan kalkarsa pekâlâ yağmurlu havalarda eşarpla ötebilirler. Üniversitenin kapısından eşarpla girebilirler. Dersi başörtüsüyle dinlemek saygısızlık olur böyle ortalama yollar bulunabilinir. Bunu çok fazla büyütmemek gerekir."
PAÜ Rektörü Prof. Dr. Ardıç, panel sonrası Yüzbaşıoğlu, Soysal ve Batum'a birer buket çiçek verdi.