'Uluslararası Gelişmeler Işığında Türkiye-2014'

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, MÜSİAD'ta 'Uluslararası Gelişmeler Işığında Türkiye-2014' konulu toplantıya katıldı

'Uluslararası Gelişmeler Işığında Türkiye-2014'

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) düzenlediği 'Uluslararası Gelişmeler Işığında Türkiye-2014' konulu toplantıya Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu konuşmacı olarak katıldı.

MÜSİAD'ın her yıl geleneksel olarak Dışişeleri Bakanı Ahmet Davutoğu'nun katılımı ile düzenlediği 'Uluslararas Gelişmeler Işığında Türkiye' konulu toplantıda konuşan MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak ülkemizdeki siyasi ve ekonomik toparlanma ile pozitif istikrara paralel, dış politikada yaşanan paradigma değişikliğinin önemine işaret etti.

Olpak bu konuda şunları söyledi; Bu doğrultuda Türk Dış Politikasındaki bu paradigma değişikliğini şu şekilde anlamak mümkündür; Türkiye, tarihiyle, medeniyetiyle merkez bir ülkedir ve şayet içeride birbirimize düşmezsek, bölgesel ve küresel siyasette ve ekonomide hak ettiği yeri alacaktır. Sayın Bakanımızın, bana göre, Türk Dış Politikasına en büyük katkısı, bu yönde, algımızın değişmesi noktasında olmuştur. Kendine güvenen, kendi medeniyet değerlerini yükselten, bölgesel ve küresel adalete, barışa ve refaha katkıda bulunan, diğer dost ve kardeş ülkelere ilham kaynağı olan, bir Türkiye algısı.

Bu algıyı, muhafaza etmemiz gerekmektedir. Zaman zaman, Türk Dış Politikasındaki güncel gelişmeler, çeşitli kesimlerce ağır eleştiri konusu olmakta ve yukarıda izah ettiğim algının değişmesi yönünde olumsuz propagandalara şahit olmaktayız. Öncelikle belirtmek gerekir ki, sıkıntısız dış politika ummak, dikensiz gül bahçesi umut etmek gibidir. Dikensiz gül bahçesi olmayacağına göre, uluslararası politikanın doğası gereği, her ülkenin dış polkasında bir takım sorun alanlarının olması da, gayet doğaldır.

Şöyle bir dünyaya bakıldığında, başta hipergüç ABD olmak üzere, Rusya, Çin, Ab ülkeleri, Brezilya gibi belli başlı ülkelerin dış politikalarında da, ciddi sıkıntılar yaşanabilmektedir. Suriye sorununda olduğu gibi, zaman zaman Türk dış politikası, uluslararası arenada zorlanabilir. Bu tür zorlanmalar, mevcut uluslararası ilişkiler dinamiklerinin tabiatı gereğidir. Bu ve benzeri sorunların üstesinden gelmeye, Türkiye muktedirdir. Yeter ki, biz, buna inanmaya devam edelim ve içeride parça parça olmayalım.

Eleştiriler Yapıcı ve Yol Gösteri Olmalıdır

Demokrasilerde eleştireler önemlidir ve değerlidir. Hükümet politikaları da, demokratik rejim içinde eleştirilebilmelidir. Ancak, bu eleştirilerin, yapıcı ve yol gösterici olması gerekmektedir. Büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz kazanımlarımız görmezden gelinmemeli; uzun ve meşakkatli bir mücadele sonrasında inşa ettiğimiz huzur, güven ve istikrar ortamının değeri mutlaka bilinmelidir. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da, kara propaganda hüviyetindeki politika eleştirileri, ülkemize hiçbir yarar getirmeyecektir. Bu durum, dış politika için, özellikle geçerlidir. Kuru eleştiri yerine, yapıcı ve yol gösterici alternatifleri, rasyonel bir şekilde ortaya koymak, ülkemizin menfaatleri açısında çok önemlidir.

Türkiye uluslararası arenada yükseldikçe, Türk işadamları da yükselmektedir

İşte MÜSİAD, yayınladığı raporlarla, bu ilkeyi hayata geçirmektedir. MÜSİAD kurulduğu yıldan bu yana, Türkiye'nin, iktisadi, sosyal ve kültürel gelişimine hizmet etmekte, bu amaç için raporlar ve yayınlar hazırlamakta ve muhataplarına sunmaktadır. Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da, MÜSİAD olarak, Dış Politika Raporu hazırladık. MÜSİAD, bir işadamları derneğidir. İlk bakışta, dış politika ve uluslararası ilişkiler alanındaki gelişmelerin, işadamlarının doğrudan ilgi sahasında bulunmadığı düşünülebilir. Ancak, yaşadığımız dünyada, artık her şey birbiriyle ilgili ve ilişkili hale gelmiştir. Bilhassa, uluslararası siyaset ile, işadamlarının ticari faaliyetleri, yakından alakalıdır. Türkiye uluslararası arenada yükseldikçe, Türk işadamları da yükselmekte, Türk işadamları uluslararası arenada yükseldikçe, Türkiye de yükselmektedir.

MÜSİAD'ın yayınladığı dış politika raporları, uluslararası siyasetin yapısal nitelikleri ve bu bağlamda Türk Dış Politikasının duruşunu ele alarak, dış politika yapımcılarına ve kamuoyuna, küresel perspektifler sunmaktadır. İlk raporumuzun başlığı "Batı-Sonrası Dünyaya Doğru, Türk Dış Politikası" olmuştur. Hakikaten, dünya siyaseti ve ekonomisinde, Batı dışı unsurların ağırlığı, gittikçe artmaktadır ve aslında Sayın Dışişleri Bakanımızın, çok boyutlu dış politika kavramsallaştırması da, esasen bu gerçeğin idrakine varılmasının, isabetli bir neticesidir.

Bu yılki dış politika raporunda öne çıkardığımız husus ise, "Küresel ve Bölgesel Yeniden Yapılanma Sürecinde, Güçlü Dış Politika" olmuştur. Evet, hem bölgemiz, hem de bütün dünya, büyük bir hareketlenme içindedir. Bölgesel ve küresel fay hatları, adeta dans etmektedir. Bölgemizde bunun yansımasını; Arap Uyanışı, Suriye felaketi, Mısır darbesi ve diğer gelişmelerle görmekteyiz. Avrupa'nın içinde bulunduğu krizi de, aslında bir ölçüde, bu çerçevede değerlendirmek mümkündür.

Dünya'ya nizam vermeyi amaçlayan uluslararası kurumsal yapı çatırdamakta

Aynı şekilde, küresel siyaset ve ekonomide de, tarihi sayılabilecek gelişmeler vuku bulmaktadır. Dünya siyasetinin alacakaranlıkta olduğu bu ortamda, tarih, nadiren görülen bir hızla evrilmektedir. Dünya'ya nizam vermeyi amaçlayan uluslararası kurumsal yapı çatırdamakta, dış politika ve uluslararası siyaset çok daha çoğulcu ve karmaşık bir safhaya girmektedir. Böyle bir ortamın yansımalarını ve etkilerini, hemen, hem iç siyasette, hem de dış politikada görmeye, hissetmeye, şimdiden başladık.

Uluslararası arenana son derece sisli/puslu bir hüviyete sahip

Raporumuzda da belirttiğimiz gibi, "Türkiye'nin, içerideki toparlanma ve dışarıdaki doğru strateji ve politikalarla, 'yükselen devletler' arasında yer aldığı bir gerçekse de, diğer bir dış politika gerçeği de, uluslararası siyasetin her zamankinden çok daha karmaşık ve uluslararası arenanın son derece sisli/puslu bir hüviyete sahip olduğu" gerçeğidir.

Biz, böyle bir uluslararası arenada, güçlü dış politika ifadesinin vurgulanmasının, isabetli olduğunu düşünüyoruz. Şüphesiz, Türk Dış Politikası sağlam temellere oturmuştur. Şüphesiz, ülkelerin dış politikasında, zaman zaman zor günler yaşanabilir. Ancak asıl önemli olan, ülkenin genel istikameti ve gidişatıdır. Bir Sivil Toplum Kuruluşu olan MÜSİAD da, bu raporla birlikte, bu farkındalığı arttırmayı amaçlamıştır.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) düzenlediği 'Uluslararası Gelişmeler Işığında Türkiye-2014' konulu toplantıya Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu konuşmacı olarak katıldı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu MÜSİAD'da yaptığı konuşmada Türk ekonomisindeki istikrara değinirken, "Avrupa ekonomik krizdeyken Türkiye güç biriktirdi" dedi. Bakan Davutoğlu, Türkiye'nin ekonomik olarak ulaştığı başarıların Osmanlı'dan bu yana ilk kez yaşandığının altını çizdi. Davutoğlu'nun konuşmasında öne çıkanlar; İstikametimiz değişmez, özgüvenimiz sarsılmaz ise 50 yıl sonra bütün bu olaylar hatırlanmayacak. 1 yıl boyunca hiç bir eve şehit acısı düşmedi. 30 yıl sonra da bu böyle hatırlanacak. 14 Mayıs 2013'te IMF ile olan borçlar sıfırlandı. Bu Osmanlı'dan bu yana ilk defa yaşandı. Kardeşliğimizin pekişmesi ve dış borçların ödenmesi 30 yıl sonra da anılacak. Başı dik olmanın şartı borçlu olmamaktır. Türkiye Cumhuriyeti geleceğe yeni bir ufukla bakmaya başladı. Tanzimattan bu yana hiç bir 10 yıl yoktur ki son 10 yılda geliştiğinden daha fazla gelişmiş olsun.

Dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun dış ticaretimizin bu kadar geliştiği başka bir dönem yoktur. Avrupa ekonomik krizdeyken Türkiye güç biriktirdi. Bugün bizi krize sokmaya çalışanlar Türkiye'nin geldiği noktayı örtmeye çalışıyor' dedi.

İşte Ahmet Davutoğlu'nun o açıklamaları:

Tanzimat'tan bu yana, son on yıl gibi gelişmenin sağlandığı bir on yıl daha yoktur. Yüz yıl sonra bile tarihçiler bu dönemi, "Türkiye'nin toparlanma ve restorasyon dönemi" olarak yazacaktır. Menderes'i, Özal'ı, Erbakan'ı; restorasyonu tamamlayamadan durdurdular. Ama şimdi bunu yapamayacaklar.

Bünyamin Aygün dedi ki: Bir gün sizin "Bünyamin kardeşimizi takip ediyoruz" dediğinizi duydum ve kurtulacağıma inandım. Hangi ülkede hangi vatandaşımız mağdur olursa devlet olarak oradayız. Çünkü bizim için bir kişi 75 milyon, 75 milyon bir kişidir. Bana son on yılda içeride ve dışarıda yapılan her şeyi özetleyen bir ifade sorsanız, "Özgüven Devrimi" cevabını veririm.

Cumhuriyet mitingleri... kapatma davası... 27 Nisan... 17 Aralık... Bu çıkılan yürüyüşte kimse bizi yolumuzdan durduramaz. Restorasyonun devamı için güçlü demokrasinin tahkimi şarttır... Suriye Dışişleri Bakanı'na Brüksel'de "Evet, bizim kamplarda 8 bin 500 terörist doğdu" dedim. Muhalefet, hep "Kadro iyi ama hükümet onları dinlemiyor" der. Dış politikada bürokrasi doneleri hazırlar ama kararı biz veririz. Yürüttüğümüz siyaseti beğenmeyenler arka kapıdan değil, alternatif üretip milletin önüne koyarlar..

'Suriye Mülteci kampında yeni doğmuş 'Nur'u gördüm, eğer bu 'Nur'a sahip çıkmazsa bu milleti, Nur-u Muhammediyi nasıl görecek?. Suriye'ye yaptığımız yardımlar 2.5 milyar doları aştı.

Türkiye çok şükür artık çok büyük bir ülke. Suriye'ye eğer kapılarımızı açmasaydık bu tarihimizde kara bir leke olarak geçecekti.

1950'den sonraki gelen hükümetlere bakın her şey yapsınlar ama MİT ve Güvenlik konularına karışmasınlar. Makro - Ekonomi ve dış politika bunlara bazı elitistler karar verecek. Halkın seçtiği insanlar bunlara karışamaz!

Rahmetli Adnan Menderes'in şehadetine giden yolda Kıbrıs politikası olmuştur. Milletten aldığımız iradeyle biz 10 yıldır bu konularda tam yetkili olduk. Biz milletin bize verdiği iradeyi başkasına kullandırmayız. Bu hainlik olur.

Konuşmaların ardından MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, MÜSİAD tarafından hazırlanan "Küresel ve Bölgesel Yeniden Yapılanma Sürecinde, Güçlü Dış Politika" başlıklı araştırma raporunu Dışişler Bakanı Ahmet Davutoğlu'na takdim etti.