HABERLER.COM VIP SALONU



Sorularınıza Ece Temelkuran' ın Cevapları

AHMET: AKP öncesi Türkiye'nin sosyal ve ekonomik durumuyla, AKP sonrası yani şuanki Türkiye'nin sosyal ve ekonomik durumunu kıyaslar mısınız?

ECE TEMELKURAN: Ekonomi konusunda uzman olmadığım için sadece sosyal tarafıyla ilgili cevap vereyim. Sosyal bakımdan sanırım daha öfkeli, daha kutuplaşmış ve politik olarak daha tehlikeli bir ülke olmaya başladı Türkiye. Giderek içeriğinden uzaklaşan KCK ve Ergenekon davalarının sadece Türkiye'de değil, yurtdışında da yarattığı şüphe ve tedirginlik ifade özgürlüğümüzü sınırlıyor. Medya ciddi bir tektipleştirme operasyonuyla yüzyüze olduğu için de bu konudaki görüşler yeterince ifade edilemiyor. Sanırım bu da insanlarda eski anlamıyla değil ama yeni anlamıyla bir "sosyal patlama" gerilimi yaratıyor. Ülkenin bir kısmı kederli ve sessizken diğer kısmı hırslı ve fazla konuşkan. Ekonomik verilerin hiç değilse kağıt üzerindeki parlaklığı bu konuların yeterince konuşulmamasına sebep oluyor gibi bir gözlemim var.


MEHMET: Arap Baharı hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

ECE TEMELKURAN: Arap Baharı Türkiye entelejansiyası tarafından epey hor görüldü, neredeyse aşağılandı, alay edildi. Mısır ve Tunus'ta her ikisi de Müslüman Kardeşler Hareketi'nin uzantısı olan partilerin iktidara gelmesi de Türkiye entelejansiyasının "Biz size demedik mi o bahardan yaz olmaz" demesine neden oldu. Fakat Arap Baharı ya da kendi deyişleriyle devrimleri kendi içinde değerlendirilmesi gereken bir olgu. Bana sorarsanız insan hamurunda bir devrim oldu Arap dünyasında. Bunu Türkiye'den bakarak anlamak biraz zor. O kadar tutucu, baskıcı ve dindar toplumlarda çıkıp konuşmanın, sokaklara dökülmenin insanların ve giderek toplumun hamurunda nasıl ciddi bir değişiklik demek olduğunu anlamak için biraz oraların sokaklarını görmek lazım diye düşünüyorum. Bilhassa Mısır için söylüyorum, insanların kendilerini bile şok eden bir ayaklanmadır Tahrir'deki. Mesele şu ki oradaki özgürlükçü güçler şu anda çok yalnız. Hem İslamcı hükümetler hem de o hükümetleri demokrasi muzafferi olarak alkışlayan Batılı güçler karşısında tek başlarına kaldılar. Bence bir devrimden söz edilecekse nirengi noktası bundan sonraki gelişmeler olacak. Arap sokaklarını dikkatle izlemek taraftarıyım.


UĞUR: Kürt açılımının amacına ulaştığını düşünüyor musunuz? Kürt açılımının Sizce Türk demokrasisine kazanımları oldu mu?

ECE TEMELKURAN: Çok kafa karışıklığı yarattı. Daha ilk gününden itibaren söyledim: Bir Kürt açılımından ziyade bir Türk açılımına ihtiyaç vardı. Ülkenin batısı hiçbir zaman- bunun altını çizerek söyleyeyim hiçbir zaman!- ülkenin doğusunda olup bitenlerden haberdar olmadı. Acıları acımız, sevinçleri sevincimiz olamadı. Modern Türkiye tarihi boyunca düşman ilan edilmiş ve 80'den sonra insanlıktan çıkarılmaya çalışılmış bir Kürt imajı varken birden Habur kapısını açarsanız bu ters teper. Bunu tahmin etmek için alim olmaya gerek yok. 40 yıl bir toplumun kafasınınde "terörist hayvanlar" (inlerde yaşarlar bilirsiniz, inleri basılır vesaire) imajını yaratıp sonra da "Barışın bakalım Kürtlerle" derseniz bu olmaz, yürümez. Çok acele davranıldı ve insanların anlayıp, sindirmesine izin verilmedi. Daha doğrusu bunun için pek çaba harcanmadı. Ülkenin doğusu dünden hazırdı bu plana ama batısı değildi.


TAYFUN: Sizin gözünüzden, Sizin hayalinizdeki Türkiye portresi nedir?

ECE TEMELKURAN: İnsanların birbirlerinin farklarını içtenlikle merak ettiği ve Anadolu'nun renklerinin kutlandığı bir Türkiye. Birbiriyle "tanışmış" bir Türkiye. Kayda Geçsin kitabının başında Büyük Tanışma bölümünde anlattım bunu. Her kesimin o kesimin cevherini taşıyanlarca temsil edildiği bir memleket.


ELİF: Türkiye'nin yeni anayasa yapabileceğine inanıyor musunuz?

ECE TEMELKURAN: Bu kadar politik kutuplaşma olan bir yerde, aydınların, öğrencilerin, kadınların kendilerini emniyette hissetmediği bir yerde tek sesli bir anayasa olacağını düşünüyorum. Meclis içtüzüğünde çıkan kavgayı hatırlayın. Tüzük yapmak için bile konsensüs üretemeyen bir siyasal atmosferden söz ediyoruz.


HAKAN: Türkiye'deki demokrasi ve insan hakları krizlerini yeni anayasa çözebilir mi?

ECE TEMELKURAN: Çözemez. Çünkü Türkiye'nin artık yasalarla yönetilmediğine dair bir genel duygu oluştu insanlarda. "Balkon konuşması" diye bir müessesenin oluştuğu ve bütün siyasal kararların üzerinde bir etkiye sahip olduğu düşünülen bir memleket oldu Türkiye. Özel yetkili mahkemelerin olduğu bir yerde hukuk önünde eşitlikten bahsedilemeyeceği gibi, bu mahkemeleri bile kaldırmakta zorlanan bir siyasal iradenin liderlik ettiği bir anayasal süreç... Bilemiyorum. Bana çok ikna edici gelmiyor.


AYŞE: Başbakanın "dindar bir gençlik istiyoruz" talebine bir yazar olarak Sizin yaklaşımınız nedir?

ECE TEMELKURAN: Ben oradaki dindar kavramının dindarlıktan ziyade uysallığı, hatta itaatkarlığı ifade ettiğini düşünüyorum. Çünkü öyle olmasaydı örneğin lüks oteller önünde yapılan ve dindar gençlerin başını çektiği iftarlar iktidarı o kadar rahatsız etmezdi. İstenen dindarlık değil, siyasal iktidarın istediği türden bir dindarlık.


EMRAH: Türkiye'nin Avrupa Birliğine girebileceğine inanıyor musunuz? Avrupa Birliğine girmek Türkiye'de ne gibi değişimler yaratır?

ECE TEMELKURAN: Artık böyle bir iradenin kaldığını düşünmüyorum. Türkiye yüzünü Doğu'ya döndü ve Orta Doğu'nun lideri olmak peşinde. Yüzümüzü Doğu'ya dönmeye ilkesel olarak karşı çıkmıyorum. Ama Avrupa'dan ve hala temsil ettiğini düşündüğüm insan hakları ve kişisel özgürlüklerin dokunulmazlığı değerlerinden tamamen uzaklaşmak Türkiye'yi otoriter rejimlere daha açık hale getirir diye düşünüyorum.


RASİM: Ortadoğu'da gelecek 5 yılda ne gibi değişimler ön görüyorsunuz?

ECE TEMELKURAN: Gülerek söyleyeyim: Ortadoğu ile ilgili beş yıllık sağlam bir öngörüsü olan herhangi biri olduğunu düşünmüyorum. Şimdilik sadece iki temel kavga olacak gibi görünüyor: Sünni ve Şii gerginliği ile özgürlükçülerle otoriteryenler. Bu gerilimden ne çıkacağını kimse bilemez gibi geliyor bana.


ESİN: Daha demokratik bir Ortadoğu için bir yazar olarak sizin çözüm önerileriniz nelerdir?

ECE TEMELKURAN: Gençlerinin sesini dinlemeleri. Ama Arap dünyasına ne yapması gerektiğini söyleyen emperyal Türk olmak da istemem:)


ZEYNEP: Yurtdışında yaşamış ve çalışmış bir gazeteci olarak Ortadoğu'da Türk algısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

ECE TEMELKURAN: Türkiye'yi elbette hayranlıkla izleyen bir sokaktaki insan modeli var. Ama daha entelektüel kesim hem siyasal hem de ekonomik olarak Türkiye'nin bölgedeki egemenlik hırsını şüpheyle karşılıyorlar. Herkes bunu merak ediyor: Türkiye ne istiyor?


SULTAN: Yurtdışında yaşamış ve çalışmış bir gazeteci olarak Avrupa'daki Türk algısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

ECE TEMELKURAN: Entelektüel kesimin algısı üzerine konuşabilirim. Türkiye ile ilgili kafaları çok karıştı. Askeri vesayetin siyaset dışına itilişini alkışlarla izlediler ama bugün Türkiye'de daralan özgürlük alanını çok geç fark ettiler. Bunu da itiraf ediyorlar zaten. Yurtdışında gerek iktidar partisinin gerek Gülen hareketinin Türkiye ile ilgili kurduğu bir diskur var. Bu diskurun çatlamaması için gerçekten çok çalışıyorlar. Bunda bir gariplik görmüyorum, elbette kendi idealleri doğrultusunda çalışacaklar. Ama farklı her sesi yok etmek için fazla hırslı davranıyorlar. Kendim yaşadığım için söyleyeyim. Bu hırslı halleri dikkat çekiyor ve Avrupalılar artık ortada anlamadıkları bir şey olduğundan şüphelenmeye başladılar.


AYHAN: Medya sizce özgür mü? Basın ile hükümetin ilişkilerini normal buluyor musunuz? Şuanki siyaset&medya ilişkisini baz alarak, sağlıklı hükümet&Basın ilişkisi Sizce nasıl olmalı?

ECE TEMELKURAN: Buna sadece gülümseyerek cevap vereyim isterseniz.


CEYHUN: Türkiye'de sol hareketin güçlenmesi için, kendisini sol olarak tanımlayan partilerin ne yapması gerekir?

ECE TEMELKURAN: Muhalefetin sosyal haklar ve özgürlükler çerçevesinde örgütlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Laiklik vurgusunun ve burada takılı kalmanın Türkiye'ye çok zaman kaybettirdiğini düşünenlerdenim.


SERPİL: HES projeleri hakkında görüşleriniz nedir?

ECE TEMELKURAN: İnsanlar derelerine sahip çıkıyorlar, sağolsunlar. Her su birikintisi satılsın hırsına karşı iyi ki iyi insanlar var.


SALİM: Cemaat&hükümet arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

ECE TEMELKURAN: Çatlak filan bekleyen varsa hiç beklemesin. O geleneğin dışarıdakilerin çok kavrayamayacağı bir konsensüs ve dayanışma gelenekleri var. Ve ne demişler? Kazanan takım bozulmaz!


BÜŞRA: Korkularınız?

ECE TEMELKURAN: Korkum pek yok aslında. Tedirginliklerim var. Geleneksel değerlerle sağlamlaştırılmış bir kapitalist düzenin Türkiye'den ufak çaplı bir Çin yaratabileceğini düşünüyorum. Bu da nereden baksanız iyi bir şey değil...



Haberler.com VIP Salonu'nun Önceki Konukları

Pelin Batu

Pelin Batu Haberler.com VIP Salonu'nun Aralık ayındaki konuğu oldu ve sorularınızı cevapladı.
Sorulan soruları ve Pelin Batu'nun cevaplarını görmek için tıklayın.


Pinhânî

Pinhânî Haberler.com VIP Salonu'nun Şubat ayındaki konuğu oldu ve sorularınızı cevapladı.
Sorulan soruları ve Pinhânî'nin cevaplarını görmek için tıklayın.

Ece Temelkuran
1973 yılında İzmir'de doğan gazeteci yazar Ece Temelkuran, 1991 yılında Bornova Anadolu Lisesi'ni, 1995 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1993 yılında Cumhuriyet gazetesinde gazeteciliğe başladı. İlk yazıları Patika dergisinde yayımlandı.

Kadın hareketi, siyasi tutuklu ve hükümlüler, Güneydoğu sorunu üzerine çalıştı, röportajlar yaptı. Almanya'da kadın hareketi üzerine bir araştırma yaptı. Ardından avukatlık ruhsatnamesini aldı ancak bu mesleği henüz icra etmedi.

Yurtiçinde ve dışında çeşitli dergilerde yazılar yazdı, CNN Türk'te muhabirlik yaptı. Dünya Sosyal Forum'unu izlemek için 2003'te Brezilya'ya, 2004'te Hindistan'a gitti. Venezüella'daki sosyalist devrimini ve Arjantin'de ekonomik krizden sonra oluşan halk hareketini inceledi. Bu harekete ilişkin yazıları "Buenos Aires'te Son Tango" adı altında yazı dizisi olarak Milliyet'te yayınlandı. Milliyet gazetesinde "Kıyıdan" adlı köşesinde yazdı...