Haber Tarihi: 19 Haziran 2009 Cuma Saat 11:45
Cihan Haber Ajansı  [1697879]

Usak Başkanı Laçiner: Türkiye, Belge ile Dışarıda İtibar Kaybediyor (Özel)

Genelkurmay Harekât Başkanlığı'nda Albay Dursun Çiçek'in İmzası ile Hazırlandığı İddia Edilen Eylem Planına Tepkiler Devam Ediyor. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (Usak) Başkanı Sedat Laçiner, Türkiye'yi Ayağa Kaldıran Belgenin Türkiye'nin Dış İtibarını da Sarstığını Söyledi.

Haber: Usak Başkanı Laçiner: Türkiye, Belge ile Dışarıda İtibar Kaybediyor (Özel)

Genelkurmay Harekât Başkanlığı'nda Albay Dursun Çiçek'in imzası ile hazırlandığı iddia edilen eylem planına tepkiler devam ediyor. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Sedat Laçiner, Türkiye'yi ayağa kaldıran belgenin Türkiye'nin dış itibarını da sarstığını söyledi. Laçiner, özellikle Türkiye'nin AB'ye girmesini istemeyen ülkelerin bu durumdan büyük hoşnutluk duyduğunu kaydetti. CİHAN'a konuşan USAK Başkanı Sedat Laçiner, değişen ve dönüşen Türkiye'de buna ayak uyduramayan ve kendi hakimiyetini kaybedeceği korkusu içinde olan çevrelerin bu tür demokrasi dışı çabalara girdiğine dikkat çekti. Bu çabaları bir tür hastalık olarak nitelendiren Laçiner, bu olayın dış boyutunun olduğunun da unutulmaması gerektiğini kaydetti. Sedat Laçiner, Taraf Gazetesi'nin ortaya çıkardığı belgenin ilk olmadığını söyledi. Geçmişte benzer birçok eylem planının hazırlandığını ifade eden Laçiner, TSK'nın da bu amaca alet edildiğini vurguladı. Bu tür belge ve lahikaların rejim bahane edilerek yapıldığını hatırlatan stratejist Laçiner, "Atatürk'ün devrimlerinin böyle bir muhafıza ihtiyacı yok. Halk bunları benimsemiş durumda. Hiç kimse saltanat istemiyor. Yapılan darbelerin açıklanan nedenlerinin arkasında başka gerekçeler var. Menderes'in dincilikle, sosyalizmle hiçbir ilişkisi yoktu. Tipik bir cumhuriyet beyefendisidir. Süleyman Demirel'i Ecevit'i hedef alan darbeler var." dedi. Laçiner, halka yönelik yapılan darbe ve muhtıraların eski bir hastalık olduğunu söyledi. "Dar bir grup sürekli 3. Selim'den bu yana darbe yaparak iktidara gelmek istiyor." diyen Laçiner, şöyle konuştu: "Eskiden padişah değiştirmek şeklindeydi, Atatürk'ün yaptığı iki şey sayesinde asker siyaset dışında bırakılmıştır. Ancak asker, İnönü'ye bile karşı olmuş. Daha sonra darbe yapanlar cumhurbaşkanını dengeleyici unsur haline getirerek meşrulaştırmışlardır. Dinci siyaset, milliyetçi, solculuk olarak Türk siyasetini parçalı hale getirmişlerdir. Onun işe yaramadığı dönemlerde darbe yapmışlardır." Laçiner, gelinen notada Türkiye'nin yaşadığı değişim ve dönüşüme paralel olarak taktiklerin de değiştiğini söyledi. Laçiner, şöyle konuştu: "Yeni bir Türkiye ortaya çıktı. Farklı dinamiklerle çalışan bir dünya var. Daha önce darbe ve muhtıra ile eski siyaset tarzı ile işi götürenler yeni Türkiye'ye uyum sağlayamıyorlar. Bu uyumsuzluk içinde askeri kullanıyorlar. Burada asıl istismar ve mağdur edilen TSK. Nüfusu genç ve dinamik ülkeyiz. Dünyanın en büyük 17. ekonomisi. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip. Türkiye'nin Ortadoğu'da, Kafkaslar'da bağımsız bir politika uygulamasına nasıl engel olabilirsiniz? Bunu kendi içine yoğunlaştırarak, Cüdi dağını bombalayarak, PKK, Alevi-Sünni çatışması çıkartarak yapabilirsiniz." ÜLKEYİ BÖLECEKLER DİYENLER ASLINDA ÜLKEYİ BÖLÜYORLAR Laçiner, ülkeyi ve rejimi koruma gerekçesiyle bu tür planların peşinde olanların aslında Türkiye'ye en büyük kötülüğü yaptığını söyledi. Laçiner, bunların toplumun bazı hassas noktalarından yaklaşarak özellikle asker ve sivil iktidarı karşı karşıya getirdiğini dikkat çekti. Bu belge ile ortaya çıkan tabloyu 'Ak Parti ile askeri savaştırma' savaşı olarak nitelendiren Laçiner, "En milliyetçi ulusalcıların ipini çekin, bir bakarsınız ki ucu Moskova'ya, Neocanlara, İsrail'e çıktığını göreceksiniz. Türkiye'nin en büyük aktörlerini birbiriyle çarpıştırma savaşı bu. Bunlar hastalıklı. Kendi ordusuna güvenmeyen bir millet nasıl ayakta durabilir. Ya da milletine güvenmeyen bir Ordu nasıl ayakta durabilir. Ülkeyi bölecekler diyenler aslında ülkeyi bölüyorlar. Sevr sendromu var toplumun. Bundan istifa ederek istismar etmeye, devleti parçalamaya çalışıyorlar. Ordusu ile hükümeti anlaşamayan bir devlette hangisinin galip gelmesinin ne önemi var? Asker darbe yapsa Türkiye'nin kimyası bozulmaz mı? Böyle geri kalmış bir devlet ideolojisinin ne önemi var." şeklinde konuştu. SARKOZY VE MERKEL BU KONUDAN ÇOK MUTLUDUR Kamuoyunda büyük tepki çeken eylem planının Türkiye'nin dışarıda itibarının zedelenmesine yol açtığını ifade eden Laçiner, özellikle Türkiye'nin AB'ye girmesini istemeyen bazı ülkelerin bu duruma sevindiğini kaydetti. Laçiner, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bazı ülkeler, 'Bir şey olsun da kendiliğinden uzaklaşsın AB'den, biz reddetmek zorunda kalmayalım.' noktasındalar. Türkiye'nin ekonomisi AB'ye engel teşkil etmiyor. Birçok ülkeden daha iyi durumda. Ekonomi iyi değil diye dışlamaları kolay değil. İnsan hakları konusunda çok önemli mesafeler aldık. Bundan dolayı reddedemiyorlar. Dışarıda bırakmak için elde bir gerekçe var. O gerekçe ise Türkiye'nin kültürel farklılığıdır. Ama Türkiye üçüncü dünya ülkeleri sınıfına düşerse, ordusunu İran'daki, Libya'daki devrim muhafızları konumuna sokarsa, demokrasi yeniden yalpalamaya, uçuruma düşmeye başlarsa, bundan sonrasında dışarıda bırakmak için çok ciddi bir çaba sarf etmeye gerek kalmaz. Türkiye kendiliğinden AB iddiasında geriye dönmüş olur. 3. sınıf ülke haline gelmiş olur. Zaten bu yönde çok ciddi çalışmalar var. Sarkozy ve Merkel'in bu konudan çok mutlu olduğunu düşünüyorum. Hatta Almanya'nın böyle devam etmesi için işlerin içine girdiğini de düşünebilirim. İtibar kaybediyor." Laçiner, belgenin kabul edilir türden olmadığını, ancak Türkiye'nin bunu demokrasi ve hukukun üstünlüğü için fırsata dönüştürebileceğini söyledi. USAK Başkanı, "Ama Türkiye eski hastalıklarından arınabilirse çok güçlü bir hale gelecek. Fırsata dönüşebilir bu durum. TRT Şeş, Ergenekon davası bunun en iyi göstergesi. Bunlar, AB'nin hayal edemeyeceği adımlardır. Türkiye, asker-sivil ilişkisini normal demokratik bir ülkedeki standartlarda rayına oturtabilirse ciddi bir adım atılmış olur. Sadece AB için değil, ülkenin gelişmişliği için çok büyük adım atılmış olur. Birinci sınıf ülkeler seviyesine ulaşabilir." şeklinde sözlerini tamamladı. (CİHAN)

8/10 (11 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12