Anadolu Ajansı [523495]
Yeşil'in Oğlunun Davası -Tutuklu 9 Sanıktan 2'sinin Tahliyesine Karar Verildi
"Yeşil" Olarak Tanınan Mahmut Yıldırım'ın Oğlu Murat Yıldırım'ın da Aralarında Bulunduğu 23 Kişinin Yargılandığı Davada Tutuklu 9 Sanıktan 2'sinin Tahliyesine Karar Verildi.
''Yeşil'' olarak tanınan Mahmut Yıldırım'ın oğlu Murat Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu 23 kişinin yargılandığı davada tutuklu 9 sanıktan 2'sinin tahliyesine karar verildi. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada kimlik tespiti yapılan Murat Yıldırım, araba kiralama ve turizm işiyle uğraştığını, aylık gelirinin sezonda 5 bin YTL'yi bulduğunu belirtti. Kerem Amal'ı 2003 yılından beri tanıdığını, arkadaşlık ve iş ilişkileri olduğunu belirten Yıldırım, ''Kerem bir gün benim yanıma geldi. Hüsrev Akın'dan 1.5 milyon YTL alacağı olduğunu, ancak adamı 2 senedir bulamadığını söyledi. Daha sonra Habip Durmuş diye biriyle tanıştığını, bu kişinin Hüsrev Akın'ı 1-2 günde bulduğunu, 600 bin YTL ödemeye ikna ettiğini anlattı. Ancak Habip Durmuş'un masasında babamın resmini gördüğünü, bu nedenle babamın isminin kullanılmış olabileceğini düşündüğünü söyledi'' dedi. Bunun üzerine kendisinin de Kaan Gülünay aracılığıyla Hüsrev Akın'a ulaştığını ve Habip Durmuş'un, babasının ismini kullanmış olabileceğinden şüphelendiğini anlattığını belirten Yıldırım, Akın'ın kendisiyle görüşmek istediğini, ancak bunu kabul etmediğini ifade etti. Bu olaydan sonra Habip Durmuş'un ofisine geldiğini belirten Yıldırım, şunları söyledi: ''Durmuş, Rusya'da Çeçenlere destek verdiğini, ayrıca Türkiye'de Rus mafyasının oluşumunu önlemek için 'Y- rengi' isimli bir grubunun olduğunu anlattı. 'Bu nedenle babanızla karıştırılmış olabilirim. Başkalarıyla karıştırılsam buna üzülürdüm, ama babanız söz konusuysa bundan gurur duyarım. Hüsrev Akın beni yanlış anlamış olabilir, ben Yeşil olduğumu söylemedim' dedi. Bir daha da Habip Durmuş ile görüşmedim.'' Orhan ve Azmi Yılmaz ile Kerem Amal arasındaki borç-alacak ilişkisinde aracılık yaptığını belirten Yıldırım, ''Azmi Yılmaz, Kerem'e 3 tane villa, 2 daire ve 2 dükkanı borcuna karşılık verecekmiş. Azmi, devir işlerinin 2 ay ileri atılmasını istedi. Kerem benim iyi arkadaşımdı, rica ettim kabul etti'' dedi. -''NEDEN SANA GELİYORLAR?''- Bunun üzerine mahkeme başkanı, ''anlaşmazlıkları çözmek için neden sana geliyorlar? İstanbul'da avukat mı yok, adliyeler niye var, biz niye varız?'' diye sordu. Bunun üzerine Murat Yıldırım, her iki tarafı da tanıdığını ve Kerem Amal ile Azmi Yılmaz'ın aralarının çok gergin olması nedeniyle Azmi Yılmaz'ın kendisine başvurduğunu anlattı. Azmi Yılmaz'ın süre tamamlandıktan sonra da borcunu ödeyemediğini, bir inşaat işinin tamamlanması halinde tüm borçlarını ödeyebileceğini söylediğini kaydeden Yıldırım, bunun üzerine kendisine 30 bin YTL değerinde bir otomobili borç olarak verdiğini ifade etti. Murat Yıldırım, ''Azmi Yılmaz, daha önce Kerem Amal'a bir villa satmıştı. Bir alıcı çıktı, bu alıcıya vermek için Kerem'den villayı 150 bin YTL'si peşin, 200 bin YTL'si taksit olmak üzere 350 bin YTL'ye aldım. Villayı devredeceğim ve işlerim yoğun olduğu için başka bir arkadaşım üzerine aldı. Alıcı villayı istemeyince villa bende kaldı. Daha sonra bu villa da Azmi Yılmaz'a lazım oldu. Ona verdim, hala da parasını alamadım'' dedi. Mahkeme başkanının, ''Niye villayı başkasının üzerine alıyorsun?'' şeklindeki sorusuna Yıldırım, ''Bazı işlerim nedeniyle o dönemde sık sık Acarkent'e gitmek zorunda kalıyordum. Tapu işlerine zaman ayıramazdım'' diye cevap verdi. -''EVİMİN YOLUNU BİLE ZOR BULUYORUM''- Mahkeme başkanının, ''Acarkent'e kadar gidiyorsun da Beşiktaş Tapu Dairesine inemiyor musun?''demesi üzerine Yıldırım, ''3 yıldır İstanbul'dayım, evimin yolunu bile zor buluyorum'' diye konuştu. Habip Durmuş vurulduğunda Alanya'da tatilde olduğunu belirten Yıldırım, ''Serdar Kılıç beni arayarak, Resul Kaya ve Ekrem Er ile bir işyerine gittiklerini, tartışma çıktığını, Resul Kaya'nın bir kişiyi vurduğunu söyledi. Ancak ben vurulan kişinin Habip Durmuş olduğunu sonradan öğrendim'' dedi. Mahkeme başkanının, yakalandığında üzerinden sahte kimlik çıktığını hatırlatması üzerine Yıldırım, ''Aile durumumdan dolayı Rafet Yıldız adına düzenlenen kimlikleri taşıyordum'' dedi. -DİĞER SANIKLAR- Sanıklardan Kerem Amal ise oto alım-satım işiyle uğraştığını belirterek, 2003'te Orhan Yılmaz ile ortak olduğunu söyledi. Yılmaz'ın ortaklığın başında sermaye koymadığını vurgulayan Amal, sermayeyi kendisinin koyduğunu ve yaklaşık 500 bin YTL'yi bu şekilde kaybettiğini anlattı. Amal, şunları söyledi: ''Orhan bir gün yanıma Hüsrev Akın'ı getirdi. Akın'ın 20 milyon YTL'si olduğunu, ancak bir dava nedeniyle bu parayı kullanamadığını söyledi. Kardeşi Ziya Yılmaz'a ait Şelale evlerinden 5 dairenin tapusunu vereceklerdi. 457 bin YTL'lik senet karşılığında Hüsrev Akın'a 300 bin dolar verdim. Ancak Hüsrev Akın parayı geri ödeyemedi. Paramı kurtarabilmek için iki kez daha ona para verdim.'' Hüsrev Akın'nın daha sonra Orhan Yılmaz'a 1 milyar 200 bin YTL tutarında çekler verdiğini, Yılmaz'ın da bunları harcadığını anlatan Kerem Amal, Hüsrev Akın'ı bir süre aramasına rağmen bulamadığını kaydetti. Bu sırada Habip Durmuş ile tanıştıklarını bu kişinin elinin geniş olduğunu, Akın'ı bulabileceğini söylediğini kaydeden Amal, ''Hüsrev'i buldu, ama Hüsrev bana borcu olan kişinin Orhan Yılmaz olduğunu söyledi'' dedi. Daha sonra Orhan Yılmaz'ın ağabeyi Azmi Yılmaz'ın kendisini arayarak borçları üstlendiğini söylediğini kaydeden Amal, 2 milyon 900 bin YTL'lik borca karşılık kendisine 3 villa, 2 dükkan ve 2 daire verilmesinin kararlaştırıldığını anlattı. Azmi Yılmaz'ın süresinde tapuları üzerine geçiremediğini, Murat Yıldırım'ın kendisini arayarak Yılmaz'a 2 ay süre vermesi için ricada bulunduğunu kaydeden Amal, Yılmaz'ın dairelerin tapularını teslim edemediğini söyledi. Habip Durmuş'tan 25 bin YTL alacağı olduğunu, İstanbul dışına çıkarken muhasebecisi Ekrem Er'den bunu tahsil etmesini istediğini belirten Amal, ''Bir gün Ekrem beni aradı. Habip Durmuş'tan parayı Resul Kaya ve Serdar Kılıç ile almaya gittiğini, Habip Durmuş'un küfretmesi üzerine Resul Kaya'nın sinirlenerek ateş ettiğini söyledi. Ben de ona kızdım'' dedi. Resul Kaya ise Durmuş'u vurmak istemediğini, küfretmesi üzerine sinirlenerek yere ateş ettiğini, korkutmayı amaçladığını anlattı. Habip Durmuş'un vurulmasına ilişkin başka kişilerin adları geçince teslim olmaya karar verdiğini belirten Kaya, ''Olayda kullandığım silahı almak için Ekrem Er'i aradım. Kerem Amal ona silahı denize atmasını söylemiş. O da atmış. Silahı bulamadığım için teslim olamadım'' dedi. Sorguları yapılan diğer sanıklar da haklarındaki suçlamaları reddetti. Mahkeme heyeti, Maşuk Özger ile Hasan Şentekin'in tahliyesine karar vererek duruşmayı erteledi.
| 6,36/10 (3 kişi) |
-
Avrupaya Gidecek Takımlar Listesinde Şok
TFF, Avrupa'da mücadele edecek takımlarının listesini UEFA'ya gönderdi ama liste her an...
-
Video
İşte BDP'yi Ayaklandıran Merminin Sırrı
Demirtaş basın toplantısı yaparken arkasında duran esrarengiz mermi için hükümeti suçladı ama...
-
Yaza Damga Vuracak 5 Pozisyon!
Monotonlaşan cinsel hayatınızı farklı pozisyonlarla zenginleştirebilirsiniz. İşte o pozisyonlar...
-
Arda Turan İspanya'yı Karıştırdı
Futbol kariyerinin yanı sıra özel hayatıyla da Türk basınının yakından takip ettiği Arda Turan,...
-
Yakıtta Yüzde 30 Tasarruf Müjdesi
Genç mühendislerin hazırladığı, araçlarda yüzde 30'a varan yakıt tasarrufu sağlayan proje, testi...
-
Altın Bir Anda Fırladı!
Altın fiyatları 10 Mayıs'tan sonra ilk kez bu kadar yükseldi. Uzmanlar, trendin süreceğini...
Son Dakika Haberleri
- Tem'de Tır Dehşeti: 2 Ölü 3 Yaralı
- Bdp'li Kaplan: "Uludere'de Hata Değil, Kasıt...
- Trabzon'da Türkçe Olimpiyatları Coşkusu
- Başkan Kocadon ile 8 Kişi Tutuklandı "Bodrum...
- CHP Lideri Kılıçdaroğlu Kuş Festivaline...
- Başkan Topbaş, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon...
- Kayseri'de Türkçe Olimpiyatları Coşkusu









